Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Alfa ve Aurora Kitap 3

Alfa ve Aurora Kitap 3

Yazar
Delta Winters
Okur
16.7K
Bölüm
30
Yazar
Delta Winters
Okur
16.7K
Bölüm
30
🐺Paranormal🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler💪🏻Muhafız🎭Dram🧙‍♂️Paranormal & Fantastik💪🏻Alfa Erkekler

Kızıl Ay Sürüsü'nün Luna'sı Aurora, düşmanlık ve yalnızlıkla boğuşurken sürüsünü bir araya getirmeye çalışıyor. Kocası, Alfa Everett de sürü içindeki gerilimlerin ağırlığını aynı şekilde omuzlarında taşıyor. Soluklanmak için New York'a kaçsalar da bu mola uzun sürmüyor; döndüklerinde onları kargaşa içindeki bir sürü karşılıyor. Aurora'nın bilgi arayışı onu Lupus Üniversitesi'ne götürür; burada karanlık sırlarla yüzleşir ve başıboş kurtların tehdidiyle karşı karşıya kalır. Gerilim tırmanırken Aurora ve Everett, sürülerini ve aşklarını korumak için kadim güçlerle ve içerideki ihanetlerle hesaplaşmak zorundadır.

Mola

Üçüncü Kitap

Aurora ve Everett, birbirinden ayrı yaşayan Kızıl Ay ve Kanlı Gölge sürülerini birleştirmek için mücadele eder. Onları bir araya getirmeyi başarmak için gücünün sınırlarını öğrenmesi gerektiğini hisseden Aurora, eğitimine Lupus Üniversitesi'nde devam etmeye karar verir. Orada, güçlerini tam potansiyeline ulaştırarak nasıl kullanacağını öğretmeye kararlı gizemli bir Profesörle tanışır...

RORY

Perdedeki aralıktan gözüme vuran sabahın güneş ışıkları beni alarmımdan bir saat önce uyandırmıştı.
Yatakta döndüm. Everett çoktan gitmişti.
Alfa görevleri onu çağırıyordu... ~
İç çekerek, dikkatlice yere bastım ve güne hazırlanmak için giyinme odasına geçtim.
Uzun geçecek yeni bir luna gününden önce rahat bir sabah geçirmeyi umuyordum.
Ama dürüst olmak gerekirse... Eşleşme törenimizden üç ay geçmişti ve bu üç ay hiçbir şekilde kolay olmamıştı.
Kızıl Ay Sürüsü'nün eski üyeleri, Everett eski alfaları Stefan'ı öldürdükten sonra liderlik değişikliğine tamamen direnmişti.
Everett, eski Kızıl Ay Sürüsü'nün katı ve inatçı kurdu Robert ile anlaşmalar yapıp tavizler vermeye çalışarak günlerini ofisinde geçiriyordu.
Ve bana gelince... Günlerimi çocukken bana acımasızca işkence eden kurt adamlarla yeni bir sayfa açmaya çalışarak geçiriyordum.
Kimse bana Luna Aurora Langdon gibi davranmıyordu.
Ne yaparsam yapayım, beni hâlâ dışlanmış, sakar Rory Matthews olarak görüyorlardı.
Bir tişört ve kot pantolon giydikten sonra odamızdan çıktım ve kahvaltı için yemek salonuna doğru yürümeye başladım.
Yanından geçtiğim herkese gülümseyip selam veriyordum ve onlar da bana karşılık veriyordu. Ama ne yazık ki, bu basit formalite içimde hissettiğim yalnızlığı hafifletmek için pek bir işe yaramıyordu.
Freya iki hafta önce üniversiteye gitmişti ve Everett, annem, Ophelia ve Ace dışında bu sürüde çok fazla gerçek arkadaşım varmış gibi hissetmiyordum.
Ama... Her yeni gün denemek ve bir şeyler yapmak için bize yeni bir şans sunuyordu. ~
Ya da en azından annem öyle söylemişti... ~
Yemek odasına geldiğimde bir tabak kaptım. Tabağımı omlet ve birkaç parça sosisle doldurduktan sonra nereye oturacağımı bulmaya çalışarak etrafa bakındım. İşte günlük mücadelem başlamıştı.
Bir masada beş Kızıl Ay kızından oluşan bir grup oturuyordu. Baş köşede oturan bu küçük grubun lunası Mia'ydı.
Muhtemelen başkası hakkında heyecanlı bir şekilde komik bir hikaye anlatıyordu ve bütün kızlar dikkatle onu dinliyordu.
Mia'yı çok iyi tanırdım.
Aslında Victoria'yla çok iyi arkadaştı ve ikisi de bana her fırsatta işkence ederlerdi.
Victoria öldüğüne için aramızın düzeleceğini düşünmüştüm... Ama aslında, bu kızlar Victoria'dan çok daha da kötüydü.
Mia, arkadaşının öldürülmesinde parmağım olduğunu düşünüyordu. Ve bunun acısını tüm hayatı boyunca benden çıkarmaya kararlıydı.
Ama bugün kendimi daha cesur hissediyordum. Masalarının diğer ucunda boş bir sandalye vardı.
Derin bir nefes alarak sandalyeye doğru yürüdüm ve kendimden emin bir şekilde tabağımı masaya koydum.
Sandalyeye oturur oturmaz Mia konuşmayı bırakmıştı, masada oturan kızlar bana döndü.
"Merhaba hanımlar," dedim, rahat bir şekilde konuşmaya çalışarak. "Nasılsınız?"
Mia sarkık dudaklarını büzüp kızıl saçlarını omzunun arkasına attı.
"Aslında biz de tam kalkıyorduk. Acelemiz var."
Masaya baktım, hepsinin önündeki tabaklar doluydu. Benden birkaç dakika önce gelmiş olmalıydılar.
Ama elbette, ben geldiğim için gitmekte acele ediyorlardı. Bu ilk kez olmuyordu.
"Nereye gidiyorsunuz?" dedim yüzümdeki acıyı belli etmemeye çalışarak.
Mia böyle bir soru sorduğum için aptalmışım gibi bana sırıttı.
"L.Ü. oryantasyon gününe," dedi.
"L.Ü.?" diye sordum, kafam karışmıştı.
"Lupus Üniversitesi. Kuzeydoğudaki en iyi üniversite. Ama tabii ki bunu bilemezsin. Sadece kurt adamlar için..."
"Herkesi içeriye alan bu sürünün aksine," diye araya girdi yanındaki kızlardan biri.
Mia, arkadaşının acımasız şakasına kıkırdadıktan sonra masadan kalkıp gözden kayboldu, kızların hepsi de peşinden onu takip etti.
Yine tek başıma yemeye mahkûm, kederli bir şekilde yemeğime baktım.
Ama neyse ki, birkaç dakika sonra annem gelmişti.
Yanımdaki sandalyeye oturdu ve kollarını omuzlarıma doladı.
"Günaydın, tatlım," dedi esneyerek.
"Onlara daha ne kadar iyi davranabilirimbilmiyorum.~ Az önce ne olduğunu gördün mü?"
"O kızlar çok edepsiz," dedi annem.
"Resmi olarak luna olduğumdan bu yana üç ay geçti ve onlara bana bir cümleden fazlasını söyletmeyi bile başaramadım," dedim.
Annem anlayışla başını salladı.
"Ve sadece onlar da değil," diye ekledim. "Biz ne yaparsak yapalım, Kızıl Ay sürüsündekiler kendilerini geri çekiyor."
"Denemeye devam et Rory," dedi annem. "Yakında yola gelecekler. Bundan eminim."
Ben bundan pek de emin değildim... ~
Gece gündüz sürüler arasındaki bölünmeyi düşünüyordum.
Ruhlar alemine en son gittiğimde, biyolojik annem büyük bir tehlikenin yaklaşmakta olduğunu söylemiş ve sürüleri birleştirmem gerektiği konusunda beni uyarmıştı.
Böyle giderse bana verdiği görevde asla başarılı olamayacakmışım gibi görünüyordu.
Benimle kahvaltı etmelerini bile sağlayamazken... Zamanı geldiğinde yanımda savaşmalarını nasıl sağlayacaktım?
Benden nefret etmeyen gerçek bir arkadaşla konuşmak için çaresizce cebimden telefonumu çıkardım.
Freya üniversitenin ilk birkaç haftasında o kadar yoğundu ki neler olup bittiğini öğrenememiştim.
Rory
Hey kızım...
Rory
Bana her şeyi anlat!!!
Freya
Ah, TANRIM.
Freya
Üniversite harika.
Freya
Kendimi hiç bu kadar özgür hissetmemiştim. 🦋🦋🦋
Rory
Bu harika.
Rory
Keşke ben de aynı şekilde hissedebilseydim.
Freya
Luna hayatı çok mu kötü?
Rory
Herkes benden nefret ediyor. 😟
Freya
Hayır.
Freya
Everett seni seviyor. 💖
Freya
Ve ben de seni seviyorum, önemli olan da bu.
Freya
Beni ziyarete gelmelisin!!!!
Rory
Keşke gelebilsem!!!
Rory
Belki bir gün...
Her ne kadar New York'a uçup Freya'yı bir hafta sonu ziyaret etmek istesem de, sürüyü öylece bırakamazdım...
Sürünün içindeki bölünme tehditlerini ortadan kaldırmak için yapılması gereken bir sürü iş varken olmazdı.
***

EVERETT

Bugün de Kızıl Ay Sürüsü'nün eski betası Robert ile gergin bir toplantı yapıyorduk.
Sürüm Kızıl Ay Sürüsü'nü devraldığında Robert'ın unvanı elinden alınmıştı. Ve Robert bu durumdan pek de memnun değildi.
Ceza olarak hayatımı cehenneme çevirmeye kararlı görünüyordu.
"Sürünün çıkarlarını düşünüyorum," dedim milyonuncu kez.
"Dedikleriniz doğruysa Sürü Savaşçılarınızı kampımıza göndererek bizi sürekli denetlemenize gerek yok."
"Sürü Savaşları sizi denetlemek için değil, sizi korumak için oradalar."
"Kızıl Ay Sürüsü yüzyıllardır kendini koruyor. Sana senin savaşçılarının bizi korumasına ihtiyacımız olduğunu düşündüren şey nedir?" diye sordu.
"Bu bölgedeki Haydutların sayısında artış söz konusu," dedim. "Savaşçılarım onlarla başa çıkmak için eğitildi. Bunu kabul etmelisin."
"Hayır, Alfa" dedi Robert. "Pençelerini bizim işimizden çekmen gerekiyor. Üç aydır buralarda bir haydutun bile kokusunu almadım. Bunun nasıl aniden değiştiğini anlamıyorum. Savaşçılarını kampımızdan gönder, yoksa onları zorla dışarıya çıkarırız."
Bunun üzerine Robert oturduğu yerden kalkarak arkasını döndü ve ofisimden fırlayarak çıktı.
Bu adam son sözü söylemekten başka hiçbir şeyi sevmiyordu.
Kaos kafamın içinde hırladı.
Bana itaatsizlik ettiği için kurdumun, Robert'ın kalbini göğsünden söküp atmak istediğini biliyordum.
Ama Robert Kızıl Ay Sürüsü'nün sevilen bir üyesiydi. Eğer ona bir şey olursa, Kızıl Ay ve Kanlı Gölge arasındaki bölünme daha da artardı.
Başımı ellerimin arasına aldım.
Tanrıçam... ~
Alfa olarak göz göze gelmeyi bile reddeden iki sürüyü kontrol etmek iki katı daha zordu.
Aurora ve ben aylardır bir gün bile tatil yapmamıştık. Tüm bu stresin onu etkilediğini biliyordum. Ve aynı şeyin benim için de geçerli olduğunu inkar edemezdim.
Somurtarak yatak odamıza girdiğimde lunam yatağın üzerinde kıvrılmış yatıyordu.
Yatağa doğru yürüyüp yanına oturdum.
"Ne oldu?" diye sordum saçlarını nazikçe okşayarak.
Ama cevabı zaten biliyormuşum gibi hissediyordum...
"Umutsuz vakayım," dedi. "Kızıl Ay Sürüsü beni asla kabul etmeyecek."
"Anlat bana..." dedim.
"Bıktım artık. Freya da gitti, New York'ta hayatının en güzel anlarını yaşıyor. Burada kalan tek arkadaşım senmişsin gibi hissediyorum."
Aurora'nın buğulu gözlerine bakarken içimde bir suçluluk duygusu hissetmeden edemedim.
Eğer aramızda eşleşme bağı olmasaydı Aurora da üniversiteye gidip hayallerinin peşinden koşacaktı.
Ama onun yerine buraya tıkılmış, sürü sorunlarının yükünü benimle paylaşıyordu.
Birden aklıma bir fikir geldi. Daha üzerinde düşünme fırsatı bile bulamadan ağzımdan kaçırdım.
"Biraz ara vermelisin," dedim. "Onu ziyaret etmelisin."
"Peki ya sürü? Öylece gidemem."
"Sürü iki günlüğüne kendi başının çaresine bakabilir. İlk önce kendini düşünmelisin Aurora."
"Peki ya sen?" diye sordu, gözleri parlıyordu. "Sen de bir molayı hak ediyorsun."
"Haklısın," dedim kendimi şaşırtarak. "İkimiz de gitmeliyiz. Hiç yapamadığımız balayı gibi olacak."
"Gerçekten mi?" diye sordu Aurora heyecanla. "Bunu gerçekten yapabilir miyiz?"
"Biz alfa ve lunayız, ne istersek yapabiliriz!"
"Vay canına!" diye çığlık attı Aurora. "Freya'ya mesaj atacağım! New York'a gidiyoruz!"
Kafamın içindeki Kaos daha da gürültülü bir şekilde hırlamaya başlamıştı.
Kurdum şehirden nefret ederdi. ~
Yaya geçitlerini ve gökdelenlerin aksine yemyeşil ormanları ve uzun ağaçları seviyordu.
Tanrıça biliyor, bunun için pişman olabilirdim...
Ama Aurora'nın yüzündeki ifade ve kollarını bana dolayıp heyecanla beni öpmesi her şeye değerdi.

Discover Galatea

Sana Kandım Kitap 2Kaderin CilvesiDenek 2. KitapKomşuluk İlişkileri Serisi 3. Kitap: SevgiyleYolun Sonu

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Beğendiklerimden

by Hygge

28 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

1.

by ina

17 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

359 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

English

by Asliiturkiye

357 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

💅🏻

by Aze

24 kitap

The Best📚

by emlcrk

69 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

Efsane

by Erkenci_sincap

19 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

177 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

Alfa serisi

by yasemin175

21 kitap