Sıçtım.
Şu anki durumumu tam olarak anlatan tek kelime bu. Bugün final sınavlarım var. Ama dün gece ders çalışmak için Sheila’nın evindeyken... şey, onun abisini izlemekle fazla meşguldüm.
Bütün bu boktan şeyleri bilmem gerekirdi. Ama Jackson ve arkadaşları havuzda eğlenirken pencereden onu izledim. O andan beri aklım seksi düşüncelerle dolup taşıyor.
Sheila ve ben ikinci sınıftan beri en yakın arkadaşız. Dördüncü sınıftan beri onun abisi Jackson'a sırılsıklam aşığım.
O zamanlar tatlıydı ama şimdi inanılmaz yakışıklı!
Jackson'ın havuzdan çıkış görüntüleri aklıma hücum ediyor. Siyah saçlarının yanları kazınmış, üstleri ise uzun. Saçları ıslak ve yüzüne düşüyor. Ama bu, keskin çenesini, parlak mavi gözlerini ve kusursuz, dolgun dudaklarını görmemi engellemiyor.
Su damlaları onun göğüs ve karın kaslarından yavaşça süzülüyor. Kasıklarına doğru iniyor ve deniz şortunu ıslatıyor. Sheila bana her zaman ona hislerimi söylemem gerektiğini söylerdi.
O, arkadaşların erkek kardeşleriyle çıkmamayı söyleyen o “kız kuralları” bokuna inanmazdı. Bana hep, “Alleta, kimi seveceğini seçemezsin,” derdi. Kesinlikle çok haklıydı.
Geçen yıl, Sheila'nın beni sürüklediği bir partide Jackson'la karşılaştım. Ona hislerimi söylemeye çalıştım. Ama bu iş elimde patladı. Bana o meşhur “Benim için bir kız kardeş gibisin” konuşmasını yaptı. Bu da beni yıktı.
O geceden beri Jackson'a sadece uzaktan bakabiliyorum. Bana baktığımı görmediğinden emin oluyorum. Artık sadece hızlıca bir “selam” ve “hoşça kal” diyoruz. Bu gerçekten çok boktan bir durum.
Eskiden onunla her zaman konuşabilirdim! Ben üzgünken beni neşelendirirdi. Tek gerçek erkek arkadaşım beni aldattığında... Jackson onun ağzına sıçtı.
Tanrım, keşke o partiye hiç gitmeseydim... Keşke ona gerçeği hiç söylemeseydim.
“Bayan Phillips?”
İngilizce öğretmenim Bay Francis adımı sesleniyor. Bu ses beni Jackson’ın yarı çıplak bedenini düşünmekten alıkoyuyor. Görüntüleri aklımdan silmek ister gibi gözlerimi hızla kırpıştırıyorum.
“Ö-özür dilerim, Bay Francis,” diyorum.
Endişeyle tek kaşını kaldırıyor. “Zil birkaç dakika önce çaldı.”
Saate bakıyorum. Sonra sınav kağıdıma bakıyorum. Lanet olası bir mucize eseri, sınavım bitmiş. Bunu gündüz düşleri kurarken mi yaptım? Buraya ne bok yazdım acaba?!
“Ah, gerçekten çok özür dilerim. Kafam biraz karışık,” diyorum. Ayağa kalkıyorum ve sınav kağıdımı masasına götürüyorum. Hafif bir gülümsemeyle kağıdı ona veriyorum.
“Bunun hepiniz için ne kadar stresli olduğunu biliyorum. Ama eminim harika iş çıkarmışsındır. Her zaman başarırsın,” diyor. Sınav kağıdımı diğerlerinin yanına koyarken bana güven veren bir şekilde gülümsüyor.
Sınıftan çıkıyorum. Gün nihayet bittiği için çok mutluyum. Bütün final sınavlarım bitti. Artık sadece notların açıklanmasını beklemem gerekiyor.
Okulun otoparkına, babamın BMW'sine doğru yürüyorum. Çantamı hızlıca arka koltuğa atıp sürücü koltuğuna geçiyorum.
İki araç öteden bana bakan en güzel açık mavi gözleri gördüğümde kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor. O, kaputunda güzel mor alevler olan beyaz Mustang arabasının yanında duruyor.
Jackson okul çıkışı Sheila'yı hep alır. Ama eski lise arkadaşlarıyla takılmak için genellikle sporcuların yanına park eder. Bu yüzden burada böyle oturup bakışmak biraz tuhaf hissettiriyor.
Gözlerimi ondan kaçırıyorum. Geri geri çıkmanın güvenli olduğundan emin olmak için omzumun üstünden arkaya bakıyorum. Aramıza mesafe koyma ihtiyacıyla otoparktan çıkıyorum.
Şimdi yapmam gereken şeye odaklanmalıyım. Bu gece mezuniyet balom var. Sheila ve ben geçen hafta elbiselerimizi almak için alışverişe çıktık.
Biraz heyecanlı olmadığımı söylersem yalan olur. Küçük bir kasabada yaşamak, süslenmek için insana pek fazla fırsat sunmuyor.
Sheila onun evinde hazırlanmamız için ısrar etti. Böylece annesi saçımıza ve makyajımıza yardım edebilecekti. Annesi benim için kesinlikle ikinci bir anne gibi. Benim annem ben on yaşındayken bizi terk etmişti.
Odamdan elbisemi, ayakkabılarımı ve yedek kıyafetlerimi alıyorum. Dışarı çıkıp BMW'ye gidiyorum. Eşyalarımı düzgünce içeri yerleştiriyorum. Sonra arabaya binip Sheila’nın yedi blok ötedeki evine sürüyorum.
Elbisemi ve eşyalarımın olduğu çantayı arabadan çıkarıyorum. O sırada Jackson’ın arabasının garaj yoluna girdiğini duyuyorum.
Onunla karşılaşmamak umuduyla kapıya doğru acele ediyorum. Ama o benden saliselerle önce oraya varıyor. Yüzünde tuhaf bir ifadeyle kapıyı açıyor ve içeri girmemi bekliyor.
Onun yanından hızla geçerken ağzımdan, “Teşekkürler,” kelimesi çıkıveriyor. Doğruca üst kata, Sheila’nın odasına koşup kapıyı arkamdan sertçe kapatıyorum.
Sheila, “Kızım, maraton koşmuş gibisin. Dur tahmin edeyim... Jackson mı?” diyor. Başımı sallıyorum. Ellerim dizlerimde iki büklüm dururken deliler gibi nefes nefeseyim.
“Harika bir tahmin. Duş almam lazım,” diyorum.
Gülüyor ve odasındaki ebeveyn banyosunu işaret ediyor. “Acele et. Annem bize yardım etmek için birazdan gelir,” diyor.
Başımı sallayıp hemen banyoya koşuyorum. Hızlıca duş alıp kurulanıyorum. Sonra havluya sarınıp banyodan çıkıyorum.
Ben banyodan çıktığımda Sheila çoktan saçını yaptırmaya başlamış bile. Annesi bana içtenlikle gülümsüyor. “Hadi giyin. Benim işim birkaç dakikaya biter,” diyor.
Gülümsüyorum ve hemen çantama gidiyorum. Siyah dantel iç çamaşırlarımı ve elbisemi alıp banyoya dönüyorum. Önce çamaşırlarımı, ardından da elbisemi giyiyorum. Birden içimi büyük bir heyecan dalgası kaplıyor.
Elbisem siyah ipekten yapılmış, sırtı açık ve boyundan bağlamalı. Göğüs dekoltemin üst kısmını ucuz görünmeden mükemmel bir şekilde gösteren bir ön açıklığı var. Ayrıca uyluğumun ortasının hemen üstünde biten bir yırtmacı bulunuyor. İçine sütyen giyemiyorum. Bu yüzden biraz çıplak hissediyorum. Büyük göğüslerim sadece ince bir ipek tabakasıyla örtülüyor. Banyodan dışarı çıkıyorum. Sheila ve annesi beni gördüklerinde şaşkınlıktan nefeslerini tutuyorlar.
“Aman Tanrım, çok abartılı, değil mi?!” Paniğe kapılmaya başlıyorum.
Sheila, “HAYIR! Siktir, muhteşem görünüyorsun!” diye bağırıyor. Bu sözleri, annesinin ona sert bir bakış atmasına neden oluyor.
Annesi, “Sözlerine dikkat et! Göz kamaştırıyorsun, Letty,” diyor. Benim için kullandığı bu takma isme gülümsüyorum.
“Anne, acele etmeliyiz,” diyor Sheila.
Sheila’nın makyaj masasının önündeki sandalyeye yönlendiriliyorum. Annesi hızlıca saçımı yapmaya başlıyor. Uzun kızıl kahve saçlarımı zarif bir topuz yapıyor. Yüzümün etrafından yumuşak bukleler dökülüyor. Sonra mükemmel bir dumanlı göz makyajı yapıyor. Görünümümü tamamlamak için dudaklarıma mat, koyu leylak rengi bir ruj sürüyor.
Aynada bana bakan kişiyi neredeyse tanıyamıyorum.
“Tamam, hadi aşağı inip fotoğraf çekilelim!” diyor Sheila.
Siyah süet, bantlı topuklu ayakkabılarımı giyiyorum. Merdivenlerden aşağı inen Sheila’yı takip ediyorum. Annesi de hemen arkamdan geliyor. Kapının önünde duruyoruz. Aklımıza gelen her şekilde poz veriyoruz. Annesi ise düzinelerce fotoğrafımızı çekiyor.
Tam dışarı çıkmak üzereyiz. O sırada ateşli ve derin bir ses duyuyorum. Bu kişi Jackson'dan başkası değil.