Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikCayma hakkıYasal BilgilerAboneliği buradan iptal et
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Alfa'nın Çağrısı Kitap 4

Alfa'nın Çağrısı Kitap 4

Yazar
Bianca Alejandra
Okur
162K
Bölüm
30
Yazar
Bianca Alejandra
Okur
162K
Bölüm
30
😱Gerilim🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler💔Yasak Aşk🎭Dram👩‍❤️‍👨Gerçek Eş💘Kader Eşleri💪🏻Muhafız🌛Tanrılar ve Tanrıçalar🧙‍♂️Paranormal & Fantastik💪🏻Alfa Erkekler💪Güçlü Kadınlar🥵Erotika⚔️Aksiyon & Macera🧙‍♀️Cadılar ve Büyücüler🕵️Suç ve Gizem🐺Paranormal

Melezlerin ve cadıların amansızca zulüm gördüğü bir dünyada, Lyla Green'in bir festivaldeki isyanı, onu tehlikeli bir güç ve hayatta kalma oyununa sürükleyen bir olaylar zincirini başlatır. Rütbesinden mahrum bırakılan ve Ay Tanrıçası'nın kişisel koruması rolüne getirilen Lyla, tehlikeli siyasi sularda yol almalı, sevdiklerini korumalı ve her şeyi değiştirebilecek karanlık sırları ortaya çıkarmalıdır. İttifaklar kurulurken ve düşmanlar yaklaşırken, Lyla'nın cesareti ve kararlılığı daha önce hiç olmadığı kadar sınanacaktır.

Kader Sorusu

LYLA

"Lyla Green! Konseye yaklaş," diye emretti Kardinal Mercer kürsünün tepesinden bana bakarken.
Mercer, Ay Tanrıçası ve tüm Kutsal Konsey tek bir sıra hâlinde üzerimde yükselirken, bazilikanın geniş mahkeme salonunda yavaşça yürüdüm.
Önlerinde durdum. Cezamla yüzleşmeye hazırdım.
Festivaldeki gösterimle Kilise içinde bir karmaşaya neden olmuştum ve hiç kimse bu durumdan memnun değildi.
"Dini değerlere saygısızlık, itaatsizlik ve yıkıcı davranışlarla suçlanıyorsunuz," dedi Mercer, sırıtmasını gizlemeye çalışırken seğiren ağzıyla.
Sanırım karmaşa biraz hafif bir tabir olmuştu.
Tüm bakışların bana çevrildiği göz önüne alındığında, din adamlarının bir üyesinin dahi bana karşı anlayışlı olacağından şüpheliydim.
Ay Tanrıçası, metanetli ve muğlak bir ifade takınmıştı.
"Festivaldeki çıkışınla kutsal bir geleneği bozarak Kilise’yi ve Tanrıça'yı utandırdın," dedi Mercer, oturduğu yerden bana küçümseyici bir şekilde bakarak. "Kutsal Ay Muhafızları'nın bir üyesi olarak bu davranışın kabul edilemez. Yaptıkların hakkında ne söylemek istersin?"
Yaptıklarım hakkında ne söylemek isterdim?
Sözlerimi dikkatli seçsem iyi olacaktı...
Çünkü söylediklerim kaderimi çizecekti.
BİRKAÇ SAAT ÖNCE
Sebastian odasındaki mutfak masasına sabırsızlıkla pençelerini vurduğunda, bir tartışmanın patlak verdiğini hissedebiliyordum.
Tutulmanın ardından, Ay Tanrıçası ile olan askeri mahkemem bir karara varana kadar, Ay Muhafızlığı pozisyonumdan geçici olarak izne çıkarılmıştım.
Her şeyi elime yüzüme bulaştırmıştım ve Tanrıça'dan kazandığım tüm lütufları mahvetmiştim.
Sebastian'ın bana hatırlatmaktan hiç çekinmediği bir şey...
"Demek istediğim, eğer geleneğe bir son vermek istiyorsan bunu yapmanın daha taktiksel bir yolu olabilirdi," dedi onuncu kez.
"Şuna gelenek demeyi bırak,” diye cevap verdim sinirle. "Alçakça ve barbarcaydı. Halka açık bir işkenceydi!~"
Bana karşı olan hayal kırıklığını anlıyordum. Sonunda sürümüzün güvenliğini sağlamıştık, neredeyse hemen geri kaybetmek için.
Ama Adele festival uğruna acımasızca aşağılanırken buna kayıtsız kalamazdım.
"Ay Tanrıçası, onunla daha önce konuştuğumda makul birine benziyordu," dedim, Sebastian'ın omuzlarına masaj yaparak gerginliği azaltmaya çalışırken. "Belki ona ulaşabilirim. Sözünden döneceğinden emin değiliz."
"Lyla, bizi bu şehirden katran ve tüylerle kovmazlarsa şanslı sayılırız," dedi.
"Mücadelem hâlâ bitmedi,” dedim kararlı bir şekilde. "Bunu halletmenin bir yolunu bulacağım."
Sebastian geri adım atamayacağımı bilerek iç çekti. Elimi tuttu ve sıktı.
"Bunu halletmenin bir yolunu bulacağız,” dedi sesinde bir hayranlıkla. "Fevri ve dik başlı biri olabilirsin ama kararını kalbinin derinliklerinden verdiğini biliyorum ve bunu asla sana karşı kullanmam."
Kollarımı ona dolayıp yüzümü göğsüne bastırdım. "Eşim olduğun için çok şanslıyım."
"Bu işte beraberiz,” dedi sırtımı hafifçe ovuşturarak. "Sonsuza dek ve her zaman."
Sebastian'ın dediği gibi, Adele'i koruma kararım kalbimden gelmişti. Ve bunun yapılacak en doğru şey olduğunu biliyordum.
Geri dönüp daha farklı hareket etme şansım olsaydı... Yine de etmezdim.
Adele de herkesle aynı hakları hak ediyordu.
Bütün melezler ediyordu.
Fikrimi halkın önünde çok açık bir şekilde dile getirmiştim.
Ve arkasında duruyordum.

SEBASTIAN

Ne yaparsa yapsın Lyla'yı sevecektim. Kararı her ne kadar sürümüzü kötü bir yola soksa da bunu haklı nedenlerle yapmıştı.
Onu bu kadar sevmemin bir nedeni de bu sağlamlığıydı.
Ama ya Kutsal Şehir daha yeni kazandığımız desteğini geri çekerse...
Mantıklı seçeneklerim tükeniyordu.
Lyla'nın kendini kanıtlayabileceği başka yarışma yoktu...
Ay Tanrıçası'nın başka lütfu kalmamıştı...
Peki, ne yapacaktık?
Bir süredir yedek bir planım vardı ama bu radikal bir seçenekti. Yani bunu gerçekten, gerçekten kullanmak istemiyordum.
Kuyunun en dibiydi.
Kesinlikle son çareydi.
Arthur amcam. ~
Aramızda bir husumet vardı... Kendimi bildim bileli.
Ailem ve Arthur bağlarını uzun zaman önce koparmışlardı ve onlar yüzünden ben de öyle yapmıştım.
Arthur amca bir yalancıydı...
Bir düzenbaz...
Pis, çürümüş bir alçaktı.
Ailede skandal yaratırdı.
Ve lanet olası koca bir hıyar.
Ama aynı zamanda aşırı zengindi.
Ve öyle ki, malikânelerinden biri buradan çok da uzakta değildi, Monako'daydı. Zenginlerin en zenginlerinin yaşadığı yer.
Monako, Fransız Rivierası'ndaydı. Bu yüzden yüz yüze bir görüşme imkânsız değildi ancak sorun ilk etapta bunu kabul etmesini sağlamak olacaktı.
Umarım o noktaya gelmezdi ama gelirse...
Kolay olmayacaktı.

CASPIAN

Son birkaç gün zorlu geçmişti, özellikle Adele için. Kardinal Mercer'ın elindeki aleni taciz onu derinden sarsmıştı.
Berbat hâlde olmasına rağmen yine de işe gitmesi bekleniyordu, yoksa kovulacaktı.
Başını dik tutarak bazilikaya geri dönebilmesi ve işini yapabilmesi ne kadar dayanıklı ve harika olduğunu kanıtlıyordu.
Ama bu, mutlu olduğum anlamına gelmiyordu...
Festivalde olanlardan sonra, onu bir ân bile gözümün önünden ayırmak istemiyordum.
Bu yüzden ben de Adele çalışırken günlerimi gizlice onu izleyerek geçirdim.
Ne zaman bir soylu onunla küçümseyerek konuşsa ya da din adamlarından biri ona bok gibi davransa, fırlayıp onlarla kavga etmemek için tüm irademi zorladım.
Adele'in şiddetten nefret ettiğini biliyordum.
Ayrıca müdahale etmemi istemeyeceğini de biliyordum.
Zaten yapamazdım... Bunu yapmak ilişkimizi riske atabilirdi.
Şimdilik yapabildiğim tek şey saatlerce onu izlemekti.
Ve saat demişken... ~
Kol saatime baktım ve saati görünce gözlerim yerinden fırladı.
Lanet olsun! Eğer şimdi gitmezsem, Adele benden önce eve varacak ve ona kendimi açıklamak zorunda kalacağım! ~
İşten çıktığında genelde bana geliyordu. Bu yüzden oraya ilk benim varmam gerekiyordu.
Neyse ki Dövüş Çemberi’ndeki yaralarım sonunda iyileşmişti. Artık koltuk değneklerine ihtiyacım yoktu ama hâlâ yüzde yüz değildim.
Adele kapıyı çalmadan birkaç dakika önce eve varmıştım. Hızlıca kapıyı açtım, nefes nefeseydim.
"Selam bebeğim," dedim, yan tarafımı tutup derin bir nefes alarak.
Bana bilmiş bir şekilde sırıttı ve içeri girdi. "İyi misin? Nefes nefese kalmış gibi görünüyorsun," dedi alaycı bir tonda.
"Ah, ben... Sadece spor yapıyordum," diye homurdandım.
"Caspian... Ben işteyken beni takip ettiğini biliyorum," dedi.
"Sen... Biliyor muydun?" diye sordum ağzım açık bir şekilde.
"Seni seviyorum ama sandığın kadar sinsi değilsin," dedi gülerek. "Kurnazlık senin güçlü yanlarından biri değil."
"Kızdın mı?" diye sordum yanına otururken.
"Hayır, minnettarım,” diye cevapladı, başını omzuma koydu. "Beni izlediğini bilmek beni güvende hissettiriyor. Sadece dikkatli olmanı istiyorum. Yanlış bir kişi bizi öğrenirse..."
"Böyle bir şey olmayacak,” dedim ona sıkıca sarılarak. "Kimsenin bizi ayırmasına izin vermeyeceğim."
Ona karşı ateşli bir sevgi hissederek eşimi tutkuyla öptüm. O benim için dünyadaki en önemli insandı ve ona zarar gelmesine asla izin vermezdim.
Adele geriye doğru yatağa düştü ve vücudum da onu takip etti. Bacaklarını belime doladı.
Elim eteğinin altına uzandı. Külotunu indirirken ve parmaklarımı onun içine kaydırırken küçük bir inilti çıkardı.
Eşim gizlenme yeteneklerimden etkilenmemiş olabilirdi ama onu büyüleyecek başka yeteneklerim olduğunu biliyordum.
Eteğinin altına eğildim ve bacaklarını ayırdım, dilimi onun ıslak, sıcak vajinasına götürdüm.
Tadı bal ve lavanta gibiydi.
Çok görkemli ve tatlıydı.
Dilimin her hareketiyle onun tadını çıkardım. İnlemesi artık kontrol edilemezdi.
Doyamıyordu.
Pantolonumu çıkardım ve pençeleri sırtıma batarken penisimi vajinasına bastırdım.
İlk başta dardı ama rahatladıktan sonra onun içini tamamen doldurdum.
Yavaşça içine girip çıktım.
"Çok... Büyük," diye inledi.
Artan bir yoğunlukla içine girip çıkarken onun boşalmasını hissedebiliyordum.
"Caspian... Aman Tanrıçam! EVET!"
Adımı haykırdığını duymak kendimi kral gibi hissettirdi.
Ve dayanabildiğim sürece penisimi hissettiğinden emin olacaktım...
Sonunda eşimin inlemesi ve yüzündeki zevk ifadesi beni uçurumun kenarına getirdi.
İçinden çıktım, tam çarşaflara boşalmak üzereyken Adele penisimi tuttu ve göğüslerine doğrulttu.
"Her yerimde senin olmanı istiyorum,” dedi.
Senin için her şeyi yaparım kraliçem. ~
Gelişimi keyifle izledi, spermlerim göğsünden aşağı doğru akıyordu.
Bitkin bir halde yanına yığıldım.
"On kurdun dayanıklılığına sahipsin,” dedi, aynı derecede yıpranmış görünüyordu.
Alnını öptüm ve vücuduma yerleşti. "Seni seviyorum," dedim.
"Ben de seni seviyorum,” dedi. "Keşke saklamak zorunda kalmasaydık."
Gözlerinin içine bakarken geleceğimizin nasıl olabileceğini hayal ettim.
Aşkımızı saklamak zorunda olmadığımız bir yer.
"Belki seni buradan götürebilirim. Sürüme geri döneriz. Yasaların önemli olmadığı bir yer. Mavi Ay Sürüsü'nde yasaları kendimiz koyuyoruz," dedim ve yeni eşimi eve götürme umuduyla heyecanlandım.
Adele iç çekti ve elimi tuttu. "Kulağa hoş geliyor."
Ama sesinde heyecan yoktu...
Bunun yerine, bir hüzün belirtisi vardı.

LYLA

Sebastian beni konsey odasına kadar geçirdi. Gelebileceği en uzak noktaydı.
"Keşke orada sana destek olabilseydim,” dedi ve bana sıkıca sarıldı.
Mercer'ın askeri mahkemem sırasında kendimi yalnız hissetmemi istemesi beni şaşırtmamıştı ama tek başıma gittiğim için sevinmiştim.
İşler ters giderse Sebastian'ın yüzündeki hayal kırıklığını görmek istemiyordum.
"İyi olacağımi" dedim kollarından uzaklaşarak. "Evde benim için bir şişe şarap hazırlaman yeterli."
"Sana inanıyorum,” dedi, iki Ay Muhafızı odanın kapılarını açarken.
Eşimin bana inanması beni rahatlatmıştı...
Peki ya Ay Tanrıçası?
***
Yaptıkların hakkında ne söyleyeceksin? ~
Mercer'ın sorusu zihnimde yankılandı.
Ve cevabımı biliyordum.
"Yüzsüzlüğüm için Ay Tanrıçası'ndan özür dilerim ama yaptıklarımdan pişman değilim," dedim emin bir şekilde. "Sözde geleneğin barbarca ve zalimce olduğu yönündeki ifademin arkasındayım."
Mercer'ın dudakları şeytani bir gülümsemeyle kıvrılırken konseydekiler aralarında mırıldandı. Bunu söylememi bekliyordu.
"Kilise’ye itaatsizlik ettin ve artık seni Ay Muhafızı olarak hizmet etmeye uygun bulmuyorum. Unvanın ve rütben bir ân önce elinden alınacak," dedi küçümseyerek. İki Ay Muhafızı zırhımı almak için yanıma yaklaştı.
Sadece rütbemi değil, saygınlığımdı da kaybettim. ~
İşte böyle hatırlanacağım... ~
Kahramanlar Salonu'na layık olamayacağım. ~
Ya da arenadaki şampiyonlar duvarında onurlandırılmayacağım. ~
Hayır, Kutsal Ay Muhafızları’nda bir leke olarak kabul edileceğim, tıpkı babam gibi. ~
"Buradaki zamanın sona erdi,” dedi Mercer, neredeyse neşeyle. "Cezai bir yap…"
"ÖL SENİ LANET SAHTEKÂR! SEN TANRIÇA DEĞİLSİN! SEN LANET BİR YALANCISIN!"
Pejmürde, sakallı bir adam kirişlerden aşağı inerek aniden gölgelerin içinden çıktı.
Konseyin üzerinde asılı duran Kutsal Mühür’ün tırabzanlarına atladı ve aşağı kayarak platforma indi.
Gözleri delilikle, sesi acıyla doluydu.
Konsey çığlıklar atmaya ve etrafa kaçışmaya başladığında pençelerimi çektim ve yüksek kürsüye tırmandım.
Ay Tanrıçası kaçmaya çalıştı ama süslü cüppesine takıldı. Suikastçı ona doğru gümüş bir hançer sallayarak saldırdığında dondu kaldı.
Hiç düşünmeden ileriye doğru atladım.
Tanrıça'ya doğru yöneldiğimde zaman yavaşlamış gibi hissettim ancak ölümcül soru şuydu...
Ona ilk kim ulaşacaktı? ~

Galatea’yı Keşfet

Serserilerden KaçışDokunuşDeğişimBir Dizi CinayetBizi Bağlayan Alevler

En Yeni Yayınlar

Mafya ve Aşk Kitap 3Mafya ve Aşk Kitap 2Pierce Charming Akademisi 2: Yarı Tanrı Kralı Öpmek ve Diğer Kötü KararlarSorgulanmışMavi Buz Serisi 2: Mavi Buz'a Aşık Olmak

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Yarım Bıraktıklarım

Yazar: Marmaletta

6 kitap

Beğendiklerimden

Yazar: Hygge

28 kitap

Okunan Kitaplar

Yazar: mallof65

87 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

Yazar: vuslat hayal

228 kitap

OKUDUKLARIM

Yazar: Pharma

304 kitap

Türkçe

Yazar: Asliiturkiye

364 kitap

💅🏻

Yazar: Aze

24 kitap

English

Yazar: Asliiturkiye

358 kitap

The Best📚

Yazar: emlcrk

73 kitap

Efsane

Yazar: Erkenci_sincap

19 kitap

Okudum

Yazar: urbeknt

287 kitap

Kitaplarım

Yazar: burcudeniz

245 kitap

Okumayı Bitirdiğim Kitaplar

Yazar: Marmaletta

48 kitap

Okunan kitaplar

Yazar: mavi rota

395 kitap

Okunanlar

Yazar: hurtful_cow

77 kitap