Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Üzerimizdeki Gözler Kitap 4

Üzerimizdeki Gözler Kitap 4

Yazar
Rebeca Ruiz
Okur
17,3K
Bölüm
30
Yazar
Rebeca Ruiz
Okur
17,3K
Bölüm
30
📸Ünlüler⚔️Düşmanlardan Aşıklara🎭Dram🏙️Çağdaş🩺Doktorlar ve Hemşireler🎸Rock yıldızları

Rehabilitasyondan yeni çıkmış sorunlu bir müzisyen olan Kieran O'Callaghan, kardeşi Grady ve Grady'nin sevgilisi Lux'ın yanında teselli ve yeni bir başlangıç arıyor. İyileşmenin engebeli yolunda ilerlerken Kieran, eski aşklarla, yeni ayartılarla ve trajik bir aşırı dozun peşini bırakmayan anılarıyla boğuşuyor. Kaosun ortasında, kaybettiği bir arkadaşının kız kardeşi Rosie ile tanışır ve birlikte ortak yaslarıyla ve filizlenen duygularıyla yüzleşirler. Kieran kurtuluşu ve gerçek aşkı bulabilecek mi, yoksa iç şeytanları onu yeniden uçuruma mı sürükleyecek?

Bölüm 1

Dördüncü Kitap: Işığa Bak

Willow’la Grady’nin öyküsünü sevdin mi? Üzerimizdeki Gözler’in dünyasında yepyeni bir karakter kadrosuyla sıcak bir romantizm ve tehlikeli sırların yer aldığı başka bir öyküyü keşfetmek için okumaya devam edin... Kieran O’Callaghan birçok badire atlatmıştır. Yıllarca aşık olduğu en iyi arkadaşı başka bir adamla evlenmek üzeredir. Kendisi aşırı doz aldıktan sonra hayatta kalmış olmasına rağmen çok sevdiği arkadaşını kaybetmiştir. Şimdiyse grubu onsuz turneye çıkmışken Kieran evde tıkılıp kalmıştır. Rosie De Paz, kız kardeşinin Kieran yüzünden aşırı dozdan öldüğüne inanır. Acil serviste gece vardiyasında çalışırken Kieran’ın oraya gelmiş olmasının Rosie için hiçbir önemi yoktur. Ancak birlikte birkaç kez kahvaltı yaptıktan sonra ikisi de ne kadar yalnız olduklarını fark eder. Kieran grupla tekrar turneye çıkmaya başladığında tekrar eski hâline dönmekten korkar. Rosie değer verdiği başka birinin kendini yok etmesini izleyemez. Kieran’ın çok geç olmadan bir seçim yapmak zorundadır.

KIERAN

Hani bir şarkı insanın aklına takılır da sürekli kafasının içinde döner durur ya? Tam da bunu yaşıyordum. Kafamda çalan şarkı radyodan duyduğum bir şarkı değil, kendi yazdığım bir şarkıydı.
Bir türlü aklımdan çıkmıyordu. Son üç gündür kafamda bu şarkıyla yatıp kalkıyordum.
Gitarımla bir şeyler çalıyordum. Yanımda yarı bitmiş şarkı sözleriyle dolu bir defter vardı. Bu şarkı sözlerini hızlıca yazıp bitirmek istiyordum. Bir de buradan çıkıp normal yaşantıma geri dönmek…
Daha odama gelmeden bir personelin ayak seslerini duydum. Koridorun sonundaki odada kalıyordum. Bu rehabilitasyon merkezinden benden başka on bir kişi daha vardı. Toplamda on iki kişiydik.
Hepimizin kendi odası vardı. Buranın rehabilitasyon merkezine benzemesini istemiyorlardı ama nasıl benzetmeyeceklerini bilmiyorlardı. Her gün uyandığımda nerede olduğumu biliyordum.
Bilinçli veya bilinçsiz, nerede olduğumu kesinkes biliyordum.
Sanırım en boş odalardan biri benimkiydi. Evimden ne getirmek istediğimi sorduklarında yalnızca gitarımla defterimi istedim. Tabii ki kardeşim kendisiyle annesinin (yani üvey annemin) bir fotoğrafını da göndermeyi unutmamıştı.
Bugün beni almaya kimin geldiğini görünce şaşırdım. Resepsiyonist, Melinda gelmişti. Bana kendi çocuğuymuşum gibi davranan yaşlı bir kadındı. Ancak beni almak için kendisi gelmez, genellikle bir danışman gönderirdi.
Melinda’yı gördüğümde babaannem Deirdre’yi anımsıyordum. Görünüşleri benzer değildi. Melinda kısa, babaannem uzun boyluydu. Melinda sarışın, babaannem koyu saçlıydı.
Ne var ki ikisinin de olağanüstü bir kişilikleri vardı. İkisi de mazeret kabul etmeyen sert ve güçlü kadınlardı.
“Aklında hâlâ o şarkı mı var?” diye sordu. Terapistim dışında konuşmayı sevdiğim tek kişi Melinda’ydı. Oğlu aşırı dozdan ölmüştü. Şimdi de kendisi oğlunu getirmek istediği rehabilitasyon merkezinde çalışıyordu.
Bu rehabilitasyon merkezine inancı vardı. Benim iyileşmeme esin vermek için ardı arkası kesilmeyen başarı hikâyeleri anlatıyordu.
“Evet. Diğerleri gibi değil, dilimin ucunda ama çıkmıyor. Sanırım bu şarkı çok özel bir şey olacak.”
Grubun şarkılarını genellikle Eric’le yazardım. Hit şarkıların çoğunu ben yazmıştım. Şarkılarda hepimizin adı geçtiği için çoğu insan şarkıları benim yazdığımı bilmiyordu. Aldırış etmiyordum. Umurumda olan tek şey şarkılarımı insanların dinliyor olmasıydı.
“Neden biraz ara vermiyorsun? Kardeşin kız arkadaşıyla seni görmeye geldi,” dedi. Gitarımı bırakıp başımı salladım.
Birkaç gün önce kardeşimi arayıp onunla bir şey konuşmak istediğimi söylemiştim. Fırsatını bulduğu anda geleceğini söylemişti. Fırsat bulması üç gününü almıştı ama sonuçta buradaydı.
Melinda’ya, “Lux da mı gelmiş?” diye sordum. Grady’ye sormam gereken şeyi Lux’ın önünde sormak istemiyordum.
Lux. Willow. Ona nasıl hitap edeceğimi bile bilmiyordum. Tanıştığımız zaman adı Willow’du. Kendisini istismar eden eski eşinden kaçtığı için sahte ad kullanıyormuş.
Aşırı doz almamdan birkaç gün öncesine kadar başka bir adının olduğunu bilmiyordum.
Melinda, “Evet,” deyince ayağa kalkıp arkasından yürüdüm. “Ondan hoşlanmıyor musun?”
Lux’la bir sorunum yoktu. “Lux kardeşimin başına gelen en iyi şey. Kardeşim ona sahip olduğu için daha mutlu olamazdım. Bir olaydan ötekine sürüklendiği için üzülüyorum,” dedim.
Neredeyse üç yıl boyunca istismar edilmesi bir yana eski eşinin kendini öldürmesi de cabasıydı. Şimdi de erkek arkadaşının uyuşturucu bağımlısı ağabeyiyle uğraşıyordu.
Melinda, kimlik kartıyla dinlenme odasının kapısını açmadan, “Artık eskisi gibi değilsin, bunu unutma,” dedi ve içeriye yalnız girmeme izin verdi.
Burada en çok nefret ettiğim yer dinlenme odasıydı. Bu odada ya resim yapmamıza ya da kitap okumamıza izin veriliyordu. Aileler ziyarete gelmediği sürece kimse bu odayı sık kullanmıyordu. En fazla birkaç kişinin oturabileceği kadar genişti.
Lux kitaplara göz atarken Grady de masalardan birine oturmuştu. Bizden başka kimse yoktu. İçeri girdiğimde Grady ayağa kalktı ve Lux bana baktı. En yakınımda duran Lux’tı.
“Merhaba,” dedim.
Lux bana sarıldı. Neredeyse üç ay sonra Lux’ı ilk kez görüyordum.
Lux’ı en son vücudum maddeden arındırıldıktan sonra hastaneden rehabilitasyon merkezine nakledilirken görmüştüm. Rehabilitasyon merkezine geçmeden önce fiziksel olarak iyi durumda olmam gerekiyordu.
Sarılmamız bittikten sonra Lux, “Nasılsın?” diye sordu.
Lux’la tanıştığım ilk günü hatırladım. Çok seksi olduğunu düşünmüştüm. Aynı zamanda ilk iş gününde Lux’ı çok zorlamıştım.
Çok güzel yeşil gözleri vardı. Tanıştığımızda esmerdi. Şimdi sarışındı ve iyi görünüyordu. Ama ilk gördüğüm anda onun masum bir insan olduğunu anlamıştım. Masumlar bana göre değildi.
“Çok iyiyim. Seni görmek çok güzel,” dedim. Lux hafifçe gülümsedi. Gülümsemesi samimiydi. Son zamanlarda insanlar bana acıdıkları için gülümsüyordu.
Ardından Grady bana sarıldı. Buraya yattıktan sonra Grady’yle birkaç kez görüşmüştük. Grady’yle kuzenlerim ayrı ayrı ziyarete geliyorlardı.
Tek seferde ikiden fazla ziyaretçimin olmasına izin verilmiyordu ve iki ziyaret arasında beş gün olmak zorundaydı.
Kurallar katıydı ama ziyaretlerden bunalmayalım ve iki ziyaret arasında nefes alabilelim diye vardı.
Grady, “Gelmem biraz zaman aldığı için kusura bakma,” deyince omuz silktim.
“Sorun değil,” diye yanıtladıktan sonra masaya oturduk. Çok gergindim. Parmaklarımla masayı tıkırdatmadan duramıyordum.
Çocukluğumdan beri parmaklarımla bir şeyleri tıkırdatırdım. Bu huyu bir türlü bırakamayınca babam bir parmağımı kırmıştı. Babam etraftayken böyle bir şey yapmamayı öğrenmiştim.
Grady, “Terapistler ne diyor?” diye sordu. Gerçek dünyaya çıkma vaktimin yaklaştığını biliyordu. Doksan günlük programın seksen beşinci günündeydim.
“Taburcu olmaya hazır olduğumu söylüyorlar. Ağırlıkla güvenli bir yere gideceğime emin olmak istiyorlar. En azından yeni evime tam olarak taşınana kadar.”
Grady’nin kafası karışınca Lux araya girdi.
“Yanımıza taşınmak ister misin?” diye sordu. Grady’nin iki katlı bir çatı katı evi vardı. Grady, ailemizde evli ve çocuğu olmayan tek kişiydi.
“Kısa bir süreliğine. Terapistim hâlâ biraz gözetim ve rehberliğe ihtiyaç duyduğumu düşünüyor. Bir daha asla içki içmeyeceğim ya da uyuşturucu kullanmayacağım ama birinin beni desteklemesi işime yarar.”
Hayatımda hiç bu kadar savunmasız hissetmemiştim. Yer yarılsaydı da içine girseydim. Yardım istemekten nefret ediyordum. Özellikle de küçük kardeşimden.
Kardeşim olmasına ve benim için her şeyi yapacağını bilmeme rağmen omuzlarında yük olduğumu hissediyordum.
“Şu anda turne provası yapıyoruz. O yüzden pek evde olamıyorum.”
Lux, Grady’yi susturup elini tuttu.
“Ben hep evdeyim. Zaten çok kalmayacak. Altı üstü yeni evine taşınana kadar. Birlikte takılırız. Bir yere gidersem benimle gelebilir.”
İstediğim bu değildi. Lux’a yük olmayı özellikle istemiyordum.
“Bunu yapmak zorunda değilsin, Lux,” dedim. Bana bakıp gülümsedi.
“Bunu yapmayı istiyorum. İyileşme sürecinde başarılı olmanı istiyorum. Bu konuda sana yardımcı olabilirim,” dedi. Al işte! Bu tür zırvaları hep Lux söylüyordu. Grubun Lux gibi böyle şeyler söyleyen birine ihtiyacı vardı. Grady, Lux’a sahip olduğu için seviniyordum.
Grady, “Cidden istiyor musun?” diye sordu.
Lux, “Evet. Zamanımın çoğunu evde yalnız geçirdiğimi biliyorsun. Yanımda birinin olması çok güzel olur,” deyince Grady Lux’ı yanağından öpüp bana baktı..
“Madem öyle, kalacak yerin var. Ama kurallar da var, Kieran.”
Başını sallayarak, “Ve kurallara uymak niyetindeyim,” dedi.
“İçki içersen ya da uyuşturucu kullanırsan atılırsın. Hem evden hem de gruptan. Turnenin ilk ayağında bize katılamayacağını biliyorum, ancak iyi olup ikinci ayakta bize katılmanı istiyorum.”
Buraya geldiğimde mayıs ayındaki turneye katılamayacağımı söylediklerinde kalbim kırılmıştı. Hiçbir konseri kaçırmamıştım. Hiçbir zaman. İçim tamamen parçalanmıştı.
Neredeyse on beş yıldır turneye çıkıyordum. Turneye çıkmaya başladığımda on dört, şimdi neredeyse yirmi dokuz yaşındaydım. Grup olmadan nasıl yaşayabileceğimi bile bilmiyordum. Kendimi toparlayana kadar bariz nedenlerden dolayı tatildeydim.
Başka ne diyeceğimi bilemeden, “Tamam,” dedim. “Sizinle kalmama izin verdiğin için teşekkür ederim.”
Melinda gelip, “Kusura bakmayın, ziyaret süresi doldu,” dedi.
Evet, ziyaretler süreliydi. Buradan nefret ediyordum.
“Hazır olduğunda gelip seni alırız. Birkaç gün sonra görüşürüz,” diyen Grady bana tekrar sarıldı. Lux da elini sallayarak veda etti.
Lux’la Grady gitmişlerdi ve ben odama geri yürüyordum. Herkesin kapısı açıktı. Gündüz vakti kapıların açık olması kuraldı. Çok kimseyi tanımıyordum. Durumum yüzünden hepsi benden uzak duruyordu ama umurumda değildi.
Birkaç gün içinde bu rehabilitasyon merkezinden çıkmış olacaktım. Yeryüzünde en sevdiğim yere, New York’a geri dönüp bir kez daha turneye çıkabilmek için çalışacaktım. Çok heyecanlıydım.

Discover Galatea

Milenyum Kurtları Kitap 4SmithBizi Bağlayan Alevler Kitap 3Tucker X Olivia Üçlemesi 1: En Yakın Arkadaşım TuckerDerinin Altındaki Buz

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Okudum

by urbeknt

287 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

My 4 List

by IcePick

123 kitap

Zıt kutuplar 3

by sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Iyilik A.Ş

by Kynta

10 kitap

Alfa serisi

by yasemin175

21 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

66 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

D.- Devam ettiklerim

by Hygge

21 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

Ceo

by Anamenya

48 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

Beğendiklerimden

by Hygge

28 kitap