Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Şeytanın Gülü 2: Prangalı Aşk

Şeytanın Gülü 2: Prangalı Aşk

Yazar
Tina rose hunt
Okur
19,7K
Bölüm
19
Yazar
Tina rose hunt
Okur
19,7K
Bölüm
19
🖤Karanlık💪🏻Muhafız🏙️Çağdaş💪🏻Alfa Erkekler🔫Mafya

“Zeminime kan damlatıyorsun tatlım. Bu çok kaba bir davranış.” 😏

Mila, girmemesi gereken tek odaya dalar. Dritan, sanki oksijenin sahibiymiş gibi ayağa kalkar, kapıyı kollarıyla kapatır ve ona elinde tutmak istediği bir problemmiş gibi bakar.

Romantizm araya girmeden önce Mila, ağzı bantlı, bağlı ve birinin "paketi" olarak satılmış halde uyandıktan sonra tek bir şeyin peşindedir: Hayatta kalmak. Bir tel tokayla kilit açar, banyoda bir kadını bayıltır ve saklanmak için karanlık bir ofise süzülür... ve orada çetenin ikinci adamını, sanki günah kira ödüyormuşçasına viskisiyle keyif yaparken bulur. Dritan sinir bozucu derecede yakışıklıdır, kızı sanki hakkıymış gibi öper ve Mila ondan nefret etmelidir —ediyordur da— ta ki elleri adamın gömleğine yapışana dek. Yalan söylemeyin, siz de aynısını yapardınız.

Sonra Mila nasıl kaçtığını fısıldar ve Dritan’ın yüzündeki o sırılsıklam küstahlık parçalanır; çünkü Mila sadece kaçmamış... birini bağlamıştır.

Koridordan ofis kapısına sert bir yumruk iner.

Aşağıdaki herkes av peşindeyken, Dritan onu gizli tutabilecek mi?

Bölüm 1

DRITAN

Ofis sandalyeme yerleşip camdan dışarı, vahşi dalgaların sahile çarpışını izlemeye koyuldum.
Okyanus her zaman ilgimi çekmişti. Dünyanın yüzde yetmiş birini kaplıyordu ve yüzde sekseninden fazlası hala keşfedilmemişti. Böylesine güzel ama tehlikeli bir şeydi.
Bana memleketim Arnavutluk'u hatırlatıyordu. Tabii ki benim memleketim çok daha güzeldi. Avrupa'nın en iyi plajlarına sahiptik ama bence bu durum haksız yere göz ardı ediliyordu.
Bir numaram İngiltere'ye gelmemi söylediğinde içten içe hayal kırıklığına uğramıştım. Seyahat etmeyi ne kadar sevsem de İngilizlerden ve ülkelerindeki her şeyden nefret ediyordum.
Buradakiler ya her şeye burun kıvıran ama soğuk duran zengin züppelerdi ya da içki içmeyi bilmeyen, dayanılmaz derecede gürültücü sıradan insanlardı. En azından benim düşüncem buydu.
Onlara katlanamıyordum. Yaşamak için seçtiğimiz bu sessiz sahil kasabasını ise daha da az seviyordum.
Adı Bexhill olan bu küçük kasabanın toplam kırk dört bin nüfusu vardı. Neden bu bok çukurunda yaşadığımızı bir türlü anlayamıyordum!
Bir numaram Astrit Martini, bu küçük sahil kasabasına sızmayı ve buradan Londra'ya kadar olan bölgedeki uyuşturucu işini ele geçirmeyi başarmıştı. Bölgedeki sözde gangsterlerin hizaya girmesi uzun sürmedi. Liderlerinin kafasını kestikten sonra, geri kalanı hemen boyun eğdi. Şimdi bölgedeki tüm uyuşturucu satıcıları bizim altımızda çalışıyordu.
Sahil kenarında aldığımız küçük bar, tüm işlerimiz için ana merkezimizdi.
İkinci adam olduğum için denize bakan kendi ofisim vardı. Diğer adamların hepsi ise bodrum katında çalışıyordu. İşimle ilgilenirken en azından güzel bir manzaram olduğu için minnettar olmalıydım sanırım. Ama can sıkıntısının esir aldığı her geçen gün öfkem daha da büyüyordu.
Astrit son zamanlarda insan kaçakçılığına geri dönmekten bahsediyordu. Şu aralar pek vicdanlı biri olmadığım için bu durum umurumda bile değildi. İşin içine çocuklar girmediği sürece, etrafta fazladan amcık dolanmasına itiraz etmezdim.
İngiliz kızları sekse karşı aşırı utangaç olmalarıyla bilinirdi. Ya da çirkin olanlar çok kolay veriyordu ve çoğunda cinsel yolla bulaşan bir hastalık vardı. Adamlarımızdan biri bunu acı bir yolla öğrendi. Zavallı adamın yerel bir kızdan kaptığı hastalıktan kurtulması için iki kutu antibiyotik bitirmesi gerekmişti.
Astrit kapıyı çalmadan ofisime dalıp düşüncelerimi böldüğünde sakinliğimi korumakta zorlandım.
Gücü arttıkça, adamlarına olan saygısı azalıyor gibiydi. Her zaman yüksek rütbede olduğum için birilerinin altında hissetmeye alışkın değildim.
Saygı beklerdim ve bu genelde hiç düşünülmeden verilirdi. İkimizden daha zeki olan ben olduğum için, Astrit'in onu en tepeye kimin koyduğunu hatırlaması iyi olurdu.
Bir numara olmamamın tek nedeni bunu benim seçmiş olmamdı. Arka planda sessizce kalmayı seviyordum. Bu sizi daha az hedef yapıyordu. Bana sorarsanız, onca baş ağrısı olmadan benim de onun kadar param vardı.
İkimizden daha yakışıklı olmam da durumu pek kolaylaştırmıyordu. Çoğu zaman boynumun arkasında sıkı bir topuz yaptığım omuz hizasındaki saçlarım ve düzgün kesilmiş sakalımla, bu ülkede bir yabancı olduğum çok açıktı.
İngilizceyi kusursuz konuşsam da, konuşurken ortaya çıkan ağır aksanım kızları deli ediyor gibiydi. Bir doksanlık boyum ve yüz on dört kiloluk cüssemle, hafife alınmayacak biriydim.
Zamanımın çoğunda rahat kıyafetler giymekte ısrar etmem Astrit'i çileden çıkarıyordu. Beni o günkü işlere göre ya kot pantolon ve tişörtle ya da eşofman ve ince bir üstle bulabilirdiniz. Ben rahat olmayı seviyordum, o ise günlük işler için bile en şık kıyafetleri giymeyi seviyordu. Bence çok saçma görünüyordu!
Memleketimde, yeraltı dünyasında yenilgisiz ağır sıklet çıplak el boksörü unvanına sahiptim. Bıçak kullanmadaki eşsiz yeteneğimle de birleşince, bu ünüm sayesinde kimse bana bulaşmaya cesaret edemezdi.
Astrit'e tekrar bakarak konuşurken onu dikkatle inceledim. “Haberler var. On dakika içinde herkes aşağıda olsun.”
Bir seksen sekiz boyuyla ona kısa denemezdi. Ama yapılı bir vücudu yoktu. Uzun, ince bacakları ve kas eksikliği yüzünden bana bazen bir devekuşunu hatırlatıyordu.
Kısık gözleri ve sivri, uzun burnu onu karşı cins için pek çekici kılmıyordu. Ancak, sahip olduğu güç yüzünden hayranları hala akın akın gelmeye devam ediyordu.
Özgüveninin sınırı yoktu. Bana bakarken, o her zamanki kibirli haliyle tek kaşını kaldırdı. Sadece ona bakmak bile beni sinir etmeye başlamıştı ve laf dalaşına girmemek için sert bir cevabı yutmak zorunda kaldım.
“Sorun değil.” Ben de küstah bir tavırla tek kaşımı kaldırdım ve hiç havamda değilken Astrit'e üzerime gelmesi için meydan okudum.
Topuklarının üzerinde dönüp odadan çıkarken, gözden kaybolmadan önce bana son bir kez pis pis sırıttı. Ben de öfkeli düşüncelerime geri döndüm.
Sikeyim, tanrının unuttuğu bu kasabada olmaktan nefret ediyordum. Artık her küçük şey beni sinir etmeye başlamıştı. İtiraf etmekten nefret ediyordum ama yalnızdım.
Rütbeniz yükseldikçe etrafınızda güvenecek çok az kişi kalıyordu. Bir zamanlar en yakın arkadaşım olan Astrit bile artık yetersiz geliyordu.

Discover Galatea

Kinky's Carnival 4. Kitap: İblise BağlıKaranlıkla DansEşsiz KralKara Yürek AlfalarıCharlotte ve Yedi Kardeş: Paralel Hikâye

En Yeni Yayınlar

Yaz Ayı 1. Kitap: Alfanın EşiKana ve Kadere BağlıKızışan ArzularSınırı GeçmekEvet, Bay Knight. Kitap 4: İkinci Bölüm

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

İyiydi

by Elf

63 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

352 kitap

Okumayı Planladığım

by Marmaletta

52 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

177 kitap

Okudum

by urbeknt

289 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

398 kitap

Beğendiklerim

by Nesil

29 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

208 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

231 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

302 kitap

Okumayı Bitirdiğim Kitaplar

by Marmaletta

48 kitap

Zıt kutuplar 3

by sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Iyilik A.Ş

by Kynta

10 kitap

Alfa serisi

by yasemin175

23 kitap