Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Gizli Kurt Kitap 2

Gizli Kurt Kitap 2

Yazar
Enola Forfatter
Okur
19,8K
Bölüm
23
Yazar
Enola Forfatter
Okur
19,8K
Bölüm
23
⚔️Aksiyon & Macera🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler💘Kader Eşleri🎭Dram👩‍❤️‍👨Gerçek Eş💪🏻Muhafız🧙‍♂️Paranormal & Fantastik💪🏻Alfa Erkekler🐺Paranormal

Kurt soyunu keşfeden genç bir kadın olan Sophie, ailesini öldüren avcılarla yüzleştiğinde tehlike ve entrika dolu bir dünyaya sürüklenir. Yeteneklerini kontrol altına almak ve geçmişini ortaya çıkarmak için eğitim alırken, Sophie yeni sürüsünün karmaşıklığıyla, Jake ile derinleşen bağıyla ve yaklaşan avcı tehdidiyle başa çıkmak zorundadır. Sırlar ortaya çıktıkça ve güçleri arttıkça, Sophie'nin yolculuğu kendini keşfetme, aşk ve zorlu düşmanlara karşı hayatta kalma mücadelesine dönüşür.

Bölüm 1

İkinci Kitap: Sırlar Ortaya Çıktı

SOPHIE

Avcıların lideri olan yaşlı adam önümde durmuş, hınzır bir sırıtışla bana bakıyordu. Bakışları hiç de hayra alamet değildi.
Tüylerimi diken diken eden hırıltılı bir sesle, “Nihayet tanışabildik,” dedi.
“Aileni canlı gören son kişi benim, biliyor muydun?” diye sorup güldü. Sonra kan dondurucu bir sakinlikle, “Bundan nasıl bu kadar eminim biliyor musun? Çünkü ikisini de ben öldürdüm,” dedi.
Kan beynime sıçradı. Kurdum kontrolü ele almak için çıldırıyordu.
“Aslında senin yaşamana izin vermek hataydı,” diye devam etti. “Ama belki işimize yararsın.”
Derin bir nefes aldım. Sakin kalmam gerekiyordu, etrafım avcılarla çevriliydi.
“Artık oyun yok, Sophie. Bizi eski sürüne götürdüğünü biliyorum, aptal değiliz. Gerçekten bizi yenebileceklerini mi sanıyorsun?”
Ben cevap vermeyince başını sallayıp, “Bu ufak hatayı düzeltmen için sana bir şans vereceğim,” dedi.
Yayını alıp bir ok yerleştirdikten sonra oku bana doğrulttu.
“Ya bize katılırsın ya da ölürsün,” dedi.
“O zaman başka seçeneğim yok,” diye karşılık verdim.
***
Ben kurt olalı üç ay olmuştu ve Jake’le birbirimizi işaretlemiştik. Onunla hayat güzeldi. Bana prensesmişim gibi davranıyordu ki teknik olarak artık öyleydim.
Kurt olmanın nasıl bir şey olduğunu zamanla öğrenmiştim. Her şeyi biliyor muydum? Hayır, kesinlikle bilmiyordum. Ama yeni sürümdeki herkes kurdumu anlamama yardımcı olmaya çalışıyordu. Beni gelecekteki lunaları olarak kabul etmişlerdi.
En yakın arkadaşım Bonnie’yle birlikte sürü evine taşınmıştık. Yani hâlâ birlikte yaşıyorduk. Ancak birbirimizi eskisi kadar sık görmüyorduk. Eşi Dylan’la tanıştığından beri ayrılmaz ikili olmuşlardı.
Beni taciz eden Will’le yaşananlar yüzünden dövüşmeyi öğrenmek istediğime karar vermiştim.
Bu durum başta Jake’in hoşuna gitmemişti. Sadece eğitim için olsa bile, başka bir kurtla dövüşmem fikrinden hoşlanmamıştı. Beni vazgeçirmeye çalışmıştı ama ben inatçı biriyim.
Bonnie bana temel bilgileri çoktan vermişti. Ne kadar zor olabilirdi ki?
İşte böylece kendimi orada, eğitim sahasında buldum. Antrenman yapmayı gerçekten istememe rağmen biraz gergindim. Tanrı’ya şükür, ya da Tanrıça’ya şükür mü demeliydim bilmiyorum, Bonnie partnerim olmayı teklif etmişti.
Böyle olunca Jake biraz daha rahatlamıştı. Çünkü Bonnie’nin beni fazla zorlamayacağını düşünüyordu. O kadar da emin olmamalıydı!
“Ahhh!”
Havada uçup sert bir şekilde yere yapıştım. Ahhhh! Gerçekten acıdı ama!
Yüksek bir hırlama duydum.
Başımı kaldırınca kaslı eşimi gördüm. Normalde sakin ve yakışıklı olan yüzünde öfke vardı. Gri gözlerini bana saldıran Bonnie’ye dikmişti. Gözlerinin önüne dökülen saçları öfkeyle geriye attı.
Parmağımı Jake’e doğrultup sertçe baktım. Onun bir şey söylemesine fırsat vermeden, “Jake,” dedim. “Eğer kendini kontrol edemeyeceksen git. Bu, kıçıma tekme yiyeceğim son sefer olmayacak.”
Mahcup mahcup bakıp, “Biliyorum, aşkım,” dedi. “Sadece bu muameleyi görmen benim için normal bir şey değil. Senin kurt olduğun fikrine hâlâ alışmaya çalışıyorum. Üstelik şimdi bir de dövüşmeye başladın!”
Kendimi toparlayıp yerden kalkarak ona yaklaştım. Elini tutunca anında rahatladığını hissettim.
Yüzüm onunkine sadece birkaç santim uzaktaydı. “Hadi ama Jake, hayatımızdaki olumlu değişiklikleri düşün. Sizden biri olduğumdan beri yaptığımız şeyleri düşün. Yoksa hatırlatmam mı gerekiyor?”
Dudaklarımı dudaklarına hafifçe dokundurdum. Göz bebekleri büyüdü. Sonra dilimle alt dudağını yaladım.
Birden biri tişörtümü arkadan tuttu. Ben ne olduğunu anlayamadan tekrar havaya uçup yere yapıştım. Kendimi kurttan çok kuş gibi hissediyordum.
Çığlık atıp, “Bee, bu hiç adil değil!” diye haykırdım.
Bonnie omuz silkip, “Genellikle hiçbir saldırı adil değildir zaten. Fakat biz buraya antrenman yapmaya geldik. Sevişme işini yatak odanızda yaparsınız,” dedi.
Yüzüme dökülen saçları çekip ona ters ters baktım. Kısa sarı saçlarını at kuyruğu yaparak sıkıca toplamıştı. Kahverengi gözlerinde meydan okur gibi bir ifade, dolgun dudaklarında ise kocaman bir sırıtış vardı.
Ona göz devirip Jake’e baktım. Hâlâ sinirli görünüyordu. İç çekip sürü evine yürümeye başladı.
Bonnie dövüş pozisyonuna geri döndü. Ben de aynısını yaptım.
Sızlanarak, “Neden insan olarak dövüşüyoruz ki? Ben kurt olarak dövüşmek istiyorum,” dedim.
Bonnie kaşlarını kaldırıp bana deliymişim gibi baktı. “Ciddi misin, Soof? İnsan olarak bile dövüşemezken kurt olarak dövüşebileceğini mi sanıyorsun? Hiç sanmıyorum.”
Bu cevap karşısında somurttum.
“Hadi hadi,” dedi. “Bana en iyi numaranı göster bakalım. Sana öğrettiğim tüm temel bilgileri şöyle bir gözden geçir.”
Daha önceki dersleri hatırlamaya çalıştım. Yere yakın durup zayıf noktasını bulmak için etrafında dönmem gerektiğini biliyordum. Tabii en önemli kurallardan biri de dikkatimin dağılmaması gerektiğiydi.
Bonnie’ye baktım. Hınzırca gülümseyip yaklaşmam için eliyle işaret etti.
Tam o sırada biri, “Luna Sophie!” diye seslenince kim olduğunu görmek için başımı çevirdim.
Yapmamam gereken bir şey yapmıştım. Bonnie beni bir kez daha feci bir şekilde yere yapıştırdı.
Dikkatimin dağılmasından sorumlu olan kişiye baktım. Dylan’dı. Gülümseyerek el sallıyordu. Şaşkınlıktan ağzım açık kalmıştı. Bonnie’ye, “Dikkatimi dağıtmasını sen söylemedin, değil mi?” diye sordum.
Bonnie güldü. “Ben söyledim. Odaklanman lazım, Soof. İster antrenman olsun ister gerçek bir dövüş, dövüşürken dikkatin dağılamaz.”
İç çekip tekrar ayağa kalktım. “Yarına kadar ara verelim mi? Yoruldum.”
Bonnie şeytani bir sırıtışla bana baktı. “Hadi ama, Soof! Tüm yapabildiğin bu mu?”
Gözlerimi kısarak yüzüne baktım.
“Biliyor musun, Jake’in seni korumaya çalıştığını fark ettim çünkü sen zayıfsın. Bu şekilde nasıl luna olabilirsin ki? Kimse güçsüz bir luna istemez.”
Beni kışkırtmaya çalışıyordu ve işe yarıyordu.
Alay ederek, “Belki de Jake başka bir eş bulmalı, güçlü bir eş,” diye devam etti.
Giderek öfkeleniyordum. Bonnie’nin etrafında dönmeye başladım.
“Evet evet, bence bu herkes için daha iyi olur. Sence de öyle değil mi, Soof?”
Beklemediği bir şey yapıp ona doğru atıldım. Bacaklarına hamle yapmıştım. Kollarımı dizlerine dolayıp onu sertçe çektim. Ciyaklayarak geriye doğru düştü. Kendini toparlamasına fırsat vermeden üstüne oturdum.
Kibirli bir şekilde gülümseyip, “Beni kızdırma, Bee,” dedim.
Memnun görünüyordu. “Sanırım bunu daha sık yapmam lazım. Resmen içindeki bir şeyi ortaya çıkardı.”
Üzerinden kalkıp elimi uzatarak onu ayağa kaldırdım.
“Eğitim bugünlük bitti mi?” diye umutla sordum.
“Hayır tabii ki, Soof. Hadi gel, spor salonuna gidiyoruz. Güçlenmen lazım.”
Bir saat sonra işimiz nihayet bitmişti. Neden tekrar dövüşmeyi öğrenmek istemiştim ki?
Kendimi yatak odasına sürükleyip doğruca banyoya girdim. Jake ortalıkta görünmüyordu, muhtemelen çalışıyordu.
Uzun, rahatlatıcı bir duş aldım. Kaslarımın gevşediğini hissedebiliyordum. Eğitim sırasında oluşan küçük kesikler çoktan iyileşmişti. Kurt olmak gerçekten güzel bir şeydi.
Duştan sonra kütüphaneye geçtim. Sürümüzün tarihini araştırmayı planlıyordum.
Kütüphane genelde pek kalabalık olmuyordu. Çünkü artık gençlerin çoğu kitapları e-kitap okuyuculardan okuyordu. Bu yüzden o gün de kütüphanede yalnız olursam şaşırmazdım.
Ama yalnız değildim. İçeri girer girmez masada oturan, etrafı kitaplarla çevrili bir adam gördüm.
“Allan! Geri döndüğünü bilmiyordum.”
Jake’in amcası Allan başını kaldırıp bana baktı. Kirli sarı saçları gözlerini kapatacak kadar uzundu. Bronz teni parıl parıl parlıyordu.
Saçlarını geriye atarken yüzünde bir gülümseme belirdi. Ayağa kalkıp yanıma geldi.
“Sophie, seni görmek ne güzel! Evet, dün gece döndüm.” Yüzü ciddileşti. “Gerçek aileni bulmak için saatler harcadım ama hâlâ bir şey bulamadım. Umudum giderek azalıyor.”
İç çektim. Evlatlık olduğumu çok küçük yaştan beri biliyordum ama biyolojik ailemin kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bana kalırsa beni evlat edinen aile benim gerçek ailemdi.
Allan, “Ailenle konuştun mu?” diye sordu.
Başımı iki yana salladım. “Onlarla konuşacak cesareti hâlâ kendimde bulamadım. Ya benim ne olduğum hakkında hiçbir fikirleri yoksa? Ya benim canavar olduğumu düşünürlerse?”
Allan merhametli bir ifadeyle bana baktı. “Anlıyorum ama biyolojik ailen hakkında bilgi edinebilmenin tek yolunun bu olduğunu düşünüyorum.”
Başımı usulca salladım. Allan masaya geri döndü. Ben de sandalyelerden birine oturup elime bir tarih kitabı aldım. Ancak kafamı veremiyordum, zihnim çok doluydu. Jake de ailemle konuşmam için beni ikna etmeye çalışmıştı ama yapamamıştım. Çok korkuyordum.
Kitaba odaklanamadığımı kabullenip kapağını kapatarak ayağa kalktım. Kütüphaneden çıktığımda biraz üzgün hissediyordum.
Odamıza geri dönüp yatağa kıvrıldım. Birkaç dakika sonra birinin içeri girdiğini duydum. Jake gelmişti. Hiçbir şey söylemeden yanıma uzanıp arkamdan sarıldı. Kokusu bile beni sakinleştirmeye yetiyordu.
“Canını sıkan nedir?” diye fısıldadı.
Kollarından ayrılmadan arkamı dönüp gözlerinin içine baktım. “Allan’la konuştum. Biyolojik ailem hakkında hiçbir şey bulamadığını söyledi. O yüzden ailemle konuşmamı istiyor.”
“Sen ne karar verirsen ver, ben her zaman arkandayım. Bunu biliyorsun, Sophie.”
Hafifçe gülümseyip, “Biliyorum,” dedim. İç geçirdim. “Sanırım ailemle konuşmanın vakti geldi.”
Telefonumu elime aldım. Kulağıma götürür götürmez midem bulanmaya başladı. Birkaç kez çaldıktan sonra annem telefonu açtı.
Annem telefonu açar açmaz, “Sophie! Aramana çok sevindim. Nasılsın? Sevgili erkek arkadaşın nasıl?” dedi. Sesi mutlu geliyordu.
Aileme Jake’ten bahsetmiştim. Elbette tüm detayları söylememiştim. Onların gözünde o benim erkek arkadaşımdı ama bizim dünyamızda onunla evli gibi bir şeydik.
“Selam, anne. Jake de ben de iyiyiz, teşekkür ederiz. Sen nasılsın? Babam nasıl?”
Annem babamla birlikte yaptıkları eften püften şeylerden bahsetmeye başladı. Onu duyuyordum ama söylediklerine odaklanamıyordum.
Sözünü kesmek için, “Anne,” dedim. “Sizinle konuşmam lazım.”
Annem bir anlık sessizliğin ardından, “Ne konuda, tatlım?” diye sordu. Sesinde hafif bir tedirginlik sezdim.
Derin bir nefes alıp konuştum. “Biyolojik ailemi arıyorum.”
Yine bir an sessizlik oldu.
“Sophie, yakında gelebilir misin? Bunu telefonda konuşmak istemiyoruz.”
Annem biraz üzülmüş gibime gelmişti. Ama daha da önemlisi; bir şey biliyor gibiydi. Kalbim hızla çarpmaya başladı. Heyecan, korku, merak, endişe gibi bir sürü farklı duyguyu aynı anda yaşıyordum.
“Ah, olur. Bu hafta sonu gelebilir miyiz?”
Annem şaşkın bir şekilde, “‘Gelebilir miyiz’ mi?” diye sordu.
Kahretsin! Bir an için her şeyi bilmediklerini unutmuştum. “Evet, Jake’i de getirmek istiyorum,” diye cevap verdim.
Bir an için tereddüt etse de, “Ah, tamam. Olur tabii,” dedi.
Kelimelerini dikkatli seçiyordu, ben de öyle yapıyordum.
“Babama selam söyle. Yakında görüşürüz o zaman.”
Telefonu kapattık. Jake bana gülümsedi. Elbette her şeyi duymuştu.
“Her şey yoluna girecek, aşkım,” dedi.
Öyle olmasını umuyordum. Kendimi konuşmaya hazırlamak için hâlâ birkaç günüm vardı.

Discover Galatea

Altımızdaki BuzÇelik YolEşimin Tutsağıyım: Kayıp KraliçeKışın LanetiKirli Yalanlar

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

The Best📚

by emlcrk

69 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

İyiydi

by Elf

63 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

Beğendiklerimden

by Hygge

28 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

Okunan Kitaplar

by mallof65

86 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

66 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

175 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

Pelto’s list

by Pelto

33 kitap

Okumayı Planladığım

by Marmaletta

52 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap