Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Melez Kanı Kitap 4

Melez Kanı Kitap 4

Yazar
Laura B.L.
Okur
16,2K
Bölüm
47
Yazar
Laura B.L.
Okur
16,2K
Bölüm
47
🐺Paranormal🧛🏻Vampirler😌İkinci Şanslar🎭Dram👩‍❤️‍👨Gerçek Eş💘Kader Eşleri🧚🏼‍♂️Periler🧙‍♂️Paranormal & Fantastik👑Kraliyet ve Aristokratlar

Diyarların çarpıştığı ve kadim güçlerin egemenlik için mücadele ettiği bir dünyada, ölümlü ve karanlık perilerin eşsiz bir melezi olan Tara, ihanet, cinayet ve yasak aşkın iç içe geçtiği bir ağın içinde bulur kendini. Tehlikeli ittifaklar arasında yol alırken ve karanlık sırları ortaya çıkarırken, Tara geçmişiyle yüzleşmeli ve sevdiklerini korumak için kaderini kucaklamalıdır. Peşinde suikastçılar ve diyarlar arasında yaklaşan bir savaşla, Tara'nın yolculuğu tehlike ve tutkuyla doludur ve onu gerçek kimliği ve dünyasının kaderi hakkında şok edici bir gerçeğe götürür.

Birinci Bölüm

Dördüncü Kitap: Kan ve Korku Tahtı

Dişi kurt nefes nefese, kalbini sıkıştıran korkunun pençesinde, koşmaya devam etti. Onu bulmuşlardı, lanet piçler onu görmüştü.
Büyük ağaçlar, gecenin karanlığında en büyük düşmanları hâline gelmişti. Yine de onun için büyük sorun değildi. Görüşünü iyi ayarlamıştı. Ağaçlardan, kayalardan, çukurlardan bu sayede kaçabiliyordu.
Avcılardan kaçmak için son hız hareket ediyordu. Onlara belki de suikastçılar demek daha doğru olurdu. Ne de olsa söylentiler doğruydu. Onu takip edenler sıradan, ölümlü avcılar değillerdi.
Ölümlüler böyle güçlere sahip değillerdi.
Aniden tökezlediğinde bir çığlık attı. Bir şey ayak bileğine dolanıp onu yere yapıştırmıştı. Bakışlarını bacaklarına indirdi.
Yerden çıkan kökler bacaklarını keskin pençeler gibi sarmış, yılana benzeyen dişler her hareketinde derisini deliyordu.
Gözyaşları içinde kurtulmaya çalıştı. Tırnaklarından kurt pençeleri çıkmaya başlamıştı.
Kökleri tek bir hamleyle kopardı. Hiç vakit kaybetmeden ayağa kalkıp koşmaya devam etti. Yakında kendi bölgesine ulaşacaktı.
Kendisini kovalayanların yakında olup olmadıklarını anlamak için havayı kokladı ama onları ele verecek bir koku yoktu. Kimse isimlerini de bilmiyordu.
Ama onlarla karşılaştıktan sonra kimsenin hayatta kalmadığı biliniyordu.
Dişi kurt her nefes alışında daha fazla terliyor, Tilki ile Yaban Domuzu‘nda kaldığına her zamankinden daha çok pişman oluyordu.
Mekân, yedi diyarın yaratıkları tarafından en sık ziyaret edilen yerlerden biriydi. Ölümlü topraklarda tarafsız bir bölgeydi. Oraya gidenlerin tek amacı eğlenmekti.
Meyhane benzeri mekân, görece hoşgörülü olanlar için bir sığınak gibiydi. Büyücü sahibi, küçük işletmesini bundan yaklaşık yüzyıl önce kurmuştu.
O da diğerleri gibi oraya içki içip başkalarıyla görüşmek için gidiyordu. Başlangıçta bu gecenin de diğerlerinden farkı yoktu.
Herkes içiyor, gülüyor, bağırıyor, şarkı söylüyor, dans ediyordu. İçeri girdiklerinde kimse onlara dikkat bile etmemişti. İki kadınla bir erkektiler.
Son derece sıradan bir ziyarete benziyordu.
Mekândan iki kadından biriyle ayrılması için tek gereken, bir gülümseme, bir öpücük, muhtemelen biraz daha fazla alkoldü. Güzel, etli dudaklar, kahve çekirdeği gibi gözler, onun için büyüleyiciydi.
Meyhaneden iki sokak ötede, iki binanın oluşturduğu korunaklı alanda, öpücüklerle okşamalar arasında, ne olduğunu anlayamadan kadın gümüş bir hançeri haince saplamıştı.
Kurduna dönüşmeye vakit bulamadan haine saldırıp onu geçici olarak sersemletmeyi başardı. Vakit kaybetmeden oradan kaçtı.
Böylece av olmuştu. Kaçarken kanaması devam ediyordu. Dönüşemiyordu, zayıflamıştı.
Sürüsüne ulaşmasına çok az bir mesafe vardı. Sadece biraz daha dayanmalıydı. Gümüş ile temas ettiği için halkıyla zihin bağından iletişim kurması mümkün değildi. Kelimenin tam anlamıyla yalnızdı.
Kahkahalar uğursuz yankılara dönüştü. Gözlerinde birikmeye başlayan yaşları kontrol edemiyordu. Düşündüğünden daha yakında olmalıydılar. Sırtından aşağı soğuk terler akarken korkuyla titremeye başladı.
Dallar boğazına dolanıp aniden onu durdurduğunda sertçe yere düştü. Elleriyle ağaç dallarından kurtulmaya çalışırken pençeleri tekrar ortaya çıktı.
Topraktan çıkan kökler ayaklarını, ellerini hareketsiz bırakmışlardı.
“Lütfen,” diye yalvardı. Ağlamaya başlamıştı. Acı içindeydi, umudunu yitirmişti. “Lütfen yapmayın!”
Cilalı siyah deri botlar önünde durdu. “Sakin ol,” dedi adam. Gözlerinde ölümlü bakışları yoktu. Başka bir diyardan geldiği belliydi. Daha önce onun gibi birini hiç görmediğine emindi.
Gören herkesi etkileyebilecek, sıcak, davetkâr bakışları vardı. Çok güzeldi, itiraf etmeliydi. Hemen sonra, bu güzelliği kendisini olduğu gibi başkalarını da cezbetmek için kullanabileceği aklına geldi.
Bir saat önce onu öptükten sonra bıçaklayan hain, “Bitir artık,” dedi.
Adam elini kaldırıp hafifçe büktü, çimlerin arasından bir kökün yükselmesini sağladı.
Dişi kurt gözlerini açtı. Kökün parçalara ayrılıp bir kurt pençesine dönüşmesini izledi. Pençe aniden uzanıp kalbini yerinden söktüğünde çığlık atacak zamanı bile olmamıştı.
Gözleri anında taş kesildi.
Ölmüştü.
Hain, “Gitmeliyiz. Sürüsüne yakınız,” diye mırıldandı.
Adam, “Kan sende mi?” diye sorduktan sonra köklerin yükseldiği yere gittiler.
Güvenli bir mesafeden sadece izlemekle yetinen diğer kadın ona şişeyi uzattı.
İblis kanını, gözleri açık, cansız yatan dişi kurdun etrafına yaydı.
“O lanet olası aptallar bunu İblisler Diyarı’ndan birinin yaptığını düşünecekler,” dedi adam.
Kan şişesini uzatan kadın, “Vampirlerin izini sürmeye başlamalıyız. Duyduğuma göre Kral Maxius o kadar da zeki değilmiş. Bu yüzden onlarla oynamak zahmetsiz olacaktır,” diye konuştu.
Adam başını sallayıp ayağa kalktı. “Hadi gidelim. Diğerleri bizi bekliyor.” Kurt adamların ulumaları ağaç dallarını salladığında üçü birden başlarını ormana çevirdiler.
Masum bir dişi kurdun cesedini gecenin merhametine bırakıp daha fazla zaman kaybetmeden gözden kayboldular.
Arkalarında olası bir savaşı körükleyecek kanıtlar bırakmışlardı.
***
Bu sırada başka bir diyarda, şeytani kaleyi koruyan devasa taş duvara bakan Tara, rahat görünüyordu. Sonsuz gibi görünen gri gökyüzü, gök gürültüleriyle yankılanıyordu.
Bulutların arasına gizlenmiş kara şimşekler yüksek rütbeli bir iblisin gelişini haber veriyordu.
Tara Sorana’ya bakıp sordu: “İyi olacağına emin misin?”
İblis devasa duvara durgun bir bakış attı. “Öyle olacağını umuyorum. Kardeşim muhtemelen ona yaptıklarım yüzünden beni cezalandırmaya heveslidir.”
“Haydi,” dedi Tara.
İblisler bakışlarını dikip onların yürüyüşünü izlemek için durakladılar.
Bütün gözler Sorana’nın üzerindeydi. Aşkı uğruna kardeşine ihanet eden iblis…
Birçoğunun içinde kızgınlık, hatta nefret uyanmaya başlamıştı. O hiçbir zaman kendi krallığında sevilen biri olmamıştı.
Bencil, güvenilmez, dahası aşırı güzel bir kadın olarak görülüyordu.
Sorana, siyah saçları, gri gözleri, mükemmel kavisli, dolgun siyah kaşlarıyla eşsiz bir güzelliğe sahipti.
Ancak bu güvenilmez, bencil, çekici kadında artık bir şeyler eksikti. Çevresindekiler, o geçerken artık bunu hissetmeye başlamışlardı.
İblisin artık onu diğerlerinden ayıran gücün tadını çıkaramadığı fark ediliyordu. İzleyenlerin yüzlerinde kötü niyetli gülümsemeler belirdi.
Hâlâ ölümsüz olabilecek miydi? Artık herkesin şüphe duyduğu konu buydu.
İblis Kral’ın kudretli sarayı tüm diyara hükmeder gibi, görkemle yükseliyordu. Kapılar açıldığında etraf uçurumdan yükselen sisle kaplandı. İçeri girmelerine izin verilse de etraflarını görmekten mahrum kalmışlardı.
Tara’nın içinde korku belirdi. Kral ile yüzleşmenin getirebileceği suçlamaları, cezaları düşündükçe korkusu büyüyordu. Sisler arasında ilerlerken gözleri Sorana’nın yüzüne takıldı.
“Korkuyorsun,” diye iddia etti.
Sorana iç çekti. “Sadece bir aptal Lorcan’dan korkmaz.”
Tara aniden arkadaşına karşı bir korku hissiyle irkildi. Bir anda, kalp atışlarının hızlanmasıyla ortaya çıkan türden bir korkuydu.
Uçurumdan yayılan sisler dağıldığında taht önlerinde belirdi.
Beş lord, güvenli bir mesafeden onları izliyordu. Elbette, yüzlerinde hiçbir duygu belirtisi yoktu.
Hepsi ciddiydi. Duruşları savunmaya hazırdı. Belirgin kasları, ellerinde tuttukları kılıçları, içlerinden âdeta yağan güçleri onları daha tedirgin edici kılıyordu.
Tara, iki kadın olarak kendilerinin, özellikle de Sorana’nın, lordlara karşı durabileceğine inanmanın biraz saçma olduğunu aklından geçirdi.
Düşüncelerinin arasında göğsü aniden sıkıştı. Sanki bir güç dalgası aniden bedenine saplanmıştı. Büyü gücüne benzer bir kuvvetle gözleri daha önce hiç görmediği bir figüre gitti.
Bu, daha önce hiç karşılaşmadığı bir adamdı. Buna rağmen, onunla arasında garip bir bağ olduğunu hem görebiliyor hem hissedebiliyordu.
Sadece profilini görebilmesine rağmen, erkeksi yüzünün benzersiz bir yakışıklılığa sahip olduğundan emindi.
Sanki çehresinden güç sızıyordu. Geniş omuzları, neredeyse bileklerine dek uzanan, soğuk demirden dövülmüş keskin tüyler şeklinde bir kalkanla kaplıydı.
Koyu, neredeyse siyah renk saçları omuzlarının üzerinden özgürce dökülüyordu. Bağlantı oradaydı, adamdan Tara’ya narin, görünmez, parıldayan yeşil bir iplik gibi uzanan bir bağlantıydı.
Tara bakışlarını kaçırıp dikkatini İblis Lordlarına verdi. Duruşlarındaki savunmacılığa şaşırmıyordu.
Kendisi ile Sorana yüzünden değildi, henüz arkasını dönmemiş olan gizemli kişi yüzünden olmalıydı.
Kral Lorcan Sorana’ya soğuk bir ifadeyle, en ufak bir şefkat belirtisi göstermeden baktı. Yanındaki kraliçe ise sus pus olmuş bir ifadeyle bakıyordu. “Aferin Tara,” dedi.
Sorana, “Kardeşim,” deyip konuşmaya başladı, korkusu yatışmıştı.
Kral Lorcan ona cevap vermedi. Tüm dikkati Tara’ya yönelmişti. “Anlaşma anlaşmadır, fae.” Sesi ilk sefer olduğu gibi soğuk, düşmancaydı.
Tara onu rahatlamış, gülümser bir ifadeyle hayal edemiyordu. Sanki yüzünde daima asık bir surat, karanlık bir ifade vardı. Buna karşın kendisi duruşunu sağlam, ifadesini sakin tutmak için elinden geleni yapıyordu.
“Ödülünü söyle,” dedi adam.

Discover Galatea

Aşk Isırıkları Bizim AnatomimizSkyler, Büyük Bir Meydan OkumaKenzo Kitap 4The Revered Prequel: Cennette İblis Yoktur

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

The Best📚

by emlcrk

69 kitap

Beğendiklerimden

by Hygge

28 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

D.- Devam ettiklerim

by Hygge

21 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

Okumayı Planladığım

by Marmaletta

52 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

Okunanlar

by hurtful_cow

77 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

175 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

My 4 List

by IcePick

123 kitap