
Charlotte ve Yedi Kardeş: Paralel Hikâye
Yazar
Jessica Carter
Okur
987K
Bölüm
29
1. Bölüm
KENZA
YEDİ YIL ÖNCE
“Gitmek zorunda mısın?” diye sordu Vincent, çıplak yattığımız yatakta beni göğsüne çekerken. Dört aydır birlikteydik ve hayatımın en güzel günlerini yaşıyordum.
Vincent mükemmel bir erkek arkadaştı ve kendisi için doğru kişiyi bulacağından emindim. Keşke burada kalabilseydim ama annem hastalandığı için gitmem gerekiyordu.
Onun yanında olmam gerekiyordu. En azından her şey ben üniversiteden mezun olduktan sonra olmuştu.
“Senin gibi bir yardımcı ya da müdür yardımcısı bulamayacağım.”
“Beni bir daha göremeyecekmişsin gibi konuşuyorsun.”
Çıplak göğsüne bir öpücük kondurdum.
“Asıl sen öyle konuşuyorsun.”
“Beni tekrar göreceksin. Sadece şimdilik anneme bakmam gerekiyor.”
“Bunu anlayabiliyorum. Lütfen bir şeye ihtiyacın olursa söyle. Ayrıca, ne zaman dönersen dön işin seni bekliyor olacak.” Alnımdan öptü.
Evet, işim. Ne kadar süreliğine gideceğimi bilmiyordum ama pozisyonuma bir başkasını almayacaktı.
En başında bu pozisyonda olmamam gerektiğini biliyordum. Pazarlama müdür yardımcısıydım.
Çocuklar, Vincent’ın yeni şirketlerinde bana bu rolü uygun görmüşlerdi ve onları hayal kırıklığına uğratmamak için çok çalışıyordum.
Ama şimdi hepsini yüzüstü bırakıyordum. Öyle olmadığını söyleseler de ben öyle hissediyordum.
“Ya dönmem yıllar sürerse?” İhtimal dâhilinde olduğu için bunu sormak zorundaydım.
Ne kadar süreliğine gideceğimi ya da dönüp dönemeyeceğimi bilmiyordum.
“O zaman pozisyon yıllarca boş kalır. İstersen uzaktan da çalışabilirsin.” Vincent gerçekten de harika bir adamdı.
“Yoksa müdür yardımcılığı görevini devralacak birini bulmamı mı istersin? Eğer dönmeyeceksen söyle ki…”
“Uzaktan çalışabilirim.” Başka birinin yerimi almasını kaldırabileceğimi sanmıyordum.
Ve onunla bu kadar yakın çalışmasına.
“Önce bir alış. Annenle ilgilen, sonra işle ilgili konuşuruz. Ne dersin?”
“Harika.” Doğrulup ona baktım.
“Sanırım sana âşık oluyorum,” diye itiraf ettim. Aşk ve güven konusunda uzun bir yol almıştım.
Ama artık, Vinny ile bunların gerçekliğine inanıyordum. O benim ruh ikizim. Diğer yarım.
“Ben sana âşık olduğuma eminim.” Boynumu nazikçe kavrayıp dudaklarıma yaklaştı.
***
YEDİ YIL SONRA
“Arianna, lütfen artık koşma,” diye seslendim peşinden. Altı yıl sonra ilk kez Georgia’ya gelmiştik. Kızlarım burayı ilk defa görüyordu.
Seattle’da planladığımdan daha uzun kalmıştım. Yirmi bir yaşındayken annemin sağlık sorunu baş göstermiş, sonrasında iki aylık hamile olduğumu öğrenmiş ve yirmi iki yaşında ikiz çocuk annesi olmuştum.
Annemin sağlığı önce düzelmiş, sonra kötüleşmişti. İkizlerin iki yaşına bastığını gördükten sonra vefat etmişti.
Onu özlemediğim tek bir gün yoktu. Georgia’ya dönmeden önce yapmam gereken çok şey vardı.
Bu yüzden, kızlarımı gizli tutarak Opal A.Ş. için uzaktan çalışmaya devam etmiştim. Onların varlığını saklamamalıydım ama Vincent’ın yeni biriyle çıkmaya başladığını duymuştum. Tam da bu sebeple onun hayatını kötü etkilemek istememiştim.
“Ari!” diye bağırarak ona geri gelmesini işaret ettim. Yaklaştığında onunla göz göze gelmek için çömeldim.
Mavi gözleri kocaman oldu.
“Havaalanında yaramazlık yaparsan seni tuvalete götürüp cezalandırırım. Bunu ister misin?”
“Hayır,” diye hızlıca cevapladı.
“O zaman uslu dur.”
Melek gibi sakin duran Brianna’ya baktım. Arianna ile Brianna zıt karakterlerdi ve aslında bu iyi bir şeydi ama bazen Arianna’nın biraz daha sakin ve uslu olmasını diliyordum.
“Kardeşine bak, ne kadar akıllı duruyor.”
“Ben seni her zaman dinlerim, değil mi anne?” diye sordu Brianna.
“Senin de yaramazlık yaptığın oluyor.” Önce Brianna’nın yanağını sonra da Arianna’nın yanağını öpüp ayağa kalktım. “Bavullarımızı alıp gidelim.”
Yakın arkadaşım Charlotte bizi almak için bir şoför göndereceğini söylemişti. Ama kimsenin kızları görmesini istemediğim için bunu reddetmiştim.
Bu konuyu önce Vincent’la konuşmam gerekiyordu. Altı yıldır kızlarını ondan sakladığımı benden öğrenmesini tercih ederdim.
Geçen yıl Georgia’ya gelecektim ama kızların anaokuluna başlamadan önce biraz daha zamana ihtiyacı vardı. Ofise gidip her gün öğlen çıkamazdım. Bu fazla şüphe uyandırırdı.
“Anne?” Brianna elimi çekiştirdi.
“Efendim canım?”
“Babamı görecek miyiz?” Brianna gülümsedi.
“Lütfen,” diye ekledi Arianna.
“Evet, sonunda babayı göreceğiz ama söylediklerimi unutmayın. Her şeyden önce yerleşmemiz gerekiyor. Ayrıca okul kıyafetlerini ve malzemelerini almamız gerekiyor. Sonra da dondurma almaya gidebiliriz.”
Son kısmı sırf konuyu değiştirmek için ekledim. Kızlar Vincent’ın varlığından haberdardı. Bunu onlardan saklamamıştım.
Dört yaşına girip onu sormaya başladıklarında fotoğraflarını göstermiştim. Bazen Vincent’la görüntülü olarak iş toplantılarına girdiğimizde kızlar onun sesini duyarlardı.
Neyse ki bu toplantılarda kameramı veya mikrofonumu açmak zorunda değildim. Çok zordu. Benim için zorlu bir süreçti ama Vincent birlikte olduğu kişiyle daha mutlu görünüyordu.
Charlotte’un şoför teklifini kabul etmeliydim. Havaalanından tüm eşyalarımızı taksiye yüklemek yorucuydu.
Kızlar yeni evimize giderken yolun yarısında uykuya daldı. Nazik taksi şoförü ben kızları kucağımda eve taşırken tüm çantalarımı verandaya bırakacak kadar nazikti.
Hem asistanım hem de en yakın arkadaşım Ariel’a evimi hazırladığı için akşam yemeği ısmarlamam ya da bir jest yapmam lazımdı. Her şeyi tam da istediğim gibi yaptırmıştı.
Kızları kanepeye yatırıp çantalarımızı almak için geri döndüm. Son çantayı da içeri taşırken arka cebimdeki telefonum titredi.
Charlotte Arıyor
“Alo?” diye cevap verdim.
“Merhaba, Kenza. İndin mi?”
“Evet, otelime vardım,” diye yalan söyledim. “Sana bir daire ayarlayabilirim, otelde kalma. Tabii, kısa süreli kalmayacaksan?”
“Hayır.” Güldüm. Charlotte hiç değişmiyordu. Her zaman daha fazlasını öğrenmek istiyordu.
“Temelli geldim. Yakında bir ev ayarlayacağım, merak etme. Ayrıca gelecek haftaya kadar ofise gelmeyeceğim. Yerleşip bazı işleri halletmem gerekiyor.”
“Vincent’a benim için haber verebilir misin? E-posta gönderirdim ama...”
“Hey, Vinny ile aranız iyi mi? Yıllar geçtiğini biliyorum ama… Seni özlüyor.”
“Charles, onun bir ilişkisi var ve gayet mutlu. Tek istediğim onun mutlu olmasıydı. Beni özlediğini sanmıyorum.”
“İş toplantılarında bana bir saat bile zor dayanıyordu. Ama sorun değil, büyüdük ve yollarımız ayrıldı.”
“Bana bu iyiliği yapar mısın lütfen?” Diğer yumuşak koltuğa oturup çocuklarıma baktım.
“Tabii, yaparım. Bu arada, bu hafta yemeğe çıkmak istersen ben müsaidim. Selena’yla cumartesi günü resim ve içki etkinliğine gidiyoruz. Bize katılmak ister misin?”
“Selena?”
“Darren’ın müstakbel eşi. Seveceğine eminim.”
Demek Darren evleniyordu. Vay canına. Sıradaki evlenecek kişinin o olacağı aklıma gelmezdi. Selena’yla bir an önce tanışmalıydım, Charles da ona hayran gibi görünüyordu.
Charles birini kolay kolay sevmezdi ve çocuklara karşı çok korumacı olduğu için bu kız özel biri olmalıydı.
“Düşüneceğim,” dedim. “Olmazsa pazar günü brunch yapabiliriz.”
Pazar öğleden sonra Ariel’ı kızlara bakması için çağırabilirdim. Kızlardan haberdar olan tek kişi oydu.
O olmasaydı ne yapardım ya da şimdi ne yapıyor olurdum bilmiyordum. Onun da bir çocuğu olmasına rağmen bana bu konuda her zaman yardımcı oluyordu.
“Brunch harika bir fikir. Ana ofis binasının yanındaki restoranda yapabiliriz. Çocuklar yokken sana etrafı gezdirebilirim,” dedi heyecanla.
“Anahtar gerekmez mi?”
“Ah hayır. Her gün yirmi dört saat görev yapan bir güvenlik görevlisi var. O zaman pazar günü saat on bir diyelim mi?”
“Olur,” diye cevapladım. “Şimdi kendime gelmek için bir duş almam gerekiyor, sonra konuşuruz.” Arianna kıpırdanmaya başladığı için telefonu hemen kapattım.
“Anne?” diye seslendi, esnerken.
“Evet canım,” dedim gülümseyerek.
“Evde miyiz?”
“Evet.”
“Babam burada mı?” Brianna esneyerek gözlerini ovuştururken sordu.
“Henüz değil.”
Berbat bir anneymişim gibi hissediyordum. Annem vefat etmeden önce, Vincent’a kızlardan bahsetmemi söylemişti.
Dediğini yapacaktım ama sonra annem vefat etti, işler yoğunlaştı ve kimseyle uğraşmak istemedim. Kaldı ki, bunca yıldır Vincent benimle hiç iletişime geçmemişti.
Ben artık sadece eski bir tanıdığıydım. Beni sevdiğine bile inanmıyordum. Onca güzel sözün altı dolu değildi.
Ama kızlarım bundan daha iyisini hak ediyordu. Bu konuyu daha fazla uzatmayacak, pazartesi günü ona kızlarımız olduğundan bahsedecektim.
Saçlarını okşadım. “Hadi yeni odanıza bakalım, sonra da bir duş alalım.”
***
Charlotte ve Selena’yla brunch planımız suya düştü. Ariel’a ilk sorduğumda müsaitti ama sonra o da eşiyle başka bir brunch’a davet edilince onunla gitmesi gerekti.
Bir bakıma, gitmek zorunda olmadığım için rahatlamıştım. Charlotte’u da altı yıldır görmemiştim ve yüz yüzeyken ondan en büyük sırrımı saklayabileceğimi sanmıyordum.
İnsanların ağzından laf alma konusunda çok iyiydi. Koca haftayı evde takılarak, ikizlerle alışverişe giderek ve yeni çevrimizi keşfederek geçirdik.
“Anne?”
Arianna gözlerini ovuşturarak yatak odama girerken dizüstü bilgisayarımdan başımı kaldırdım. Koltuk altına oyuncak ayısını sıkıştırmıştı.
“Ari, uyku vakti. Yarın okul var.”
“Seninle uyuyabilir miyim?” diyerek esnedi. Benimle yataklarını ayırmaya çalışıyordum ama ara sıra yine benimle uyumayı başarıyorlardı.
“Yatağı ıslatmayacağım,” dediğinde, ben de gülümseyerek yanımdaki boş yeri okşadım.
“Gel hadi. Ama sadece bu geceliğine, tamam mı?”
“Tamam.” Tekrar esneyerek yatağa girince ben de esnedim. Uyumalıydım ama Vincent çarşambadan önce düzeltilmesi gereken bazı evraklar göndermişti.
İşten bir hafta izin almamla ilgili sorun çıkaracağını sanıyordum ama ertesi gün ondan izin talebimi onayladığına dair bir e-posta almıştım. Neden izin için onun onayına ihtiyacım olduğunu düşündüğünü bilmiyordum ama yine de sadece teşekkür etmiştim.
Evet, o pazarlama müdürüydü ama müdür yardımcısı olarak istediğim zaman izin alabiliyordum. Charlotte’un ona gelmeyeceğimi söylemesi sadece nezakettendi.
Üçüncü belgenin yarısına geldiğimde, Bri de gözlerini ovuşturarak koltuk altındaki Bay Ahtapot’la odaya girdi.
Ona da sadece bu geceliğine benimle uyuması için izin verdim. Dördüncü belgeye geldiğimde artık odaklanamadığımı fark ettim.
Bilgisayarımı kapatıp komodinin üzerine koyduktan sonra, ışıkları söndürüp biraz huzursuz bir uykuya daldım. Yarın, altı yıl sonra nihayet Vincent Beckett’ı görecektim ve o da, muhtemelen benden nefret etmesine sebep olacak bir sırrı ondan sakladığımı öğrenecekti.
Benden nefret edecekti ve bunun tek suçlusu bendim.






































