Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Parçaları Toplamak

Parçaları Toplamak

Yazar
Collette G. May
Okur
16,9K
Bölüm
62
Yazar
Collette G. May
Okur
16,9K
Bölüm
62
🏈Spor Hikâyeleri🏃🏿‍♂️Sporcular💪🏻Muhafız🍷Yetişkin Hayatı👩🏻‍🍼Anneler🏒hokeyi oyuncuları

Eski bir NHL yıldızı olan Adrian, oğluna düzenli bir hayat sunabilme umuduyla üniversite hokey takımına koçluk yapmak üzere sakin bir kasabaya taşınır. Leah ise bir yandan genç üçüzlerini büyütürken bir yandan da geçim kaynakları olan fırınını ayakta tutmak için büyük bir mücadele vermektedir. Oğulları arasında sıkı bir dostluk kurulunca, ikisinin hayatları da birbirine bağlanır. Adrian ve Leah yakınlaştıkça, geçmişlerinden kurtulmayı ve ailelerini bir araya getirmenin yolunu bulmayı öğrenmek zorunda kalırlar. Ancak ani bir hastalık kapılarını çalıp her şeyi değiştirdiğinde; güçlerini, güvenlerini ve beraber inşa etmeye başladıkları geleceği sınayan zorluklarla yüzleşmek zorunda kalacaklardır.

1: Bölüm 1

ADRIAN

“Hey, ufaklık. Bana bir takım arkadaşı lazım.”
“Bana mı?” Kai’nin sesi şaşkınlıkla yükseldi. Langırt masasında gürültüyle oyun oynayan onlu yaşlardaki üç çocuğa baktı.
“Evet, sana.” dedi karamel rengi mohawk saçlı, mavi-yeşil gözlü çocuk. Dönen kollardan ellerini hiç kaldırmadan başıyla Kai’yi işaret ederek onu onayladı.
“Ama ben nasıl oynanacağını bilmiyorum ki.” diye kekeledi Kai.
Çocuk ona kocaman, parlak bir gülümseme sundu. Gülümseyince ağzının iki yanında derin gamzeler oluştu. Yavaşça gülerek başlarını iki yana sallayan diğer iki çocuğa baktı.
“Biz de bilmiyoruz.” diye omuz silkti ve parmaklarıyla Kai’yi yanına çağırdı. “Tek bildiğimiz, topu deliğe sokmalarına izin vermememiz gerektiği.”
Kai, eğlendiğini kahve fincanının arkasına saklayan Adrian’a baktı. Oğlunun gözleri umutla ve biraz da kararsızlıkla parlıyordu. Adrian başıyla onay verdiğinde Kai heyecanla yerinden fırladı. Neredeyse sandalyesini devirecekti ama uzun boylu çocuğa doğru temkinli adımlarla yaklaştı.
Adrian, büyük çocuğun kolunu Kai’nin omuzlarına atmasını izledi. Çocuk ona hangi kolları çekip çevireceğini gösteriyordu. Çocukların Kai’ye gösterdiği sabır Adrian’ı şaşırtmıştı. Bir yandan oyunun temel amacını açıklayıp onun sorularını cevaplıyor, bir yandan da birbirlerine takılıyorlardı.
Kai bir sayı yaptı ve takım arkadaşıyla birlikte sevinç dansı ettiler. Karşı takım ise intikam yemini ediyordu ve oyun çok daha hızlı ve heyecanlı bir hal aldı. Oğlunun takımıyla alay etseler de bu takılmalar iyi niyetli ve eğlenceliydi. Kai hayatında böyle neşeli bir ortamı çok özlemişti.
Adrian üç çocuğu incelemek için zaman ayırdı. Birbirlerinin aynısıydılar ve uzun boyluydular. Boyları bir seksen beşi bulabilirdi. Açık kahverengi saçları farklı tarzlarda kesilmişti. Üçü de geniş omuzları ve güçlü kollarıyla sporcu bir yapıya sahipti.
Üçünün de yüz hatları aynıydı. Köşeli ve güçlü çeneleri, çıkık elmacık kemikleri, geniş alınları, düzgün burunları, yay gibi dudakları ve samimi gülümsemeleri vardı. Aralarındaki tek fark gözleriydi. Gözleri mavi ya da yeşil tonlarındaydı ama içlerinden sadece birinin gözlerinde bu iki rengin karışımı vardı. İlk görüşte insanın kanı kaynıyordu onlara.
Kai dönüp ona baktığında Adrian başparmağını kaldırarak ona onay verdi. Kai'nin yeşil gözleri daha da parladı. Kai, Adrian’ın siyah saçlarını ve yeşil gözlerini almıştı. Yaşına göre uzun boylu olsa da çok zayıf, solgun ve ürkekti.
Ayrıca zekiydi, espriliydi ve pek az kişinin gördüğü yaramaz bir tarafı vardı. Ama bu üç çocuk onun rahatlamasını sağlamıştı. Adrian, onlarla oynarken oğlunun gerçek kişiliğinden kesitler görebiliyordu. Kai aylardır bu kadar mutlu görünmemişti.
Fırfırlı pembe önlüklü kısa boylu bir kadın elinde boş bir tepsiyle mutfaktan çıktı. Saçlarında siyahtan çok gri vardı. Sıcak kahverengi gözlerinin kenarlarındaki kırışıklıklar yıllar boyu ne kadar çok güldüğünü gösteriyordu. Çocukları sevgi dolu bir gülümsemeyle izledi. Ama onlara doğru dönerken yüzüne sert bir ifade yerleştirdi.
“Anneniz kıçınızı kaldırıp okula gitmenizi söylememi istedi. Eğer biriniz bile yine geç kalırsa arabalarınızın tekerleklerini sökecekmiş.” Sesi ince çıkmasına rağmen kesinlikle dolu dolu, zengin bir güney aksanıyla konuşuyordu.
Çocuklar kadına baktı. Sonra kısa saçlı olanı saatine göz attı. “Ah, lan-lanet olsun!” diye küfrünü toparladı. Sonra Kai’ye bakıp başını salladı. “Ne tarafa gidiyorsun ufaklık?”
Kai şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. “Şey, Sheldon İlkokulu'na.”
“Harika. Bizim yolumuzun üstünde. Git eşyalarını al.” dedi çocuk. Bu beklenmedik kahramanlarla biraz daha vakit geçirebileceği için Kai’nin yüzü sevinçle aydınlanmıştı. Adrian bunu görünce yüreğinin sızladığını hissetti.
Masaya ulaştığında, “Gidebilir miyim, baba?” diye sordu.
“Evet...” Kelime Adrian’ın boğazında düğümlenmişti. Sesi titreyerek, “Elbette.” demeden önce boğazını temizlemeye çalıştı.
Kai çantasını toplarken çocuklar mutfağa girmişti. Birkaç dakika sonra geri döndüler. Kadını yanağından öptüler. Sonra çantalarını omuzlarına alıp Adrian’ın masasına doğru yürüdüler.
Kısa saçlı çocuk, “Babana veda et.” dedi. Kai yaprak yeşili gözlerini ona dikerek Adrian’ın önünde durdu.
“Görüşürüz, baba.” diye mırıldandı Kai ve üçlüye doğru döndü. Ama mohawk saçlı çocuk başını iki yana salladı ve hafifçe iterek Kai'yi tekrar babasına doğru yönlendirdi.
“Olmaz öyle.” Çocuk başını salladığında Adrian küçük elmas küpesinin parladığını gördü. Çocuğun saçlarının uçları kirpiklerine değiyordu. “Hayat kısa, ufaklık. Onlara ne kadar kızgın olursak olalım, anne babamıza sıkı bir sarılma ve bir Seni seviyorum ile veda ederiz. Bu onların bizimle ilgili son hatırası olabilir.”
Adrian çocuklara tekrar baktı. On yedi yaşından büyük olamazlardı. Bu hayat dersini bu kadar genç yaşta öğrenmek için neler yaşadıklarını merak etti.
Kai başını eğdi ve Adrian’a baktı. Gözleri karanlıktı ve Adrian'ın oğlu için silip atmayı dilediği acı hatıralarla doluydu. Hayatın çok kısa olduğu gerçeğini ikisi de çok iyi biliyordu.
Küçük çocuk başını salladı ve babasının kollarına atıldı.
Adrian oğluna sarıldı. Onun waffle’larına bolca sürdüğü tatlı akçaağaç şurubunun ve ferah çam kokulu sabunun kokusunu içine çekti. Küçük yaramaz yine Adrian’ın özel sabununu kullanmıştı.
Terapist onu bunun olabileceği konusunda uyarmıştı. Kai ayrı kaldıkları zamanlarda babasına yakın hissetme ihtiyacı duyabilirdi. Adrian, Kai’nin dağınık siyah saçlarına bir öpücük kondurdu. Saçlarını kestirmesi gerektiğini aklının bir köşesine yazdı.
Kendilerine has o cümleyi fısıldadı. “İyi ol, güvende ol ve güçlü ol. Sonra görüşürüz.”
“Seni seviyorum, baba.” Kai bir adım geri çekildi ve yeni arkadaşlarına döndü.
Dağınık saçlı çocuk, “Ona çok iyi bakacağız, efendim.” diye söz verdi. Mavi gözleri çok içten bakıyordu.
Adrian, “Teşekkür ederim.” dedi. Çocuğun bu teşekkürün sadece okula bırakmak için olmadığını anlamasını umuyordu.
Çocuklar gittikten sonra mekan sessizleşmişti. Adrian bu sessizliğin tadını çıkardı. Birkaç dakika sonra kapı zili çaldığında etrafına bakınmadı. Ancak omzuna yumuşak bir el dokunduğunda dikkatini verdi.
Miranda yumuşak bir sesle, “Selam.” diyerek onu selamladı.
“Selam.” diye yanıtladı ve yanağından öpmek için ayağa kalktı. “Kai’yi kıl payı kaçırdın.”
Otuz sekiz yaşında olan Miranda, gelmiş geçmiş tüm moda dergilerinin kapaklarını süslediği yirmi iki yaşındaki hali kadar ince ve zarifti. Dünyaca ünlü tasarımcılardan hala telefonlar alıyordu. Tasarımlarını dünyanın en büyük podyumlarında sergilemesini istiyorlardı.
Milano'dan yeni dönmüştü. Adrian zamanı doğru hesapladıysa muhtemelen uçaktan yeni inmişti. Üzerinde sade bir kalem etek, beyaz bir gömlek ve bir ceket vardı. Sarı saçlarını sırtından aşağı dökülen bir at kuyruğu yapmıştı. Makyajı kusursuz elmacık kemiklerini ve dolgun dudaklarını öne çıkarıyordu. Ayrıca o çarpıcı, kocaman kahverengi gözlerini de vurguluyordu.
Masaya otururken başını iki yana sallıyordu. “Onu dışarıda gördüm.”
“Sana bir şeyler sipariş edeyim mi?” diye sordu Adrian. Miranda garsona chai tea siparişi verdi.
“Yeni evinize nasıl alışıyorsunuz?” Sesi yumuşacıktı ama bu soru Adrian'a ağır gelmişti.
Satın aldığı ev kasabanın dışındaydı. İki yatak odalı, açık mutfaklı, salonu ve büyük bir bahçesi olan bu tek katlı evi Kai de o da çok sevmişti. Geçen ayın tamamını duvarları mavinin çeşitli tonlarına boyayarak geçirmişlerdi. Yeni lacivert dolapları ve gümüş rengi detaylarıyla mutfağı da boyamışlardı.
Tezgahlar açık gri taştandı. Mutfak aletleri gümüş rengiydi. Bu da eve bilerek erkeksi bir hava katıyordu.
Kai yeni okuluna çok kolay uyum sağlamıştı. Henüz hiç arkadaş edinmemişti. Ancak Adrian onun bu yeni zorlukla da her zaman yaptığı gibi başa çıkacağını biliyordu. Sessizce, metanetle ve dikkat çekmeden yapacaktı bunu.
Adrian, Kai’nin odasını dekore etmeleri için uzmanlar tutmuştu. Odayı Ejderhanı Nasıl Eğitirsin dünyasına çevirmişlerdi. Ama bu kabusları durdurmamıştı. Altını ıslatmasını durdurmamıştı. Uykusuz geceleri durdurmamıştı. Panik atakları durdurmamıştı. Korkmuş on yaşındaki küçük bir çocuğun gecenin bir yarısı babasına sıkıca sarılmasını durdurmamıştı.
Soğumuş kahvesinden bir yudum aldı. Baldızının gözlerinin içine baktı. Bu beklediğinden çok daha zor bir şeydi. Sonra da gözünün içine baka baka büyük bir yalan söyledi.
“İyiyiz.”

Discover Galatea

Legacy Serisi 1. Kitap: OyalamaTam Bir Sürtükmüşüm! İkinci Bir ŞansSonsuza Dek Sürdüğünü SöyleKör Lycan Kralın Kraliçesi

En Yeni Yayınlar

Şeytanın Gülü 2: Prangalı AşkYaz Ayı 1. Kitap: Alfanın EşiKana ve Kadere BağlıKızışan ArzularSınırı Geçmek

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Zıt kutuplar 3

by sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

352 kitap

Iyilik A.Ş

by Kynta

10 kitap

Alfa serisi

by yasemin175

23 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

65 kitap

Okudum

by urbeknt

289 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

302 kitap

D.- Devam ettiklerim

by Hygge

21 kitap

Ceo

by Anamenya

48 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

208 kitap

Beğendiklerimden

by Hygge

29 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

47 kitap

Severek okuduklarım

by Hygge

17 kitap

Yeni okuma önerileri

by Hygge

8 kitap