
Günebakan Sonatı
İstenmeyen kişi
LIAM
Şaşkınlık içinde uyandım.
Altımdaki kumaş hep oturduğum kanepemin derisiydi, ama önümdeki duvar benim evime ait olamazdı.
Oturmak için vücudumu kaldırmaya çalıştım ama hemen pişman oldum.
Lanet olsun.
~
Vücudumdaki tüm kan beynime fırlamış gibi hissettim.
Gözlerimi tekrar açınca etrafa yeniden baktım.
Bir mucize eseri, dün gece eve tek parça halinde dönebilmiştim.
Ama evim berbat haldeydi.
~
Bembeyaz oturma odası duvarım retinalarıma kanatacak kadar parlak bir şekilde boyanmış bir dizi şekil ve renkle kaplıydı.
Bunu yapmış olabilecek tek bir kişi vardı.
"FREYA!" diye avazım çıktığı kadar bağırdım ve o, bir anda yüzünde kendini beğenmiş bir gülümsemeyle karşımda beliriverdi.
"Duvarımı mahvetmişsin!"
"Bu gerçekten senin mahvetmekle ne kastettiğine bağlı. Şahsen ben, duvarını mahvettiğimi değil, güzelleştirdiğimi düşünüyorum."
Tıpkı senin benim hayatıma yaptığını düşündüğün gibi.
~
Duvarlar Luce'un yaramaz çocuklarından biri elinde bir kutu boya kalemiyle serbest bırakılmış gibi kaotik görünüyordu.
"Bu resmen özel mülkiyetin ihlali. Bunun için seni tutuklatabilirim,” diye bağırmaya başladım.
"Biz sanatçılar buna sanat diyoruz."
"Sanat mı? Bu daha çok ızdırap gibi bir şey!"
"Peki,” dedi ve bir an için gerçekten incinmiş olduğunu hissettim.
Tanıştığım çoğu kadının aksine, Freya kendisi hakkında ne düşündüğümü umursamıyor gibiydi.
Belki de göründüğünden daha fazla önemsiyordur...
~
Boyalı duvara doğru döndüm ve gerçekte ne çizmiş olduğunu anlamaya çalıştım.
Belki de yaşanan şokun ve renklerin canlılığı onu daha ne olduğunu anlamadan çok sert bir şekilde yargılamama neden olmuştu.
"İstersen üzerini boyayabilirim?" diye sordu ben çizimi incelerken. Düşününce Freya'nın çizimi aslında gerçekten... güzeldi.
"Evet,” dedim, gururumdan ödün vermeyerek. "Ama önce markete git,” dedim. "Açlıktan ölüyorum."
"Akşamdan kalma olduğundandır."
"Çok mu kötüydüm?" diye sordum, soruyu sorar sormaz pişman olarak.
Cevabı duymak isteyip istemediğimi bilmiyorum...
~
"Çok da iyi değildin doğrusu,” dedi. "Bu arada, Jenna kim?"
İsmi duyunca yüzümün düşmesini engelleyemedim.
Sorusu beni o kadar şaşırttı ki neredeyse aklımı kaybediyordum. "Jenna'yı nereden biliyorsun?"
"Uykunda onun adını sayıklayıp durdun. Çizim yaparken birkaç kez seni duydum."
"Bunun hakkında konuşmak istemiyorum, Freya,” dedim. "Sadece markete git. Ne alacağın umurumda değil."
Bir gece önceki ter ve kirden vücudumu arındırmak için yalnız kalıp duş almam gerekiyordu.
FREYA
Liam arka cebinden siyah bir kredi kartı çıkardı.
Bana uzattı, kart içindeki paranın çokluğuyla ağırlaşmıştı.
"Bu ne?" diye geri vererek sordum.
"Bu bir kredi kartı Freya. İnsanlar genellikle bunları bir şeyler satın almak için kullanırlar.”
"Yani, neden bana veriyorsun?"
"Sana paranın ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını anlatmam mı gerekecek?"
"Paranın ne olduğunu biliyorum. Sadece neden bana verdiğini anlamıyorum.”
"Geçen gece kardeşinin evinde olanlardan sonra paran olmadığını varsayıyorum. Ayrıca, alışverişi benim için yapıyorsun. Dolayısıyla benim paramı kullanman gerekiyor,” diyerek elini dağınık sarı saçlarında gezdirdi.
Kartı almayınca devam etti.
"Neden her şeye karşı çıkmak zorundasın? diye iç çekti, omuzları silkerek koltuğa oturdu.
"Her şey karşı çıkmıyorum,” diye homurdandım, kolumu bilinçli bir şekilde ovuşturdum. Gerçekten mutsuz görünüyordu, ve ben burada durmuş, onu daha da zor duruma sokuyordum.
Neredeyse kendimi suçlu hissedecektim.
"Al şunu.”
"Peki."
"Ve arabayı da al,” dedi, telefonunu çıkarıp bir şeyler yazdı. "Şoförüm Martin, 10 dakika sonra ön tarafta seni bekliyor olacak. Daryl ile birlikte."
"Daryl kim?"
"Korumam."
"Tanrım! Alt tarafı markete gidiyorum. Başıma bir şey geleceğini sanmıyorum."
"Senin ~başına gelmeyebilir ama kredi kartım için aynı şeyi söyleyemeyeceğim,” diye benimle dalga geçerek odasına yöneldi.
***
Başta Liam'ın kartını almakta isteksizdim ama reyonların arasında yürüdükçe kartın verdiği mutluluk içimi kaplamaya başladı.
Beni durdurabilecek tek şey alışveriş arabasının taşıma kapasitesiydi.
Yıllarca en ucuz ürünleri almaya çalıştıktan sonra, bu çok farklı bir heyecandı.
Markette saatler geçirmiş olmalıyım.
Ne istediysem aldım. Tek bir kutunun, paketin ya da şişenin bile fiyatına bakma zahmetine girmedim.
Alışveriş sonunda kasaya vardığımda, sıramı beklerken yüzümde yanaklarımı ağrıtacak kadar büyük bir gülümseme vardı.
Sonunda, bir marketten kartım reddedilmeden, başım dik ve göğsüm kabarık bir şekilde çıkabilecektim.
Tutarı ödemek için çantamın dibinde kalmış birkaç kuruşu bulmak için çaba sarfetmeyecek ve rezil olmayacaktım.
Tam aldıklarımı kasa bandına boşaltırken, mutlu ruh halimi anında yerle bir eden bir şey gördüm.
Bir magazin dergisi ve kapağında da Liam. Ve yanında da Liam’a samimi bir şekilde sarılmış çok güzel bir kadın.
Genelde magazin dergilerini ya da dedikodu sitelerini takip etmem ama bu kadının kim olduğunu çok iyi biliyordum.
Ne de olsa o, folk ve pop müzik arasında köprü görevi gören şarkıların sahibi dünyaca ünlü bir şarkıcıydı.
Jazelle Ericson.
~
Haberin başlığı şöyleydi: "Amerika'nın Favori Çifti!"
Ve sonra altında da şu yazıyordu: "Jaz-Am'in İlişki Çizelgesi."
Liam gerçekten Jazelle Ericson'la mı çıkıyordu?
~
"Dergiyi de alacak mısınız?" diyen kasiyerin sesiyle irkildim ve sabırsızlıkla bana baktığını gördüm.
"Evet,” diye mırıldandım ve dergiyi bantta bekleyen ürünlerin üzerine koydum.
"Banka mı, kredi kartı mı?"
"Kredi kartı,” dedim.
Kartı uzatırken, az önceki heyecanımdan eser yoktu. Tüm alışveriş boyunca bu anın hayalini kurmuştum ama şimdi hevesim kursağımda kalmıştı.
Aklım dergideki haberdeydi.
Elimde poşetlerle marketten çıktım, Martin hızlıca gelip poşetleri elimden aldı ve bagaja yerleştirdi. O sırada Daryl da arabanın kapısını benim için açtı.
Daryl ve Martin 40'lı yaşlarda, nazik adamlardı. Bana gösterdikleri ilgi ve özen kendimi kraliyet ailesinden biriymişim gibi hissettiriyordu.
Liam'ın dairesine dönerken, ön koltukla aramda duran bölmeyi kaldırdım ve çantamdan marketten aldığım dergiyi çıkardım. Haberi okuyup detayları öğrenmek için sabırsızlanıyordum.
Ön sayfayı açtım ve okumaya başladım.
Country Pop Prensesi Jazelle Ericson ve Rock İkonu Liam Henderson ilk kez üç ay önce popüler gece kulübü Vermillion Room'da el ele tutuşurken görülmüşlerdi.
~
Daha sonra bu yazın gişe rekorları kıran filmi "AI Love You"da yer alan hit şarkısı "Binary Boyfriend"i kaydettikleri stüdyonun önünde öpüşürken kameralara yakalandılar.
~
Görünüşe göre gözde çiftimiz için işler yolunda gidiyor. Cuma günü yapılan galaya kol kola geldiler.
Dergiyi kapattım.
Neden Jazelle'i Liam'ın dairesinde hiç görmedim?
~
Erkek arkadaşıyla aynı evde yaşadığımı duyunca ne düşünecek?
~
Pek mutlu olmayacağından emindim.
Jazelle Ericson'dan olabildiğince uzak durmam gerektiğini düşünürken elimde buruş buruş olmuş dergiyi çantama tıkıştırdım.
Ama Liam'ın evine girdiğimde sanki dergi kapağı canlanmış ve oturma odasının ortasında tekrar yaşanıyor gibiydi.
Jazelle üzerine ikinci bir deri gibi oturmuş dar elbisesi ve tüm güzelliğiyle Liam’ın oturma odasının ortasında duruyordu.
Yanında en az Jazelle kadar güzel bacakları olan kuzgun karası uzun saçlı bir kadın daha vardı.
İkisinin de yüzü Liam'a dönüktü.
Gözlerinden alevler çıkarak ona bakıyorlardı.
Tam hiçbir şey olmamış gibi ordan çıkmayı düşünürken market poşetlerinden biri elimde kaydı ve içindekilere yere saçıldı.
Aniden odadaki tüm gözler bana döndü.
Yüzüm, poşetten dökülen elmalar kadar kırmızıydı.
Liam usulca ayağa kalktı.
"Merhaba" dedi, buradan kaçmamı tavsiye eder bir ses tonuyla.
"Sen..." Jazelle alaycı bir şekilde başladı. "Kendine hemen başka bir kız mı buldun Liam?"
Liam, "Gidebilirsin,” dedi bana dönerek. Beni bu durumdan kurtarmak için umutsuz bir ricada bulunuyor gibiydi.
"Herkes lütfen sakin olsun,” dedi siyah saçlı kadın. Sonra bana dönerek, "Ben Lucinda, canım. Liam'ın menajeriyim."
Jazelle’in kibar tanışma konuşmalarıyla harcayacak vakti olmadığı çok açıktı.
"Benden ayrılmanın sebebi bu kız mı?" diye çığlık attı.
"Ben senden ayrılmıyorum." diye gözlerini devirdi Liam. "Çünkü biz seninle hiç birlikte olmadık. Anlaşmamız, filmin galası yapılana kadar birlikteymişiz gibi yapmamızdı. Ben de üzerime düşeni yaptım."
"Ama Liam," Lucinda araya girdi. "Halk ilişkinizi çok seviyor. Ve turunun Avrupa ayağı da başlamak üzere. Eğer devam ederseniz bu bilet satışları için harika olur -"
"Luce. Lütfen,” dedi, acı çektiği gözlerinden belliydi. "Bunu daha fazla yapamayacağım. Yapamam işte, anla beni."
"Bu akşam bir randevumuz var Liam!” dedi Jazelle yüksek sesle.
"Ve Jazelle Ericson kimse tarafından ekilemez,” diye devam etti. "Hele ki böyle bir kız için ~asla." Bana dönüp parmağını sallayarak adeta beni tehdit etti.
Sonra bana doğru yürüdü, ta ki burnumuz neredeyse birbirine değene kadar.
"Neden bana kim olduğunu ve erkek arkadaşımla ne yaptığını söylemiyorsun, küçük kız?"
"Bana cevap ver, sürtük!” diye bağırdı.
10 santimlik topuklu ayakkabılarıyla üstümde hakimiyet kurarken her bağırışında biraz daha küçüldüğümü hissedebiliyordum.
Beni gördüğünde mutlu olmayacağını biliyordum ama bu kadar sertbir tepki vereceğini de hayal etmemiştim.
Continue to the next chapter of Günebakan Sonatı