Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikCayma hakkıYasal BilgilerAboneliği buradan iptal et
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Azrail'in İddiası Kitap 3

Azrail'in İddiası Kitap 3

Yazar
Simone Elise
Okur
294K
Bölüm
30
Yazar
Simone Elise
Okur
294K
Bölüm
30
😱Gerilim🔺Aşk Üçgeni🎭Dram🏍️Serseriler🏙️Çağdaş💪🏻Muhafız💪🏻Alfa Erkekler💪Güçlü Kadınlar⚔️Aksiyon & Macera👯İkizler🕵️Suç ve Gizem🏍️Motorcular🔪Seri Katiller ve Psikopatlar🖤Karanlık

Abby Harrison, bir hastanede uyanıp hamile olduğunu öğrendiğinde hayatı köklü bir şekilde değişir. Bu haberle boğuşurken istikrarsız yaşam tarzı ve ailesiyle, erkek arkadaşı Kade'yle gergin ilişkileri kararlarını daha da zorlaştırır. Eski aşkı Liam yeniden ortaya çıktığında Abby, kendini Hellbound çetesinin tehlikeli dünyasına çekilmiş bulur. Gerilim tırmanır, sırlar ortaya dökülürken Abby; kendi yerini bulmak ve sevdiklerini korumak için tehlikeli bir yoldan geçmek zorundadır.

Seçimler ve Varsayımlar

SEASON 3

Yapımcı: Bethany Sharp Yazarlar: Cecilia Gigliotti & Ellis Stump Ses: Oskar Allen & Meaghan Bardwell

ABBY

Kör edici, steril, beyaz ışık.
Hiçlik daha sonra kiremit duvarlara ve bir perdeye dönüştü. Bir hastane.
Bir karyolanın üzerindeydim, kolumda serum vardı.
Kade solumda plastik bir sandalyede oturuyordu, bana mümkün olduğunca yaklaşmıştı.
Benimkilerle buluşunca gözleri eridi.
Nefes aldı. “Abby...”
“Çok garip bir rüya gördüm,” dedim. “Rüyamda ben...” Avucum bilinçsizce çalkantılı midemin üzerinden kayarken cümleyi tamamlayamadım.
Hamileydim.
Lanet olsun. Titredim.
Bu tam bir felaket olmaz mıydı?
Azrail ile motorsiklet arkasında çocuk büyütmek mi? Kafamı salladım ve burnumdan güldüm.
Kade öyle yapmadı.
“Öyleyiz, Abby. Bir... Bir bebeğimiz olacak. Ebeveyn olacağız,” dedi yavaş ve ciddi bir şekilde.
Kelimeleri, sanki zaten sıkı olan göğsüme örs düşürmüş gibi, sertçe çarptı.
Ciğerlerimde hava kalmadı, bu yüzden nefes alamadım... Düşünemedim...
O ifade...
Ebeveyn olacağız.
Neden sesi bu kadar emindi?
“Ebeveyn mi olacağız?” diye tekrarladım.
Kade elimi alarak başını salladı. Ama parmaklarının benimkiyle kenetlenmesini hissedemedim. Bir uyuşukluk tüm vücudumu ele geçirmişti.
Merkezimin derinliklerindeki bir çukur haricinde her yerimde bir uyuşukluk vardı ve aniden bir farkındalık yükseldi. Orada yeni bir şeyin var olduğunun fark ettim.
Ve büyüyordu ve hareket ediyordu...
Görüntüyü uzaklaştırdım.
“İstediğimin bu olduğunu nereden biliyorsun?” diye sordum.
Bu cevapla şaşkına dönen Kade bocaladı. “Öyle demek istemedim... Ne diyeceğimi bilmiyorum.”
“Ben de öyle.”
“Heyecanlanırsın sanmıştım…”
“Heyecandan kastın hayatımda hiç olmadığım kadar dehşete düşmüş ve korkmuş olsam ise -ki son üç aydır bir şekilde suikastçı olduğumu göz önünde bulundursak- o zaman evet, kendimden geçtim diyebiliriz.”
“Hey, hey. Sakin ol,” diyerek beni yatıştırdı, başparmağı ile hafifçe yanağımı okşadı. “Her şey yoluna girecek, Abby.”
Nazik bir öpücük için alnıma uzandı. “Birlikte atlatacağız.”
Bir kahkaha kopardım. ”Atlatmak mı?”
“Yani...”
“Kade, çocuk sahibi olmak öyle atlatılabilecek bir şey değildir. Ömür boyu sürecek bir bağlılıktır. Sen ve ben bir kulübe ya da işe birkaç haftadan fazla bile bağlanamıyoruz. Ya da birbirimize.”
“Bu bazı şeyleri değiştirir.”
“Nasıl, Kade?”
“Nasıl olmaz?”
Çok uzun zaman önce çocuk sahibi olma ihtimalinden bahsetmiştik. Ama ben hemen şimdi demek istememiştim.
Daha yaşlı ve hayatımı oturtmuş olacağımı düşünmüştüm.
Onun yerine, Kade burada her şey yolundaymış gibi davranırken, lanet olası bir kurşun yarasından iyileşiyordum.
Aniden, neşeli bir ses geldi. “Tak tak! Baş başa zaman bitti, çocuklar!”
Kim.
“Uyanıksın, yaşasın!” En parlak, en iyimser gülümsemesiyle içeri girdi. Babam da bana sevgiyle bakarak onu takip etti.
“Tamam, Ab! Doktorlar birkaç saat içinde taburcu olabileceğini söylüyor,” dedi. “Bu akşam kesin.”
Kade bana baktı. “Bu harika bir haber!”
“Evet!” Kim devam etti. “Onu güvenli ve sağlam bir şekilde Yılan Vadisi’ndeki Şeytan’ın Oğulları evinde akşam yemeğine yetiştireceğiz. Besleyici ve lezzetli bir şeyler hazırlayacağım.”
Babam dilini çıkardı. “Lütfen şu kokuşmuş sebzeli burgerlerden yapma. Tadı malçtan yapılmış bir köfte gibi.”
“Hey, tavuklu olanları seviyorsun,” dedi kendini savunarak. “Sağlığın için iyi.”
“Evet, onlardan bir tane yerim. Biraz mayonezle.”
“Sadece az yağlı olursa.”
“Anlaştık.”
Şüphesiz bir otomattan aldığı bir paket cipse daldı. Büyük olasılıkla son tüketim tarihi aylar yıllar önce bitmişti.
Kayıtsızlıklarına şaşırarak onları izledim.
Konuşmayı planlamıyordum ama sersem halimle birden kendimi “Tekrar sormak zorunda mıyım?” derken buldum.
Kim gözlerini kırptı, kafası karışmıştı. “Neyi?”
“Neden hepiniz ne istediğimi tam olarak bildiğinizi varsayıp duruyorsunuz?”
“Ah,” dedi kız kardeşim, gözle görülür bir şekilde şaşırmış ve biraz gücenmişti. “Yani, gerçekten istiyorsan biftekli burger yiyebilirsin, Ab. Ben şahsen babamın etrafında bilinçli seçimler yapmaya çalışıyorum, yani...”
“Bahsettiğim şey bu değil, Kim!”
“Abby,” dedi Kim. “Anladım. Anladığımı biliyorsun. Paniklemiş durumdasın.”
“Kes şunu...” diye mırıldandım.
Ama onları terslememi görmezden gelerek daha yakına geldiler. Babam elini omzuma yerleştirirken Kim nemli, mat saçlarımı okşadı.
Sinirlendim, silkinerek dokunuşlarından kurtuldum.
Kim haklı mıydı? Kesinlikle.
Bana değer verdikleri için böyle davrandıklarını biliyor muydum? Elbette.
Ama aynı zamanda, bu noktaya kadar olan her şeyi göz önünde bulundurmak zorundaydım.
Harrison’ların hiçbiri süper dokunaklı olmalarıyla tanınmazdı, ama yine de burada yatağıma tüneyip üzerime çullanıyorlar ve bana bebekmişim gibi davranıyorlardı.
Ve belli ki tek istediğim yalnız kalmaktı! Sadece beş dakika, hatta beş saniye!
Sadece lanet durumu biraz kavrayabilmek için...
Eğer beni bu kadar iyi tanıyorlarsa, bunu nasıl göremezler?
Sertçe yutkundum.
Seruma bağlı olduğum için yataktan kalkamadım.
Ve hami… İşte, o sarsıcı haber hâlâ kafamın içine girmek için savaşıyordu.
Beynim çok ağırdı. Vücudum çok katıydı.
Üzerimde bir sersemlik dolanıyordu.
Yüce Tanrım.
Boğulabileceğimi hissettim.
Tam o anda hemşire kapıda belirmeyi seçti.
“Abby?” diye ürkek bir şekilde araya girdi. “Biri seni görmek istiyor. Bir ziyaretçi daha idare edebilir misin? Bunalmanı istemeyiz.”
Ailem ve Kade gergin bakışlar paylaştılar.
“Adı ne?” Kade sordu, tavırları aniden neşesiz ve savunmacıydı.
Gözlerimi devirdim.
Uyanıktım, bilincim tamamen yerindeydi ve kendi adıma cevap verebilirdim.
Hemşire benimle konuşabilirdi.
“Evet,” dedim, “Bir kişi daha kabul edebilirim. Üç zaten yeterince kalabalık, değil mi? Neden dört, beş ya da altı kişi daha üzerime gelip boğucu endişeleri ve yüksek sesli görüşlerini paylaşmasın ki?”
“Tabii,” diye devam ettim, “Büyük bir parti olacak! Biri pastayı getirsin!”
Hemşire nasıl cevap vereceğinden emin olamayarak arkasına baktı.
“Ben iyiyim.” Tonumu değiştirdim. “İçeri gelsin.”
Tereddütle “Tamam,” diye cevap verdi ve koridora geri döndü. “İçeri girebileceğini söylüyor. Ama senin yerinde olsam dikkatli olurdum.”
“Teşekkür ederim, üstesinden gelebileceğime eminim.”
Son birkaç ay boyunca tanıdık olan bir ses duyuldu. Gerçi o zamanı yaşarken çok daha uzun süre geçmiş gibiydi…
Sonra, taze papatyalar, nergisler ve her türlü beyaz ve sarı çiçeğin fışkırdığı büyük bir buket tutan Liam içeri girdi.
Her zaman hayat dolu parlak yüzü çiçeklere mükemmel uyum sağlıyordu.
Damon onu dövdüğü için taşıdığı morluklar ve bandajlar hâlâ vücudunu kaplıyordu. Ama sanki kiliseye gidiyormuş gibi temiz, düğmeleri ilikli bir gömlek ve kumaş pantolon giymişti.
Öldüğüm falan mı sandı? Muhtemelen.
Yine de, sanırım, her zamanki daha koyu renkleriyle, bir cenaze için daha uygun giyinmiş olan kişi Kade’ydi.
“Merhaba Abby. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam ve... Seni gördüğüm için çok rahatladım.”
“Merhaba Liam,” dedim. “Aynı şekilde.”
“Vay be. Şey… Nasıl hissediyorsun? Yiyecek içecek bir şey ister misin? Çay? Ya da koridorun sonundaki otomattan kraker ya da cips?”
Babam o sırada çiğnediği çerezin paketine masum bir bakış attı.
Aynı anda Kade boğazını temizledi. “Ne istiyorsun Liam?”
“Herkesten özür dilerim. Umarım bir şeyi bölmedim.”
Kade, “Böldün,” diye çıkıştı.
“Sakin ol,” diye azarladım. “Tanrı aşkına bırak konuşsun.”
Liam, minnettar bir şekilde devam etti: “Blake adına buradayım. O... Ben... Hepimiz senin için çok endişelendik.”
Buna pek inanmayan Kade kollarını kavuşturdu ve hırladı, “Aramıza hoş geldin.”
Görünüşe göre protesto sırası babamdaydı. “Evet. Belki de ailen -yani o cani manyaklar- karargâh dediğiniz çöplüğün mahzeninde Abby’yi rehin tutmamış olsaydı, belki de bu kadar endişelenecek bir şeyiniz olmazdı, ha?”
Liam, “Aslında teknik olarak orası bizim karargâhımız değil,” diye mırıldandı. “Bir nevi şube, ama şey...”
Konuşma sırasının kendinde olduğunu fark edince çabucak bana döndü. “ Abby, seni Zebaniler’e geri götürmek için geldim. Acelesi yok. Ne zaman hazır olursan.”
Aklımı oynatacağımı sandım.
Ben... Onu doğru mu duydum?
Zebaniler’ geri mi dönmek mi?
Ciddi mi?
Bunun bir olasılık olduğunu bile düşünmemiştim. Blake’in sağ kolu Damon’ı öldürmüş olmam ve yaşanan her şeyden sonra...
Oradan ayrılmadan önce silahlı bir çatışmaya sebep oldum.
Ama yine de, buna rağmen, beni geri mi istiyorlar?
Benzim attı.
Ve konuşamıyor oluşumdan faydalanan ailem patladı.
Kim ayağını yere vurdu. “Aman Tanrım, Abby, hayır! Kesinlikle hayır. Olmaz.”
“Onu gözümün önünden ayırmayacağım, seni adi Zebani!”
“Evet, bizimle eve geliyorsun. Değil mi Abby?”
Aman Tanrım.
Daha fazla dayanamadım.
“Hepiniz susun!” diye bağırdım.
Bütün gözler hızla bana döndü.
Sessizlik.
Sonra herkes derin bir nefes alarak içine çekildi.
Sonunda, bu lanet olası küçük odada uyandığımdan beri ilk kez biraz huzur ve sessizlik.
Uzun bir süre sonra, Liam sonunda bana baktı.
Sabırla konuştu. “Abby, sen ne yapmak istiyorsun?”
İşte bu güzel bir soruydu.
Hepsinin sorması gereken soru buydu.
Ben ne yapmak istiyordum?
Birden hiçbir fikrim olmadığını fark ettim.
Kendime sordum. Abby, ne yapmak istiyorsun?
Kapana kısılmış ve bitkin bir halde hastane yatağında uzanıyordum; bir tarafımda toplanmış ailem ve Kade, diğer tarafımda huzursuzca sallanan Liam.
Sanki bir tenis maçı izliyormuş gibi bakışlarım aralarında ileri geri sekti.
Hepsi şok içinde bana bakıyordu, sanki başka bir seçenek düşünebilmem onları şaşkına çevirmiş gibi.
Son birkaç aydır beslemiş olduğum öfke tekrar serbest kalmak üzereydi.
Neden herkes benim için en iyisini bildiğini sanıyor? diye düşündüm.
Ben kendimden sorumluydum.
Ve şimdi, doğmamış birine gerçek bir ebeveyn olacaktım... İçimdeki insana...
Kendimi dinleyebiliyordum.
Kendi kararlarımı kendim verebilirdim.
Ve böylece, konuşmak için ağzımı açtım.

Galatea’yı Keşfet

Eşimin Tutsağıyım: Sonsuz İhtirasŞipşak Kitap 3Kız Kardeşimin DüğünüAteşin EsiriŞipşak Kitap 5

En Yeni Yayınlar

Mafya ve Aşk Kitap 3Mafya ve Aşk Kitap 2Pierce Charming Akademisi 2: Yarı Tanrı Kralı Öpmek ve Diğer Kötü KararlarSorgulanmışMavi Buz Serisi 2: Mavi Buz'a Aşık Olmak

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

1.

Yazar: ina

17 kitap

💅🏻

Yazar: Aze

24 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

178 kitap

En güzel kitaplar

Yazar: Nermin

207 kitap

OKUDUKLARIM

Yazar: Pharma

304 kitap

Türkçe

Yazar: Asliiturkiye

364 kitap

Okunan kitaplar

Yazar: mavi rota

395 kitap

Zıt kutuplar 3

Yazar: sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Love after 30? It’s just getting started❤️‍🔥

Yazar: Galatea Sophie

29 kitap

Books 3

Yazar: nimble_peach_114

6 kitap

Alfa serisi

Yazar: yasemin175

21 kitap

Iyilik A.Ş

Yazar: Kynta

10 kitap

2. Kitap Bekleniyor

Yazar: Elf

14 kitap

🌕Moon Goddess🌙

Yazar: Moon Goddess

67 kitap

Okudum

Yazar: urbeknt

287 kitap