Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Aşk Antrenmanı

Aşk Antrenmanı

Yazar
Jane Anne
Okur
2,7M
Bölüm
46
Yazar
Jane Anne
Okur
2,7M
Bölüm
46
🏈Spor Hikâyeleri🏃🏿‍♂️Sporcular🤨Sahte Sevgililik🎭Dram👩🏽‍🎓Öğrenci🏙️Çağdaş💕Romantik

Kate’in önünde sadece iki hafta var ve bu iki haftada kendini tam bir hokey tutkunu gibi göstermek zorunda. Ama işler daha şimdiden buz üzerinde kayganlaşmaya başlamış durumda. Yıldız oyuncu Grady’ye duyduğu masum crush, bir anda kocaman bir yalana dönüştüğünde Kate çareyi Grady’nin rakibi, huysuz ama dayanılmaz Carver Reed’e başvurmakta bulur.

Anlaşmaları basit: Sahte bir ilişki. Onun imajını kurtaracak, Kate de oyunun kurallarını öğrenecek. Kolay, değil mi?

Pek sayılmaz.

Gece antrenmanları, laf sokmalı atışmalar ve “yanlışlıkla” fazla uzun süren dokunuşlar devreye girince, sahteyle gerçek arasındaki çizgi hızla bulanır. Sırlar, kıvılcımlar ve güç oyunları havada uçuşurken Kate yakında fark edecektir ki hokeyin en zor kısmı buz değil… kalbini kontrol etmektir.

Buz Pistiyle Tanışma

Cumartesi gecesi ders çalışmam gerekirken kendimi çok sert bir sandalyede, donarak ve kafam karmakarışık halde buldum. Altımda hızlı, sert ve nefes kesici bir buz hokeyi maçı oynanıyordu.
Gürültülü bir kalabalık vardı. Buzun ve terli ekipmanların keskin kokusu havaya sinmişti. Tezahüratlar, dalgalanan bayraklar ve patenlerin buz üzerinde çıkardığı o keskin, tırmalayıcı ses… Duyularım için daha şimdiden fazlasıyla yoğundu.
Her şey düşündüğümden çok daha fazlaydı. Sadece arenanın büyüklüğü değildi. Binlerce insanı içine alıyor, hatta heyecanlarıyla üzerime doğru çöküyormuş gibi hissettiriyordu. Oyuncuların hızı da aynı derecede baş döndürücüydü.
Etrafımdaki insanlar durmadan skoru, buzda kimin olduğunu ve kimin en iyi kaydığını tartışıyordu.
Bu uğultu, zaten korktuğum ve içten içe bildiğim şeyi daha da netleştiriyordu.
Sıçmıştım.
“Şimdi ne yapıyorlar?” diye sordum yanımdaki kardeşime. Kanın akışını hızlandırmak için bir kez daha yerimde kıpırdandım. Bir şeyleri anlayabilseydim gergin omuzlarımı gevşetebilirdim belki.
“Kayıyorlar?” dedi Nolan, omuzlarını silkerek.
Görünüşe göre onun da buz hokeyi hakkındaki bilgisi benimki kadardı. Yani hiçbir şey bilmiyordu.
“Gerçekten iyi kayıyorlar,” diye ekledi, tam da oyunculardan biri paka vurup yanlışlıkla başka bir takım arkadaşının patenlerine çarptığı anda.
En azından vurup durdukları o küçük siyah şeye pak dendiğini öğrenmiştim. Son uzun tuvalet molam sırasında, heyecanla kıkırdayan kızların bundan bahsettiğini duymuştum.
“Üşüyorum,” diye mızmızlandım.
“Sana kazak getirmeni söylemiştim.”
“Üzerindeki elli katmanla çok konuşma. Bu kadar soğuk olacağını nereden bilebilirdim?”
“Buz hokeyine geldik Kathryn.”
Yine iç çektim. “Şimdi ne yapıyorlar?”
Sabrını sınadığım ve zorla yanımda sürüklediğim erkek kardeşim Nolan gözlerini devirdi. “Bildiğimi sanmıyorum. Bağırıyorlar. Terliyorlar. Ve o üniforma denen şeylerin içinde çok seksi ve erkeksi görünüyorlar.”
“Hey,” diye uyardım, sesindeki ilgili tonu fark ederek. “Takımla flört yok. Buraya sadece öğrenmek için geldik. Takılmak için değil.”
“İkisini de yapabiliriz.” Nolan, buzun her yerinde kolayca seçilen, uzun ve fazlasıyla kaslı oyuncuya uzun uzun baktı. Bu benim de bütün gece gözlerimi alamadığım oyuncuydu.
Formunun arkasında Reed yazıyordu.
“Çok tatlı,” diye ekledi Nolan. Sesi artık masum bir meraktan açık bir ilgiye dönüşmüştü. “Onun tarafından tackle edilmeyi istemezdim.”
“Bu oyunda tackle yapıldığını sanmıyorum,” dedim, hiç emin olmayan bir sesle. Hâlâ bu oyunun neyle ilgili olduğu konusunda gerçekten hiçbir fikrim yoktu. Bildiğim tek şey, uzman olmam için sadece iki haftam olduğuydu.
Evet, aynen. Sanki bu olacaktı.
“Her sporda tackle vardır,” diye itiraz etti Nolan. “Ten tene temas yoksa kim neden izlesin ki?”
“Bu bir oyun, Nolan. Porno değil. Hem gerçekten tackle yapamazlar, değil mi? Kendilerini paramparça keserler.”
“Saçmalıyoruz,” dedi Nolan, bu kez sinirlenerek. “Bununla ilgili bir kitap okuyabilirdin. Ya da bir film izleyebilirdin. Cumartesi gecesi burada oturup bu takımın bir kez daha dayak yemesini izlemekten kesinlikle daha eğlenceli olurdu.”
“Dayak mı yiyorlar?”
“Sanırım. Seksi olan sopasını yere fırlattı. Bayağı bağırıyor.”
Maçın ortasında iki takım arasında patlak veren tartışmaya dikkat kesildim. Hakem düdüğünü çalarken kalabalık yuhalamaya başlamıştı. Ardından bayat patlamış mısırlar buzun üzerine yağdı.
Reed gerçekten de hokey sopasını buza fırlatmış, başka bir oyuncunun yüzüne doğru giriyordu. O da seksiydi ama Reed’den daha sert, daha kaba görünüyordu. Formasının üzerinde Connor yazıyordu.
“Berbat olabilirler ama gerçekler,” diyerek öğrenme tarzımı savundum. “Bunu bir kitaptan ya da filmden alamam. Bu canlı. Bu...” Reed isimli oyuncu aniden kaskını çıkarıp sinirle buzun üzerinde kaymaya başladığında sözüm yarıda kesildi.
Yedek kulübesine alınırken öfkesiyle uyumlu açık kahverengi vahşi saçları vahşi bir yele gibi savruluyordu. Nedense bu görüntü düşüncelerimin raydan çıkmasına yetmişti.
Tanrım, adam gerçekten bir başkaydı. Koltuğumda kıpırdanmamak için kendimi tuttum.
Nolan omzuma bir tokat attı. “Kathryn. Nefes al.”
Ağzımı şak diye kapattım. “Bu spor,” diye bitirdim önce yarım kalan cümlemi.
“Bir şey olduğu kesin,” diye homurdandı Nolan. “Bari evin yakınlarında kalıp kendi takımımızı izleseydik. Northridge berbat olabilir ama en azından sadık olmaya çalışmamız gerekmez mi? Herkesin nefret ettiği rakip üniversite takımına hiçbir borcumuz yok.”
“Bunu yapamayacağımı biliyorsun. Grady'ye onun en büyük hayranı olduğumu, buz hokeyi hakkında her şeyi bildiğimi söyledim. Bunu yeni bir yerde, onun sahasından uzakta öğrenmem gerekiyor. Onun takımından özellikle uzak durmam lazım.”
“Bir erkeği etkilemek için biraz fazla ileri gidiyorsun Kathryn.”
“Grady iki yıl sonra sonunda beni fark etti. Bu şansı kaçırmayacağım.”
“Ders notlarını göstermen için seninle kahve içmek istedi. Bunun fark etmek sayıldığını pek sanmıyorum.”
“Sayılır.”
Nolan’ın sesi yumuşamadı. “Büyük bir aşka kapılacaksan herhangi birini seçebilirdin. Hokeyle hiç ilgin yokken neden bir hokey oyuncusunu seçtin?”
“Onun buz hokeyi oynadığını bilmiyordum. O zamana kadar hep kütüphanede birlikte ders çalışıyorduk. Sonra geçen hafta karşıma bir anda üniformasıyla çıktı. Ben de kendimi tutamayıp abarta abarta üniformasını övmeye başladım.”
“Bu çok aptalcaydı.”
Nolan’ın bu tespitine homurdanarak karşılık verdim. “Tabii ki öyleydi. Ama artık geri adım atamam. Grady iki hafta sonra aile tatilinden döndüğünde, bu spor hakkında... Hani şu… Lanet olsun. Baş oyuncuya ne deniyordu?”
“Başkan,” dedi Nolan büyük bir özgüvenle.
Kulağa asla doğru gelmediğini bilsem de itiraz etmedim.
Tam o sırada bir zil çalınca sustum. İnsanlar yiyecek stantlarına ve tuvaletlere doğru akın etmeye başladı. Ortalık bir anda hareketlendi.
“Sanırım bu devre arası?” dedim. “Bu oyunda da devre arası oluyor mu, yoksa o sadece futbolda mı vardı?”
“İkisinde de var,” dedi Nolan aynı güvenle. “Kesinlikle.”
“Hiçbir fikrin yok, değil mi?”
“Senin var mı sanki?”
Skorborda bakıp bir anlam çıkarmaya çalıştım. Ama faydası yoktu.
Çok fena sıçmıştım.
“Bir şeyler içmem lazım,” dedi Nolan. Ayağa kalkıp bana dik dik baktı. “Beni buralara kadar sürüklediğine göre parasını da sen ödeyeceksin, değil mi?”
Gözlerimi kırpıştırdım. “Evet. Tabii ki. Hadi gidelim.”
Kalabalığın arasından ite kaka ilerlerken yüzümün hâlinden ne kadar çöktüğümü fark edip sırtıma vurdu.
“Surat asma. Şu terli, hırçın çocuklardan biri sana acır da seni kendine proje yapar belki. Oyunu da sana özel bir hocayla, en yakından öğrenirsin.”
“Yok, kalsın,” derken ürperdim. “Hırçınlıktan hoşlanmam. Küfürden hiç hoşlanmam. Bir şeye sopayla vurunca kendini bulunmaz Hint kumaşı sanan adamlardan da öyle.”
Yiyecek içecek kuyruğuna girerken Nolan kahkahayı patlattı. “O zaman önümüzdeki iki hafta kafayı takmak için hem yanlış sporu hem de yanlış adamı seçtin, küçük kız kardeşim.”

Discover Galatea

Bizi Tanımlayan ŞeyAl NadahaAlfa'nın AnlaşmasıEjderha TasmasıAlfa Kral'ın Kaderi

En Yeni Yayınlar

Yaz Ayı 1. Kitap: Alfanın EşiKana ve Kadere BağlıKızışan ArzularSınırı GeçmekEvet, Bay Knight. Kitap 4: İkinci Bölüm

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

İyiydi

by Elf

63 kitap

Efsane

by Erkenci_sincap

19 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

47 kitap

Beğendiklerim

by Nesil

29 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

177 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

352 kitap

Okudum

by urbeknt

289 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

398 kitap

Zıt kutuplar 3

by sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Alfa serisi

by yasemin175

23 kitap

Iyilik A.Ş

by Kynta

10 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

65 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

D.- Devam ettiklerim

by Hygge

21 kitap