Cover image for Evet, Knight Bey

Evet, Knight Bey

Zoru Severim

JAMIE

Ofise yakın kahve dükkanında hızlı bir öğle yemeğinden sonra Carmen ve ben Knight & Son’a doğru yürüdük.
Genellikle haftada en az iki kez öğle yemeği için buluşmaya çalışırdık; Dedikodu yapmak için fazladan zamanımız olmasını seviyorduk.
“Onunla buluşacağın için heyecanlı mısın?” diye sordu Carmen. Sesi yüzünün neredeyse tamamını kaplayan şalı yüzünden boğuk çıkıyordu. Kış ayından büyük bir tutkuyla nefret ederdi.
“Tabii ki öyleyim. Biraz da gerginim, benim için uzun zaman oldu.”
Kesinlikle uzun zaman olmuştu. Kısa sürede büyük beklentiye girmesini istemiyordum. Seks gibi beklentiler. ~
“Ryan çok tatlı. Bence senin için iyi olabilir.”
Kapıda durduk ve Carmen bana baktı.
“Sadece kendin ol. Eminim ki seni sevecek.”
Gülümsemeden edemedim.
“Sanırım göreceğiz.”
Carmen’in yüzündeki ifadenin değiştiğini fark ettim. Ağzı açılmış ve gözleri şaşkındı.
Ne oldu ki? “Carmen? Sen-”
Cümlemi bitirme fırsatı bulamadan önce beni döndürdü ve onun nutkunun tutulmasına yol açan şeyin ne olduğunu gördüm.
Mason Knight mükemmel bir şekilde vücudunu saran Armani takım elbiselerinden biriyle bize doğru yürüyordu. Üzerine soğuktan korunmak için yakası açık pahalı yünlü bir palto giymişti.
Adamın bir tarzı olduğunu inkar edemezsiniz. ~
Carmen ona kedinin ciğere baktığı gibi bakıyordu.
“Onu elde etmek için her şeyimi verirdim.”
“Dürüst olmak gerekirse, onda ne görüyorsun bilmiyorum.”
Ve gerçekten bilmiyordum. Kaslar, keskin çene, koyu renk gözler, hafif kirli sakal.
Hiçbir fikrim yoktu.
Mason girişe geldi ve bizi hemen fark etti. Carmen’in yüzündeki ifade yüzünden diye düşünüyorum. Kapının kolunu kavradı ve açtı.
“Soğuktan kurtulmalısın Jamie, hastalanırsan seni korumam.”
Tabii ki yapmazdı. Kafamı Carmen’e çevirerek “Evde görüşürüz,” dedim.
Knight Bey’in göremeyeceği şekilde bana muzipçe göz kırptı.
Henüz patrona ondan bahsetmemi istememesine şaşırmıştım. ~
Knight Bey’in önünden binanın içine girdim. Benden çok uzakta değildi. Asansör kapısı açıldı ve içeri girdik.
Sadece ikimiz. Yine. ~
Yanımda durdu, geçen seferki gibi güzel kokuyordu.
“Az önce birlikte olduğun kız kimdi?”
“Şey... Carmen. İyi bir arkadaşım.”
Ona baktım, daha fazla kendimi tutamadım.
“Onunla yatmaya çalışma. Daha fazlasını umut eder ve sen bunu ona veremezsin.”
Carmen bana tam tersini söylemişti ama onu tanıyordum. Bir seferin yeterli olmayacağını, daha fazlasını bekleyeceğini biliyordum. Her zaman öyleydi.
Knight Bey benim açık sözlülüğüme kaşlarını kaldırdı. “Sakin ol Jamie. Esmerler benim tipim değildir.”
Alt dudağımı ısırarak kollarımı kavuşturup ileriye baktım.
Esmerleri sevmezmiş. Gözlüklerim hakkındaki yorumuna şaşırmıştım.
“Şuranda bir şey var.” Sağ elini uzattı ve ben de ondan kaçtım. “Sadece kar tanesiymiş.”
Bana o kadar yakındı ki ne kadar yorgun göründüğünü fark ettim.
Büyük olasılıkla öğle tatilinde bir şipşak seks sığdırmaya çalışmaktandır- adam tam bir seks delisiydi. ~
Knight Bey baş parmağı ve işaret parmağı arasında saçımın bir buklesini tutuyordu, bana bakıyordu.
“Esmer.”
Bunu yeni mi fark etmişti?
Kapı açıldı ve hareket etmedi, hâlâ saçlarımı parmaklarının arasında tutuyordu. Garip bir histi, bu duyguyu tarif edemezdim.
“İşte buradasın,” Harry, tıpkı oğlu gibi pahalı bir takım elbise giymişti. “Burada her şey yolunda mı?”
Kıpkırmızı oldum. “Her şey yolunda Harry. Ben... İşe dönmeliyim.”
Asansörden inerken Harry oğluna baktı.
“Saat ikideki toplantımız konferans salonunda Mason. Onları daha fazla bekletme.”
“Gidiyorum,” dedi sert bir tonda. “Jamie, Bay Henderson’a danışıp bu akşam yemeğe gidip gitmeyeceğimizden emin olur musun?”
“Evet, Knight Bey. Onu arayacağım.”
Yürüdüm, eşyalarımı masama koydum ve döner sandalyeme yaslandım.
Ryan’ın beni randevumuz için almasına sadece birkaç saat kalmıştı. Kaygım artmıştı.

MASON

Ofis kapısının yanında durmuş, onu izliyordum.
Masasının üzerine eğilmiş dosyalarını düzenliyordu.
O eteğin içinde kalçasının harika manzarasını izliyordum.
Bunu daha önce giyiyor muydu?
Gün içinde değiştirmiş olmalıydı. Ama neden?
Sanırım şaşırmamalıyım. Kadınlar böyle olabiliyordu.
Esmerleri sevmem, asla. Ama o açık düğmeli gömleğiyle bana Knight Bey dediği zaman beni cezbetmişti.
Sadece bir kez masamda onu sertçe becersem. Tam da sevdiğim gibi.
Kolay lokma olmadığı belliydi. Bu da onu daha çok istememe neden oluyordu. Zoru seviyordum ve o kesinlikle zordu.
Brent ofis kapısında yanımda duruyordu.
“Manzaranın tadını çıkarıyor gibisin!”
“Manzara oldukça güzel,” diye cevap verdim.
Babam ve ben Brent’in çalıştığı şirketle iş yapıyorduk o yüzden ofise sık sık uğrardı.
Gayet iyi anlaşıyoruz. Aynı şeylere ilgi duyuyorduk. Para. Güç. Kadınlar.
Brent kollarını göğsünün üzerinde kavuşturdu. “Çoktan ona dokunmayı düşündüğünü söyleyebilirim!!”
“Benden nefret ediyor, biliyor musun? Ama zoru severim. Sessiz olanlar her zaman yatakta en iyisidir.”
Jamie Harris’in sürprizlerle dolu olduğunu hissetmiştim.
“Görünüşe göre bir rakibin var.”
Brent Jamie’yi işaret etti ve o yöne baktım. Çıkacağı adam buradaydı. Çiçek de getirmişti.
“Meydan okumaları sevdiğini söylemiştin. İşte bir tane var.”

JAMIE

Ryan şahsen daha da yakışıklı görünüyordu.
Makul miktarda sakal, nazik ve mavi gözler.
Kibar bir adamın gözleri. Öyle biri olduğu oldukça belliydi.
Daha öncesinde gergindim, ama şimdi önümde durduğu için daha da gergindim. Her şeyi berbat edip saçma sapan bir şey söylemek istemiyordum.
“Umarım gelmemde bir sakınca yoktur. Aşağı inmediğin için geç saatlere kadar çalışman gerektiğini düşündüm.”
Dudaklarım güven veren bir gülümsemeye dönüştü.
“Evet, sorun değil. Sadece biraz işim kalmıştı ama gitmeye hazırım.”
Son eşyalarımı aldım ve asansöre doğru yürüdük.
“Ryan, akşam yemeği için nereye gidiyoruz?”
Düğmeye bastı. “Bradford.”.
Lanet Bradford.
Knight Bey’in yemekli toplantısının olduğu yer olan lanet yer.
Continue to the next chapter of Evet, Knight Bey