Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikCayma hakkıYasal BilgilerAboneliği buradan iptal et
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Batı'nın Kurtları Kitap 4

Batı'nın Kurtları Kitap 4

Yazar
Abigail Lynne
Okur
44.4K
Bölüm
25
Yazar
Abigail Lynne
Okur
44.4K
Bölüm
25
😱Gerilim👱🏽‍♀️Gençler🙅İsteksiz Eş🎭Dram💔Reddedilen Eş🩶Ahlaksız Erkekler🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler👩‍❤️‍👨Gerçek Eş🔺Aşk Üçgeni💘Kader Eşleri💪🏻Muhafız🌛Tanrılar ve Tanrıçalar🧙‍♂️Paranormal & Fantastik💪Güçlü Kadınlar⚔️Aksiyon & Macera🔮Medyum😊Temiz👩‍❤️‍💋‍👨 Young Adult🐺Paranormal

Olağanüstü güçlere sahip genç bir kurt olan Ebony, isteksizce de olsa eş bulmak için Luna Kampı'na gönderilir. Sürü içindeki karmaşık dengelerin arasında yol alırken, içinde yoğun duygular uyandıran gizemli bir kurt olan Axel'le karşılaşır. Çatışmalar, başıboş kurt saldırıları ve gerçek kimliğinin ortaya çıkışı arasında Ebony, sevdiklerini korumak ve soyunun sırlarını çözmek için güçlerini kullanmayı öğrenmek zorundadır. Kara Luna olarak kaderini kucaklayacak mı, yoksa güçlerinin ağırlığı onu yutacak mı?

Birinci Bölüm

Üçüncü Kitap: Alfanın Kızı

On sekizine girmiş Ebony, kendisinin pek de ilgilenmediği bir eş adayı bulması beklenen ve özel güçlerinin kullanılmasına izin verilmediği yaz kampına gitmek istemiyordu.
Şaşırtıcı bir şekilde, hayat arkadaşı karşısına çıkacaktı… Ama hayal ettiği şekilde değil. Axel’in soğuk tavrı, geçmişi ve Ebony’yi ilah ilan edip ona tapan sürüsü hakkında tehlikeli sırlar barındırıyordu. Oysa hayat arkadaşıyla birlikte olmanın bedeli topyekûn bir savaş demekti.
“Bir kızdan daha yavaş olmak nasıl bir duygu?” diye bağırdım, arkamı dönüp.
Ryan bana yetiştiğinde üfleyip püflüyordu. Dağ yamacı boyunca üç saat bayır koşmak onun için biraz fazlaydı.
“Harika.” Ciğerlerini havayla doldurmaya çalışırken nefes aldı. Gerinirken kollarını başının üzerinde birleştirmeden önce zaten dağılmış olan saçları alnına düştü.
Gülümsedim ve elini tuttum. Karşılığında elimi sıktı ve oturup aşağıdaki ağaçların tepelerine baktık.
Bir süre sonra iç çekti. Yüzümü ona dönüp hayran hayran çekici yüz hatlarını inceledim.
Ryan sekiz yaşımdan beri benim en iyi arkadaşımdı. Yazı onunla geçiremeyecek olmam beni derinden üzse de öyle ya da böyle gidecektim.
Tekrar iç çekip bacaklarını öne uzattı.
“Seninle gelememem berbat bir şey,” dedi, gözlerini kısarak güneşe bakarken. “Anneme sordum ama Jude amca ve ben o hafta sonu kendisine söylemeden gittiğim için çok kızgın.”
Derin bir nefes verdim. “En başta gitmek zorunda olmam bile sinir bozucu. Ama babam bunun bana iyi geleceğini düşünüyor.”
“Sadece eşini bulmanı istiyor,” dedi Ryan, bana kaşlarını çatarak.
Yüzümü buruşturdum. “Hatırlatma şunu.” Bir eş istemiyordum ve kesinlikle ihtiyacım da yoktu. Annemin ve Rachel teyzemin hayatında nasıl etkileri olduğunu görmüştüm.
Elini ayağını bağlarlardı ve her şeyi daha karmaşık hale getirirlerdi. Belki bir gün bir eş isterdim ama Dakota teyzem gibi otuzlu yaşlarıma kadar kimseye bağlı kalmak istemiyordum.
Ryan kısık sesle, “Eş olamamamız çok kötü,” diye mırıldandı.
Yüzümü ona çevirip gözlerine baktım. Sarı mı kahverengi mi olduğuna karar veremediğim saçları gözlerini kapattığından ne hissettiğini anlayamıyordum.
Onun yerine omzumu onunkine çarptım. “Bir ömür boyu bana katlanmak ister miydin?”
Sırıttı. “Hayır, sanırım istemezdim.”
Koluna yumruk attım ve daha da sırıttı. “Ne zaman gideceksin sen?” Çünkü ne kadar erken olursa o kadar iyi.”
Ona dik dik baktım. “Hadi ama. Bu kadar acımasız olma.”
“Seni sevdiğimi biliyorsun,” dedi. “Ama cidden, ne zaman gideceksin?”
Kafamı aşağı eğdim. “Yarın sabah saat altıda.”
Şaşırmış bir şekilde derin bir nefes aldı. “O kadar erken kalkmamın imkânı yok.”
Dizini tekmeledim. “Pislik.”
“Prenses.”
“Benim için kalkacaksın,” dedim. “Beni, bunu yapamayacak kadar seviyorsun.” Hafifçe gülümseyerek yüzüme baktı. Birkaç dakika sonra hâlâ bana baktığını fark ettim. “Ne var?”
Başını belli belirsiz salladı ve ayağa kalktı. “Hiçbir şey.” Tutmam için elini uzatıp gülümsedi. “İnelim mi artık?”
Eline aldırış etmeyerek kendim kalktım. “İlk inen kazanır!”
‘Hadi ama’ der gibi bir ses çıkardı ama ben çoktan koşmaya başlamıştım. Arkamdan ayak seslerini duydum ve hızımı daha da arttırıp ona tozumu yuttururken gülmeden edemedim.
***
“Ebony!” diye bağırdı annem. “Şu saçının haline bak!” Ellerimi kaldırıp dağılmış saçlarıma dokundum.
Sarı saçlarım sıkıca birbirine dolanmış halde omuzlarımdan aşağı düşmüştü ve şüphesiz düzeltmesi acılı bir süreç olacaktı. Koşmak sadece saçımı daha da kötü bir hale sokmuştu.
Annem kıvırcık saçlarımı açmaya çalışmadan önce parmaklarını yalayarak imdadıma yetişti.
Güldüm ve ellerini kendimden uzaklaştırdım. Saçımın nasıl gözüktüğü umurumda değildi. Kaşlarını çatıp bana mutfak beziyle vurdu.
“Dilimde tüy bitti artık. Koşmaya gittiğinde şu saçlarını topla!”
Annem minyon tipli bir kadındı ve küçük yüz hatlarına sahipti. Ben de farklı sayılmazdım. Cevap beklercesine bana baktı. Bense onun yerine ortamı yumuşatmak için ona sarıldım.
“Bir dahakine toplayacağım,” diye söz verdim.
Bana şakacı bir şekilde hırladı. “Senin yaşında kurtlarla çevrili olduğunda eminim görünüşüne daha çok özen göstereceksin.”
Burnumu kıvırdığımı görünce bana bön bön baktı. “Ama doğru, Ebony. Asla karşılaşacağın kişinin şey olacağını bilemezsin…”
Yüzümü buruşturup durması için elimi kaldırdım. “Söyleme.”
“Eşin.”
İnledim ve başımı masaya koydum. “Anne,” dedim kelimeyi uzatarak.
Yüzünde her zamanki o heyecanlı ifade vardı. “Babanla tanıştığım zamanı hatırlıyorum,” dedi. “Tanrım, tam bir pislikti! Ondan nefret ediyordum. Cidden sinir oluyor…”
“Tamam,” diye yalvardım. “Bu kadarı yeterli.” Annem ve babam hâlâ birbirlerine çok aşıktılar ve bir bu kadar sevdikleri başka bir şey ise aralarındaki bağdan bahsetmekti, ki bu beni delirtiyordu.
Gözlerini devirdi. Bu çok sık yaptığı bir şeydi. Annem, kurt adam özelliği sayesinde otuz sekizden ziyade yirmisine yeni girecek genç bir kız gibi gösteriyordu.
Bir yıla kalmaz on sekizime girecektim ve ondan sonra yaşlanmayacağımın farkındaydım. Bunu düşünmek sinirlerimi bozuyordu.
Annem, lavabodaki bulaşıkları yıkamakla meşgulken, “Baban bugün özel bir akşam yemeği yememizi istedi,” dedi.
Birkaç sürü üyesi soda veya meyve almak için mutfakta dolanıyordu. Kurtların çoğu güneşlenmek ve ormanda gezintiye çıkmak için pazar gününün son saatlerinin tadını çıkarıyordu.
“Zorunda mıyız?” diye homurdandım.
Bana kaşlarını çattı. “Ailecek vakit geçirmeye neden bu kadar karşı olduğunu hiç anlamıyorum. Kız kardeşlerin senin için sana pasta yapacak.”
“İki aylığına gidiyorum. Sonsuza kadar değil, anne,” diye karşı çıktım.
“Kardeşin sana el yapımı bir kart hediye edecek,” diye devam etti, elindeki bezle kirli bir tencereyi temizlerken.
Bunun üzerine gülümsedim. Kardeşim Jake sessiz birisiydi ve insan seven bir tip sayılmazdı. Bana bir şeyler yapmak için çaba sarf etmesi beni mutlu etmişti.
“Sadece biz mi? Yoksa Rachel teyze de gelecek mi?” Rachel teyze öz teyzem sayılmazdı. Annemin en iyi arkadaşıydı ve ben küçüklüğümden beri ona böyle hitap ediyordum.
Ryan adında bir oğlu ve Tara adında bir kızı vardı. Ryan benden iki yaş küçüktü.
Annem, “Sadece biz,” dedi ve yüzünü bana dönüp yalvaran gözlerle bakmaya başladı.
“Peki,” deyip pes ettim. “Ama bütün geceyi sizinle geçiremem. Hazırlanmam gerek.”
Annem gülümsedi. “Güzel! Logan çok sevinecek!”
“Neden?” diye sordu babam, mutfağa girerken. Annemi belinden kavradı ve bırakmadan önce boynundan öptü.
O ve Betası Deacon sabahtan beri dışarıdaydılar. Babam on yedi yaşından beri sürümüzün Alfasıydı.
Annem gülümseyerek, “Ebony aile yemeğini kabul etti,” dedi.
Babamın gözleri parladı. “Harika! Cassie ve Kate'e şimdiden yemek hazırlamaya başlamalarını söyleyeceğim.” Annemi tekrar öptü ve kız kardeşlerimi almadan önce zaten mahvolmuş saçlarımla oynadı. Kız kardeşlerim ikizdiler ve sekiz yaşındaydılar.
Annem bana gülümsedi. “Neden öğleden sonranın geri kalanını Tara ve Ryan'la geçirmiyorsun? Muhtemelen gitmeden önce seninle vakit geçirmek isteyeceklerdir.”
Gerildiğimi hissederek derin bir nefes aldım. “Gitmek istemiyorum anne.”
Kaşlarını çattı. “Biliyorum ama hem baban hem de ben gitmenin senin için iyi olacağını düşünüyoruz. On sekiz yaşına gireceksin. Gidip Astoria'dakiler dışında başka sürülerle, başka kurt adamlarla tanışmanı istiyoruz.”
Gözlerimi devirdim. “Her neyse.”
“Ulu Tanrıça!” diye güldü annem kahkaha atarak. “Şu ergen tavırlarına bak!”
Ona dilimi uzattım ve ikimiz de güldük. Ryan'ı bulmaya gitmeden önce yanağını öptüm. Dışarıdaydı ve diğer sürü üyelerinden birkaçı ile konuşuyordu.
Onlara doğru gülümseyerek yürüdüm ancak diğer çocuklar uzaklaştı. Alfa'nın kızıyla çok haşır neşir olmak istemiyorlardı.
Ama Ryan bir yere kımıldamadı. Diğer çocuklar bahçeye bakarak gözlerini benden kaçırırken o bana gülümsüyordu.
Ellerimi cebime sokup, “Selam çocuklar,” diye selam verdim.
Hepsi bir ağızdan, “Merhaba,” diye mırıldandı. Onlar yeni infazcılardı, güya yeni kurtların en sertleriydiler. Ryan kavga etmek için çok zayıf olduğundan gözcüydü.
Ryan, “Eşyalarını toplarsın diye düşünmüştüm,” dedi. Onun saçı da benimki gibi mahvolmuştu.
Omuz silktim. “Yemek yedikten sonra toparlanacağım.”
İnfazcılardan biri ensesini ovuşturarak, “Biz… Şey… Gitmemiz lazım,” diye bir şeyler mırıldandı. “Sonra görüşürüz Ryan.” Bana dönüp başını eğerek, “Alfa,” diye selamladıktan sonra ayrıldılar.
İç çektim. “Kimse benimle konuşmak istemiyor.”
“Çok çirkinsin de ondan,” dedi Ryan. Gözlerimi devirdim ve gidip katlanır sandalyelere oturduk. Tara bir battaniyeye uzanmıştı ve yüzünü kapatacak şekilde tuttuğu kitabı okumakla meşguldü.
“Selam, Tara,” diye gülümseyerek selam verdim. En yakın kız arkadaşımdı. Diğer kızlar pek arkadaş canlısı değildi. Hafifçe tebessüm etse de gözlerini kitabından ayırmadı. Babası gibi pek konuşmayı sevmezdi.
Ryan kitabı elinden aldı. “Yarın gidiyor, Tara. Biraz daha kibar olabilirsin.”
Tara ona hırladı. “Tam da sevdiğim kısımda….”
“Sorun değil,” dedim. Okumayı pek sevmezdim ve insanlar asla okumayacağım kitapları bana anlatırken uykum gelirdi. “Anlıyorum.”
Ryan hâlâ kız kardeşine ters ters bakıyordu. Tara sonunda, “Ebony, kampa gideceğin için heyecanlı mısın?” diye sordu.
Kafamı salladım. “Aslında korkuyorum. Ailem bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyor, bu yüzden…” deyip sustum. Bunun hakkında daha fazla konuşmak istemiyordum.
Kampın genç kurt adamlar için eğlenceli bir yer olduğu söyleniyordu. Duyduğuma göre oyunlar oynanırmış ve türümüzün tarihi hakkında dersler verilirmiş. Oysa bana göre yaz aylarını boşa harcamaktan başka bir şey değildi.
Ryan arkasına yaslandı. “İzin verseler kesinlikle giderdim.”
“Sen ve Jude amca aptallık ettiniz…”
“Neden gidip başka bir yerde okumuyorsun, Tara?” diye homurdandı Ryan. Tara gülümsedi. Yüzü tıpatıp annesine benziyordu.
“Yok ya, burası iyi.” Tara ve ben güldük, ki bu Ryan'ın yüzünün kızarmasına neden oldu.
Onlara bakıp, “Sizi özleyeceğim,” dedim.
Ryan sırıtarak bana baktı. “Keşke ben de aynısını söyleyebilseydim.” Koluna yumruk attım ve üçümüz birlikte güldük.
Yine de dediklerimin doğru olması içimi sızlatmıştı. Şüphesiz onları özleyecektim. Sadece bir yaz tatili süresince ayrı kalacak olsak bile.
***
“Sağol dostum,” dedim, Jake'in koyu saçlarını okşarken. Yüzü kıpkırmızı oldu ve gülümsedi. Önden iki dişi düşmüştü.
“Sorun değil, Ebony,” dedi, biraz geveleyerek. Kartına baktım ve daha geniş gülümsedim. Benim için bir şey yapması çok hoştu.
“Daha pastanı yemedin,” dedi Kate, gri gözlerini tabağıma kenetlemiş bir şekilde.
Cassie kaşlarını çattı. “Beğenmedin mi?” Pastalarından bir kaşık aldım ve gülümseyerek ağzıma soktum.
“Bayıldım.” Lokmamı yutarken ikisi de bana gülümsedi.
Annem de gülümsedi. “Sen geri dönene kadar sabırsızlanıyorum. Anlatacak harika hikâyelerin olacak!
“Duyduğuma göre harika geziler planlamışlar! Ve sana kurtlar ile Tanrıça'nın tarihini anlatacaklarmış! Utanmasam ben de gelirdim.”
“Bir de bütün kurtlar senin yaşlarında. Belki bir…” diye başladı babam.
Yüzümü buruşturunca devam etmedi ve hafifçe tebessüm etti. Babamın yanında oturan Jake'in kafası karışmıştı. Koyu saçları ve mavi gözleriyle babamın küçük hali gibiydi.
Cassie, “Gitmediğim için mutluyum,” dedi. “Yaz mevsimini arkadaşlarımla geçirmek isterdim.”
“Yeni arkadaşlar edinecek,” dedi annem, gülümseyerek. “Değil mi, tatlım?”
Başımla onayladım. “Tabii.” Jake'in dirseği tabağının kenarına değdiğinde çıkan ses dikkatimi o yöne çekti. Yiyecek dolu porselen tabak yere düşmeden önce elimi kaldırdım ve havada tutarak yere çarpmasını engelledim.
Yere birkaç santim kala havada asılı kalınca sırıttım. Yeteneklerimi kullanmayı çok seviyordum.
Elini kaldırmadan hatta tabağa bile bakmadan annem tabağı kontrolümden alıp hiçbir şey olmamış gibi yemeye devam eden Jake'in önüne koydu.
On yıl önce güçleri zayıflamış olsa da annem hâlâ benden daha güçlüydü. Geriye kalan tek ve en güçlü yeteneği telekinezisiydi.
Babam bundan sonra konuşulacak şeyi biliyormuş gibi sandalyesine yaslandı.
“Ebony.” Annemin sesi bıçak gibi keskindi. “Güçlerini kullanman hakkında ne dediğimi hatırlıyor musun?”
Kız kardeşlerimin yaptığı çikolatalı ıslak keke baktım. “Evet.”
“Orada onları kullanamazsın,” dedi. “Güvenli değil.” Annemle benim neler yapabileceğimizi sadece Ryan da dahil yakın çevremiz biliyordu.
“Biliyorum. Sadece istemsizce oldu.”
Son iki haftadır kısıtlanmıştım. Her şeyi yavaş yavaş yapmaya alışmak için yeteneklerimi kullanmam yasaktı. Yoksa yaz kampında bir hücreye tıkılmam işten değildi. Bu yüzden dikkatli olmak zorundaydım.
“Keşke Ebony’nin yapabildiğini yapabilseydim,” dedi Cassie, huysuz bir çocuk gibi kollarını çenesinin altına koyarak.
Annem ona buz gibi bir bakış attı. Güçleriyle arası pek iyi sayılmazdı. “Sakın.”
Annemizin soğuk bakışları onu rahatsız etmişe benzemiyordu. Tek kelime etmeden omuz silkti ve pastasını yemeye koyuldu. Annemin güçleri sadece bana geçmişti.
Tabii ki, kardeşlerimden herhangi biri her an bir şeyleri uçurmaya başlayabilirdi. Oysa annemin korktuğu şeyin başka bir şey olduğunu biliyordum.
Babam bardağını havaya kaldırdı ve hepimizin de aynısını yapmamızı bekledi. “Ebony’ye kadeh kaldırmak istiyorum.”
“Hepimiz harika zaman geçireceğini umuyoruz. Umarız yeni bir şeyler öğrenirsin, yeni ve çeşitli arkadaşlar edinip tecrübe kazanırsın. Seni seviyoruz ve özleyeceğiz. Ebony’ye!”
Ailemin geri kalanı bağırıp alkışladıktan sonra hepimiz bardakları tokuşturduk. Yemeğin geri kalanı çabucak geçti ve farkına bile varmadan kendimi odamda kıyafetlerimi ve banyo malzemelerimi toplarken buldum.
Eşyalarımın çoğunu kahverengi bavuluma, geri kalanını da sırt çantama tıktım.
Sonunda toplandığımda yatağıma uzandım ve her gece yaptığım gibi yastığıma sarıldım.
Çabalasam da gözüme uyku girmedi. Sadece birkaç saat dinlenebildim.
Alarmım sabah 05.30’da çaldığında inledim ve öteki tarafıma yuvarlanıp alarmı kapadım.
Uykulu gözlerle duşa girdikten sonra sırılsıklam saçlarımı düzeltme zahmetine bile girmeden topuz yaptım.
Kapım çalındı ve babam kafasını uzattı. “Hazır mısın, Eb?”
Ellerimi kapüşonlumun cebine soktum ve esneyerek başımla onayladım. “Evet, yani sanırım.”
Odanın diğer tarafına geçti ve saçlarımı ıslak görünce gülerek bana sarıldı. “Annen saçının ıslak olduğunu görürse seni öldürür.”
“Kurt adamlar üşütmez,” diye homurdandım.
Omuz silkti. “Bir süre insandı. Hâlâ ıslak saçların ve soğuk ayakların seni hasta edebileceğini düşünüyor.”
“Abartıyor,” diye güldüm.
“Sadece seni seviyor,” dedi, çantalarımı almak için harekete geçerken.
İç çektim. “Evet, biliyorum.”
“Ben de seni seviyorum,” dedi. “Bunu biliyorsun, değil mi?”
Bana gülümserken gözleri o her zamanki tanıdık imayla kısıldı. Kısık sesle onu güldüren bir şey homurdandım. Her ne kadar beni aptal bir kampa gönderdiği için ona kızgın olsam da babamı seviyordum.
Sayısız ‘görüşürüz’ ve iyi şans dileklerinden sonra bir arabaya binip Kaliforniya'ya yolculuğuna başladım.
Pencereden dışarı bakıp hayatımın sonraki iki ayının korkunç geçeceğini düşünerek iç çektim.
Keşke sonunda haklı çıkacağımı bilseydim.

Galatea’yı Keşfet

Parlak YıldızAzrail'in İddiası Kitap 3Hart Kardeşler Kitap 3: Sterling'e Aşık OlmakGölge Serisi 1: Korsanın GölgesiFırtınalar ve Gölgeler 2. Kitap: Fırtınanın Gölgesi

En Yeni Yayınlar

Mafya ve Aşk Kitap 3Mafya ve Aşk Kitap 2Pierce Charming Akademisi 2: Yarı Tanrı Kralı Öpmek ve Diğer Kötü KararlarSorgulanmışMavi Buz Serisi 2: Mavi Buz'a Aşık Olmak

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

En çok sevdiğim kitaplar

Yazar: tyrion

46 kitap

Yarım Bıraktıklarım

Yazar: Marmaletta

6 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

178 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

Yazar: vuslat hayal

228 kitap

OKUDUKLARIM

Yazar: Pharma

304 kitap

Türkçe

Yazar: Asliiturkiye

364 kitap

Okumayı Bitirdiğim Kitaplar

Yazar: Marmaletta

48 kitap

Okunan Kitaplar

Yazar: mallof65

87 kitap

Okunanlar

Yazar: hurtful_cow

77 kitap

Okunan kitaplar

Yazar: mavi rota

395 kitap

Pelto’s list

Yazar: Pelto

33 kitap

En güzel kitaplar

Yazar: Nermin

207 kitap

Kitaplarım

Yazar: burcudeniz

245 kitap

🌕Moon Goddess🌙

Yazar: Moon Goddess

67 kitap

Okudum

Yazar: urbeknt

287 kitap