
Charlotte ve Yedi Kardeş
Yazar
Jessica Carter
Okur
7,4M
Bölüm
69
1. Bölüm
CHARLOTTE
“Çok üzgünüm hanımefendi,” dedi okulun yöneticisi beşinci defa. Alt dudağımı ısırarak seçeneklerimi tartmaya çalıştım.
Ya okulun sunduğu teklifi kabul edecektim ya da aile evimde kalıp okula üç saatlik yol çekecektim. Dirseklerimi masaya dayayıp öne eğilerek beni kimsenin duyamayacağı kadar alçak sesle sordum.
“Yani önümüzdeki dönem erkek öğrenci yurdunda mı kalmam gerekecek?”
“Evet ama boşalan bir oda olursa sizi hemen oraya sevk ederiz. Şimdilik elimden gelen bu.”
“Peki. Anlaştık,” diye mırıldandım.
Okul yöneticisi imzalamam gereken belgeleri hazırlamaya koyuldu. Yirmi dakika sonra bir elimde erkek öğrenci yurdunun anahtarı, diğerinde de bavulum vardı.
Kampüste yürürken herkesin eşyalarını yurtlarına taşırken ne kadar mutlu olduğunu görünce içim biraz burkuldu.
İlerleyip bir dönem, belki daha kısa süre boyunca hapishanem olacak yeni evime baktım. Üniversitedeki son yılımın ilk yılım kadar iyi geçmesini umuyordum.
Bunu muhtemelen anca rüyamda görürdüm.
Bavulumu merdivenlerden çıkarıp derin bir nefes aldıktan sonra kapıyı açtım. Oturma odası olduğunu tahmin ettiğim yerden gelen konuşmaları duyunca o tarafa ilerledim.
Yedi erkek oturmuş, yılın ilk partisinin ne kadar harika olacağından bahsediyordu. Boğazımı temizlediğimde hepsi dönüp bana bakınca oda sessizliğe gömüldü.
Sakin ol, Charlotte. Onlar sadece erkek. “Selam, ben Charlotte,” diyerek el salladım.
“Parti akşama güzelim,” dedi koltukta oturanlardan biri. Ona ters bir bakış attım. Burada olmaktan daha çok nefret ettiğim bir şey varsa, o da erkeklerin bana obje muamelesi yapmasıydı.
“Parti için gelmedim, ben yeni yurt arkadaşınızım. Önden haberinin verilmiş olması lazım.”
Yapmacık bir gülümsemeyle etrafa bakındım. Odadakiler bana değilse de duruma tepki göstermeyi geciktirmedi. Birbirlerini suçlamaya ve bağırıp çağırmaya başladılar.
Yüksek sesli bir ıslıkla hepsi çenesini kapattı. Ayakta dikilen siyah saçlı çocuğa odaklandılar. Siyah saçlı da sarışın ve kaslı olana bakarak konuştu.
Böylelikle burada kimin borusunun öttüğünü anlamış oldum.
“Bunu halledeceğim,” dedi, yanıma gelip bana elini uzatarak. Neyi halledeceğini bilmiyordum. Ben zaten bunu yapmaya çalışmıştım ama isterse o da şansını deneyebilirdi.
“Ben Darren Reed. Kim olduğumu biliyorsundur.” Arkasındaki diğer çocuklara baktı. “Hatta hepimizi tanıyorsundur.”
Evet, onları kampüste görmüş, amigo kızların etrafında pervane olduğuna şahitlik etmiştim. Yine de onlarla ilgili futbol oynadıkları dışında bir bilgim yoktu.
Ben gastronomi okuyordum. Derste değilsem ya da ödev yapmıyorsam, mutlaka okul mutfağında ya da evimde yemek yapıyor, yeni tarifler deniyor olurdum.
“Maalesef, tanımıyorum,” diyerek elimi indirdim. Onları gerçekten tanımıyordum.
Çocuklar aldıkları cevabı beklemiyormuş gibi kaşlarını çattı. Okuldaki tüm kızlar onları tanıyor olmalıydı. Kızların çoğu bu yedilinin içinden biriyle muhtemelen takılmıştı.
Darren hiçbir kızdan böyle bir cevap alamayacağını bildiği için bana ilgiyle baktı.
“Odamı gösterebilir misin? Yerleşmek istiyorum,” dedim, bana bakışından rahatsız olarak. Bakışlarından bana bela olabileceğini anlıyordum. Ve bela istemiyordum.
“Bir karışıklık olmalı. Bize Charley adında bir öğrencinin geleceği söylendi. Burası erkek yurdu olduğu için, gelecek öğrencinin doğal olarak erkek olacağını düşündük.”
“Burada bir kızın kalmak isteyeceği aklımızın ucundan geçmemişti.” Darren açıklamamı bekleyerek kaşlarını kaldırsa da açıklayacak bir şey yoktu.
“2016 yılındayız. Bu önyargılarınızı aşın. Adım Charlotte, bu yüzden kısaltması da Charley,” dedim, saçlarımı kulağımın arkasına alarak. “Şimdi, zahmet olmazsa bana odamı gösterebilir misin?”
Darren’ın gözleri şaşkınlıkla büyüse de renk vermeden boğazını temizleyip odaya döndü. “Önce çocuklarla tanış, sonra sana odanı göstereceğim ve seni rahat bırakacağız.”
Darren omzunun üzerinden bana baktı. Başımı sallayıp bavulumu arkamda bırakarak oturma odasına ilerledim. Çocukların birbirlerine hızlıca başlarını salladığını gördüm.
“Adım Everett Sawyer güzellik. İşletme okuyorum ve futbol oyuncusuyum.” Kendini tanıttıktan sonra telefonunu çıkarıp mesaj yazmaya başladı.
Dikkatini bana vermesi için telefonunun ekranına dokundum.
“Ne oluyor be?” dedi, başını kaldırıp bana bakarak.
“Bana Charley ya da Charlotte diyebilirsin. ‘Güzellik’ hem uygunsuz hem de son derece cinsiyetçi. Gözü dönmüş bir feminist değilim ama göz yumamayacağım şeyler vardır ve bu tür lakaplar da bunların arasında yer alır.”
“Onu sevdim,” dedi yanındaki çocuk. “Ben Tristan Beckett, ben de ikiz kardeşim gibi işletme okuyorum,” diyerek soluna baktı. Sahiden de tıpatıp aynılardı.
“Vincent,” dedi onun ikizi başını sallayarak. Sessiz kardeş o olmalıydı. “Biz de futbol oyuncusuyuz. Mevkilerimizi söylerdim ama bilmiyorsundur diye düşünüyorum.” Tristan omuz silkti.
“Ve burada, solunda da…” Darren oturma odasının diğer tarafını işaret etti. Son üç çocuk oturmuş, benimle ilgilenmiyormuş ya da genel olarak sıkılmış gibi görünüyordu.
O tarafa yürürken aralarından en kaslı olanı ayağa kalkıp elini uzattı. Onunla tokalaştım.
“Ben Chase Tucker, takımın oyun kurucusu ve bu evin lideriyim. Buradaki kurallara uymanı istiyorum.”
“Martha’yla bizzat konuştum. Bu yüzden bu karışıklık benim hatam. Cinsiyetini sormalıydım.”
“Ama burada olduğuna göre artık bunun önemi yok. Yanımdakiler sağ kollarım Miguel Jackson ile Austin Kramer. Hepimiz işletme okuyoruz ve futbol takımındayız. Darren sana odanı gösterecek.”
Elimi bırakıp ellerini birbirine vurdu. “Gidelim beyler.” Çocuklar ayağa kalkıp evden çıktı.
“Beş dakikan var,” dedi Chase, Darren'a evden çıkmadan önce.
“Her zaman böyle midir?” diye sordum, merdivenlerden çıkarken. Darren hiçbir şey söylemeden homurdandı. Beni tanımadığı için böyle tepki vermesi normaldi.
“Odan burası. Banyo şu kapıdan. Kullanmadan önce mutlaka kapıyı tıklat.”
“Neden?” Kapıyı açtım. Sıradan bir banyoydu.
“Evdeki tek boş oda burasıydı ve banyoyu Chase’le paylaşman gerekecek.”
“Ne? Başka bir banyo kullanamaz mıyım? Banyoyu kullanması gerektiğinde odama girmesini istemiyorum.” Ona gözlerimi belerterek baktım.
“Ne? Hayır, girmeyecek. Karşıdaki kapı onun yatak odasına açılan banyo kapısı. Chase her şeyi kendi istediği gibi yapmayı sevdiği için kimse bu odayı istemedi. Bu yüzden üçüncü katta tek başına kalıyor. Hoş, artık tek başına sayılmaz.”
Buruk bir ifadeyle gülümsedi. “Sadece banyonun kapısını tıklat, ondan izin almadan odasına girme ve hafta içi dokuzdan sonra sessiz ol.”
“Erkek yurdunda olsak da hepimiz işletme okuduğumuz için sıkı çalışırız. Bu üç kurala uyarsan hiçbir sorun yaşamazsın.”
“Seni bekliyoruz, Darren!” diye bağırdı Everett aşağıdan.
“Geliyorum!” diye seslenerek odadan çıktı. “Bu akşam görüşürüz, Charley.”
“Görüşürüz.”
Eşyalarımı yerleştirdikten sonra evi gezdim. Son model ürünlerle donatılmış mutfak çok güzeldi.
Özellikle sekiz gözlü ve ısıtma çekmeceli son derece lüks ocak beni çok heyecanlandırdı.
Bildiğim kadarıyla on altı bin dolar civarı bir fiyatı vardı. Bu ocakla yemek yapmak için sabırsızlansam da mutfak evin geri kalanı gibi inanılmaz dağınıktı.
Evin istisnasız tüm odaları darmadumandı.
Telefonum çaldı. Cebimden çıkarıp ekrana bakınca Raven’ın yüzünü gördüm.
“Hey, neredesin?” diye sordu.
“Sana da merhaba.”
“Tamam, tamam, sana da merhaba. Neredesin? Gıcık bir kız eşyalarını bizim odaya taşıyor.”
“Kahretsin. Seni ofisten çıktığımda hemen aramalıydım. Her nasılsa tüm yurt odaları dolmuş. Croakington House’ta kalacağım.”
Nefesini tutup sustu. “Raven, orada mısın?”
“Evet, buradayım. Sanırım yanlış anladım. Croakington House’ta kaldığını söyledin sandım. Orası erkek yurdu çünkü.”
“Hem de orada sadece futbol takımındaki seksi oyuncular kalıyor. Lise aşkın Chase Tucker da. Aman Tanrım, Char, onunla olabilirsin!”
Gözlerimi devirdim. “Evet, tabii. Hiçbiri burada olmamdan memnun değil, özellikle de Chase Tucker ama ofisteki Martha başka bir oda boşalır boşalmaz beni arayacağını söyledi.”
Diğer söylediğine cevap vermedim. Chase’le ilgili konuşmayacağımı bildiği için üstelemeyeceğinin farkındaydım. Bu, en yakın arkadaşlığımızın bir parçasıydı. Chase hakkında konuşmama sözü vermiştik. O artık eski bir tanıdıktı.
“Şu anda senin yerinde olmak istemezdim. Şaka, şaka, çok isterdim. Hepsi çok yakışıklı. Peki, şimdi ne yapacaksın?”
“Önce tüm evi temizleyip akşam yemeği yapacağım. Bunu beni kabul ettikleri için teşekkür etmenin bir yolu olarak düşündüm. Bir de tabii beni uykumda boğmamaları için.” Sadece takılıyordum.
“Seni uykunda boğmayacaklarından oldukça eminim,” dedi gülerek. “Yine de planını çok beğendim. Kulağa nasıl geliyor biliyor musun?”
“Nasıl geliyor?”
“Modern zamanların Pamuk Prensesi gibi.”
“Aman, ne komik!”
“Ama sahiden! Yedi erkekle yaşıyorsun ve onlar için hem yemek hem de temizlik yapacaksın. Şanslıysan içlerinden bir ya da iki tanesi seni…”
“Kapatıyorum, Raven, seni akşam yine ararım.”
“Görüşürüz, Pamuk Charlotte.”







































