Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Maskenin Ardında Kitap 2

Maskenin Ardında Kitap 2

Yazar
Jessie F Royle
Okur
18,7K
Bölüm
32
Yazar
Jessie F Royle
Okur
18,7K
Bölüm
32
🤑Milyarder💰Milyarder🏙️Çağdaş

Roxanne ve Chris, hızla büyüyen Red Fire Grill'de baş aşçı olarak çalışıyorlar, ancak hayatları daha da karmaşıklaşmak üzere. Chris, kız arkadaşı Lena'ya evlenme teklif etmeyi planlarken, Roxanne kendini romantizm, kıskançlık ve beklenmedik buluşmaların girdabında buluyor. Eski sevgilisi Lucas yeniden ortaya çıktığında ve mevcut erkek arkadaşı Spence evlenme teklif ettiğinde, Roxanne duygular ve ilişkiler labirentinde yolunu bulmak zorunda kalıyor. Göz alıcı partiler ve samimi anlarla dolu bir ortamda, Roxanne'ın yolculuğu aşk, sadakat ve kendini keşfetme yolculuğu oluyor.

Bölüm 1

Kitap 2

ROXANNE

YAKLAŞIK BİR YIL SONRA
Restoran, çoğu çarşamba gecesinin aksine bu gece inanılmaz derecede yoğundu.
Chris’le neredeyse dokuz saattir hiç ara vermeden koşturuyorduk.
The Red Fire Grill yaklaşık bir yıl önce kapılarını açtığından beri büyük bir başarı yakalamıştı.
Chris de ben de hâlâ aşçıbaşıydık. Amerika Birleşik Devletleri’nin dört bir yanından Houston’a gelip restoranı ziyaret eden pek çok önemli isim için bizzat yemek hazırlamıştık.
Beş yıldızlı et lokantasına getirdiğimiz modern yorum sayesinde, adımız Bon Appétit ~ve diğer yemek dergilerinde yer almıştı.
Chris’le sürekli kafa kafaya verip yenilik yaratmak için farklı fikirler üretiyorduk. Hatta Spence en yeni teknikleri öğrenmemiz için bizi Kuzey Amerika’da yapılan bütün atölyelere gönderdi.
Asla unutmayacağım harika bir deneyimdi. İyi ki geçen yıl hayatım boka sardıktan sonra işi bırakmamıştım.
Spence buna müsaade etmediği için her gün şükrediyordum.
Spence, ne zaman geri dönmeye hazır olacağımı bilmediği için İtalya’ya birinci sınıf, tek yön bir bilet almıştı. Biletin ücretini maaşımdan kesmesi için ısrar etmiştim ama asla kabul etmedi.
Böylece, nihayet hayatıma geri dönüp her şeyle yüzleşme vaktinin geldiğine karar verene kadar bir ay uzaktaydım.
Orada geçirdiğim süre boyunca olanlara farklı bir bakış açısıyla bakmayı öğrendim ve bu bana hayatımda yepyeni bir sayfa açtı.
Lucas’la bir ilişki yaşamaya karar verdiğimde olabileceklerin gayet farkındaydım. Korktuğum başıma geldiğinde de kendimden başkasını suçlayamazdım. Artık bu gerçeği kabullenip hayatıma devam ediyordum.
Hâlâ Spence’le çalıştığı için Lucas’ı zaman zaman otelin oralarda görüyordum ama benimle sürekli konuşmaya çalışmasına rağmen onu görmezden geliyordum. Onu hiç özlemiyordum. Artık gerçek yüzünü görmüştüm, beni kandıramazdı.
Ama Casey’i hâlâ deli gibi özlüyordum.
İtalya’dan döndüğümde onunla iletişime geçmeye çalıştım ama bütün aramalarımı ve görüşme isteklerimi geri çevirdi. Birçok başarısız denemeden sonra pes ettim.
Hâlâ bir gün beni affedeceğine dair umutluydum, arkadaşlığımızın sona erdiğine inanmayı reddediyordum.
Beni oraya gitmeye iten koşullara rağmen İtalya tam anlamıyla rüya gibiydi. Spence, istediğim kadar kalmam için Roma’daki Manfredi Otel’i ayarlamıştı.
Bol bol gezip Milano, Verona, Toskana ve Napoli’yi ziyaret ettim. Şarap turlarına katılarak şarap hakkında daha fazla şey öğrendim ve bol bol makarna yedim.
Sonuç olarak biraz kilo aldım ama umurumda değildi. İtalyan mutfağı kurslarına katıldım. Hatta zeytin ve üzüm toplamaya gittim. Bunların hepsini tek başıma yaptım.
Birkaç aşırı arkadaş canlısı, çekici İtalyan erkeği bazı girişimlerde bulunsa da hiç oralı olmadım: Seyahatimin amacı erkeklerden uzaklaşmaktı.
Chris eliyle onu takip etmemi işaret ederek, “Rox, hadi biraz mola verelim. Akşamki grup gelene kadar biraz zamanımız var,” diye bağırdı.
Yaptığım işi bırakıp seve seve onunla dışarı çıktım.
Chris gergin bir tavırla ağırlığını bir sağa bir sola verirken, “Of, bu gece çok yoğun geçiyor,” diye homurdandı.
“Bir bant daha vereyim mi?” diye sordum.
“Evet, sanırım bu artık işe yaramıyor.”
Kıyafetinin kolunu yukarı çekince nikotin bandı göründü. Chris, birlikte yaşadığı kız arkadaşı Lena’nın isteği üzerine nihayet sigarayı bırakmak için büyük bir çaba sarf ediyordu.
Onunla gurur duyuyordum. Âdeta Chris’in sigarayı bırakma koçu gibi davranıyordum. Cebimden yeni bir bant çıkardım. Her ihtimale karşı yanımda hep birkaç tane bulunduruyordum.
Ben yenisini koluna yapıştırırken o da eskisini çıkardı.
“Teşekkürler,” dedi. “Canım çok sigara istiyor ya.”
“Sık dişini Chris, çok iyi gidiyorsun. Ne kadar oldu?”
“İki ay,” diye karşılık verdi.
Cevabı zaten biliyordum ama ne kadar ilerleme kaydettiğini hatırlatmak hoşuma gidiyordu.
“Kesin Lena bıraktığın için çok mutludur,” diyerek gülümsedim onu yüreklendirircesine.
“Evet, öyle. Baya para da biriktirdim. Bu parayı iyi bir şekilde kullanmayı planlıyorum,” dedi.
“Ne yapacaksın biriktirdiğin parayla? Seyahate falan mı çıkacaksın?”
“Hayır, yüzük alacağım…” dedi gülümseyerek.
Şaşkınlıkla çığlık atarak ona sıkıca sarıldım.
“Chris, ne güzel bir haber! Tebrikler!”
“Ama nasıl teklif edeceğimi hâlâ bilmiyorum. Tamamen sürpriz olmasını istiyorum. Mükemmel olmalı,” dedi Chris heyecanla.
“İzin verirsen bu konuda sana yardım etmek isterim,” diye teklif ettim.
“Çok isterim Rox, teşekkürler,” dedi derin bir nefes alarak. “Şu bantlara devam etmek için bir neden daha. Bazen zor geliyor işte, anlıyor musun?”
Omzunu sıvazlayarak, “Biliyorum Chris ama dayandığına değecek,” dedim.
“Umarım evet der,” diye mırıldandı.
“Lena seni çok seviyor. İlk dövmesini yaptırması için bile sen onu ikna ettin. Güven bana, evet diyecek,” diyerek onu rahatlattım. Chris kıkırdadı.
“Evet, omzundaki küçük çiçek dövmesine bayılıyorum,” diye gülümsedi. “Sen de bir tane yaptırmalısın Rox.”
“Yok ya… Dövme benlik bir şey değil. Yani görünüşü güzel, seninkileri seviyorum ve bu sanatı takdir ediyorum ama vücuduma kalıcı olarak yaptıracak kadar ilgi duyduğum bir şey yok,” diye cevapladım.
Aklıma sevdiğim, özel bir dövme geldi.
“Belki bir gün dövme yaptıracak kadar sevdiğin bir şey bulursun,” dedi.
“Olabilir. Asla yaptırmam demiyorum,” diye onayladım.
“Saat kaç?” diye sordu Chris.
“Hiçbir fikrim yok.”
“O zaman ortalık karışmadan içeri dönsek iyi olacak.” Chris iç geçirerek sıcak mutfağa giden kapıyı açtı.
Saat onu biraz geçerken Chris, Lena ve ben uzun bir günün ardından hızlıca bir şeyler içmek için otelin lobisinde oturuyorduk. Lena, Chris’le hemen hemen aynı saatte işten çıkabilmek için resepsiyonda daha geç bir vardiya almıştı.
Artık Lena’yı oldukça iyi tanıyordum, çok iyi anlaşıyorduk. Chris için biçilmiş kaftandı. Çok da şirin, ufak tefek bir kız.
Yirmi iki yaşında, 1.50 boyundaydı ve neredeyse beyaza dönük kısa sarı saçları yumuşak yüz hatlarını tamamlayan dağınık bir saç kesimiyle hareketlendirilmişti.
Chris’i her gördüğünde ışıldayan büyük mavi gözleri vardı. Onlar için gelmiş geçmiş en tatlı çift diyebilirdim.
Ancak sevimli dış görünüşüne rağmen sinirli bir yapısı vardı. Ağzı da çok bozuktu.
Birasından bir yudum alarak, “Sikeyim böyle uzun günü,” diye yakındı.
“Saçma sapan şeylerin odasına getirilmesini talep eden manyak bir kaltak vardı. Estetikli suratını tokatlamak istedim.”
Chris ona sevgi dolu bir şekilde bakarak kıkırdadı.
“Sanırım kimden bahsettiğini biliyorum. Kadın bütün hafta sorun çıkardı. Odadan atılmasına ramak kaldı,” dedim başparmağımla işaret parmağımın arasında çok az boşluk bırakarak.
“Güzel, umarım atılır. Saçmalıklarına daha fazla katlanamam,” diye güldü Lena.
Başımı iki yana sallayarak, “Bunların hepsi hizmet sektörünün bir parçası. Yüzüne kocaman bir gülümseme yerleştirip manyak insanlarla uğraşmak zorunda kalmak,” dedim.
Neyse ki mutfakta olduğum için Lena’nın her gün mecburen katlandığı insanları çekmek zorunda değildim, o tam ön saflardaydı.
Chris’in belli belirsiz, “Pislik alarmı,” diye mırıldandığını duydum.
Çaktırmadan kapıyı işaret eden Chris’e baktım. Lena’yla arkamızı döndüğümüzde Lucas’ın kolunda uzun boylu bir sarışınla lobiye girdiğini gördük. Köşedeki bir koltuğa gidip oturdular.
Lucas üçümüze şöyle bir bakıp hızla arkasını döndü. En iyi yaptığı şey bu olduğu için her hafta yeni bir kız buluyordu.
Onlara döndüğümde, “Onunla hâlâ konuşmadın mı?” diye sordu Lena sessizce.
“Hayır, konuşmayı da düşünmüyorum,” dedim küçümseyen bir tavırla.
“Sonunda denemekten vaz mı geçti?” diye sordu Chris.
“Evet, sanırım öyle,” diye yanıtladım.
Uzun zamandır Lucas hakkında konuşmamıştık.
“Güzel, defolup gitsin piç kurusu,” diye homurdandı Chris.
Chris’in Lucas’tan haz ettiği söylenemezdi. Ne zaman aynı odada bulunmak zorunda kalsak ona karşı düşmanlığını açıkça belli ediyordu.
Lena, ben restoranın açılış partisinden ayrıldıktan sonra Chris’in Lucas’a ağzının payını verdiğini, Lucas’ın istese onu eşek sudan gelinceye kadar dövebileceğini umursamadığını söylemişti.
Ama Lucas orada öylece durmuş, ortadan kaybolmadan önce söylediklerini sineye çekmişti.
Lena, Chris’in beni cesurca savunmasından çok etkilenmişti. Bu olaydan sonra Chris’ten iyice emin olduğunu söylemişti.
Ona Chris’le birlikte o geceki olaylara zemin hazırlayan bütün hikâyeyi anlatmıştık. Chris’in bile bilmediği şeyleri söylemiştim.
Üçümüzün de kafasının güzel olduğu çok uzun bir geceydi. O gece Lena’yla aramızda bir bağ oluşmuştu, konuşacak bir kız arkadaşım olması çok iyi gelmişti.
Sonradan ikisi en iyi arkadaşlarım oldular. Chris her zaman yakın arkadaşımdı ama artık en iyi arkadaş kategorisindeydi. O neredeyse Lena da oradaydı.
“Konuyu değiştiriyorum,” diye başladım. Lucas’ı radarımızdan silmek istiyordum. “Evde her şey yolunda mı? Bir şeye ihtiyacınız var mı?”
“Her şey harika,” dedi Lena, “ama oturma odasını boyasam sorun olur mu diye soracaktım.
“Kullanmayı çok istediğim müthiş bir renk buldum ama önce senin sorun etmeyeceğinden emin olmak istedim.”
“İstediğin her yeri boya Lena, zevkine güveniyorum,” diyerek ona gülümsedim.
Küçük evimi Chris’le Lena’ya kiralamıştım. Üç aydan biraz fazla süredir orada yaşıyorlardı.
Şehir merkezinde yeni bir daire almak için yeterince para biriktirmiştim. Sürekli restoranda olduğum için oraya daha yakın olmak istiyordum. Neredeyse her gün şehrin öbür ucuna gidip gelmek beni gerçekten yıpratıyordu.
Onların hatırına kirayı biraz düşürmüştüm. Para biriktirip evi benden satın almayı umuyorlardı.
Restoranda çalışarak evin borcunu kapatacak kadar para kazanmıştım. Aynı zamanda yeni evime de yüklü bir miktar kapora ödemiştim.
Bunların hepsi Spence bana diğer herkese kıyasla gerekli ya da adil olduğunu düşündüğümden daha fazla maaş verdiği için mümkün olmuştu. Ama şikâyet edecek değildim ya…
Chris de artık benimle aynı miktarda kazanıyordu ancak parasının çoğunu kendisine pahalı yeni bir kamyonet, Lena’ya da araba alarak harcadı.
“Yaşasın! Süper. Umarım siyah seviyorsundur,” dedi heyecanla. Neredeyse içkimi püskürtüyordum.
“Siyah mı?” diye tekrarladım.
Lena gülerek, “Şaka yapıyorum,” deyince rahat bir nefes aldım.
Sonuçta evi satın aldıklarında isterlerse her yerini siyaha boyayabilirlerdi.
İçkimi bitirip ayağa kalkarak, “Oldu o zaman canlarım,” dedim. “Eve gideceğim galiba. Yarın yine uzun bir gün olacak.”
“Evet, biz de gitsek iyi olur,” diye onayladı Chris. “Yarın görüşürüz Rox.”
“İyi geceler Chris. İyi geceler Lena,” dedim. Lena’ya sarılıp yanaklarına birer öpücük kondurdum.
“İyi geceler tatlım. Yarın görüşürüz,” dedi usulca.
“Sizi seviyorum!”
Gülümseyip onlara el sallayarak çıkışa doğru ilerledim.
“İyi geceler Bayan Vice,” dedi kapı görevlisi Bob. Ben otelden çıkıp valeye el ederken şapkasını çıkardı.
“Sana da Bob,” diyerek gülümsedim ve beklemek için kaldırıma doğru yürüdüm.
“Benimle hiç konuşmayacak mısın?” diye cılız bir ses duydum arkamda.
Öf be! Vazgeç artık! ~Yavaşça arkamı döndüm.
“Bana bağlı olduğu sürece, hayır. Neden artık vazgeçmiyorsun? Ne elde etmeye çalıştığını bilmiyorum Lucas. Beni rahat bırak lütfen,” dedim bir kez daha sırtımı dönerek.
“Yapma Roxanne. Böyle davranmana gerek yok. Eninde sonunda medeni insanlar gibi konuşmalıyız. En azından daha rahat bir ortam yaratmaya çalışamaz mıyız?” diye sordu.
Bu kez yüzüne bakmadım.
“Şu anki hâlimden gayet memnunum. Senin rahat olup olmaman beni pek ilgilendirmiyor Lucas. O senin sorunun.
Tam o sırada vale arabamı getirdiğinde, “Şimdi izin verirsen eve gitmem lazım,” dedim.
Lucas’a başka bir şey söylemeden arabaya atlayıp uzaklaştım.
Cumartesi günü gelip çattığında Chris’le sakin bir öğleden sonra geçiriyorduk. Bu hafta sonu tatille bağlandığı için herkesin şehir dışına çıktığını varsaymıştık.
Bugün işten erken çıkacaktım, pazar ve pazartesi de izinliydim. İzin yapmayı dört gözle bekliyordum. Chris geçen hafta sonu izinliydi, şimdi sıra bendeydi.
Izgaranın önünde dururken Chris birdenbire, “Önümüzdeki hafta sonu evlenme teklif etmeyi düşünüyorum,” dedi.
“Biraz hevesliyiz sanki, değil mi?” diye kıkırdadım.
“Daha fazla beklemek istemiyorum, bu gece yüzük seçeceğim,” diye karşılık verdi.
“Maskeli Balo’nun önümüzdeki hafta sonu olduğunu biliyorsun, değil mi?” diye hatırlattım ona.
Evet, her yıl düzenlenen Manfredi Maskeli Balo bir kez daha gelip çatmıştı. Chris ve Lena bu yıl davetli listesindeydi ve ikisi de bu partiye katılacakları için çok heyecanlılardı.
Geçen yılki deneyimimden sonra meraktan ölüyorlardı. Ben de partiye katılacaktım ama bu yıl her anlamda geçen yıldan çok farklı olacaktı.
“Farkındayım. Aslında partiye giderken limuzinde teklif etmeyi düşünüyordum. Hazır giyinip kuşanmışken?
“Ben daha önce hiç smokin giymedim. Lena da kendine güzel bir elbise aldı. Böylece daha romantik bir gece olacağını düşündüm,” diye açıkladı.
“Aslında kulağa gayet hoş geliyor Chris,” diye övdüm fikrini. Bu kadar kafa yormuş olmasından etkilenmiştim.
Bana kalırsa Maskeli Balo istediğiniz şeye dönüşebilirdi. Bir macera, seksi bir an ya da romantik bir deneyim bile olabilirdi. Benim deneyimim hiç romantik değildi. Seksiydi, evet ama romantik değildi.
Gerçekten bir yıl önce miydi? O zamandan beri o kadar çok şey olmuştu ki…
“Bence de,” diye başını salladı.
Aslında limuzinde birlikte gidecektik ama sanırım biraz fazla para ödeyip onlara özel bir limuzin ayarlamaya çalışacaktım. Chris’e biraz kıyak geçmek istiyordum.
Saat üç gibi eve döndüm, hafta sonumun başlaması için sabırsızlanıyordum. Arabayı yeni evimin kapalı otoparkına çektim. Houston’ın kalbinde yeni ve modern bir yapı olan kırk katlı bir binanın otuzuncu katında oturuyordum. Balkonumdan Manfredi Oteli’ni görebiliyordum ama burası benim için çok daha uygundu.
Yeni çektiğim kredi önceki evinkinden çok daha fazlaydı ama artık karşılayabiliyordum. Diğer evi satınca kredinin büyük bir kısmını ödeyecektim.
Chris dün peşinat için gereken parayı neredeyse biriktirdiğini ve nişanlandıktan sonra Lena’ya sürpriz yapıp evi almak istediğini söylemişti. Yani hepsi yakın zamanda olacaktı.
Kapalı otoparktan asansöre binip kendi katıma çıktım. Anahtarı kilide soktuğumda kapının kilitli olmadığını fark ettim. Evde beni neyin beklediğini bildiğim için kendi kendime gülümsedim.
Eve adım atar atmaz antrede duran bir bavul gördüm. Nihayet bir haftalık iş seyahatinden dönmüştü. Onu görmek için sabırsızlanarak büyük açık alana doğru yürüdüm.
Altı aydan uzun süredir birlikte olduğum erkek arkadaşım, sevdiğim güzel adam yatak odasından çıktı. Gözlerimiz buluştuğu anda yüzüne sıcak bir gülümseme yayıldı.
Çantamı yere bırakıp ona koştum. Kollarımı sıkıca boynuna dolayıp onu tutkulu bir şekilde öptüm. Geri çekildiğimde nefes nefeseydim.
“Havaalanından direkt buraya mı geldin?” diye sordum bavulu işaret ederek.
Kollarını bana daha sıkı dolayarak, “Seni görmek için daha fazla bekleyemedim,” dedi.
“Seni çok özledim,” dedim.
“Ben de seni özledim aşkım,” diyerek gülümsedi. Eğilip beni tekrar öptükten sonra kıçımı sıktı.
“Bu kıçı özlemişim. Hemen şimdi kıyafetlerini çıkarmam lazım.” Sırıtarak beni kaldırıp omzuna attığında neşeyle çığlık attım.
“Spence!” dedim kıkırdayarak. Beni yatak odasına götürürken poposuna bir şaplak attım.

Discover Galatea

İlk KayıpVikingin KölesiYasak Deney Alfa'nın Isırığı Kitap 2Kışın Laneti Evreninden: İlk Kurt

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

💅🏻

by Aze

24 kitap

Ceo

by Anamenya

48 kitap

Beğendiklerim

by Nesil

29 kitap

Okunanlar

by hurtful_cow

77 kitap

The Best📚

by emlcrk

69 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

66 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

175 kitap

İyiydi

by Elf

63 kitap