Cover image for Kemora Dosyası

Kemora Dosyası

2. Bölüm

ZAVYAR

Özel dikim takım elbisesini giymiş babam ahşap mobilyalarla döşenmiş ofisindeki masasının başında, büyük deri koltuğunda sakince otururken gözlerini üzerime dikmiş bana bakıyordu.
Ben de bu sırada yumuşak halının üzerinde volta atarak halıyı aşındırıyordum. Başımı iki yana sallayıp masanın üzerindeki belgelere tekrar tekrar bakıyor, ardından volta atmaya devam ediyordum.
Sandalyelerden birinde oturan Adam, “Su ister misin?” diye sordu. “Biraz otursan iyi olacak, Zav.”
Ona dik dik baksam da o gülümsüyordu.
Sessizlik yeminini bozan babam öne eğilerek, “Otur, Zavyar,” dedi. “Bu meseleyi yetişkinler gibi konuşalım.”
Adam’ın yanındaki sandalyeye otururken, “Yirmi birinci yüzyılda yaşıyoruz baba,” dedim. İkisine de çıkışmamak için kendimi zor tutuyordum. “Artık kimse böyle şeyler yapmıyor.”
Babam o sinir bozucu sakinliğini koruyarak, “Ben yapıyorum,” dedi. “Üstelik her kelimesinde ciddiyim. İmzalamadan önce sözleşmeyi dikkatlice oku.” Bunu söylerken dolma kalemini parlayan masanın üzerinden yuvarladı.
Kalemi masadan düşmeden yakalayıp, “İmzalamayacağım,” dedim.
”Öyleyse bana başka seçenek bırakmıyorsun,” dedi arkasına yaslanırken.
“Peki,” dedim yüzüne meydan okurcasına bakarak. “Beni mirasından menet. Sırf hakkım olanı almak için evlenecek değilim.”
“Hiçbir şey kimsenin hakkı değildir, Zavyar. Bir şeyleri hak etmek için önce bir şeyler yapman gerekir.”
“Bugün olduğum yere gelebilmek için çok çalıştım.” Enseme bir sıcaklık hücum etti. “Aile işini yapmayı hiçbir zaman istemedim. Sırf seni memnun etmek için girdim.”
“Her terfi için canımı dişime takarak çalıştım. Tıpkı diğerleri gibi. Şirkete tek başıma trilyonlarca kâr ettirdim.”
“Böyle bir başarı tek başına elde edilmez, Zavyar. Bu takım çalışmasının sonucudur.”
“Son üç yıldaki en önemli kârlar benim sayemde elde edildi.”
“Ailemizin tarihi boyunca uğraşmak zorunda kaldığı en büyük skandallar da senin sayende oldu. Dün başarıyla savuşturduğumuz fiyaskodan bahsetmeme gerek bile yok.”
“Ortaya çıkması durumunda muhatap olacaklarımızı düşünmek bile tüylerimi ürpertiyor.”
“Bu hiç adil değil!”
Adam boğazını temizleyerek, “Kadın yalan söylemiş baba,” dedi. “Bebek zaten Zavyar’dan değilmiş.” Sonunda beni biraz olsun desteklemeye karar vermişti.
Gelgelelim bunun işe yaramayacağını ikimiz de biliyorduk.
Sakinliğimi korumaya çalışarak, “Ben oldukça dikkatliyim,” diye devam ettim. “Her zaman da çok dikkatli oldum. Şu anda sevgilim bile yok. Daha ne istiyorsun?”
“Torun.”
“Ah! Tanrı aşkına!”
“Meşru bir torundan bahsediyorum elbette.”
Baba.
“Bu bir ayağı çukurdaki bir adam için makul bir istek.”
“Senin ayağın falan çukurda değil. Sen beni o çukura atmaya çalışıyorsun.”
Adam araya girmeye çalıştı. “Müsaadenle…”
Elimi kaldırarak onu susturdum. “Hayır, bir saniye.” Oturduğum yerde omuzlarımı dikleştirdim.
“Gerçekten ölüyorsan, ki seni çok seviyorum baba, umarım bin yaşına kadar yaşarsın. Ama öldüğünde tüm bunlar Adi ile bizim olacak. O zaman bu sözleşme de neyin nesi?”
“Senin yuva kurmanı istiyorum. Yaşam tarzına bakılacak olursa yakın gelecekte böyle bir şey planlamadığını görüyorum. O yüzden bu yola başvurmaktan başka çarem kalmadı.”
Ellerimi teslimiyetle havaya kaldırıp arkama yaslanarak, “Peki, tamam,” dedim. “Bana bir yıl ver. Söz veriyorum birini bulup evleneceğim, yuva kuracağım, çocuk yapacağım, falan filan.”
Babam tek kaşını kaldırarak, “Falan filan derken?” dedi.
“Yani aile yaşantısından bahsediyorum.”
“Ben alelade biriyle evlenmeni istemiyorum.”
“İyi birini bulacağım.”
Adam, babamın gözüne girmeme tekrar yardımcı olmaya çalışarak, “Bu oldukça güzel bir söz, Zav,” dedi. “Sence de öyle değil mi, baba?”
“Hayır, Adam. Çünkü söz konusu kişi sen değilsin.”
Babam ikimize de dik dik baktı. “Zavyar’ın geçmişi ve seçtiği kadın profili göz önünde bulundurulunca onun eş tercihinden hoşlanacağımızı pek sanmıyorum.”
Kaşlarımı çattım. “Bu kadar detaycı ve şüpheci olamazsın baba.”
”Senin için harika bir adayım var,” dedi babam gülümseyerek.
Homurdanarak ayağa kalktım. Sinirden başım zonkluyordu. “Hayır, olmaz.”
“O zaman tüm bu lükse ve paraya veda edeceksin. Bu belgeleri imzalayıp kendi yoluna bakabilirsin. Hayatını istediğin gibi yaşamakta özgürsün.”
“Yine de seni bir konuda uyarmak isterim, paran olmazsa takıldığın kadınların çoğu suratına bile bakmaz.”
“Sen kötü bir ihtiyarsın.”
Babam küstahlığım için bana haddimi bildiremeden, Adam öne eğilerek araya girdi.
“Kim bu kız?” diye sordu. “Tanıdığımız biri mi?”
Birdenbire gözleri parlayan babam, “Zavyar çok şanslı,” dedi. Birazdan dünyadaki en kıymetli hazineyi nasıl bulduğuna dair heyecanlı bir hikâye anlatacakmış gibiydi.
“Saladin iki numaralı kızını evlendirmeyi kabul…”
Şok oldum. Babamın sözünü keserek, “Ciddi olamazsın. Saladin Faramin’den mi bahsediyorsun?” diye sordum. “Yani evlendireceği kızı Serena Faramin mi?”
Adam, “Bence ondan harika bir eş olur,” dedi.
“Kız tam bir soğuk nevale,” dedim.
Aslında taş gibi bir kızdı ama gerçekten de buz gibi biriydi. Üç lafından ikisi, “Lütfen, teşekkür ederim ya da tanıştığıma memnun oldum,” idi. Benim için fazla oturaklıydı.
Kız o kadar itaatkâr yetiştirilmişti ki bu durum benim için güzelliğini gölgeliyordu.
Babam uyaran bir ses tonuyla, “O çok güzel ve başarılı bir genç kadın, Zavyar,” dedi. “Üstelik burada tek konu senin onunla evlenmen değil. Faramin ailesiyle kurulacak muhtemel bir ittifak bize her türlü kazanç sağlar.”
Alaycı bir gülümsemeyle, “Ah, ne güzel!” dedim. “Bizim reklam panosu kılıklının yaptığı her neyse, telafi etmek için beni kullanacaksın. Her şeyi berbat eden herif o ama bedelini ödeyen ben mi olacağım?”
“O önemli değil. Hatasının yarattığı zararı evlilik olmadan da telafi edebiliriz evlat. Ayrıca kuzenin hakkında böyle konuşma.”
Babam sandalyesinde dönerek önce Adam’a sonra da bana baktı. “Neden ona öyle diyorsunuz?”“
Gülerek elimi masaya vurup, “Çünkü o tam da öyle biri,” dedim. “İçeridekilerin ticareti ve yolsuzluklarıyla ilgili lanet bir reklam panosu gibi davranıyor. Finans ya da başka bir konu hakkında doğru dürüst bir şey bildiği yok.”
Babam tehditkâr bir tavırla parmağını sallayarak, “Laflarına dikkat et, Zavyar,” dedi. “Alijah terbiye ve Velshi ailesi değerleri konusunda senden daha yetkin.”
Adam, “O bir dolandırıcı baba,” dedi. “Finans ya da yasal yollardan para kazanma konusunda gerçekten bir şey bilmiyor. Onunla ilişiğini kesmen lazım.”
Babam Adam’a bakarak elini geçiştirircesine sallayıp, “Bunu başka zaman konuşuruz,” dedi. “Şu anda konumuz Zavyar’ın geleceği ve onunla ilişiğimi kesmemem için neler yapabileceği.”
Başımı arkaya yatırarak homurdandım.
“Bunu yapmanı canıgönülden istiyorum oğlum.”
“Peki ya yapmazsam?”
Babam omuz silkerek, “Seni mirastan menederim,” dedi.
“Bu kadar kolay yani?”
“Evet.”
“Peki ya yaparsam?”
“Yeminlerinizi ettiğiniz gün sana payını, hakkın olduğunu düşündüğün her şeyi veririm.”
Bu delilikti! Milyarlarca hisse, tahvil ve mülkten bahsediyordum. Tek bir şey yaptığım takdirde hepsi benim olacaktı.
Babama şüpheyle bakarak, “Yani tek şart Serena’yla evlenmem mi?” diye sordum.
Sözleşmeyi okumuştum. Hem de üç kez. Mirası almak için onunla evlenmem gerektiğinden başka hiçbir gizli madde ya da şart yoktu. Hatta onu aldatamayacağımı ifade eden bir madde bile eklenmemişti. Yapacağımdan değil ,öylesine söylüyorum.
Ama emin olamazdım. Babam gibi kurnaz iş insanlarının elinde her zaman birkaç farklı kart bulunduğu için önce emin olmalıydım. Sorarsam bana yalan söylemeyeceğini biliyordum.
Koltuğuna yaslanarak, “Tek şartım bu evlat,” dedi. “Tek dileğim yuva kurman.”
“Bunu biraz düşünebilir miyim?”
Başını onaylarcasına salladı. Her ne kadar sözleşmeyi öne sürme şekli bana alan bırakmasa da nispeten rahatlamıştım. Demek ki hemen imzalamamı beklemiyordu. Hâlâ biraz daha vaktim vardı.
İçinde bulunduğum vaziyetten sıyrılmak için bir plan yapabilirdim. Belki Faramin prensesinin dondurucu çekim alanına girmeden korkunç bir hayatın pençelerinden kurtulabilirdim.
“Bu arada annenle, müstakbel kayınvaliden ile kayınpederini bu hafta sonu çiftlik evine davet ettik,” dedi. Bunu söylerken yüzünde zafer kazanmışçasına müteşekkir bir gülümseme vardı. “Seni de bekliyorum, Zavyar.”
Bir bu eksikti! Hafta sonumu Bayan Serena Faramin’i eğleyerek geçireceğim. Soğuk nevaleyi tatmin etmek mümkünmüş gibi!
Continue to the next chapter of Kemora Dosyası