Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Gençlik Hatası Kitap 2

Gençlik Hatası Kitap 2

Yazar
Evelyn Miller
Okur
18,6K
Bölüm
18
Yazar
Evelyn Miller
Okur
18,6K
Bölüm
18
🏡Küçük Kasaba ve Kırsal🏡Gündelik Yaşam💪🏻Muhafız🏙️Çağdaş🤠Kovboylar

Çalışkan bir çiftçi olan Tag'in hayatı, kasabaya yeni bir barmen olan Amelia'nın gelmesiyle altüst olur. Çözülmemiş boşanmasının ve ayrı yaşadığı karısının yeniden ortaya çıkmasının karmaşıklıklarıyla boğuşurken, Tag, Amelia'nın cazibesine ve direncine kapılır. Küçük kasaba dedikoduları, aile dinamikleri ve beklenmedik çatışmaların ortasında, Tag ve Amelia'nın yeni başlayan ilişkisi sayısız sınavla karşı karşıya kalır. Bağlantıları, geçmiş sırların ve mevcut zorlukların çalkantılarına dayanabilecek mi?

Birinci Bölüm

Kitap 2: Tutunmak

TAG

Hayvanlarla vakit geçirmekten mi, sıcakta vücudumdaki tüm kasları çalıştırmaktan mı yoksa eve döndüğümde ödül olarak içtiğim soğuk biradan mı bilmiyorum ama çiftlik işlerini seviyordum.
Sebebinin hangisi olduğundan emin olmamakla birlikte bira olduğunu düşünüyordum.
En sevdiğim atım Sid’in tüylerini fırçalarken ahırda büyükannemin sesi duyuldu: “Tag, hâlâ burada mısın?”
“Buradayım!”
Sid’in kulaklarının arkasını kaşıyarak, “Tanrı aşkına, bütün gün ne yaptın? Cık cık cık… Öğle yemeğine bile gelmedin,” diye söylendi.
“İşim bitince dolaşmaya çıktım,” diye omuz silktim.
“O zaman hemen elini yüzünü yıkıyorsun ve gelip yemeğini yiyorsun,” dedi.
Fırçayı elimden almaya çalıştığında, “Acelem yok,” dedim.
Kaşlarını çattı. “Bugs ve James ile çıkacağını sanıyordum?”
Barda çocuklarla buluşmam gerektiğini hatırlayıp, “Eyvah!” diye haykırdım.
“Sen içeri gir. Bununla ben ilgilenirim,” diye gülerek beni yolladı.
“Bir tanesin. Seni seviyorum,” deyip başının üstünden öptüğüm gibi eve koşmaya başladım.
Masanın üstünde duran akşam yemeğimi mümkün olduğunca hızlı bir şekilde lüpletip duşa girdim.
Üstüme temiz beyaz bir tişört geçirip kırmızı bir pazen gömlek ve kot pantolon giydikten sonra merdivenlerden inip büyükannemin yemek artıklarını kaldırdığı mutfağa koştum.
“Bu gece kalmamı ister misin?” diye sordum. Normalde onunla ve büyükbabamla yaşıyordum ama evlendiğimde kasabada iğrenç bir eve taşınmıştım.
Ayrıldıktan sonra, yani karım beni terk ettikten sonra, kendime büyükannemin evinin hemen aşağısında, tek yatak odalı, küçük bir ev tutmuştum.
Fakat ya yorgunluktan eve gidemediğim için ya da büyükannemi yalnız bırakmamak için çoğu zaman onda kalıyordum. Dedem hâlâ hayatta olsaydı bu kadar sık kalmazdım.
Aslında, muhtemelen hiçbir şey değişmemiş olurdu.
“Bir de senin sarhoş hâlinle mi uğraşayım? Yok, istemem,” diye takıldı.
“O zaman gelip seni kahvaltı için alırım,” dedim.
Kafa sallayarak, “Akşam yemeği yiyelim, ben hanımlarla öğle yemeğine çıkıyorum,” diye cevapladı. Gülümseyip yanağımdan öperek, “Dikkatli ol, bebeğim,” diye ekledi.
Kamyonetimin anahtarlarını alıp dışarı çıkmadan önce göz kırptım. “Ben her zaman dikkatliyim.”
Kamyonetimi seviyordum. Daha beş yıllık, siyah, lüks, ışıl ışıl bir canavardı. Yolda yağ gibi kayıyordu.
Kamyonetimi kasabaya sürüp James’in barı Helio’nun önüne çektikten sonra, başımdan eksik etmediğim kovboy şapkamı alıp içeri girdim.
Bar her cuma gecesi olduğu gibi tıklım tıklımdı. Tanıdık bir yüz görebilmek için etrafıma bakınırken barda oturan Bugs ile James’i fark ettim.
Bugs’ın yanındaki boş tabureye oturduğumda, “Sonunda! Nerelerdesin sen?” diye haykırdı James.
“İşten sonra gezmeye çıktım,” derken barın arkasında Will’e bakındım. Genç Mary ile ikisi ellerinden geldiğince hızlı bira servis ediyorlardı.
Asıl dikkatimi çeken Will’in yanında duran yeni kız oldu. Çok seksi bir vücudu olan, minyon bir sarışındı.
Will’in yaptığı her şeyi dikkatle izliyor, söylediği her şeyi dikkatle dinliyordu.
Çenemi o tarafa doğru kaldırarak, “Yeni kız kim?” diye sordum.
“Adı Amelia. New Yorklu. Tam bir şehir kızı ama aynı zamanda yasak bölge,” dedi James, üstüne basa basa.
Sadece göz devirdim. Zaten Susie gittiğinden beri tek bir kadınla bile birlikte olmamıştım ki bu lanet kasabadaki herkes bunu biliyordu.
James, dikkatini çekmek için, “Will!” diye bağırdı. Bize bakıp gülümseyen Will, Amelia’ya bir şeyler söyleyip yanımıza geldi.
Üç bira aldı ve kapaklarını açmakta zorlanan Amelia’ya uzatırken, “Selam, dostum, Sissy nasıl?” diye sordu.
“Çok iyi. Yine hamile.” Kuzenimi düşünürken gülümsemekten kendimi alamadım.
Bugs ıslık çalarak, “Hadi ya, gerçekten mi? Dördüncü mü bu?” diye sordu.
“Evet, dördüncü,” diye onayladım, kocaman bir gülümsemeyle.
Will yeni kızın elinden şişeleri alıp kolayca açmadan önce, “Sissy’yi özledim,” diye iç çekti.
“Ona bir dahaki gelişinde nişanlısıyla tanışmak istediğimi söyle. Adamın gerçek olmadığını düşünmeye başladım,” diye gülerek bir şişe viski alıp havaya kaldırdı.
Elinde bir tepsi kirli bardakla yanından geçen Mary, “Hem de nasıl gerçek!” diye araya girdi. “O adama öyle şeyler…”
Will, Mary’nin sözlerine yalandan öğürerek bize, “Bir mi iki mi?” sordu.
Hepimiz aynı anda, “İki,” diye cevapladık.
Will, yanımızdaki adama servis yapmadan önce Amelia’ya dönerek, “Bu çocukların olayı bira ve viskidir,” dedi. İkisinden birini verdiğin sürece sorun olmaz.”
Tam ilk kadehimi ağzıma götürüyordum ki Bugs, “Son zamanlarda karından haber aldın mı?” diye araya girdi.
James koluna vururken ben, “Hayır,” diye cevapladım.
“Bugün yıl dönümünüz değil mi?” diye devam etti. Bugs harika bir adam olsa da bazen çok kalın kafalı olabiliyordu.
İki kadehi de arka arkaya devirerek, “Hatırlattığın için teşekkürler,” diye mırıldandım. Onunkini de içmemek için kendimi zor tutuyordum.
Aslında Susie ile altıncı yıl dönümümüz olduğunu unutmamıştım. Zaten bu yüzden dolaşmaya çıkmıştım ve üç yıldır birbirimizi görmediğimiz için kendimi iyi hissediyordum. Ama tabii ki Bugs çam devirmezse olmazdı.
James elini bar tezgâhına vurarak, “Will! Bir tur daha!” diye bağırıp omuzlarımı sarstı. “Düz yürüyemez hâle gelene kadar bu bardan çıkamayacaksın.”
Will’e ve far görmüş geyik gibi kalakalan Amelia’ya bakarak, “Amelia, burada kal. Adamımızı iyice sarhoş edeceğiz. Ayakta duramayacak hâle gelene kadar gitmesine izin yok,” diye ekledi.
Amelia, “E… Emin misin?” diye kekeledi.
Will coşkuyla haykırdı: “Tabii ki eminim!”
Amelia yine açmakta zorlandığı üç şişe daha alırken, “Bira mı?” diye sordu.
Bugs müziği bastırmak için bağırarak, “Sadece bir tane daha içebilirim. Sabah işim var,” diye cevapladı.
Bugs’a, “Korkak!” diyerek gülen James, Amelia’dan biraz daha içki doldurmasını istedi.
Bugs bir saat daha kalıp kola içip gitti. O gittikten iki saat sonra, zil zurna sarhoş olmuştum.
Amelia yeni bir shot bardağı ile birayı bana doğru iterken, “Daha fazla içemem,” diye sızlandım.
Belli belirsiz bir gülümsemeyle, “Düz yürüyebilir misin?” diye sordu.
“Hayır,” diye kafa salladım.
Dirseklerini bara dayayarak, “Ayakta durabilir misin?” diye sordu.
“Hayır,” diye tekrarladım.
Doğrulup, “Tuvalete kadar gidip geri gel, buna ben karar vereceğim,” diye meydan okudu.
“Patronluk taslıyorsun ama,” diye karşılık verdim
Ellerini kaldırarak, “Aa, ben sadece patronun emirlerini uyguluyorum,” dedi.
Alt dudağını hafifçe dışarı çıkararak, “İlk günden kovulmamı istemezsin, değil mi?” demesini izlerken altı yıldır ilk kez, Susie dışında birinden tahrik olduğumu hissettim.
“Peki,” diye sızlanarak doğrulmaya çalıştım. Neden durup dururken tahrik olduğumu bilmiyordum. Evet, Amelia seksi bir kızdı ama o zamandan beri bir sürü seksi kadın görmüştüm.
Daha fazla içmek zorunda kalmamak için tökezliyormuş gibi görünmeye dikkat ederek tuvalete gittim.
Tuvaleti kullandıktan sonra bara döndüğümde en son ne zaman bu kadar sarhoş olduğumu düşündüm. Muhtemelen evlenmeden bir hafta önceydi.
Susie ile ikimiz gitmeyi çok istediği dandik bir pansiyona gitmiştik ve çok sıkılıp bulabildiğimiz her şeyi içmiştik.
Bar taburesine geri otururken o günü hatırlayarak gülümsedim.
Kaşlarını kaldırarak bana bakan Amelia’ya kocaman gülümseyerek, “Gördün mü?” dedim. “Sarhoşum. Ayakta zor duruyorum.”
“Gayet güzel geri döndün,” demesi üzerine başımı arkaya attım
Susie ile ilgili anılara o kadar dalmıştım ki geri dönerken sendelemeyi unutmuştum.
Amelia kapağını açtığı birayı uzatırken, “Sadece bu birayı yudumluyormuş gibi yap,” diyerek göz kırptı. Minnetle gülümsediğimi görünce beyaz yanakları hafifçe kızardı.
Yirmi dakika sonra James, “Bir tur daha!” diye haykırdı.
Nerede olduğunu çok iyi bildiğim için sırıtarak, “Neredeydin?” diye sordum.
“Bir işimi hallediyordum.” Göz kırpıp shot bardağını elime tutuşturdu.
Saatler gibi gelen dakikaların ardından, inleyerek başımı tezgâha koyup, “Saat kaç?” diye mırıldandım.
“Üç,” diye yanıtladı Will.
“İşimi bitirip sizi eve götüreceğim, çocuklar,” demesi etraftaki bir kızı güldürdü.
Başımı hafifçe kaldırdığımda James’in de benimle aynı pozisyonda olduğunu gördüm. Tek fark onun uyuyor olmasıydı.
“Uyan, ahmak herif,” diye mırıldanarak koluna yumruk atmaya çalışıp ıskaladım.
Will, “Bob’un cenazesinden beri seni bu kadar sarhoş görmemiştim,” diye kıkırdadı ve James’in başını kaldırıp tezgâhı sildikten sonra pek de nazik olmayan bir şekilde geri koydu.
Alnımı serin tezgâha yaslayabilmek için şapkamı geriye iterek, “Daha önce bu kadar sarhoş olduğumu sanmıyorum,” diye mırıldandım.
Temizliğe devam eden Will, “Missy nasıl?” diye sordu.
“Tanner’ı hadım etmek istiyor,” diyerek başımı kaldırdığımda az önce tanıştığım sarışının önümde durduğunu görünce neredeyse tabureden düşüyordum.
Göz göze geldiğimizde gözlerinin ne kadar güzel olduğunu fark ettim. Mavinin en güzel tonuna sahip, olağanüstü gözleri vardı.
“Hâlâ yapmadığına şaşırdım. O kadın düğün istiyor,” diye cevapladı Will.
Amelia’nın yanında durup bana bakarak, “Tanner, Sissy’nin nişanlısı. Sissy sürekli hamile kaldığı için düğünü erteliyorlar,” diye açıkladı.
Amelia hafifçe kaşlarını çatarak, “Sissy kim?” diye sordu.
“Tag’in kuzeni. Missy de büyükannesi.”
Başımı tekrar tezgâha koymadan önce, “Burada yaşamıyorlar,” diye ekledim.
Will başımın arkasına dokunup, “Gel hadi. Seni eve götüreyim,” dedi.
Sabah kamyonetimi almak için kasabaya kadar yürümek zorunda kalmak istemediğimden “Kamyonetim...” diye sızlandım.
“Araba sürebilir misin?” diye sordu Will.
“Zil zurna sarhoşum, tabii ki süremem.” Kaşlarımı çatarak yüzüne baktığımda Amelia ile konuştuğunu gördüm.
“Kamyonetinle bizi takip edecek, sonra ben de onu eve götüreceğim.” Will kimsenin kamyonetimi kullanmasına izin vermediğimi, bu yüzden sabah yürümek zorunda kalacağımı bildiği için sırıtıyordu.
Esneyerek, “Peki,” deyip anahtarlarımı tezgâha fırlatıp ayağa kalkmaya çalıştığımda tökezledim.
Will, James’i ayağa kaldırıp kolunu boynuna dolamadan önce iç çekip, “Sen dur. Önce onu taşıyacağım,” dedi.
Amelia, “Yardım edebilirim,” diye teklif edince Will güldü.
İkisine birden, “Ben hallederim,” deyip ellerimden destek alarak ayağa kalktım.
“Gördünüz mü?” diyerek doğrulduğumda dişlerimi göstererek sırıttım.
“Ne büyük marifet!” Amelia’nın alaycı gülüşü beni de güldürdü.
Yere kapaklanmadan bardan çıkıp düşe kalka kamyonetime ulaştım.
Will kendi kamyonetine binerken, “Evinin orada görüşürüz!” diye seslendi.
Amelia, otoparkta duran çok sayıda kamyonetle arabayı işaret ederek, “Hangisi senin?” diye sordu. “Dur, tahmin edeyim! Kırmızı olan mı?” diye gülümseyerek külüstür bir arabayı işaret etti.
“Asla!” Yüzümü buruşturup kendiminkini gösterdim.
Kamyonete binerken, “Vay canına, çok güzelmiş,” diye fısıldadı.
Yalvaran gözlerle, “Lütfen kaza yapma,” dedim.
“Yapmam,” deyip gülümseyerek kamyoneti çalıştırdı. Ben de yolu tarif etmeye başladım.
Yolda uyuyakalmış olmalıyım çünkü gözümü açtığımda Amelia omzumu hafifçe sarsıyordu. Başımı kaldırıp baktığımda yolun kenarında durduğumuzu gördüm.
Amelia gergin bir şekilde dudağını ısırarak, “Ne tarafa gideceğimi bilmiyorum,” dedi. Yola baktığımda büyükannemin evine benimkinden daha yakın olduğumuzu gördüm. Amelia sağ yerine sola dönmüş olmalıydı.
Esneyerek, “Düz gitmeye devam et. Hemen şuradaki büyük ev,” derken gözlerimi kırpıştırarak ayılmaya çalıştım.
Amelia, büyükannemin arabasının yanına yanaştığında yüzünde bir şaşkınlıkla, “Burada mı yaşıyorsun?” diye sordu.
“Burası büyükannemin evi. Ben şu tarafta oturuyorum,” deyip az önce geldiğimiz yolu işaret ettim.
“Ya…Yanlış yola mı saptım?” diye kekelerken dudağını ısırması beni yüksek sesle inletti.
Neden birdenbire bu kadar tahrik olmuştum ki? Alkolden olmalıydı.
“Sağa dönmeliydin,” diye omuz silktim.
Ellerine bakarak, “Çok üzgünüm,” diye fısıldadı.
“Önemli değil,” dedim. İkimiz de kıpırdamıyorduk.
Boğazını temizleyip başını kaldırarak, “İçeri girecek misin?” diye sordu. Gözleri dolu doluydu.
“Ağlıyor musun?” diye sorarken elimi otomatikman yanağına koymam irkilmesine neden oldu.
Hemen elimi çekip, “Özür dilerim,” diye mırıldandım. Başımı koltuğa yaslayıp inleyerek, “Onu uyandırırsam büyükannem beni öldürür,” dedim.
“Büyükannenden korkuyor musun?” diye sırıttı.
“Sen onu tanımıyorsun,” diye güldüm.
“Seni evine götürebilirim. Benim için sıkıntı yok.”
“Hayır, gerek yok. Hadi, Will’i çağıralım,” deyip kapıyı açarken neredeyse düşüyordum.
“Dur, sana yardım edeyim.” Amelia gülerek yanıma gelip kolumu omuzlarına koyup belimden tuttu.
Bu ufak tefek kadının beni merdivenlerden çıkarması düşüncesi çok komik geliyordu. Ondan en az kırk beş kilo fazlaydım. Bir de boy farkı vardı. Ben 1.92 cm boyundaydım. O ise 1.62 cm civarındaydı.
Eve yürürken ağırlığımı ona vermemeye çalıştım. Hem bana yardım ettiğini düşünmesini istiyordum hem de kolunu belime dolamış olması hoşuma gidiyordu.
Verandanın basamaklarını düşe kalka çıktıktan sonra, “Hangi anahtar?” diye sordu. Kolu çevirmeden önce bir süre elindeki anahtarlara baktım ve kapıyı direkt açarak onu şaşırttım.
Karanlık oturma odasına girerken, “Bu, hiç güvenli değil,” diye uyardı.
Işıklar yanmadan önce büyükannem alt kattaki yatak odasından, “Tag, sen misin?” diye seslendi.
Mahcup bir gülümsemeyle, “Merhaba, büyükanne,” dedim.
Kollarını kavuşturup Amelia ile ikimize bakarak, “Neler oluyor?” diye sordu.
Amelia’yı işaret ederek, “James ile Amelia beni sarhoş ettiler,” diye şikâyet ettim. “Zil zurna hem de.” Büyükannem başını sallayarak Amelia’ya baktı.
“Amelia sensin, sanırım?” dedi. Biraz korkmuş görünen Amelia, kollarını hemen üzerimden çekti.
“Evet, Helio’da yeni işe başladım ve onu bırakmaya geldim,” deyip duraksayarak bana baktı.
“Adımı bilmiyorsun.” Karnımı tuta tuta gülerek kanepeye düştüm.
Amelia dudağını ısırarak, “Dışarı çıkıp beni alması için Will’i arayacağım,” deyince hemen ciddileştim.
Ben botlarımı çıkarmaya çalışırken büyükannem göz devirip yardım ederek, “Buraya nasıl geldin?” diye sordu.
Amelia benim yerime cevap verdi: “Şeyin… Kamyonetini ben sürdüm.”
Ben, “Luke,” diye araya girince büyükannem donakaldı.
Amelia, “Luke’un kamyonetini ben sürdüm ama yanlış bir yola sapıp buraya geldim,” diye devam etti. Adım dudaklarından şiir gibi dökülüyordu.
Büyükannem, “Muhtemelen yolu yanlış tarif etmiştir,” diye homurdanıp, “Will’i arayacağım. Beklerken bir fincan çay ister misin?” diye sorunca ne kadar harika bir insan olduğunu düşünerek gülümsedim.
Amelia, “Emin misiniz? Zahmet olmasın?” diye cevapladı.
“Kamyonetimi çarpmadı,” diye mırıldanıyordum ki üstüme bir battaniye düştü. Tek gözümü açarak, “Büyükanne?” dedim.
“Evet, bebeğim?”
“Seni seviyorum,” diye mırıldanarak gözlerimi kapattım.
Büyükannem, “Ben de seni seviyorum, tatlım,” diye karşılık verip ben uykuya dalarken alnımdan öptü.

Discover Galatea

Savage Flames Serisi 1. Kitap: SkandalBarbarZohra'nın Kadınları: Karshok Fırtınalar ve Gölgeler 2. Kitap: Fırtınanın GölgesiHarley’nin Ateşi

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Favorilerim

by Elf

38 kitap

Beğendiklerim

by Nesil

29 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

175 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

2 books in 1 & maybe another book

by Cuddlywifey

4 kitap

Good book but 1/2 spicy 🌶️🌶️

by Chicken Momma

36 kitap

Finished books Library 2

by Donna Cravens Cooper

475 kitap

Books read and loved 2

by Lau reads n reads

226 kitap