Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Kullanım KoşullarıGizlilikCayma hakkıYasal Bilgiler
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Omega'nın Peşinde Kitap 3

Omega'nın Peşinde Kitap 3

Yazar
Jessica Edwards
Okur
46.9K
Bölüm
20
Yazar
Jessica Edwards
Okur
46.9K
Bölüm
20
😱Gerilim👱🏽‍♀️Gençler🔺Aşk Üçgeni🎭Dram👩🏽‍🎓Öğrenci🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler💪🏻Muhafız🧙‍♂️Paranormal & Fantastik💪🏻Alfa Erkekler💪Güçlü Kadınlar⚔️Aksiyon & Macera🕵️Suç ve Gizem😊Temiz👩‍❤️‍💋‍👨 Young Adult🐺Paranormal

Alice'in hayatı, uzun zamandır görüşmediği babası Mark'ın yeniden ortaya çıkmasıyla altüst olur ve ailesi ve arkadaşları hakkında karanlık sırlar keşfeder. Ryder, Max ve diğerleriyle olan karmaşık ilişkilerinde yolunu bulmaya çalışırken, Alice geçmişinden gelen uğursuz bir figür olan Bay Edmund ile yüzleşmek zorundadır. Yeni müttefiklerinin yardımıyla Alice, gücünü ve kararlılığını sınayacak son bir hesaplaşmaya hazırlanır. Gerçeği ortaya çıkarıp sevdiklerini koruyabilecek mi, yoksa geçmişinin gölgeleri onu yutacak mı?

Birinci Bölüm

Üçüncü Kitap: Alfa'nın Peşinde

ALICE

“Alice?”
Sessizlik.
Sınıfta ölüm sessizliği vardı.
Öyle ki, yere bir iğne düşse duyardınız.
İşte bu kadar sessizdi.
Sessizlik bir örümcek ağı gibi her yeri sarmış, sanki kötü bir şeyler olacakmış gibi hissetmeme neden olmuştu.
En korkutucu kısım da buydu.
En kötüsü de böyle bir durumda ne söyleyeceğini ne yapacağını bilemez durumda olmaktı.
Başıma geleceğini hiç düşünmediğim bir durumda. Ta ki şimdiye kadar.
Bay Edmund da dahil olmak üzere içerideki herkes bu adamın üzerimdeki etkisini bilse de yüzünde mutlu bir ifadeyle öylece durmuş bana bakıyordu.
Gözlerimi önümde duran adamdan alamıyordum.
Sanki bir şey kazanmış gibi görünüyordu.
Bilmediğim bir şey.
Bana ne kadar uzun süre bakarsa, o kadar ona bağırıp gitmesini söyleyesim geliyordu. Yine de bir şey beni bundan alıkoyuyordu. Öyle ki, az önce söylediği şeyi aklımdan çıkaramıyordum.
Alice.
Bana böyle seslenmişti. Adımla. Doğduğum gün bana verilen isimle.
Annemin muhtemelen karşımda duran adamla tartışıp seçtiği bir isimle. Nedenini açıklamadan annem ile beni terk eden adamla.
Anneme ne bir not, ne bir mektup, ne de bir e-posta bırakmıştı. Ben daha yeni doğmuşken annemi terk etmiş, onu beni tek başına büyütmek zorunda bırakmıştı.
Ne tür bir baba karısını ve çocuğunu terk eder ki?
Yanımızda olmayarak çocukluğumu mahvetmişti. Ailesiyle olması gerekirken gidip zaten çocuğu olan bir kadınla beraber olmuştu.
Bir oğlan. Babam, şu anda kollarımda kanlar içinde yatıyor olan başka birisinin oğlunu büyütmüştü.
“Gerçekten sen misin?” Beni baştan aşağı süzüyordu.
Ona doğru düzgün bakabilmek için ayağa kalktım. Buradan yüzünü görmek zor olsa da onun babam olduğuna emindim.
Yine de bunun farkında olmak yüreğimi sızlatıyordu.
Ona baba diyecek değildim. Özellikle yüzüne karşı. Kendi ismi dışında başka bir şekilde hitap edilmeyi etmiyordu.
Mark.
Bana doğru bir adım attı, ki bu geriye çekilmeme neden oldu. Bana yaklaşmasına izin verecek değildim.
Bana ulaşması için on sekiz yılı olsa da bu süre zarfında hiç iletişime geçmemişti. Bir kere bile.
“Sensin!” Rahat bir iç çekip ağzı kulaklarına varana dek gülümsedi.
Doğduğumdan beri hayatımda yokken neden şimdi beni gördüğüne bu kadar sevinmişti?
Bana iyice bakmak için yaklaşıp kafasını salladı.
“Sen olduğuna inanamıyorum. Seni gördüğüme ne kadar sevindiğimi tahmin bile edemezsin.”
Dalga mı geçiyor?
Yalan söyleyip söylemediğini anlayamadım.
Uzun süre uzak kaldıktan sonra bir yalancıya mı dönüşmüştü?
Gözlerini önüne dikmiş Max'e baktım. Kafamı baktığı yere çevirdim. Ya Mark'a ya da Bay Edmund'a bakıyordu.
Max'in ne düşündüğünü merak ediyordum. Aslında nasıl hissettiğini anlıyordum. İkimiz de aynı durumdaydık. İkimiz de ne yapacağımızı bilmiyorduk.
Bu gece Max’le gerçek babalarımızın kim olduğunu öğrenmiştik. Yine de Max'in aksine ben bir katilin çocuğu değildim. Hayır, sadece babasızdım.
Mark bana hayranlıkla bakarken, Bay Edmund da Max'e gülümseyerek bakıyordu. Max'e bakınca yüzünde tiksinti dolu bir ifade gördüm. Max'in yerinde olsaydım, ben de aynı şekilde hissederdim.
Kasabadaki masum insanları öldürenin babam olduğunu öğrenseydim ben de iğrenirdim.
Babamın yaptıkları için Max'i suçlamıyordum. Başka birisinin babası tarafından yetiştirilmesi Max'in suçu değildi. Beni ve annemi terk etmek babamın seçimine kalmış bir şeydi, ki öyle de yaptı.
Bunun için onu affedebileceğimi hiç sanmıyordum.
“Alice?” Gözlerimi Mark'a çevirdiğimde bana yalvarırcasına baktığını görsem de ona söyleyecek hiçbir şeyim yoktu.
Buraya gelmek bir hataydı.
“Neden benimle konuşmuyorsun?” diye sordu sakin bir tavırla.
Başımı yana eğip kafam karışmış bir şekilde ona baktım.
Onu tanımadığım halde neden konuşmamı bekliyordu?
Benim için yan yana gelmek istemediğim bir yabancıdan ibaretti.
Odadan ne kadar çabuk çıkarsam o kadar iyiydi. Tam o esnada birisinin gülmesi hepimizi düşüncelerimizden çekip çıkardı.
Ben dahil.
Bay Edmund art niyetli bir gülümsemeyle, “Sanırım yıllardır ilk kez babasını gördüğü için şok geçiriyor,” dedi.
“Neden öyle gülümsüyorsun?” Mark, öğretmene şöyle bir baktı. Daha demin Max tarafından hırpalandığı için kıyafetlerini düzeltmekle meşguldü
“Kızınla nasıl tanışacağını hep merak etmişimdir, Mark,” dedi Bay Edmund, kıkırdayarak. “Bunu beklemiyordum ama. Bu kadar iyi olmasını.”
“Ne hayal ettiğini düşünmek bile beni ürkütüyor.”
Bana kızım diye hitap etmeyi bırakmasını diledim.
Oliver masasına yürüyüp çantasını aldıktan sonra, “Bir ceset görmeyi beklemiyordum diyelim,” dedi.
Mark odanın öbür ucundaki cesede baktıktan sonra tekrar Bay Edmund'a döndü. “Bu kim ve neden ölü?”
Bay Edmund omuz silkip saatine baktı. “Zamanı değil. Şu anda kızınla konuşmanın bir yolunu bulman gerek.”
Bay Edmund tam kapıdan çıkarken bir ses onu durdurdu.
“Babam olduğunu düşünme. Çünkü değilsin.”
Max yavaşça ayağa kalktı. Silver’la dövüştüğünden bu yana hızla iyileşmeye başlamıştı.
Bay Edmund dönüp yüzünde aynı gülümsemeyle Max'e baktı. “Hoşuna gitse de gitmese de babanım. Seni ben yarattım ve şimdi kim olduğunu bildiğim için kaybettiğim zamanı telafi etmekten başka bir şey düşünmüyorum.”
Max, Bay Edmund'a şöyle bir baktı. “Seninle hiçbir şey yapmak istemiyorum. Yaptığın onca şey midemi bulandırıyor. O insanlar masumdu, ki bunu içten içe sen de biliyorsun.”
Bay Edmund omuz silkti. “Haklısın. Masumdular ama sonuçta istediğimi aldım. Baba oğul kaynaşmak istersen gelebilirsin.”
“Sana söyleyecek bir şeyim yok,” diye hırladı Max. “Benden uzak dur.”
Bay Edmund sırıttı. “Yoksa ne olur, evlat?”
Max homurdandı. “Yoksa seni öldürürüm. Babam ol ya da olma.”
Bay Edmund, Max'e uzun uzun baktıktan sonra sırıtarak ayrıldı.
Sınıf yine sessizliğe gömülse de bu sefer sessizlik beni rahatsız ediyordu. Bay Edmund gittiği için içeride sadece Mark'la ben kalmışım gibi hissediyordum, ki bu bende kaçma isteği uyandırıyordu.
“Siz, Alice'in babası Mark Smith misiniz?” diye sordu birisi, yumuşak bir ses tonuyla.
Kellan bunu der demez tüylerim ürperdi.
“Evet, Alice'in babasıyım.”
Kellan yanımda dururken parmakları hafifçe benimkilere değiyordu.
“Ben Kellan. Sizi arayan babamdı.”
“Şu polis olan mı?”
“Evet.”
Mark başıyla onayladı. “Baban benimle bir şey hakkında konuşmak istediğini söylese de ne olduğundan bahsetmedi.”
Göz ucuyla Kellan'ın bana baktığını görebiliyordum.
Neden beni izliyordu?
“Neler oluyor?” diye sordu Mark.
Bir an için sınıf tekrar sessizliğe gömüldü.
Kellan boğazını temizledi. “Sizi aradılar çünkü polis birkaç gün önce olan bir şey hakkında sizinle konuşmak istiyor.”
Mark kaşlarını çattı. “Birkaç gün önce olan bir şeye nasıl karışmış olabilirim ki? Yıllardır bu kasabada yaşamıyorum. Bunun benimle ne ilgisi var?”
Kellan hemen cevap vermedi. Bunun yerine derin bir nefes aldı. “Sizi sorgulamak istediler çünkü Alice’in annesi…”
Sözünü bitiremeden elini tutup yüzümü ona çevirdim ve göz göze geldik. Kafamı sallayınca anlayışlı bir şekilde başıyla onayladı.
Kafamı tekrar Mark'a çevirdiğimde şaşkınlıkla ikimize baktığını gördüm.
Kellan'ın elini bırakıp hayatımın bir parçası olması gereken adama yaklaştım.
Attığım her adımda gözleri daha çok genişlese de aldırış etmedim.
Bir kereye mahsus bana bu kadar yakın olmasına izin veriyordum. Bir daha asla bana bu kadar yakın duramazdı.
Karşısında durur durmaz ona şöyle bir baktım. Yüzü çökmüş, gözlerinin feri kaçmıştı. Kır saçları yüzünü çevreleyecek şekilde güzelce kesilmişti.
Yüz hatları benimkilere benzerken gözleri daha koyuydu. Yine de asıl ikna eden şey burnuydu. Burnumuz tamamen aynıydı. Ben gerçekten de onun kızıydım.
“Çok güzelsin, Alice.”
Bunu söylediğini duyunca karnıma yumruk yemiş gibi hissettim.
Elini uzatsa da bön bön baktığımı görür görmez hemen geri çekti.
“Neden benimle konuşmuyorsun?”
Onu görmezden gelip incelemeye devam ettim.
Mark arkama doğru baktı. “Nesi var?”
Kellan, “Son birkaç gündür zor zamanlar geçiriyor,” diye yanıtladı.
Mark endişeli gözlerle bana baktı. “Neden? Ne oldu?”
Bilmek istemez miydin?
Son birkaç haftadır neler yaşadığım hakkında hiçbir fikri yoktu, ki asla da bilmeyecekti.
Ona ne olduğunu bilmeyi hak etmiyordu. Bu dünyadan göçmesi onun suçuydu. Yanında olup onu kurtarmadığı için ona bu şekilde ceza verecektim.
Ona son kez baktıktan sonra geri çekilip sınıf kapısına yöneldim.
Dışarı çıkarken Kellan'ın kıpırdamadığını gördüm. Max bir masaya yaslanmıştı. Beni şaşırtan şey ise Bane ve Ryder'ın Silver'ın cesedinin başında durduklarını görmem oldu. Yüzlerinde herhangi bir duygu ibaresi yoktu.
İçimde büyüyen huzursuzluğu göz ardı edip bir daha bakmamak üzere kafamı çevirdim.

Galatea’yı Keşfet

İşler Tersine Dönünce Kitap 2Kemora DosyasıCEO ile Aynı Çatı AltındaAlfa MalikŞipşak

En Yeni Yayınlar

Mafya ve Aşk Kitap 3Mafya ve Aşk Kitap 2İkinci Bir ŞansDağyarı Sürüsü Serisi 5. Kitap: KehanetPierce Charming Akademisi 2: Yarı Tanrı Kralı Öpmek ve Diğer Kötü Kararlar

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

English

Yazar: Asliiturkiye

356 kitap

Okunan Kitaplar

Yazar: mallof65

87 kitap

OKUDUKLARIM

Yazar: Pharma

307 kitap

Türkçe

Yazar: Asliiturkiye

367 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

Yazar: vuslat hayal

228 kitap

Okudum

Yazar: urbeknt

287 kitap

Kitaplarım

Yazar: burcudeniz

245 kitap

Okunan kitaplar

Yazar: mavi rota

395 kitap

Zıt kutuplar 3

Yazar: sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Love after 30? It’s just getting started❤️‍🔥

Yazar: Galatea Sophie

29 kitap

Books 3

Yazar: nimble_peach_114

6 kitap

Alfa serisi

Yazar: yasemin175

21 kitap

Iyilik A.Ş

Yazar: Kynta

10 kitap

2. Kitap Bekleniyor

Yazar: Elf

14 kitap

🌕Moon Goddess🌙

Yazar: Moon Goddess

67 kitap