Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Melez Kanı Kitap 3

Melez Kanı Kitap 3

Yazar
Laura B.L.
Okur
18,9K
Bölüm
51
Yazar
Laura B.L.
Okur
18,9K
Bölüm
51
🐺Paranormal🧛🏻Vampirler🎭Dram🧚🏼‍♂️Periler🧙‍♂️Paranormal & Fantastik👑Kraliyet ve Aristokratlar

Perilerin, vampirlerin ve iblislerin alemlerinin iç içe geçtiği bir dünyada, Leydi Breena'nın doğmamış çocuğunu korumak için yaptığı umutsuz kaçış, birçok kişinin kaderini değiştirecek bir olaylar zincirini başlatır. Ölüm Prensi Roderick, efsanevi bir eseri bulmak için tehlikeli bir göreve atılırken, yarı peri, yarı insan melezi Tara, babasının üzerindeki laneti kırmak için mücadele eder. Karanlık büyü, siyasi entrika ve kadim sırlar dolu bir diyarda yolları kesişir; burada hayatta kalmak, en derin korkuları ve arzularıyla yüzleşmek anlamına gelir.

Giriş

Hayatında gördüğü en yeşil bitkilerin çevrelediği nemli toprak patikada yürürken, Leydi Breena’nın yüzünde rahat bir gülümseme vardı. Narin elleriyle yuvarlak karnını okşadı.
Güneş ışığı uzun ağaçların arasından süzülüp sıcaklığıyla onu sarıyor, yanaklarını pembeleştiriyordu.
Her ne kadar sarayının soğuk kışlarını tercih etse de bir süredir saklandığı bu yerden minnetle hoşlanıyordu.
Bebeğinin hareketlerini hissedince kıkırdadı. Hamileliğinin son aşamasına gelmişti. Her an çocuğunu kollarına alabilirdi. Çocuğu...
Aydınlık yüzü bir anda karardı. Gelecek korkusu bir kez daha yüzeye çıkmıştı.
Bu krallığa, ruh eşiyle saf aşklarının meyvesi olan bir bebek gelecekti. Tam da bu nedenle, hiç suçu olmamasına rağmen bu bebek ailesi için talihsizliği temsil ediyordu.
Breena o zamanlar, ölümlü eşiyle paylaştığı bağın koparılamaz olduğunu korkunç kardeşine nasıl anlatacağını bilmiyordu.
İkisi de birbirlerine tahammül edemiyorlardı.
Ancak Unseelie Diyarı’ndaki sarayın lordu Kieran, Breena ve ölümlüden olan yaratığın diyarda yerinin olmadığını açıkça söyleyip durumu bütünüyle reddetmişti.
Kieran’ın öfkesinden ürkerdi. Ona karşı korkunç davrandığından değildi, en azından o zamanlar... Kieran, kendi rütbesinden olanlara has hâkimiyet ve gurur özellikleri sergilerdi.
Varlığıyla suskunluğa, sesiyle korkuya neden olurdu.
Başkalarının gözünde dış görünüşü ne kadar sevimli olursa olsun, karakteri onu yakışıklı kılan tüm özelliklerini bastırıyordu.
Kendisine en yakın olanları, özellikle de Breena’yı şiddetle korurdu. Kız kardeşi, Unseelie Saraylarının mükemmel güzeli kabul edilirdi.
Uzun, siyah, kıvırcık saçları, yarı saydam, yeşil gözleri, mükemmel uzun, sivri kulakları pek çok kişi tarafından imrenilen, kıskanılan özellikleriydi.
Kieran onu korumakla yükümlü olduğunu hissetse de hata yapmasının önüne geçememişti. Breena ölümlülerin dünyasını tanımayı arzuluyordu.
Ölümlüler sınıfsız, cahil, köle bir türdü. Bunlara rağmen Breena, oraya gitme dürtüsüne, bilinmeyeni bilme ihtiyacına engel olamamıştı.
Büyük binaların, gürültülü sokakların arasında bir ölümlüye rastladığında, kalbi şiddetle atarken ona arayışının sona erdiğini söyledi.
Bir bakışı, bir gülümsemesiyle kalbini çalan, bir öpücüğüyle ruhuna nüfuz eden ölümlü adam, her şeyden daha güzeldi.
Ancak mutlak olması gereken bu mutluluk düşündüğünden daha kısa sürede sona erdi. Kieran’ın askerleri, Fae Diyarı’na geri götürmek adına sürdürdükleri pek çok başarısız girişimin ardından sonunda onu bulmuşlardı.
Leydi Breena zorla sarayına götürüldü.
Ruh eşi, varlığına dair tüm anıları unutmuştu. Günlerini ilişkilerinin meyvesi olan bir bebeğin dünyaya geleceğini bilmeden geçiriyordu.
Hamileliğinin ilk aylarında, çocuğunun asla hoş karşılanmayacağını hatırlatan erkek kardeşinin soğukluğuyla başa çıkmaya çalıştı.
Kardeşinin fikrini değiştirmesini dört gözle bekliyordu. Kötü niyetli fısıltıların kardeşine zehir gibi ulaştığını biliyordu.
O geceyi hatırlıyordu. Buz tutmuş denizin yakınındaki her zamanki patikada yürürken, kardeşinin en yakın arkadaşlarından biri olan Airdan’ın sesini duymuştu.
“Kieran, kız kardeşinle ne yapacağına karar verdin mi?”
Leydi Breena büyü illüzyonu kullanıp kuru sarmaşıklardan oluşan bir duvarın arkasına saklandı.
Kardeşini nadiren endişeli görürdü. “Birçok kişinin gizlice konuştuğunu biliyorum. Sarayın Lordu olarak bir görevim var ama Breena aynı zamanda benim kız kardeşim. Onu sürgün edemem.”
“Riathan bebek doğduktan sonra Ölümlüler Diyarı’na sürgün edilmesi gerektiğini söylemeye cüret etti. Hâlâ onunla evlenmenin derdinde.”
Bebeğini ondan almak istiyorlardı. Breena’nın elleri titremeye başladı.
“Hamileliğini öğrendiğinde takıntısının sona ereceğini düşünmüştüm.”
“Onun hakkında yanılmışız. İkisinin birleşmesi, onlarla bizim aramızda bir ateşkesin ilk adımı olacaktır.”
“Biliyorum ama Breena’nın ona bağlanması fikri... Onun çocuğunu istemeyecektir.”
Breena kimden bahsettiklerini çok iyi biliyordu: Riathan, Gözyaşı Sarayı’nın Lordu. Adam kafayı ona takmıştı.
Kalmak istemiyordu. O anda bebeği için korktuğundan gitmeye karar verdi. Kardeşinin sonraki sözlerini asla öğrenemedi.
O gece, sadık hizmetkârı Reeona’yla birlikte altın kristali kullanıp kaçmayı başardılar.
Kieran aylarca yorulmadan ikisini de aradı. Riathan’ın onların kaçışını öğrenmesini engelleyemedi.
Riathan’ın kız kardeşine olan tutkulu saplantısının farkındaydı. Kieran kararını vermişti. Onunla olan tüm ilişkilerini iptal edecekti.
Breena ile Reeona aylarca Fae Krallığı’nda, Seelie ya da Unseelie olanlar tarafından sahiplenilmemiş bir bölgede yaşadılar.
Bunları düşünürken güneş ışınlarının yumuşak tenine nüfuz ettiği, yeşilliklerle çevrili o nemli patikada dolaşıyordu.
Ölümlü ya da değil, doğacak bebeği elbette koruyacaktı. Onundu, onun kanı, ruhunun bir parçasıydı.
İzlerinin sürülmesini engelleyen büyü işe yaramıştı.
Breena geri dönmeye karar verince tökezlememek için dikkatlice yürümeye başladı. Kır çiçekleriyle çevrili, mütevazı bir ahşap ev, Reeona’yla ikisini koruyordu.
“Endişelenmeye başlamıştım leydim,” dedi Reeona sihriyle minik, açık yeşil çorapları örmeyi bitirirken. Reeona, Breena’nın tek hizmetkârı ve sadık dostuydu.
Irkının simgesi, ensesine kadar uzanan zarif saçlarıyla otuzlu yaşlarında bir kadın gibi genç görünüyordu.
“Endişelenecek bir şey yok,” dedi Breena sırtına masaj yaparken.
“Gel, otur,” dedi Reeona ayağa kalkıp minderli sandalyeyi uzatarak. “Senin durumunda bu kadar uzun süre ayakta kalmamalısın. Hele de dışarıda, yanında eşlik edecek kimse yokken…”
Breena, “İzin ver de şunlara bakayım,” dedi.
Reeona, bebeğin minik ayakları için ördüğü çorapları uzattı. Breena gülümsedi. “Yeşil mi?” diye sordu.
“Kız senin gözlerine sahip olacak.”
“Yüzünü gördün mü?” diye sordu Breena aydınlık bir yüzle. Reeona bir kâhin olmasa da, henüz doğmamış olanların yüzlerini görmek gibi nadir bir yeteneğe sahipti. “Biraz daha anlat.”
Reeona bir anne jestiyle elini okşadı. “Neden sürprizi bozalım ki? Yakında öğreneceksin.”
Leydi Breena yine karnını okşamaya başladı. Kızı onun gözlerine sahip olacaktı. Babası gibi koyu renk, dalgalı saçları da olacak mıydı? Ya da gülümsemesi kime benzeyecekti? Peki ya müzik tutkusu?
Artık kendisini hatırlayamayan sevdiğini düşündükçe kalbi sıkışıyordu. Onu özlemediği bir gün, bir gece, bir an bile yoktu.
Onu aradığında başına korkunç bir şeyin gelmesinden korksa da sık sık temas kurmadığı için pişman oluyordu. Ağabeyinin öfkesinden, Riathan’ın zalimliğinden korkuyordu.
Sakin bir akşamın ardından ikisi de uyumak için yataklarına çekildi. Gece boyunca esen rüzgâr nedeniyle hava serindi. Kulübenin büyüsü onları arayanlardan koruyordu.
***
Breena gözlerini kapattıktan saatler sonra, uykusunun derinliklerinde, birden vücudunun her yerinde bir ağrı hissetmeye başladı.
Fiziksel acı yavaş yavaş midesinde yoğunlaşıp çığlık atmasına neden olacak kadar yoğun bir sancıya dönüştüğünde sarsılıp uyandı.
Reeona telaş içinde yanına koştu.
“Geliyor,” dedi Breena. Acıyla buruşan yüzü haberi müjdeliyordu. Kemiklerinin yer değiştirip onu doğuma hazırlamasının acısıydı bu.
Reeona bacaklarının arasına baktı. “Sana söylediğimde ıkınmaya başlayacaksın,” dedikten sonra arkadaşının elini sıkıca kavradı.
“Büyü...” Boğazından bir çığlık patladı. Soluk soluğa tekrar, “Koruma kalkanı zayıflayacak,” dedi.
“Bu şu anda önemli değil.” Reeona bir kap sıcak su ile temiz pamuklu mendiller getirdi. “Şimdi ıkın.” Böylece Breena ıkınmaya başladı.
Sadık hizmetkârı ona nefes alıp ıkınmasını, tekrar nefes almasını ve bu şekilde devam etmesini söyledi. Bebeğin dışarı çıkması zaman alacaktı.
Breena hıçkırıp, “Yapamam,” diye ağlamaya başladı.
“Sakın pes etme. Kızını düşün. O senin içinde acı çekiyor.”
“Yapamam, Reeona,” derken gözyaşları yüzünü yıkıyordu âdeta. İçinde bulunduğu acı nedeniyle koruyucu büyüsünün azaldığını hissediyordu.
“Nefes al, Breena,” dedi hizmetkârı. “Çocuğun hemen dışarı çıkması gerekiyor. Onu hissedebiliyorum. Güçsüzleşiyor.”
Leydi Breena son söylediğini duyar duymaz tüm gücünü ortaya koyup çığlıkların yardımıyla itti. Sesinin şiddetiyle ağaçların yaprakları, toprak zemin sallandı. Korunmasız kalmışlardı.
“Biraz daha it. Görüyorum!” diye haykırdı Reeona. Umutsuzluk, acı, gözyaşları arasında sonunda küçük, tiz bir çığlık duyuldu.
“Çok güzel,” dedi Reeona gülümseyerek. Küçük varlığın bedenini silip onu annesinin kollarına bıraktı.
Kızının her ayrıntısına hayranlıkla bakan Breena’nın yüzü mutlu bir gülümsemeyle aydınlandı.
Gözleri kapalıydı. Ağzı çok küçüktü, sakin bir yüz ifadesiyle annesinin kokusunu içine çekiyordu. Bakışları kulaklarında durdu. Kendi kulakları gibi sivri değillerdi. Bu sevimli çocuk, ölümlü özelliklerine sahipti.
Odayı karanlık bir duman sarmıştı. Breena’yı temizlemeyi henüz bitiren Reeona duraksayıp etrafına bakındı. Ardından tekrar hanımına baktı.
Etraf kararınca soğuk bir hava akımı hissedildi. Siyah duman girdabından korktukları kişi ortaya çıktı.
Riathan’ın çatık kaşlı yüzü, annesinin kollarında huzur içinde uyuyan küçük bebeğe sabitlendi. Reeona hanımının yanında duruyordu.
“Riathan,” dedi Breena.
Cevap vermedi. Bir ölümlüyle bir Fae’nin yozlaşmış ilişkilerinden olan çocuklarını gördüğünde konuşamayacak kadar öfkelenmişti.
Kızını kucağında tutan kadın, bunca yıldır en derin arzularının nesnesi olmuştu. Onun sevgisinin kendisine karşı değişeceği günü özlemle beklemişti.
Ancak ruh eşiyle tanıştığında planları suya düşmüştü. Riathan kendini hem istediği kadın hem de bir zamanlar kız kardeşine söz vermiş olan Kieran tarafından ihanete uğramış hissediyordu.
Yavaşça yaklaşmaya başladı.
“Hayır, lütfen yapma,” diye yalvardı Breena.
Reeona hanımını korumak için saldırmak üzereydi. Rianthan elinin bir hareketiyle onu durdurdu. Büyü nedeniyle hizmetkâr acı içinde kıvranıyordu.
Reeona’nın zihnini kalbini kıran tüm anılarının görüntüleri doldurmaya başladı. Ağlayarak yere yığıldı. Teselli edilemez bir şekilde, sarsılarak ağlıyordu.
Breena zayıf olmasına rağmen ona saldırmaya çalıştı ama nafileydi. Riathan bebeği Breena’dan uzaklaştırıp ellerinin arasına aldı.
“Lütfen yapma,” diye yalvardı Breena. Adam biraz daha güç kullanıp onu uzaklaştırınca yapacak pek bir şey kalmamıştı.
Uyuyan bebeği izlerken yüzünde küçümseyici bir ifade vardı.
Küçük kulaklarına dokunduğunda bakışları daha da sertleşti. Çocuğa bakıp, “Bu dünyada sana yer yok,” dedi.
Sesindeki öfke Breena’nın kalbinin küt küt atmasına neden oldu. “Riathan, lütfen ona zarar verme. Hiçbir şeyin suçlusu o değil.”
Gri gözleri şimdi Breena’ya dikilmişti.
Riathan, kadının dökeceği sonsuz gözyaşına rağmen bu iffetsizliği yok etmek üzereydi.
Yapmak üzere olduğu şeyi anlayan Breena, tek bir hamleyle Reeona’nın zihnine girip onun acılarından uyanmasını, ağlamayı kesmesini sağladı. Bedenini derin bir korku ele geçirmişti.
Ardından Riathan’a saldırıp sendelemesine neden oldu. En derin korkularıyla yüzleşmesini sağlamaya çalışıyordu ama Riathan’a boşu boşuna lord demiyorlardı.
Onunla savaşamayacağını biliyordu. Yine de lordun sendelediği küçük bir anda Reeona araya girip ani bir hareketle gözyaşlarına boğulan küçük kızı kurtardı.
“Götür onu,” dedi Breena kristali fırlatırken. Reeona, bir saniye bile düşünmeden kaçtı. Hanımını bekleyen kaderi bilemeyecekti.

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

The Best📚

by emlcrk

69 kitap

Beğendiklerimden

by Hygge

28 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

D.- Devam ettiklerim

by Hygge

21 kitap

Okumayı Planladığım

by Marmaletta

52 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

Okunanlar

by hurtful_cow

77 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

175 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

Zıt kutuplar 3

by sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Discover Galatea

Hiç Senin Olmadım Kitap 2Rosecliff MalikanesiBlack Hollow 1: Büyülenmiş LunaKurdun Keşfedilmemiş GücüFırtınalar ve Gölgeler 1. Kitap: Krallığın Gölgesi

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık