Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for İntikam Ateşi Kitap 4

İntikam Ateşi Kitap 4

Yazar
A. K. Glandt
Okur
16,2K
Bölüm
23
Yazar
A. K. Glandt
Okur
16,2K
Bölüm
23
🐺Paranormal🌼Bakire💘Kader Eşleri🎭Dram🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler👩‍❤️‍👨Gerçek Eş🐺Lycanlar🧙‍♂️Paranormal & Fantastik😊Temiz

Yirmi yıllık bir arayışın ardından Sitka, sürüsüne geri döndüğünde dünyasının altüst olduğunu görür. Eşi Winter çoktan başka biriyle bağ kurmuştur ve sürü siyasi entrikalar ve yaklaşan bir savaşın içine sürüklenmiştir. Sitka, karmaşık duygularıyla ve sürünün artan gerilimleriyle başa çıkarken, eski ihanetlerle ve yeni tehditlerle yüzleşmek zorundadır. Orman Krallığı'ndaki huzursuzluk ve aralarındaki bir hainle birlikte, Sitka'nın dönüşü sürünün hayatta kalmasının veya çöküşünün anahtarı olabilir.

Birinci Bölüm

Kitap 4: Gecenin İçinde

Yirmi yıl boyunca tek kelime etmeden ortadan kaybolduktan sonra geri dönmüştüm. Kalenin ürkütücü yüksek duvarları cesaretimi toplayıp sınırlardan içeriye adım atmaya nasıl cüret edermişim der gibi bana bakıyordu.
Zamanım dolmadan önce bu kaleye geri dönmeyi sık sık düşünmüştüm.
Ama şehre adımımı attığım anda eşimi bulmak için son girişimimden de vazgeçeceğimi bildiğim için hep buradan uzak durmayı başarmıştım.
Bu kararı Terrin ve Syn sonunda çiftleştiğinde almaya karar vermiştim. Bu beklenmedik çiftin bir araya gelişini gördükten sonra son arayışımı planlamaya başlamıştım.
Nihayetinde alfamdan izin istemek için cesaretimi toplamam koskoca dokuz yılımı almıştı.
Belki de Hakota’dan böyle bir talepte bulunmam bile bencillikti.
Ama yine de sürümüze karşı herhangi bir tehdit olmamasına rağmen sürümüz ve geleceğimiz güvende olana kadar beklemiştim. Alfalarım aralarındaki ilişkiyi ilerletirken oğulları Kieran onların iyileşmesine yardımcı olmuştu.
Cleo ikinci kez hamile kaldığında artık ayrılmanın benim için güvenli olduğunu biliyordum.
Yine de eşimi bulma umuduyla dünyanın bir ucundan diğer ucuna yirmi yıl yürümek öyle basit bir iş değildi.
Bir beta olarak sürüme karşı sorumluluklarım vardı, ancak son yirmi yılda onları hiç ziyaret etmeden ya da onlara haber göndermeden çekip gitmiştim.
Sürümdeki üç doğumu kaçırmıştım, bunlardan ikisi alfamın çocuklarının doğumuydu, şimdiye kadar onlarla tanışmak için bile geri dönmediğim en yakın arkadaşımın çocukları.
Ayrıca sürüm yaklaşık on yıl önce oradaki isyanları bastırdıktan sonra Syn ve Terrin’in Orman Krallığı’ndan bir çocuğu evlat edindiğini de duymuştum.
Tahmin edildiği gibi Orman Krallığı’ndakiler kinlerinden vazgeçememişler, Ay’ın yenilgisiyle daha da cesaretlenmişlerdi. Dağınık bir şekilde ve tamamen öfkeyle hareket ettikleri için Hakota’nın onları ezmesi fazla zaman almamıştı.
Sadece Lycanları yok etmek gibi basit bir amaç altında birleşmişlerdi ve hâlâ kendi aralarında kimin başa geçeceği konusunda savaşıyorlardı. Sonunda, oldukça kolay bir şekilde yenilmiş, artık bir kral altında birleşmişlerdi.
Bu kral son birkaç yıl içinde Orman Krallığı’nda her şeyi değiştirmişti ve onun liderliğinde krallık daha güçlü ve daha iyi bir şeye dönüşmeye başlamıştı.
Kral yeni sürüleri Orman Krallığı içinde paylaştırmıştı.
Çağrıda bulunana kadar kendi alfalarını seçme konusunda onları serbest bırakmıştı. Bu da kralın savaş planlarıyla ilgili seçimleri kendisinin vereceği, amacının Lycanlarla savaşmaktan başka bir şey olmadığı anlamına geliyordu.
Orman Kralı’nın yeni sistemi Ormancıları memnun etmişti. Kral, Orman Krallığı’ndaki bir sürüye değil, başkente ait olan bir avuç kurt adamı kendisine almıştı.
Savaş zamanı hariç, günlük yaşamlarında hiçbir şey farklı değildi.
Ormancıların ayaklandığını ilk duyduğumda eş arayışımı askıya alarak geri dönmek istemiş, ancak kenarda beklemiştim.
Hakota’ya bir kez katıldığımda yanından bir daha ayrılmayacağımı biliyordum ama yapmam gereken bir şey vardı.
Kendim için yapmam gereken bir şey.
Bu yüzden alfalarımın betaya ihtiyaç duyma ihtimaline karşı gözlerden uzakta beklemiştim. Ama sonunda, Hakota ve Cleo’nun benim yardımıma ihtiyaç duymadan bu işi halletmiş olmalarından dolayı rahatlayarak bu işin dışında kalmayı başarmıştım.
Sonunda iyileşiyorlardı, gerçek bir çift gibi davranıyorlardı. Bunu çocuklarına borçlu olabilirlerdi.
Çocuklarını tanımıyordum.
Resmen sürümün nüfusu iki katına çıkmıştı ve ben, beta, sürüdekilerin yarısını bile tanımıyordum.
Bıraktığım yavruların hepsi büyümüştü. İkizler Sasha ve Cahtta artık otuz yaşını aşmışlardı ve hatta biri çiftleşmişti. İnnoko ve Roshan’ın ilk yavrusu Yana da otuz yaşını aşacaktı ve o da çiftleşmişti.
Sonra Kieran vardı. Sürümüzün varisi, alfalarımın ilk doğan oğlu, sahip oldukları üç çocuktan tanıdığım tek çocuktu.
Dünyanın neresinde olursam olayım, Lycan sürüsü hakkındaki her türlü dedikodu kulağıma geliyordu.
Çoğu zaman yirmi yılım dolmadan geri dönmeyi çok istedim ama yine de döndüğüm an bir daha asla ayrılamayacağıma dair içimdeki o rahatsız edici his beni geri tuttu.
Eşimin yaşamadığını ve başka biriyle çiftleşmediğini öğrenmek için bu yirmi yıla ihtiyacım vardı.
Ama bu yirmi yılın karşılığında, var olmayan bir aileyi ararken kendi sürümde, sahip olduğum ailede çok şey kaçırmıştım.
Neyse ki Roshan ve İnnoko’nun ikinci kızları Nahta ile Denahi ve Keni’nin çocukları İris’in doğumuna tanıklık edecek kadar uzun süre orada kalmıştım. İkizlerin aynı eşe sahip olması şaşırtıcı değildi.
Bu yaygın olmamakla birlikte, bazen ikizler bir ruhu paylaşırdı. Bu nedenle ruhlarını tamamlamak için tek bir eşleri olmaları gerekebilirdi.
Flicka adındaki eşlerini bulduklarında orijinal sürümüzden geriye kalan son eşleşmemiş Lycan artık bendim. Ve bununla birlikte artık bende film kopmuştu.
Bu yirmi yıl benim son umudumdu ama elim boş dönmüştüm.
Ruhum paramparça olmuş, eşimi bulacağıma dair inancım kaybolmuştu. Asla bir eş bulamayacağımı kabul etmek zorunda kalmıştım.
Tanrıça bir nedenden dolayı beni hiçe saymıştı ve hiçbir özlemim ya da hayal kırıklığım onu bana bir eş hediye etmeye zorlayamazdı.
Sahip olduğum ailemle mutlu olmayı, sürü üyelerimin mutluluğunu kıskanmamayı, sürümün çocukları eşlerini bulduğunda ve ben yalnız kaldığımda öfkelenmemeyi öğrenmem gerekecekti.
Tek başıma.
Belki de eşimi geride bırakmanın, başka bir yerde bir eş aramanın, her şeyi güçlendirecek bir bağ olmadan âşık olmanın zamanı gelmişti.
Ama işaretim bir kurt adamı Lycan’a dönüştürmezdi. Bu sadece eşimde işe yarardı.
Yani eğer eşim olmayan birine âşık olursam onun yaşlanmasını ve beni yine yalnız bırakarak ölmesini izlemek zorunda kalacaktım.
Bu, her şeyi tamamen unutmaktan daha kötü görünüyordu.
Ancak, şimdi bunu düşünmenin zamanı değildi.
Bunu Fate’in ellerine bırakmıştım, belki de Lune’un yapmadığı bir şeyi Fate benim için yapardı.
Kurt adamların Lune’dan ve tesadüfen onun çocukları olan Lycanlardan neden nefret ettiğini anlamaya başlamıştım.
Tanrıça gerçekten taş kalpli bir orospuydu.
Acı çekiyordum. Her şeyin bu kadar adaletsiz olmasına çok kızgın ve üzgündüm.
Ben ki sürüme hizmet etmekten başka bir şey yapmamıştım. Alfamın yanında durmuş, kardeşlerim katledilirken, ailem Lycan Savaşları’nda kaybolurken yoluma devam etmek zorunda kalmıştım.
Son yüzyılı Hakota ile birlikte dolaşarak, türümüzün kalan son üyelerini toplayarak ve onları kurtardığımızda gördükleri acımasız muameleye tanıklık ederek geçirmiştim.
Mutlu olmayı hak ediyorduk.
Herkes mutluydu da.
Mutsuz olan sadece bendim.
Hakota’ya eşini öldürmesini önerdiğim için bu benim cezam mıydı?
Alfamdan eşini çalmaya çalıştığım için Tanrıça, Hakota’nın katlanmak zorunda kalacağı şeyleri mi yaşamamı istiyordu?
Gözlerimi gökyüzüne çevirmeden önce bana dik dik bakan kale duvarlarına hüzünle güldüm.
“Kaltak,” diye seslendim Tanrıçaya. Hakota ve Cleo’nun arasının bozulması onun suçuydu. Ben sadece iyi bir beta olarak sürümü Cleo’nun peşinde getirdiği tehlikeden korumaya çalışıyordum.
Peki ya Terrin ve Syn’e ne demeli? Terrin, Syn ile aralarında bir bağ olduğu konusunda hıyarlık etmiş ve o dişiyle takılarak Syn ile oynamıştı. Bunun sonu neredeyse bir ölümle sonuçlanacaktı.
Ama yine de sonunda mutlu sona ulaşmışlardı.
Peki ben neden ulaşamamıştım?
Kalenin duvarlarına baktım. Mutlu olacaktım. Lune’un canına okuyacak, ona bir eşim olmadan da mutlu olabileceğimi kanıtlayacaktım.
Sürümün mutlu olması benim için yeterliydi.
Bu saçma motivasyon girişimim karşısında, “Ne komik ama,” diye mırıldandım.
Derin bir nefes aldım.
Bir noktada bunu geride bırakmam gerekecekti ve sürüme yeniden katılmak muhtemelen başlamak için iyi bir yerdi.

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Beğendiklerimden

by Hygge

28 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

💅🏻

by Aze

24 kitap

Efsane

by Erkenci_sincap

19 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

Okumayı Planladığım

by Marmaletta

52 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

66 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

175 kitap

Pelto’s list

by Pelto

33 kitap

Okunanlar

by hurtful_cow

77 kitap

Discover Galatea

Reed'in Seks AkademisiTekinsiz AlevlerÖlümsüz ŞafakDünyanın SonundaCEO'nun Mükemmel Teklifi

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık