Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Sana Öğreteyim, Bana Öğret

Sana Öğreteyim, Bana Öğret

Yazar
N. Warren
Okur
4,2M
Bölüm
46
Yazar
N. Warren
Okur
4,2M
Bölüm
46
💕Romantik🏃🏿‍♂️Sporcular✌🏻Kardeşin En İyi Arkadaşı🏙️Çağdaş💪🏻Alfa Erkekler

Abinin en yakın arkadaşına sırılsıklam aşık olmak çok klişe, değil mi? Peki ya o en yakın arkadaş altı yıl sonra tekrar yörüngene girerse? Ve ya hatırladığından bile daha büyüleyiciyse ve sana kesinlikle reddemeyeceğin bir anlaşma sunarsa? İstediği bir kız var ve nihayet o kızı elde etmesi için senden yardım istiyor. Evet, o kızın sen olmaması berbat bir durum, ama o çaresiz ve nefes kesici derecede çekici; üstelik evet demen için ne istersen yapmaya hazır... bu yüzden kabul ediyorsun. Anlaşma tamam; sen ona hayallerindeki kızı nasıl elde edeceğini (kelimenin tam anlamıyla) öğreteceksin, o da sana erkekleri nasıl tavlayacağını öğretecek. Çok basit, değil mi? Çünkü ikiniz de istediğinizi elde ediyorsunuz? Öyleyse, işler nasıl bu kadar ters gidebiliyor?

Bölüm 1

AVERY

Cuma günü, kliniğin genellikle öğle tatili için bir saatliğine kapandığı saatlerdeyim. Eski bir UFC dövüşünün YouTube videosuna dalmışken, kapının üstündeki zil sesi beni hem videodan hem de salatamdan koparıyor.
“Özür dilerim, öğle tatili için kapalıyız,” demeye başlıyorum, gözlerimi bilgisayar ekranından kaldırırken.
Siyah saçlı, uzun boylu tanıdık bir figür içeri girince özlem dolu bir iç çekiyorum. Koltuğunun altına futbol topu gibi sıkıştırdığı siyah bir Labrador yavrusuyla geliyor. Onu anında tanıyorum.
Reed Everett. Ağabeyimin en yakın arkadaşı ve ergenlik dönemindeki tüm hayallerimin başrolü, tam karşımda duruyor.
Yanaklarımın yandığını hissediyorum. Görünüşü pek değişmemiş. Hatırladığım kadar yakışıklı. Hatta son gördüğümden daha da çekici olmuş; MMA dövüşçüsü olarak geçirdiği yıllar, sert ve yontulmuş vücudunda kendini belli ediyor.
Çok daha çekici, diye düşünüyorum onu süzerken.
Yüzünde bir tanıma ifadesi beliriyor, sert hatları yumuşuyor.
“Küçük Avery Morris?”
Bu lakap yüzünden içimden bir rahatsızlık dalgası geçiyor. Sadece üç yaş küçük olmama rağmen bana hep Küçük Avery derdi. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, hâlâ eskisi kadar sinir bozucu.
Dudakları, çok iyi hatırladığım o gülümsemeyle kıvrılıyor. O kaygısız, insanı yerinde eritecek kadar seksi gülümseme... Onu ve ağabeyimi takip eden kızlara gösterdiği gülümseme. Benden başka herkese verdiği gülümseme.
Masaya yaklaşırken midem alt üst oluyor. Tekrar konuşmadan önce çılgınca atan kalbimi sakinleştirmek için bir an duruyorum. Parlak bir gülümseme takınıyorum ve kendimi ele vermeyeceğimi umuyorum. Ona olan aşkımı bunca yıldır sır olarak sakladım ve böyle kalmasını istiyorum.
“Reed Everett—”
“Ve adam durmak bilmiyor!” spikerin sesi bilgisayarın hoparlörlerinden yükseliyor. “Söylüyorum, Ever kadar yumruk yiyen hiç kimse—”
Aceleyle videoyu durdurmaya çalışıyorum, yüzüm alev alev yanıyor; spikeri susturmam iki deneme sürüyor. Boğazımı temizleyip gergin bir gülümsemeyle başımı kaldırıyorum.
“Özür dilerim. Açılır pencereymiş. Neyse, New York'ta ne işin var? Seattle'da yaşıyordun sanıyordum?”
Kolundaki minik yavru kıpırdanıp sızlanınca Reed onu daha iyi kavrayacak şekilde tutuyor ve o tatlı mı tatlı suratı ortaya çıkıyor. Kocaman çikolata rengi gözleri karşısında kalbim eriyor.
“Dört ay önce buraya taşındım.”
Gülümsemem biraz soluyor.
Reed Everett tam dört aydır New York'ta ve ağabeyim bunu söyleme zahmetine bile girmemiş mi?! Josh'la neredeyse her hafta konuşuyorum! Manhattan'ı gezdirebilirdim. Central Park'ı birlikte keşfedebilirdik ya da Empire State Binası'nın tepesinden manzarayı seyredebilirdik.
Aklımı okumuş gibi Reed ekliyor: “Seni arayacaktım ama Josh, işten fırsat bulamayacak kadar meşgul olduğunu söyledi.”
Tabii ki söylemiştir, diye düşünüyorum. Josh'u öldüreceğim.
“Ah, evet. Sorun değil.” Ayağa kalkarken sinirimi belli etmemeye çalışarak omuz silkiyorum. “Bu küçük beyefendinin adı ne?”
“Champ.”
“Merhaba Champ,” diye sevecen bir sesle onu Reed'in elinden alıyorum; yavru sevinçten kendini bilmiyor. “Kontrol için mi geldiniz?”
Elleri artık boş olduğu için koyu saçlarının arasından parmaklarını geçiriyor. “Evet. Ama ilk kez geliyor, nazik ol bari.”
Engelleyemeden utanç verici bir kıkırdama kaçıyor ağzımdan.
“Aslında ben sadece hayvanları kayıt edip Dr. Collins'e götürüyorum,” diyorum usulca, yanaklarımdaki yanma kat be kat artıyor.
Kaşlarını çatıyor. “Josh, veteriner olmak için okula gitmek istediğini söylemişti.”
Yavru minik diliyle parmaklarımı yalarken başımı sallıyorum. “İstiyorum. Üzerinde çalışıyorum ama biraz pahalı ve zaman bulmak da kolay olmuyor.”
“Anlıyorum,” diyor. Tezgâha yaslanıyor, kollarındaki kaslar şişiyor; bilgisayar ekranıma göz atmaya çalışıyor. “MMA'yle ilgileniyor musun yani?”
Başımı eğip onun için bazı formlar çıkarmaya çalışıyormuş gibi yapıyorum. “Şey, pek sayılmaz. Arada bir klip denk geliyor... daha çok... nefsi müdafaa hareketleri için.”
Nefsi müdafaa hareketleri mi? Ben ne saçmalıyorum?!
Kaşları havaya kalkıyor ve ben de yüzümü buruşturmamaya çalışarak ona bir dosya tahtası ve kalem uzatıyorum. Alıyor ve kalemi koluna vuruyor.
“Dövüşlerimi hiç izledin mi?”
Evet. Hepsini.
Masum bir gülümseme takınıyorum. “Sen MMA'de miydin?”
İç çekiyor. “Aman Tanrım, ağabeyin sana hiçbir şey anlatmıyor mu? Geçen yıl emekli oldum ama kendi sıkletimde dünyada ikinci sıradaydım. Birkaç tane canlı öde-izle etkinliğine bile çıktım. Dövüşlerimden birini bile görmemiş olman şaşırtıcı.”
Her bir dövüşünü izlediğimi, ekrana yapışıp Reed'in ellerinde eldivenleri ve gözlerinde ateşiyle kafeste dans edercesine rakibine karşı mücadele ettiğini seyrettiğimi itiraf etmiyorum.
“Öyle mi,” diyorum usulca, yavruyu kollarımda kaydırarak karşımdaki adama iyice bakıyorum.
Deneyimli bir dövüşçü gibi görünüyor; fiziği adeta ölümcül bir silaha dönüşmüş. Geniş omuzları siyah tişörtünü dolduruyor; yılların emeğiyle inşa edilmiş kaslar her yanına yayılmış. Şişkin pazıları kollarından fırlıyor, kumaş kalın kollarının üzerinde gerilmiş.
Tanrım, diye düşünüyorum. O kaslı kollar beni sımsıkı sarsa nasıl hissettirirdi acaba? O sert vücut beni yatağa bastırsa?
Fazla uzun bakınca dudaklarının kenarında yaramaz bir sırıtış beliriyor. Bu düşünceyi silkeleyip bilgisayarıma dönüyorum. Randevu takvimini tıklıyorum.
“Bakalım, doktorun bugün randevusuz hasta için müsait bir zamanı var mı?”
Daha yakına geliyor, tezgâhın üzerinden bakıyor. Gözü üzerinde bir sürü karalama olan bir kâğıt parçasına takılıyor. Kaşları havaya fırlıyor.
“O da ne?” diye gülerek soruyor.
Aşağı bakınca en yakın arkadaşım ve ev arkadaşım Olive'in en son geldiğinde bıraktığı kötü çizilmiş çükü fark ediyorum. Nefesim kesiliyor ve uygunsuz çizimi hemen bir magazin dergisinin altına saklıyorum.
“Ah! O-o bir şey değil,” diye kekeliyorum.
“Benim düşündüğüm şey mi o?” diye soruyor, gülümsemesi gözlerine kadar yayılmış.
“N-ne demek istediğini anlamadım,” diye cevap veriyorum, boğazımı temizleyerek utancımı gizlemeye çalışıyorum ama boşuna.
Ama o boğazından gelen kısık bir kahkahayla eğilip dergiyi kaydırıyor ve resme daha iyi bakıyor. “Bu bir çük mü, Avery?”
Yavru neredeyse kollarımdan atlayacak.
“Ben çizmedim,” diyorum aniden.
“İyi ki çizmemişsin.” Omuz silkip bir kahkaha daha bastırıyor. “Bayağı küçük bir çük. Umarım bundan daha iyi referansların vardır.”
Aklım bomboş kalıyor. Daha önce hiç benimle böyle şakalaşmamıştı. Hatta yanımda çük ya da cinsellikle ilgili herhangi bir kelime kullandığını bile hatırlamıyorum, özellikle de aşırı korumacı ağabeyimin gözü önünde.
Kaldırdığı kaşıyla bir cevap beklediğini belli ediyor. Tatlı ve hazırcevap bir şey söylemek istiyorum ama tam o sırada Dr. Collins kliniğe giriyor. Reed'in yüzündeki yaramaz sırıtış soluyor, bir adım geri çekiliyor; ben de dikkatimi patronuma çeviriyorum.
“Öğle yemeği nasıldı, Dr. Collins?”
“Bunu daha önce de konuştuk, Avery. Lütfen bana Matt de.”
Kapının yanındaki askılıkta durup önlüğünü giyiyor ve göğüs cebine bir kalem yerleştiriyor.
“Haklısınız, özür dilerim. Bugün bu yavruya vakit ayırma şansınız var mı acaba?” diye umutla soruyorum, davamı desteklemek için en iyi gülümsemelerimden birini takınarak.
Bu akşam kapanışa kadar dolu olduğunu programından biliyorum ama Reed'e yardım edebilmek istiyorum.
Dr. Collins önce bana, sonra Reed'e, sonra tekrar bana bakıyor.
“Tam bir kontrol, arasına 'sıkıştırmak' sayılmaz pek,” diyor ve yavrunun kulaklarının arasını kaşımak için yaklaşıyor.
Biliyorum ama bu, Reed'in istediğini vermek isteme arzumu değiştirmiyor.
Reed omuz silkiyor. “Sorun değil. Pazartesi uygun bir yer varsa o zaman gelirim.”
Takvimi tıklarken bana şakacı bir göz kırpıyor ve pazartesi sabahı için boş bir zaman dilimi buluyorum.
“Dokuz buçukta yerimiz var.”
“Mükemmel. Alıyoruz.”
Yavruyu geri vermek için uzanıyorum. Yaklaşıp kıpır kıpır Champ'i almak için kollarını açtığında, parfümü sarhoş edici bir sis gibi etrafımı sarıyor.
“Seni tekrar görmek çok güzel oldu, Avery.”
Bana hafifçe değerken kıpırdamadan duruyorum; yavruyu elimden alıyor. “Evet, benim için de, Reed.”
Kapıdan çıkarken el sallıyor ve gözden kaybolduğunda kalbim sızlıyor. Onu geri çağırmak istiyorum çünkü birbirimizi görmeyeli çok uzun zaman oldu. Son altı yılda ne yaptığını sormak istiyorum.
MMA dövüşlerini anlatmasını dinlemek istiyorum, hep hayalini kurduğu Mustang'i sonunda alıp almadığını ya da birisiyle çıkıp çıkmadığını sormak istiyorum. Ona bir milyon soru sormak istiyorum ama fırsat bulamadan gitmiş bile oluyor.
Ağabeyimin en yakın arkadaşına tutulmam tam bir klişe ama öyleydi. Josh'la her zaman birlikteydiler ve Reed evimizde vakit geçirdikçe aklım gitmemesi gereken yerlere gidiyordu.
Her gece onu öptüğümü, parmaklarımın altında kaslarını hissettiğimi, ilkimin o olmasının nasıl bir şey olacağını hayal ederdim. Futbol antrenmanından sonra banyodan çıkışını görmek için kapımın eşiğinde oyalanırdım; beline sarılı havlu, vücudu hâlâ duştan ıslak.
Koltuğuma geri oturuyorum; Reed'in bu ani ortaya çıkışı yüzünden hiçbir şeye odaklanamıyorum. Dr. Collins bilgisayar ekranımın üstüne vurana kadar gitme vaktinin geldiğini bile fark etmiyorum.
“Pazartesi görüşürüz, Avery.”
Reed düşüncelerini zihnimden silmek için birkaç kez gözlerimi kırpıyorum ve küçük bir gülümseme zorluyorum.
“Pazartesi görüşürüz, Dr. Collins.”

Discover Galatea

Milenyum AlfasıLycan'ın KraliçesiBirlikte ÇalışalımMateo SantiagoKalbimin Merhemi

En Yeni Yayınlar

Aşkımız Karanlıkta Atış Yapmak GibiKaçamakKızışan ArzularSınırı GeçmekEvet, Bay Knight. Kitap 4: İkinci Bölüm

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Türkçe

by Asliiturkiye

352 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

396 kitap

Zıt kutuplar 3

by sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Iyilik A.Ş

by Kynta

10 kitap

Alfa serisi

by yasemin175

23 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

65 kitap

Okudum

by urbeknt

289 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

297 kitap

D.- Devam ettiklerim

by Hygge

21 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

208 kitap

Ceo

by Anamenya

45 kitap

Beğendiklerimden

by Hygge

29 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

Pelto’s list

by Pelto

33 kitap