Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for İşaretlenmiş Kitap 4

İşaretlenmiş Kitap 4

Yazar
Tori R. Hayes
Okur
17.2K
Bölüm
37
Yazar
Tori R. Hayes
Okur
17.2K
Bölüm
37
⚔️Aksiyon & Macera🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler🙅İsteksiz Eş🎭Dram👩‍❤️‍👨Gerçek Eş💘Kader Eşleri🌛Tanrılar ve Tanrıçalar🧙‍♂️Paranormal & Fantastik🐺Paranormal

Diana, genç bir alfa dişi kurt, ailesi Çiftleşme Mevsimi sırasında gizemli Oculum Kabilesi’ni ziyaret ettiğinde, kadim sırlar ve güçlü tanrılarla dolu bir dünyaya sürüklenir. Kabile üyesi Taylen’e karşı hissettiği yoğun çekimle boğuşurken Diana, ay tanrıçasıyla ilgili karanlık bir kehanet ve uyumsuzluk tanrıçası Eris’ten gelen yakın bir tehdit keşfeder. Ailesinin güvenliği ve kendi halkının kaderi tehlikedeyken Diana, hain ittifakları aşmalı ve içsel gücünü kabullenerek kadim bir kötülüğün uyanmasını engellemelidir.

Bölüm 1: Sırlar Mağarası

Gölge ve Gümüşün Gözleri

Kitap 4: Gümüş Muhafız

Kasvetli ormanın dört yanı ağaçlarla çevriliydi. Adımbaşı karşınıza bir ağaç çıkıyordu ama hızlı reflekslerim ve çevik bedenim sayesinde ağaçların arasından süzülüyor, yerdeki köklerin üzerinden atlıyordum.
Rüzgârlar beraberinde küçük kasabamıza acımasız bir fırtınayla gelmişti. Çoğu insan böyle bir havada sıcak evlerinin konforunu arardı ama ben rahatlamaya ihtiyacı olan sıkıntılı bir ruhtum.
Aldığım her nefeste burnuma temiz hava, çamur ve ıslak çimen kokusu doluyordu. Şiddetli yağmur tüylerimi ıslatmıştı ama sığınağa bu kadar yakınken geri dönmek anlamsızdı.
Sola dönüp bir açıklığa çıktım. Pençelerim çamura batıyor, her batışta beyaz kürkümü kahverengiye boyuyordu.
Ağaçların arasında tanıdık bir kayalık alan belirdiğinde ayaklarımı daha hızlı hareket etmeye zorladım.
Ciğerlerim yanıyordu, bacaklarım kaskatı kesilmişti ama gizli yerimin tadını çıkarabilmeme sadece birkaç dakika kalmıştı.
Beni Doğa Ana’nın gazabından koruyan ormandan çıktığımda şiddetli rüzgâr yüzüme bir tokat gibi çarptı.
Mağaranın girişine ulaşana kadar rüzgâra karşı koşmaya devam ettim. Bu mağara devasa bedenimin sığabileceği kadar büyük bir mağaraydı.
İçeriye girdiğimde rahatlamış olmanın verdiği huzurla bir oh çektim. Mağara evimiz kadar sıcak değildi ama yine de dışarıda kalmaktan daha iyiydi.
Beyaz kürkümdeki ıslaklıktan kurtulmak için vücudumu sallayınca, hâliyle bütün duvar su damlalarıyla kaplanmıştı.
Güneş gökyüzündeki kasvetli bulutların ardında esir kaldığından etraf karanlık ve ürkütücüydü, ancak kurdum normal insan gözlerinin göremediklerini görmemi sağlıyordu.
Bitkin bir hâlde taş zemine yerleşerek yağmurun ve yalnızlığın tadını çıkardım.
Günlerdir böyle bir sessizliğin hasretini çekiyordum. Evimizde neredeyse bir haftadır durmaksızın devam eden bir çatışma vardı.
Annemle babamın yarınki iş gezimiz hakkındaki tartışmaları bitiyor, kardeşlerimle ben didişmeye başlıyorduk. Sonra tartışmaya annem ekleniyordu ve bu bir döngü hâlinde devam ediyordu.
Dünyanın en tanınmış alfa ailelerinden biri olarak iş gezileri bizim için alışıldık bir durumdu, ancak Çiftleşme Mevsimi’ne sadece birkaç gün kalmıştı.
En az bir hafta sürüde olmayacaktık. Çiftleşme Mevsimi’nin ilk birkaç gününü yabancı topraklarda tanımadığım kurtlarla geçirmek istemiyordum.
En kötüsü de, kimse ziyaret edeceğimiz sürünün adını ya da bu seyahatin neden gerekli olduğunu açıklamak istemiyordu. Annemle babam bunun güvenlikle ilgili olduğunu iddia ediyordu ama aklım almıyordu.
Çiftleşme Mevsimi boyunca hiçbir sürü kendi sürümüzden daha önemli değildi. Doğduğumuzdan beri kardeşlerimle bana öğretilen buydu.
Çiftleşme Mevsimi tüm kurtlar için kutsal bir dönemdi. Bu dönemde hayvani içgüdülerimize teslim olur, eşimizi bulana kadar cinselliğimizi keşfederdik.
İş gezisinin bir zararı olmayabilirdi ama burada yerine getirmem gereken bir sorumluluğum vardı. Bana güvenen insanlar vardı…
Mağaranın girişine yakın bir yerde gözlerimin önünde kırmızı bir ışıltı parladı.
Ayağa kalkıp ölümcül dişlerimi ortaya çıkardım ve otoritemi göstermek için kulaklarımı öne doğru ittim.
Dışarıda hâlâ şiddetli bir fırtına vardı, bu yüzden dışarıda her ne varsa bu şey tehlikeli olabilirdi.
”Diana?”
Kafamın içindeki ses kendinden oldukça emindi, ancak mağaranın girişinde beliren kırmızı kürkü görünce gardımı indirdim.
”Everly teyze?” dedim, bizi birbirimize bağlayan zihin bağlantısını kullanarak. ”Bu fırtınada burada ne işin var?”
Kızıl kurt ıslak burnunu yaladı ve mağaraya girmeden önce vücudunu salladı. ”Aynı soruyu ben sana sormalıyım,” derken yanağımı yaladı. ”Annen senin için endişelenmiyor mu?”
Kurdu değişmeye başladı. Kürkü geri çekilirken vücudu küçüldü. Kızıl kurdun durduğu yerde artık bir insan duruyordu.
Kalın bir battaniye yığınının bulunduğu köşeye ilerlerken ateş kırmızısı bukleler çıplak omuzlarına döküldü.
”Yokluğumu fark ettiğini bile sanmıyorum,” dedim insan formuma dönmeden önce.
Kurdumla geçirdiğim iki yılı aşkın süreden sonra dönüşüm sırasında kemiklerimin kırılıp yeniden hizalanmasına alışmıştım.
Everly çıplak bedenimi örtmem için bana bir battaniye uzatırken iç çekti. “Yine ne oldu?”
Yere oturduktan sonra beyaz saçlarımın uçlarını parmaklarıma doladım. “Yarınki gezimizden haberin yok mu?” Konuyla ilgili fikrimi belirtmek için gözlerimi devirdim.
Everly’nin omuzları çökerken başını sağa doğru eğdi. “Sanırım herkes yaklaşan seyahatinizden haberdar. Çiftleşme Mevsimi’nin eli kulağında olduğu düşünülürse bu beklenmedik bir durumdu.”
“Yine de annen konseyde, bütün Loucrious ailesinin birlikte gitmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı.”
“İşte anlamadığım şey de bu,” dedim kollarımı kavuşturarak. “Çiftleşme Mevsimi’nde sürümüzle birlikte olmaktan daha önemli ne olabilir? Ben…”
Boşboğazlık etmeden önce kendimi durdurdum. Everly teyzeyi ailemden biri gibi severdim ama kendisi annemin en eski arkadaşıydı. Muhtemelen annemin tarafını tutup beni hatalı olduğuma ikna etmeye çalışacaktı, tıpkı annem gibi.
“Diana,” dedi Everly yanıma oturarak. “Bu sadece gezi ve annenle ilgili değil, değil mi?”
Ona cevap vermedim. Onun yerine başka tarafa baktım ve sorusunu duymamış gibi davrandım ama bundan kaçamayacağımı biliyordum. Everly beni çok iyi tanıyordu.
“Konu Henri mi?”
Yanık tenli bir adamın görüntüsü zihnimden geçerken karışık siyah saçları ve gamzeleri beni gülümsetti.
Henri sürümüzün en çekici kurdu sayılmazdı ama kibar ve tutkulu bir ressamdı. Aynı zamanda iyi bir sevgiliydi.
Resimlerinin ilham verici hikâyelerini dinlemeyi seviyordum. Daha geçen mevsimde tanışmış olmamıza rağmen bu yılın Çiftleşme Mevsimi’nde onu işaretlemek gibi bir niyetim vardı.
“Bu sadece Henri’yle ilgili değil,” dedim Çiftleşme Mevsimi’ni düşünüp iç geçirerek. “Bir arkadaşıma da söz verdim…”
Yanağımın içini ısırırken kanın metalik tadı dilime değdi.
“Dinle Diana,” dedi Everly kolunu omuzlarıma dolayarak. “Çiftleşme Mevsimi’nin, bir alfa kurdun potansiyel çiftleşme bağını keşfetmesi için tek zaman olduğunu biliyorum ama sen güçlüsün.”
“Loucrious Sürüsü’nün en büyük savaşçılarından biri için kurt doğasının gölgesinde geçireceği birkaç gün sorun olmasa gerek.”
“Henri’nin seni bekleyeceğinden hiç şüphem yok.”
“Ya yapamazsam?” diye sordum tırnaklarımı çıplak kollarıma geçirerek.
“Ya kurdumu kontrol edemezsem? Bir alfanın içgüdüsü üremektir Everly. İlk sezonumda o kadar kötüydü ki kendimi zor tutmuştum.”
Zaten iki Çiftleşme Mevsimi’ni kimseyi işaretlemeden geçirmiştim. Kendimi kontrol edemezken bütün mevsimi arkadaşlarımdan uzakta, başka bir yerde mahsur kalarak geçirecek olmak beni dehşete düşürüyordu.
“Bir alfa kurdun başka neler yapabileceğini unutmuş gibisin Diana,” dedi Everly. Başımı kaldırıp ona baktığımda gülümsemesini yakaladım.
“Alfa kurtlar duyguları üzerinde daha fazla kontrole sahiptir, işarete ve Çiftleşme Mevsimi’ne ihtiyaç duyarlar.”
Everly kıkırdayarak saçımı öptü. “Anneni senin yaşındayken görmeliydin. Babanla fena kavga ediyordu. Zavallı adama cehennemi yaşattı.”
Eğlenerek homurdandım. “Buna inanırım.”
“Eh, annen epey dişli bir kadın,” dedi Everly, arkasına yaslanarak. “Icarus’u yendiği gün de oradaydım.”
“Sahiden mi? Gerçekten babamın söylediği kadar güçlü müydü?” diye sordum şaşkınlıkla.
Loucrious soyu sadece, bir zamanlar canice olan kurt adam yöntemlerine sırtını dönen ilk soy olmakla ünlü değildi.
Atam Icarus, masumları katletmekten zevk alırdı, buna kendi kız kardeşi (bana adını veren kadın) ve onun çocukları da dâhildi.
Tüm bu ölümler yüzlerce yıl önce gerçekleşmiş, ancak Diana’nın kocası olduğu söylenen intikamcı bir avcı, ikisini de ölümsüzleştiren bir cadıdan yardım istemişti.
O zamandan beri Icarus soyumuzdan sakındığımız bir tutsaktı. Bir gün avcı, Icarus’u öldürüp dünyayı bu kötülükten temizlemek için annemle babamdan yardım istemişti.
Ancak Icarus bekledikleri kadar zayıf değildi.
Babama göre, onu yenmelerinin tek nedeni annemin Icarus’un kötü ruhuna dokunduğunda tetiklenen bazı gizemli güçlere sahip olmasıydı.
Saçlarımın doğal beyazlığına bakılırsa ben de muhtemelen bu güçlerle doğmuştum ama hiçbir zaman Icarus’unki kadar karanlık bir ruhla münasebetim olmamıştı.
Umarım asla da olmazdı.
“Rieka’yla Icarus arasındaki kavgayı doğrudan görmedim ama Icarus’un gücünü içimde hissetmiştim,” dedi Everly. Başını kaldırıp mağaranın tavanına bakarken battaniyesine sarıldı.
“Çok güçlüydü…”
Everly durakladığında tüylerim ürperdi. “Annen çok şey yaşadı Diana. Tek isteğinin seninle iyi geçinmek olduğunu biliyorum.”
“Annen bu seyahatin söyledikleri kadar acil olduğuna ikna olduysa, ben olsam bunu sorgulamazdım.”
İç çekerek başımı dizlerime gömdüm. Everly iyi günde kötü günde annemin yanında dururdu, bunu zaten biliyordum.
Everly omzumu dürttü. “Kardeşlerin ne düşünüyor?”
Homurdandığımda sesim mağaranın duvarları arasında yankılandı. “Aspen belli etmek istemiyor ama sanırım yolculuk konusunda oldukça stresli.”
“Benimle aynı sebeplerden değil ama birkaç yıl içinde babamdan Loucrious alfası unvanını devralacağı için buna hazır olduğunu kanıtlaması gerekiyor.”
Aspen benden on beş dakika, bense diğer kardeşimiz Cassian’dan on dakika büyüktüm.
Ancak bu durum, Aspen’ı alfa unvanın ilk varisi yapıyordu, tabii eğer bu unvandan feragat etmezse. O zaman bu görev bana düşecekti ve ben bir sürüye liderlik etmek istemiyordum. Bu Aspen’ın uzmanlık alanıydı, benim değil.
Ben bir savaşçıydım, yürümeye başladığım günden beri babam tarafından eğitilmiştim.
“Peki ya Cassian?”
Omuz silktim. “Ev şu anda tımarhane gibi. Yarınki yolculuk yüzünden herkes birbirine sataşıyor. Orada daha fazla kalamazdım. Uzaklaşmam gerekiyordu.”
“Ah, doğru,” dedi Everly, sırtını dikleştirerek. “Sana bu mağarayı göstermemin tek nedeni buydu.”
Beni buraya ilk getirdiği zamanı hatırlayarak kıkırdadım.
On üç yaşından fazla olamazdım. Everly beni buraya, tüm zamanımı eğitime ayıramayacağımı düşündüğü için annemle yaptığım ilk ciddi kavgadan kısa bir süre sonra getirmişti.
Ben bir Loucrious’tum, bu da beni bekleyen başka sorumluluklarım olduğu anlamına geliyordu.
“O gün beni gerçekten kurtardın,” dedim gülümseyerek. “Ve muhtemelen kardeşlerimi de birçok kırık kaburgadan kurtardın.”
“Beni bulamayacakları bu yer olmasa muhtemelen öfkem beni ele geçirirdi.”
“Öfkeni annenden aldığın kesin ama mağaranın yaptığı da bu,” dedi Everly, mağaranın havasını eşinin kokusu gibi içine çekerek. “İnsanı sakinleştiriyor.”
“Peki, sen neden buradasın?” diye sorduğumda tam da beklediğim tepkiyi vermişti.
Everly’nin nutku tutulmuş, bir heykel gibi kaskatı kesilmişti.
“İstemiyorsan söylemek zorunda değilsin,” dedim kıkırdayarak.
“Hayır, hayır,” derken boynunu ovuşturdu. “Noah gittiği başka bir üniversite mülakatından daha yeni döndü.”
“Oğlumu seviyorum ama dünyamızı kurtaracak, doğrusal olmayan bir denklem daha duyarsam derimi yüzeceğim.”
Bunun gerçekten canını sıktığını görebiliyordum. Evet, bu durumda ona gülmek hoş değildi ama kendime engel olamadım. “Yani matematik yüzünden mi bu hâldesin?”
Ben bir kahkaha atarken Everly kıkırdadı. “Şimdi gülersin tabii. Matematik sınavına yardım etmek için Noah’nın sizde yatıp kalktığını ne çabuk unuttun.”
Noah üçümüzden sadece birkaç gün büyüktü. Kendimi bildim bileli ona aileden biri gibi davranmıştım, bu yüzden bazen üçüz değil de dördüzmüşüz gibi hissediyordum.
Ya da on altı yaşına gelip kurtlarımızla bağ kurana kadar öyleydik.
“Yani bunu zavallı eşine yıkıp kaçtın mı?”
Everly beni başından savmak için elini havada salladı. “Caleb bugünlerde Noah’la benden çok daha iyi başa çıkıyor. Aslında orada olmamam onlara büyük bir iyilik bile olabilir.”
“Bence…”
”Diana Loucrious!”
Annemin sesi batan bir geminin komutanı gibi kafamın içinde kükredi.
Bu mağara Everly teyzeyle gizli yerimiz olabilirdi ama annemin lanet zihin bağlantısını kullanarak bana ulaşmasına engel değildi.
”Küçük hanım! Seyahatten bir gece önce gizlice dışarıya çıkmak da ne demek? Derhâl eve gel yoksa iz sürücülere her yerde seni arattırırım!”
Yutkunurken dilim damağım kurumuştu. Annem çok öfkeliydi.
“Rieka mıydı?” diye sordu Everly yüzümdeki kanın çekildiğini görünce.
Sessizce başımı salladım, sağlıklı düşünemiyordum. “Ben... Şey…” Yerden kalktım ve kayıp bir köpek yavrusu gibi etrafıma bakındım. “Sanırım annem sonunda evde olmadığımı anladı.”
Yüzüme zorla çarpık bir gülümseme yerleştirdim. Annemle karşı karşıya geleceğimi bilmek bile başlı başına korkuyla titrememe neden oluyordu.
Kızacağını biliyordum. Zaten stresliydi ama bu tür bir öfkeyle daha önce sadece birkaç kez karşılaşmıştım.
“Gitmem gerek teyze. Noah’a ve Caleb amcaya selamlarımı ilet. Noah’a üniversite başvurularında iyi şanslar diliyorum.”
Daha üzerimdeki battaniyeyi atmadan kemiklerim kırılmaya başlamıştı bile. Herhangi bir insanı dehşete düşürecek dev bir kurda dönüşmem birkaç saniyeden fazla sürmedi.
“Diana,” dedi Everly, ben mağaradan dışarıya fırlayamadan. Arkama dönüp ona baktığımda kaşlarının çatık olduğunu gördüm. Yüzünde endişeli bir ifade vardı.
“Annene iyi davran, üstüne gitme. Başında bir sürü dert var.”
İsteksizce başımı salladım.
Kendimi tutamazsam hazırlamak zorunda kalacakları annemin cenazesi değildi, benimkiydi.
Yağmur dinmişti, bu yüzden artık enerjimi ayakta kalmaya çalışarak harcamıyordum. Bunun yerine, bir kurdun mümkün olan bütün hız sınırlarını zorlamaya çalışıyordum.
Ağaçların arkasında evimizin belirdiğini gördüğümde yavaşladım.
Annem bana eve gelmemi söyleyeli on beş dakikadan fazla olmamıştı ama beni beklerken başka bir şeyle uğraşmaya koyulmuş olması muhtemeldi.
Çamurlu patilerimle bahçenin diğer tarafına ilerlerken gözlerimle açık bir pencere aradım.
Oturma odasının penceresi hafif aralık bırakılmıştı, fark edilmeden içeriye girebilirdim.
Ama bu bir tuzak da olabilirdi, bu yüzden dikkatlice pencereye yaklaşırken bulabildiğim her çalı ve heykelin arkasına saklandım.
Oda karanlıktı. İçeride hiçbir yaşam belirtisi ya da tespit edilebilir bir hareket yoktu. Kimse duymadan kocaman bedenimi içeriye sokmak için sessizce pencereyi ittim.
Kürküm hâlâ ıslak, patilerimse çamurla kaplıydı ama şu anda yer değiştiremezdim. Annem kesinlikle beni duyardı.
“Demek sonunda ortaya çıkmaya karar verdin Di.”
Yüreğim ağzıma gelirken kaskatı kesildim.
Cassian arkası pencereye dönük bir sandalyede oturuyordu. Odanın her santimini taramış olsam bile onu dışarıdan göremezdim.
Kısık gözlerini felçli kurduma dikerken elinde pahalı telefonuyla oynuyordu.
“Annem böyle gizlice içeriye girmene ne der acaba?”
”Sakın buna cüret etme Cass,” diye kükredim zihninde. Ona dişlerimi gösterdim ama bunu korkutucudan çok eğlenceli buluyor gibiydi. Alfa sesim onun üzerinde işe yaramamıştı ama şu anda her şeyi denemeye hazırdım.
Cassian’ın yıllar önce bu çocukça davranışlarını bırakması gerekirdi ama hâlâ küçük bir çocuk gibi davranıp hayatımı cehenneme çeviriyordu.
Hiçbir söz onu annemi aramamaya ikna edemezdi. Ancak, bir dahaki sefere beni ispiyonlarken iki kez düşünmesini sağlayabilirdim.
Ona doğru bir adım attım ve sanki çaresiz bir avı takip ediyormuşum gibi başımı eğdim. Cass ne yapmaya çalıştığımı hemen anladı ama artık çok geçti.
Cassian’ın küçük insan bacakları fazla uzağa gidemeden onu yakaladım.
“ANNE!” diye çığlık attı, pençelerim göğsüne inmeden önce. Ciğerlerindeki bütün havayı söküp almıştım.
Kurt geni taşıdığı için şanslıydı, aksi takdirde vücudumun ağırlığı ciğerlerini ezebilirdi.
Arkamızda yankılanan ayak seslerini duyabiliyordum. Bu odada kargaşa çıkmadan önce fazla zamanım kalmamıştı ama Cassian’ın bu kadar kolay paçayı kurtarmasına izin vermeyecektim.
Cassian pençelerimin altında bir solucan gibi kıpırdandı. Onu böyle çaresiz ve aciz görmek neredeyse tatmin ediciydi.
“Çekil Diana!” diye bağırdı. Beni üzerinden atmak için nafile bir çabayla bacaklarıma vuruyordu.
”Ben senden daha güçlüyüm, her zaman da öyle olacağım. Bunu o aklına kazı,” dedim ona hırlayarak.
Gözleri gözlerimle buluştuğunda bam teline bastığımı anladım. İrisleri parlıyordu. Kıvrılan dudaklarının arkasındaki büyüyen köpek dişlerini görebiliyordum.
Cassian yer değiştirmek üzereydi.
“Diana! Cassian! Kesin şunu, ikiniz de!”
Annemin sesi odayı delip geçerken Cassian’la olduğumuz yerde donakaldık. Annem bize yaklaşırken topukluları oturma odasında yankılanıyordu.
Gözlerini acımasızca kısıp önümüzde durduğunda zorlukla nefes alabildim.
“Ayağa kalkın,” diyerek ayrılmamızı emretti.
Anında Cassian’ı bıraktım ve savaşçı bir kurt gibi başımı kaldırdım. Annem beni korkutmuştu ama Cassian’ın bunu görmesine izin veremezdim. Bunu asla unutmazdı.
Luna Loucrious olarak geçirdiği yılların izi, annemin gözlerinin etrafındaki belli belirsiz çizgilerden okunuyordu.
Zorla şekil verilmiş asi beyaz saçları çoktan mükemmeliyetten uzaklaşmaya başlamıştı ama yine de Icarus’u yendiği zamanki kadar korkutucu olmaya devam ediyordu.
“Cassian.” Annem burnunun kenarını ovuşturarak iç çekti. “Git temizlen tatlım. Sonra da beni ofiste bekle.”
Çamurlu pati izlerim Cassian’ın gömleğinde sofistike bir sanat eseri bırakmıştı. Annem tam karşımda olmasaydı buna gülebilirdim.
Annemin emrini yerine getirmek için başını salladığında Cassian’ın sarı bukleleri hareket etti. Cassian odadan çıkıp kapıyı arkasından kapatana kadar annemle sessizce bekledik.
Yanımdan geçip sırtıma bir battaniye örttüğünü hissedince arkama baktım. Yüzündeki hayal kırıklığını görebiliyordum.
“Rica etsem yer değiştirir misin Diana?” dedi iç geçirip koltuğa otururken.
İnsan formuma geçtiğimde kemiklerimin acısı hâlâ devam ediyordu ama daralan göğsümle kıyaslanamazdı. Öyle ki nefes alamıyordum.
Annemin yanına oturmadan önce insan parmaklarım battaniyenin köşelerini kavradı. Sessizlik benim için dayanılmaz hâle gelene kadar ikimiz de bir şey söylemedik.
“Özür dilerim anne,” diye fısıldadım, battaniyenin saçaklarını çamurlu parmaklarımın etrafında döndürürken. “Kafamı toparlamak için biraz temiz hava almak istedim. Çiftleşme Mevsimi de yaklaşırken... Ben sadece…”
“Neden bugün Diana?” diye fısıldadı, hâlâ bana bakamıyordu.
Sesindeki hayal kırıklığı derimi iğneler gibi delip geçti. Öfkeli çığlıkları dehşet vericiydi ama ses tonu gözlerimin dolmasına yetmişti.
Benden umudu kesmek üzereydi. Bu his, annemin içinde yaşayan öfkeli canavarla yüzleşmekten bile daha fazla acı veriyordu.
Annemin hayatını kolaylaştırdığını söyleyemezdim ama asla onu kırmak gibi bir niyetim olmamıştı.
“Çiftleşme Mevsimi’ne az bir süre kala başka bir sürüyü ziyaret edecek olmamız hoşunuza gitmiyor, biliyorum ama Oculum Sürüsü’nün bizi çağırmasının bir sebebi var. Mektup gelir gelmez oraya gitmeliydik.”
“Gitmememizin tek nedeni, önce burada bitirmemiz gereken önemli bir işimiz olmasıydı,” diye açıkladı tırnak etleriyle oynarken.
“Bunu seni ya da kardeşlerini üzmek için yapmıyoruz. Lütfen bunu anlamaya çalış.”
Everly teyzenin mağaradaki son sözlerini hatırladığımda dudaklarımı birbirine bastırdım.
Annem elini benimkinin üzerine koyarak ona bakmamı bekledi.
“Hepiniz Loucrious ailesinin üyelerisiniz. Bu toplantı sürümüzün geleceği için çok önemli. Bu yüzden oraya aile olarak gitmeliyiz.”
Ona cevap vermeyip sessiz kaldığımda iç çekti. “Bizimle gelmen gerek Diana. Bunu benim için yapamıyorsan en azından kardeşlerin ve sürü için yapman için sana yalvarıyorum.”
Sabırla cevabımı beklerken eli titriyordu.
Hâlâ bu Oculum Sürüsü hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyordum. Neden bu ziyaretin sonraya ertelenemeyecek kadar önemli olduğunu merak ediyordum.
Everly teyzenin annemin gücü hakkında söyledikleri ve annemin üzerine gitmemem için yalvarması kafamın içinde yankılanırken istemsizce başımı salladım.
“Teşekkür ederim tatlım,” derken annemin üzerine bir rahatlık çökmüştü.
“Anneni bir süreliğine çalabilir miyim Diana?”
Arkama baktığımda babamın bize yaklaştığını gördüm. Ne zamandır orada duruyordu ya da ne kadarını duymuştu bilmiyorum. Babamın elleri omuzlarına ulaştığında annem sevecen bir şekilde ona gülümsedi.
“İstersen duş al,” dedi babam annemin omuzlarına masaj yaparken.
“Çok geç saate kadar ayakta kalma. Günün çoğunu yolda geçireceğiz ama uzun bir akşam bizi bekliyor olacak, o yüzden fırsatın varken biraz dinlen.”
Babam gülümseyip saçlarımı öptükten sonra annemin elini tuttu ve birlikte odadan çıktılar. Orada karanlıkta bir başıma kalmıştım.
Yumuşacık koltuğa yaslandım. Verdiğim sözü düşünürken sessizliğin, huzurun tadını çıkarıyordum.
Hoşuma gitse de gitmese de yarın yola çıkacaktık ve Çiftleşme Mevsimi resmen başlayana kadar dönmeyecektik.
Belki hafta boyunca uslu durabilirsem annem sonunda isteklerimi göz önünde bulundurabilirdi, ancak kötü alışkanlıklarımdan kurtulamazsam bana bir daha asla güvenmeme ihtimali de vardı.
Sırtımdan aşağıya soğuk bir ürperti süzülürken vücudum gerildi.
Çiftleşme Mevsimi’nin ilk günleri her zaman zor geçerdi ama kurdum çiftleşmemiş bir kurdu çekici bulup kontrolümü kaybetmeme neden olmadığı sürece bana bir şey olmazdı.
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan buraya geri dönmüş olacaktım.

Discover Galatea

Şövalye Serisi 1. Kitap: Şövalye Fil'i AlırMotosikletçiyle DansParlak YıldızKendisiyle Atışmakİntikam Ateşi Kitap 3

En Yeni Yayınlar

Aşk İçin SavaşÖyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve Ateşli

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

1.

by ina

17 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

The Best📚

by emlcrk

69 kitap

My Library

by Nursufurkan

4 kitap

Yarım Bıraktıklarım

by Marmaletta

6 kitap

English

by Asliiturkiye

357 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

302 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

💅🏻

by Aze

24 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

Ceo

by Anamenya

48 kitap

Beğendiklerimden

by Hygge

28 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

360 kitap

Okudum

by urbeknt

286 kitap

İyiydi

by Elf

63 kitap