Galatea Logo
ListelerDestek
Kurtadamlar
Mafya
Milyarderler
Toksik Aşk
Slow Burn
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal ve Fantezi
footer_tags_relationship_Fated_Mates
Spor
Kolej
İkinci Şans
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Zombi

Zombi

Yazar
Rowan Cody
Okur
16.9K
Bölüm
47
Yazar
Rowan Cody
Okur
16.9K
Bölüm
47
🧌Canavarlar💪🏻Muhafız🧙‍♂️Paranormal & Fantastik

Rayna Lincoln, zombi salgını tanıdığı dünyayı yerle bir ettiğinde henüz sekiz yaşındaydı. Artık yetişkin bir kadın olan Rayna, şehirlerin mühürlenip enfektelerin kontrolüne geçtiği ve sokaklara adım atmanın ölüm fermanı sayıldığı acımasız bir gerçeklikte hayatta kalmaya çalışıyor. Hiç ailesi kalmayan Rayna, hayatta kalmanın bedelinin ağır olduğu ve askerlerin ona bir oyuncaktan farksız davrandığı şehir dışındaki kamplarda büyür. İnsanlığa olan inancını nihayet yitirdiğinde, beklenmedik bir kurtarıcı ona sığınak teklif eder. Ancak bu yıkılmış dünyada güvenliğin bedeli asla bedava değildir. Rayna gerçekten huzurlu bir liman mı bulmuştur, yoksa çok daha karanlık bir kader için mi alıkonulmaktadır?

Bölüm 1: Zombi Geni

RAYNA

Askerlerden daha fazla saklanamayacağımı biliyordum. Bu gece Davis nöbetteydi ve çalıştığı neredeyse her gece beni bulmayı hayatının amacı haline getirmişti. Ailem salgından sağ kurtulsaydı, acaba her şey farklı mı olurdu diye düşünüyordum.
Oldukça varlıklı bir ailede büyümüştüm. Annem yerel hastanede hemşireydi, babamsa çok tanınan, saygın bir avukattı. Ama ortalık cehenneme döndüğünde bunların hiçbiri beni kurtaramamıştı.
İnsanlar salgının nereden çıktığını hâlâ tartışıyordu. Kimi orduyu suçluyordu, kimi hükümeti, kimi de uzaylıların işi olduğuna yemin ediyordu. Her kimse sorumlu olan, çok hızlı vurmuştu. Dünyanın dört bir yanındaki büyük şehirler ilk saldırıları tam olarak aynı anda yaşamıştı.
Basın onlara zombi demişti, ama aslında “zombi” denince akla gelenlerle hiç alakaları yoktu. Enfekte olanlar insanüstüydü, ağır yaralanmalara bile dayanabiliyorlardı. Akıllarını başlarından alan, her şeyi ele geçiren müthiş bir öfke taşıyorlardı, ama saldırılarında hesaplıydılar.
İnleme yoktu. Yavaş yavaş yürüme yoktu.
İletişim kurabiliyorlardı ve sıradan bir insandan çok daha hızlı koşabiliyorlardı. Annem onlara “elit” demişti.
Ordu onları engellemeyi ve şehirlerde tutmayı başarmıştı, ama binlerce, on binlerce insanın hayatını kaybetmesini önleyememişti. Ailem de hayatını kaybedenler arasındaydı. İlk giden annem olmuştu. Salgının ilk haftalarında işe gitmiş ve bir daha geri dönmemişti.
Çalıştığı hastanenin ele geçirildiğini bir haber kanalının yayınından öğrenmiştik. Babam sınıra ulaşmamıza çok az kala ölmüştü. Bazen dönüşüp dönüşmediğini ve hâlâ kapıların arkasında dolaşıp dolaşmadığını merak ediyordum. Beni hatırlıyor muydu acaba?
Zombiler, dönüştükten sonra daha önce önem verdikleri her şeyi unutuyor gibiydi. Enfekte olanlar etle besleniyordu, ama şimdi şehirlere hapsedilmiş olmalarına rağmen hâlâ gelişmeye devam ediyor gibiydiler. Yetkililer bunu çözemiyordu ama kapıları açıp içeride ne olduğunu görmekten de çok korkuyorlardı.
İnsanların sürekli gizlice şehre girdiğini biliyordum. Bazen dışarı çıkmayı başarıyorlardı, ama çoğu zaman başaramıyorlardı. Geri dönebilenler, zombilerin kendi aralarında bir medeniyet kurduğunu ve kendi kurallarıyla yaşadığını iddia ediyordu.
“Lincoln'ü görmedin, değil mi?” Davis.
Arkasına saklandığım su kasalarının arasına daha da siniverdim. Davis'le yüzleşmeye hazır değildim. Son seferden sonra hiç değil. Her seferinde beni zorla aldığında daha da sert oluyordu. Gözlerimi kaparken utanç dalgası içimi kapladı.
Bu askerlerin gözünde bir nesneden başka bir şey değildim.
Ne yazık ki bazı askerler, güçsüzleri ezmekten zevk alıyor gibiydi. On altıma basana kadar dikkat çekmekten kaçınmayı başarmıştım. Davis açgözlü bakışlarını üzerime diktiği an, işim bitmişti.
Kamplarda çok erken öğrenirdiniz: ya askerlere itaat ederdiniz ya da sizi ortadan kaldırmak için bir bahane bulurlardı. Yıllar içinde bunu sayamayacağım kadar çok kez görmüştüm. Davis'le bir tur daha çekmektense zombilere atılmayı tercih etmeye başlıyordum.
Beş yıldır bana zorla sahip oluyordu. Zorla sahip olacağı başka birini bulması için dua ederken, bir yandan da onun benimle olduğu sürece kamptaki genç kızların güvende olduğunu biliyordum. En azından öyle umuyordum.
Ayak seslerinin uzaklaşmasını dinledim ve ancak o zaman gözlerimi kapatıp yeniden nefes almama izin verdim. Bana göre Davis, çitin öbür tarafındaki zombilerden farklı değildi. En azından onlar seni öldürüp işi bitiriverirdi.
Davis, verecek bir şeyim kalmayana kadar beni kullanacaktı. Başkaları da vardı ama Davis en kötüsüydü.
Bir süreliğine iyi bir çavuş, Andrews, buraya atanmıştı. Beni çadırına götürse de Davis gibi zorla sahip olmuyordu. En azından Andrews'la yumuşak bir karyolada uzanabiliyordum ve işi bittiğinde yüzüme tükürmüyordu. Andrews benimle ilgilenmeye başladığında Davis beni büyük ölçüde rahat bırakmıştı.
Andrews gider gitmez Davis kaldığı yerden devam etti, hem de daha beter. Yaşlı kadınlardan bazıları Davis'in bana bu kadar ilgi göstermesine şükretmem gerektiğini söylemişti. Belki beni hamile bırakır ve buradan götürürmüş. Ben o kadar saf değildim.
Hatta elime geçen az parayı tarihi geçmiş doğum kontrol hapları almak için harcıyordum. Şimdilik işe yarıyordu, ama tecavüzden bir çocuk dünyaya getirme düşüncesine bile dayanamıyordum.
Kampta hamile kalan kızlar ya ortadan kayboluyordu ya da bebekleri doğar doğmaz ellerinden alınıyordu. Dış dünya hâlâ normal görünmeye çalışırken, kamplar kendi kurallarıyla işliyordu.
Başlangıçta kamplar iyi bir fikirdi. Dönecek evi olmayanlar, parası olmayanlar kamplarda kalabiliyordu. Kalmanın karşılığında çalışmanız gerekiyordu, ama en azından güvenli bir yerdi. Kampların kalıcı bir yuva olması planlanmamıştı.
Şehre çok yakındı, zombilere çok yakındı, ama bizi kurtarmaya kimse gelmemişti. Kaynaklar giderek azalıyordu. Bazı ülkeler Amerika kadar iyi durumda değildi. Denizaşırı bir ülke tüm büyük şehirlerini bombalamış ve bu süreçte kendini yok etmişti.
Er ya da geç çadırıma dönmem gerektiğini biliyordum. Saklandığım yerden başımı uzattım. Davis beni yakında bulamazsa cezalandırır, gizlice şehre girdiğimi iddia ederdi. Neden bu gece çalışıyordu ki? Önümüzdeki iki hafta izinli olması gerekiyordu.
Çadırıma ulaşabilirsem belki beni rahat bırakırdı. Orada ne yaptığını görebilecek daha çok insan vardı. Bütün gardiyanlar kötü değildi, ama hiçbiri bana tecavüz ederken rastlasalar bile onu durdurmamıştı.
Derin bir nefes aldım ve ayağa kalktım, serin geceye adım attım. Çadırıma ulaşabilsem her şey yoluna girecekti. Çadırımı görünce adımlarımı hızlandırdım. Çadırın kanatlarından içeri girdiğimde rahat bir nefes verdim. Başarmıştım.
Ama bu rahatlık kısa sürdü. Çadıra iki adım atmadan koluma yapışan elini hissettiğimde irkiliverdim.
“Benden mi saklanıyordun, Lincoln?”
Cebimden bir şişe su çıkarırken başımı salladım. “Hayır efendim, sadece su almaya gitmiştim. Akşam yemeğini kaçırdım.”
Akşam yemeğini gerçekten kaçırmıştım, ama su çaldığım için de beni kolayca cezalandırabileceğini biliyordum. Bir eli kolumu daha sıkı kavrarken diğeri gömleğimi yırtıp açtığında ve düğmeler etrafa saçıldığında gözlerimi sımsıkı kapattım.
“Hâlâ dersini almadın, öyle mi Rayna?”
Ne istediğini bildiğim için feryat ederek dizlerimin üstüne çöktüm. Son karşılaşmamızdan kalan morluklar hâlâ üzerimdeydi, bu yüzden karşı koymaya bile çalışmadım.
Bunun yerine dizlerimin üzerinde doğruldum ve pantolonunun düğmelerini açtım, sertleşmiş organını çıkarıp ucunu yaladım. Eli saçlarıma gömüldü ve sertçe kavradı.
“İşte böyle, seni küçük sürtük. Göster bakalım o ağzın neler yapabiliyor.”
Ondan nefret ediyordum. Onunla ilgili her şeyden nefret ediyordum, ama bu bir dayak yemekten iyiydi. En azından bu şekilde bana biraz daha yumuşak davranırdı. Şanslıysam basit bir saksoyla yetinirdi.
Elimle organını pompalayarak ona odaklandım. Boşalmaya yaklaştıkça kalçalarını ileri geri savurmaya başladı, her sert hamlesinde beni boğuyordu.
Birden geri çekildiğinde ne istediğini anladım ve otomatik olarak ağzımı açtım, tohumlarını yüzüme ve ağzıma boşaltmasına izin verdim.
“Lanet sürtük,” diye tükürdü, gevşemiş organını pantolonuna geri tıkıp fermuarını çekerken.
Gözlerimi açtım ve uzaklaşmasını izledim. Bu gece şanslıydım. Bu kadar kolay atlatmam çok nadir oluyordu.
Çadırımın kanatlarına yürüyüp onları indirdim ve bağladım. Kıyafetlerimi çıkarıp köşedeki yıkama leğenine gittim, yüzümdeki meniyi temizledim. Kendimi kirli hissediyordum ama ne kadar sabun ve su kullansam da onu üzerimden asla tamamen yıkayamayacaktım.
Kıyafetlerimi değiştirdikten sonra karyolama uzandım ve çadırın tavanına baktım. Keşke ışıklar arada bir kapatılsa. Karanlık alan çok azdı ve çadırım tam bir ışık direğinin altındaydı.
Yanıma döndüm ve örtüyü yüzüme çektim. Neden zombiler gerçek olmak zorundaydı? Neden güzel kızları kurtaran şövalyeler gerçek olamazdı?
İçimi çekerek, bu karanlık masalda kullanılacak bir eşyadan öte bir şey olmadığımı biliyordum.

Discover Galatea

Alfa'nın MisafiriGölgelerdeCEO'nun Mükemmel Teklifi Kitap 2Kara Orman'a DönüşYaralı Luna

En Yeni Yayınlar

Pierce Charming Akademisi 2: Yarı Tanrı Kralı Öpmek ve Diğer Kötü KararlarAşk İçin SavaşÖyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı Aşk

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Zıt kutuplar 3

by sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

364 kitap

Alfa serisi

by yasemin175

21 kitap

Iyilik A.Ş

by Kynta

10 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

67 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

303 kitap

D.- Devam ettiklerim

by Hygge

21 kitap

Ceo

by Anamenya

48 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

Beğendiklerimden

by Hygge

28 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

Yeni okuma önerileri

by Hygge

8 kitap

Tekrar Okunmaya Değer Kitaplarım

by miss_kertenkele

30 kitap