
“Tişörtünü çıkar,” diyor Theo. “Tıbbi nedenlerden dolayı.” 😇 Çünkü hiçbir şey, eskiden hoşlandığın çocukla flört eden adama dikiş atmak kadar irade sınavı olamaz.
Theo normal olmaya çalışıyor. Derslere girmeye, kahvesini içmeye ve o kafedeki rezaletin hiç yaşanmadığını varsaymaya çabalıyor. Derken saat gece 2’de zili çalıyor; kapıda kaşı kanlar içinde, “Hastaneye gitmiyorum,” diye tutturan bir Hamlet var. Theo onu yine de içeri sürüklüyor, gönülsüzce hemşirelik rolüne soyunuyor ve kendi kendine doğru olanı yaptığını söylüyor. Gelgelelim Hamlet sanki orada yaşıyormuş gibi evi temizliyor, sanki "Koca Adayı" seçmelerindeymiş gibi yemek yapıyor ve Theo’nun iç çamaşırlarıyla ortalıkta dolanıyor—sanki bu çok sıradan bir Salı günüymüş gibi. Theo onu evden kovmalı. Ama kovmuyor. Siz ise bu sırada yastığınızı yumrukluyor olacaksınız. Theo’nun parmakları, görmemesi gereken morlukların üzerine merhem sürerken Hamlet kesinlikle çıkarmaması gereken bir ses çıkarıyor ve tam o anda telefon çalıyor… Theo açıyor. “Sokaklarda çalışan oğlan sen misin?” diye geveliyor bir adam.
THEO
GOOD GOD
Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.