Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Çarpık Zihinler Kitap 2

Çarpık Zihinler Kitap 2

Yazar
Cassandra Rock
Okur
16.1K
Bölüm
46
Yazar
Cassandra Rock
Okur
16.1K
Bölüm
46
🕵️‍♂️Gizem ve Gerilim🖤Karanlık💍Görücü Usulü Evlilik🎭Dram🏍️Serseriler💪🏻Muhafız😊Temiz🔫Mafya

Hapisten yeni çıkan Luca Marchesi, Chicago'da hem suç dolu hayatına hem de gergin aile ilişkilerine geri döner. Babası, nişanlısı ve ikiz kız kardeşiyle olan zorlu ilişkilerini yönetmeye çalışırken, kendi karanlık geçmişiyle boğuşan bir garson olan Caroline'a kapılır. Aralarındaki bağ giderek güçlenir, ama Luca'nın tehlikeli dünyası onları birbirinden koparmakla tehdit eder. Sırlar, ihanetler ve ufukta beliren görücü usulü bir evlilikle Luca, Caroline'ı korumak ve ailesinin beklentilerine karşı gelmek için ne kadar ileri gidebileceğine karar vermek zorunda kalır.

Bölüm 1

İkinci Kitap: Dâhi

LUCA

"Luca Marchesi," diye seslendi gardiyan, hücre bloğuna girerken. Kırklı yaşların ortasında, elinde bir evrakla bana doğru yürüyen tombul adama bakmak için okuduğum gazeteden başımı kaldırdım.
"Cezan düşürüldü, serbestsin."
İnanılır gibi değil! Dört yıl hapis cezası aldığımı biliyordu, değil mi? Neden bu aptallar beni sadece altı buçuk ay sonra serbest bıraksınlar ki?
Gardiyan bana doğru yaklaşırken ayağa kalktım ve tek kaşımı kaldırdım. "Öyle mi?"
"Maalesef," diye cevap verdi kısaca. "Görünüşe göre şansın yaver gitti."
Gözlerinin içine bakarken gardiyana pis pis sırıttım. "Ben her zaman şanslıyımdır."
Bu çoğunlukla doğruydu. Bir Acerbi olarak, hayatım boyunca zor durumlardan paçayı yırtmıştım.
Mafya üyesi olduğumu saklamak için farklı bir isim kullansam da soyadımın getirdiği avantajlardan hâlâ zevk alıyordum.
Gardiyan, serbest bırakılmadan önce doldurmam gereken evraklar olduğunu söylemişti. Hâlâ neden beni serbest bırakmaya karar verdiklerinden emin değildim.
Daha sekiz ay önce kalabalık bir barda, birinin boğazına kırık bir bira şişesi saplamıştım.
Tabii ki de, adam ağır yaraları sebebiyle ölmüştü ama genellikle, birini bıçakladığınızda olmasını istediğiniz şey budur.
Evrak işlerini hallettikten sonra umursamaz bir şekilde, "Sizinle iş yapmak bir zevkti beyler. Bir gün tekrar görüşeceğimize eminim," dedim bana bakan memurlara sırıtarak.
Dışarıya çıktığımda babamı görünce her şey netleşmeye başlamıştı, cipe yaslamış beni bekliyordu. Elbette, geçen yıl neler yaptığımı görmek için ta İspanya'ya kadar uçmuştu.
Ailemin yanında olmanın getirdiği saçmalıklardan kurtulmak için on bir ay önce, süresiz olarak Şikago'dan ayrılmıştım.
Kontrolcü babam, saf kız kardeşim ve hepsinden öte, evlenmekten başka seçeneğim olmayan yapışkan nişanlım…
Annem bu grubun içindeki en az sinir bozucu olan kişiydi ama kendini geliştirmesi gereken yanları da yok değildi.
"Marchesi, öyle mi? Artık Acerbi olmaktan gurur duymuyor musun?" diye sordu babam, ben cipe yaklaşırken.
Kendini beğenmiş herif.
"Sen bir mafya babasısın. Dünyanın her yerinde, oğlunu takip etmekten daha önemli işlerin olduğunu sanıyordum. Yaşlanınca hayatın böyle mi oluyor?" diye hırladım.
Onun varlığından ve bana hükmetmeye çalışmasından hoşlanmıyordum. Böyle bir şey olamazdı. Kimse bana hükmedemezdi, özellikle de babam.
Dişlerinin arasından konuşurken gözlerindeki öfkeyi görebiliyordum, "Arabaya bin Luca. Şikago'ya geri dönüyoruz. Alessandro, senin güvenilir biri olup olmadığına dair endişelerini dile getirdi ve bunun için onu suçlayamam."
"Kızı, nişanlısının nerede olduğundan bihaber, evde oturuyor. Sense İspanya'da seri katillik peşindesin."
Cipe binip beyaz tişörtümü düzeltirken, "Ben olsam buna seri katillik demezdim," dedim. Ne yazık ki hapishanede bağcıklı her şey yasaktı, o yüzden şu anda daha rahat bir şeyler giyiniyor olmayı tercih ederdim.
Babam cipe bindi ve motoru çalıştırmadan önce kapısını çarparak kapattı. "Bu tavırların yetti artık."
"Sofia on yedi yaşında. Yakında kendini ona adayacaksın ve eğer bu işi batırırsan hepimizi öldürtebilirsin."
"Yemin ederim, sen sağırsın. Sana, o kızla evlenmeyeceğimi milyon kez söyledim, beni duymuyor musun?"
Önümdeki torpido gözüne yumruk attım. "Ben tek bir kızla takılacak bir adam değilim. Birine bağlanmaktan ya da birinin benim sorumluluğumda olmasından hoşlanmıyorum, özellikle de Sofia Rom…"
Sofia'nın adını duyar duymaz babam boğazıma yapıştı, yüzü öfkeden kıpkırmızı olmuştu.
"Benimle saygılı konuş yoksa boğazına kırık bira şişesi saplanan kişi sen olacaksın."
Gülmemeye çalışıyordum ama saniyeler içinde nefesim kesilmişti. Yine de korkmuyordum. Babamın yapabileceği en kötü şey beni öldürmek olurdu. Bu da zaten eninde sonunda olacaktı.
Elini boğazımdan çektikten sonra gaz pedalına asılınca araba sarsıldı.
Bu adam beni çok şaşırtıyordu ama en azından eğlenceli biriydi. Beni yetiştirirken anneme hiçbir söz hakkı tanımamıştı ve şimdi de yarattığı canavar hoşuna gitmiyordu.
Pekâlâ, onun için üzgünüm ama benim de tek bildiğim şey buydu.
***
Hızlı bir şekilde, jetle Şikago'ya geri dönmüştük. 'Evimdeki' ilk sabah oldukça nostaljikti.
Bu odanın her köşesi çocukluğumdan anılarla doluydu, çoğunlukla da kötü anılarımla. Duvarları bordoya boyamaktan tutun, odayı tamamen yeni mobilyalarla yeniden dekore etmeye kadar buranın farklı görünmesini sağlamak için yıllarımı harcamıştım.
Ama babamın boğazıma yapıştığı ya da suratıma tokat attığına dair anılar ne olursa olsun silinmiyordu.
Koyu renkli duvarlar odayı yeteri kadar karanlık gösteriyordu ve perdelerim de kapalı olduğu için oda neredeyse zifiri karanlıktı, tam da sevdiğim gibi.
Yatak odamın kapısının çalınması son derece rahatsız edici olan bu anımı bölmüştü. Ben daha cevap vermeden kapı gıcırdayarak açıldı ve ardından annemin sesi duyuldu. "Luca, tatlım. Gelebilir miyim?"
"Artık sormanın bir anlamı var mı?"
Annem hiçbir şey söylemedi ama kapı tamamen açıldığında yüzündeki üzüntüyü görebiliyordum. "Özür dilerim, seni göreceğim için çok heyecanlandım."
Yavaşça iç çekerek yatakta doğruldum ve anneme hafifçe gülümsemeye çalıştım. "Sadece yorgunum... İçeriye gel. Arayı kapatalım."
Onu içeriye davet ettiğim için rahatlamış ve neredeyse heyecanlı görünüyordu. Odaya doğru adım attıktan sonra arkasından kapıyı kapattı ve yatağımın yanında durdu.
"İspanya nasıldı? Kafanı dinleyebildin mi?"
"Sevgili babam gelene kadar evet."
Annemin gözleri kolumdaki yeni mürekkep izine doğru kaydı. Bir haftadan kısa bir süre önce yeni bir dövme yaptırmıştım. "Daha fazla dövme mi? Babana çok benziyorsun, biliyor musun?"
"Ondan çok daha yakışıklı olduğumu düşünmek isterdim," dedim dalga geçerek. Ama annemin beni onunla karşılaştırmasından gerçekten nefret ediyordum.
O adam benim yarım bile olamazdı. Ben bir durumla karşı karşıya kaldığımda bununla burun buruna çatışırken babam adamlarının arkasına saklanıyordu.
"Çok yakışıklısın Luca. Bunu benim söylememe ihtiyacın yok. Hadi İspanya'dan bahsedelim. Baban farklı bir isimle tutuklandığını söyledi."
"Bak, anne. Burada kibar olmaya çalışıyorum, tamam mı? Ama ne sana ne de bir başkasına hesap vermem, sana da bir açıklama borçlu değilim. Bu yüzden bu sohbeti kısa keselim ve ikimiz de kendi işimize bakalım, olur mu?"
Sabırlı davrandığım biri varsa o da annemdi. Her şeye karşı o kadar öfkeliydim ki, zaman zaman bunu denemesine rağmen annem bile aklımı başıma toplamama yardımcı olamıyordu.
İçimde, bazı insanlara karşı herhangi bir duygu besleyememe neden olan bir şey vardı.
Annemin yüzündeki acı çok açıktı ama umurumda değil. Bu, babamın ona yaptığı şeylerden daha kötü değildi.
Zorla gülümsemeye çalışarak kapıya doğru adım attı. "Marketten birkaç şey alacağım. Bir şeye ihtiyacın var mı?"
Hiçbir şey demeden sadece hayır anlamında başımı salladıktan sonra annem odadan çıktı. İnsanların bana kendimi suçluymuşum gibi hissettirmesine izin vermeyecektim çünkü işime burunlarını sokuyorlardı.
Yataktan kalktım, takım elbiselerim bıraktığım gibi hâlâ dolapta duruyordu ama takım elbise yerine üzerime siyah kot pantolon ve beyaz bir tişört geçirdim.
Mafya ailesi olarak, herkesten farklı görünmemiz gerekiyordu ama yedi yirmi dört takım elbiseyle dolaşmanın farklı bir tarafı yoktu. Eğer takım elbise giymenin bir olayı varsa, o da sadece dikkat çekmek için yalvarmaktı.
Kapımı iterek açtığımda odanın karşı tarafından gelen ikiz kardeşimin iğrenç kıkırdamalarının sesini duydum. Bu kız hâlâ çocuk gibiydi.
Bir yanım şehre döndüğümden haberi olup olmadığını merak ediyordu. Beni gördüğüne çok sevineceğine emindim. Kız kardeşimi son gördüğümde boğazına bıçak dayayıp onu duvara yapıştırmıştım.
Uzun bir süredir sinirlerimi bozuyordu. En son babama, Sofia'yla olan ilişkim hakkında bildiği her şeyi anlatmaya başladığında onu biraz korkutmak zorunda kalmıştım.
Eğer sevgili annem araya girmeseydi, boğazında, benim işime karışmaması gerektiğini ona hatırlatacak küçük bir yara izi bırakabilirdim ama şanslıydı.
Ariella tam bir kaltaktı. Anne ve babasına yanlış yapamayan küçük prenses… Bırakın ikizi olmayı, erkek kardeşi olmak bile yeterince aşağılayıcıydı. Hiçbir şekilde birbirimize benzemiyorduk.
Bugün onu rahatsız etmemeye karar verdim, şu anda değil. Büyük merdivenlerden aşağıya inmeye başladım. Aşağıda beni bekleyen Sofia'yı gördüğümde gözlerimi devirmeme engel olamamıştım.
Yemin ederim, bu hiç istemeyeceğim bir eve hoş geldin partisine dönüşüyordu. Elbette, babam Alessandro ve Sofia'ya döndüğümü söyleyecekti.
"Luca," dedi Sofia, ben en alt basamağa yaklaşırken gülümsüyordu, "Babam geri döndüğünü söyledi. Kayıp nişanlımın gerçekten geri dönüp dönmediğini kendi gözlerimle görmek istedim."
"İspanya nasıldı? Birkaç ay önce sana sürpriz yapmak için oraya geldim ama izini sürmek imkânsızdı."
"Bilirsin, hayatım. Genellikle, birinin bulunması imkânsız olduğunda, bu o kişinin bulunmak istemediği anlamına gelir." Bu kadar saf olması beni rahatsız ediyordu. "Bu sana benden bir ipucu olsun ve kahrolası kafana sok ki…"
Ofisinden çıkarak, "Luca," diye sözümü kesti babam. Dudakları ince bir çizgi halindeydi ve gözleri az önce duyduklarından hoşlanmadığını söylüyordu.
Peki bu benim umurumda mıydı? Kesinlikle hayır.
Bize doğru yürürken Sofia'ya gülümsedi. "Seni görmek çok güzel Sofia. Az önce babanla konuşuyordum. Luca'yı görmek için uğrayacağını söyledi."
"Sizi görmek de çok güzel, Bay Acerbi. Luca yokken onu çok özledim bu yüzden arayı kapatmayı umuyordum."
"Meşgulüm," dedim hemen, Sofia umutlanmadan.
Babam ceketinin cebini karıştırıp bir kağıt çıkararak, "Nişanlına zaman ayıracaksın," dedi.
"Şehir merkezindeki yeni restorana gidin. Sahibi bana bir iyilik borçlu. Seni, Valentino Acerbi'nin gönderdiğini söyle ve gecenin tadını çıkarın. Luca uzun zamandır ortalıkta olmadığı için ikinizin konuşacak şeyleri vardır."
Bu adam sinirlerimi bozuyordu. Hayatımı yönetmeye çalışması başka bir şeydi ama asla ne bir kadını hayatıma sokma gücüne sahip olabilir ne de beni bir kadının yanında olmaya zorlayabilirdi.
Sırıtarak babama baktım. "Kendi kahrolası işine bakmaya ve kendi boktan ilişkinle uğraşmaya ne dersin? Buna benim ve Sofia'dan daha çok ihtiyacın olduğuna eminim."
Sofia burada olmasaydı babam muhtemelen kafama silah ya da boğazıma bıçak dayardı. Gözlerindeki ateşten beni ellerinin arasına almak istediği belli oluyordu.
Babamla sayısız kez birbirimize girmiştik ve bunun yakın zamanda son bulacağını da sanmıyordum.
Eğer babamın tek oğlu olmasaydım şimdiye kadar benden kurtulmuş olacağına o kadar emindim ki.
Neyse ki, onun mirasını ben devam ettirecektim ve istese de istemese de bana ihtiyacı vardı. Tek fark, onun yerini aldığımda birçok şey değişecekti.
İşe, babamın mafyadaki konumundan başlayacaktım.

Discover Galatea

Karanlıkla Dans Kitap 2Kanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek KırıkBanging the Beasts 1. Kitap: Banging the BeastsParçaları ToplamakFırtınalar ve Gölgeler 3. Kitap: Şeytanın Gölgesi

En Yeni Yayınlar

Aşk İçin SavaşÖyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve Ateşli

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

The Best📚

by emlcrk

69 kitap

Okumayı Bitirdiğim Kitaplar

by Marmaletta

48 kitap

Okudum

by urbeknt

286 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

360 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

394 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

206 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

177 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

2 books in 1 & maybe another book

by Cuddlywifey

4 kitap

Finished books Library 2

by Donna Cravens Cooper

475 kitap

Good book but 1/2 spicy 🌶️🌶️

by Chicken Momma

36 kitap

Books read and loved 2

by Lau reads n reads

226 kitap

2025 Spooky, Sexy, Scary

by Mia Mina MacDonald

6 kitap