Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for İşler Tersine Dönünce Kitap 2

İşler Tersine Dönünce Kitap 2

Yazar
Ivana Vanessa Jameson
Okur
16.3K
Bölüm
42
Yazar
Ivana Vanessa Jameson
Okur
16.3K
Bölüm
42
🐺Paranormal🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler🙅İsteksiz Eş🎭Dram👩‍❤️‍👨Gerçek Eş💘Kader Eşleri🧙‍♂️Paranormal & Fantastik💪🏻Alfa Erkekler👑Kraliyet ve Aristokratlar😊Temiz🔒Zorla yakınlık

İnsanların ve doğaüstü varlıkların kırılgan bir dengede bir arada yaşadığı bir dünyada Lucy ve arkadaşları, hayatta kalmak için ölümcül bir mücadelenin içinde bulur kendilerini. Tehlikeli canavarlarla, banshee'lerle ve kurt adamlarla dolu bir arazide yol alırken hayatta kalabilmek için zekâlarına ve birbirlerine güvenmek zorundadırlar. Lucy, soyu hakkında şok edici gerçekleri ve karşı karşıya oldukları tehditlerin gerçek doğasını öğrendiğinde, hem insanların hem de doğaüstü varlıkların kaderini sonsuza dek değiştirebilecek zor kararlar vermek zorunda kalır.

Bölüm 1

Kitap 2: Yeni Bir Çağ

LUCY

Amara koluma sert bir tokat atıp, “Öyle değil, Lucy!” diye bağırdı. İnleyip yayımı daha sıkı tuttum, sinirlenmiştim. Amara bu dersleri verirken zaman zaman aşırıya kaçabiliyordu. Harika bir arkadaş olabilirdi ama kesinlikle sabırsız bir öğretmendi.
“Omuzlarını biraz indir. Rahatlayıp hedefine konsantre ol. Gergin olmamaya çalış. Sadece rahatlayıp kendini bırak.”
Bana söyleneni yaptım. Derin bir nefes aldıktan sonra okumun tam olarak gitmesi gereken yere gitmesini sağladım. Ok, Amara’nın atış talimi için ağaca çivilediği tavşan kafasının üzerine isabet ettiğinde gülümsedim.
“Evet!” Amara bana gülümseyip başını sallarken zafer çığlıkları attım.
Amara’yla ilk kez altı ay önce, Alexander’ın topraklarından sürgün edilmemin ardından tanışmıştım. Gidecek hiçbir yerim yoktu, eski, köhne bir kamyonda kalıyordum. Amara beni kamyonun arkasında aç, susuz, yarı baygın halde bulduğunda ölmek üzereydim.
Beni ekibine götürüp hayatımı kurtardı. Kendilerine “Gezginler” diyorlardı. Sebebi hiçbir yerde uzun süre kalmıyor olmalarıydı.
Artık ben de o ekibin bir parçasıydım, toplamda on kişiydik. Herkesi sevmeye başlamıştım, artık ailem olmuşlardı.
Geçmişi düşünmemek için kendimi zor tutuyordum. Neyse ki aynı yerde çok uzun süre kalmıyorduk. Bu durum bana iyi geliyordu, ondan gittikçe uzaklaşıyordum.
Amara bir elini omuz hizasındaki düz, kirli kahverengi saçlarının arasından geçirdi. “Çok heyecanlanma,” diye uyardı. “Bir kurdu yere sermek için en az dört mükemmel atış yapman gerekir.”
“Ah lütfen, bu işi öğreniyorum,” deyip bir ok daha fırlattım. Ok yine tavşanın kafasına isabet etti. O gözlerini devirirken sırıttım.
Trevor şakacı bir tavırla, “Merhaba hanımlar,” diye seslendi. John’la birlikte yanımıza geliyorlardı.
Yaklaşmalarını izlerken gülümsedim. Trevor yirmi altı yaşında, uzun boylu bir gençti. Küçük kardeşi John ise yirmi üç yaşındaydı. Birbirlerine hiç benzemiyorlardı.
Trevor’ın saçları neredeyse beyaz denebilecek, sapsarı bir renkteydi. Işıltılı kristal mavisi gözleriyle soluk bir teni vardı. Bazen çocuklar onunla alay edip ona vampir derlerdi.
John ise Trevor’ın tam tersiydi. Bir tutam kıvırcık siyah saçı, kahverengi gözleri, mükemmel bronzlaşmış bir teni vardı. Ayrıca Trevor’dan biraz daha kısaydı. İkisi de zayıf yapılıydı.
Tek ortak noktaları mizah anlayışlarıydı.
Amara sırıtıp, “Avlanmak için bize katılmaya mı geldin?” diye sordu.
John sivri burnunun ucunu kaşıyıp, “Tabii ki! Oyunun nasıl gidiyor Gece Meleği?” diye sorup sırıttı.
“Ah, artık iyiyim. Öğretmenim sağ olsun,” deyip gülümserken bana sırıtan Amara’yı dürttüm.
Karanlıkta yiyecek avlamakta iyi olduğumu fark ettikten sonra “Gece Meleği” lakabını almıştım. Zavallı hayvanlar onlara yaklaştığımı bile göremiyorlardı.
Trevor her zaman bunun sebebinin simsiyah saçlarımın geceye uyum sağlamama yardımcı olması olduğunu söylerdi. Ben aynı fikirde değildim, basbayağı avlanma konusunda iyiydim.
Amara, “Onu duydun. Ben en iyisiyim,” deyip gerindi.
Birden arkamda beliren Hakim alay eder gibi, “Avlanacak mısınız yoksa tüm vaktinizi kimin neyi daha iyi yaptığını tartışarak mı geçireceksiniz?” diye sordu.
Trevor, her zamanki şakacı tavrıyla, “Ah, Hakim, her zaman sorumlu olan, mantıklı olan,” diye bir şarkı tutturdu.
Hakim kızgınlığını gizlemeye bile çalışmazken hallerine gülümsedim. Tam bir anaç tavuk gibiydi. Henüz on sekiz yaşında, zeki bir çocuk olmasına rağmen her nedense tüm sorumluluğu taşıması gerektiğini düşünüyordu.
Hakim sevimli bir çocuktu. Küçük bir at kuyruğu şeklinde bağlanmış, yer yer örgülü mükemmel sarı bukleleri vardı. Uzun boylu, hafif kaslıydı. Büyüyüp bir deve dönüştüğü izlenimi veriyordu. Mükemmel, gümüş gri renkli gözleri vardı.
Yanımda Amara’yla birlikte ilerlerken, “Çocuklarım açlıktan ölmeden gidelim,” dedim.
Şakacı bir şekilde omzumu dürtüp düzeltti: “Çocuklarımız!”
Arazideki her bir ağaç ile çalının arkasına saklanıp koşarak ilerlemeye başladık. Kurt adamlara yakalanmamamız gerektiğini çok iyi biliyorduk.
Bir zamanlar büyük İngiltere’nin eteklerindeydik. Alexander’ın adamları burada olamazlardı belki ama başka tehlikeler de vardı. Her kurt farklıydı. Yine de sonuçta onlar hayvanlardı. Hayvanlar ise öldürürlerdi.
Geçtiğimiz altı ay içinde, kuduz köpekler gibi davranan, vahşi, cani kurtlar olduğu gerçeği de dahil olmak üzere çok şey öğrenmiştim. Bu tür kurtları öldürmeden önce iki kez düşünmenin bir anlamı yoktu.
“Yere yatın. Biri var!” Hakim sert bir ifadeyle fısıldayıp sağ omzumu kavradı.
Hemen yere çöküp yüzüstü uzandım. Amara da beni takip edip yere çöktü, birlikte küçük bir çalının arkasına süründük. Trevor ile John büyük bir ağacın arkasında oldukça iyi gizlenmişlerdi.
Fısıltıyla, “Ne oldu?” diye sordum.
Amara bir an için başını uzatıp baktıktan sonra yüzünde koca bir sırıtışla bana dönüp, “Bu bir kudu (iri bir antilop türü), üstelik son derece büyük,” dedi.
John bize dört parmağını gösterirken mavi gözleri heyecanla parlıyordu. Amara’yla gözlerimiz fal taşı gibi açılmıştı. “Bu gerçek olamaz,” dedim.
“Evet, gerçek olamayacak kadar iyi, özellikle de bu bölgede,” diye fısıldadı Hakim arkamdan. Sol elini iki kardeşe sallayıp beklemeleri, hareket etmemeleri için işaret verdi.
Trevor’ın gözleri büyüdü, kaşlarını çatıp, “Sen deli misin?” diye çıkıştı. Önce yayıyla okunu, sonra da kuduyu işaret etti. Avlanmak istiyordu.
Trevor bu etin bizi aylarca doyurabileceğini biliyordu. Üstelik haklıydı. Tek sorun, her şeyin gerçek olamayacak kadar iyi görünmesiydi. Hakim başını öfkeyle salladı ama Trevor çoktan yüzüstü yatmış, sürünüp hayvanlara yaklaşmaya başlamıştı.
Hakim şüpheyle, “Burada başka bir şey var,” diye mırıldandı. Yayımla okumu daha sıkı kavradım, her an kullanmaya hazırdım.
Amara birden, “Bu da ne böyle!” diye bağırdı. John kardeşinin peşinden koştu.
Çalıların arasından bakar bakmaz bakmamış olmayı diledim. Yavru bir fil büyüklüğünde, yapışkan bir yaratık birdenbire kudulardan birinin üzerine atıldı.
Yaratık daha önce gördüğüm hiçbir şeye benzemiyordu, en sert eti bile paramparça edecek kadar büyük, jilet keskinliğinde dişleri vardı. Dört ayak üzerinde koşuyordu. Sümüksü derisi tereyağı rengindeydi, derisinin üzerinde çirkin, kızgın, kırmızı damarlar belirgindi.
Hakim okunu garip yırtıcıya doğrultup, “Kahretsin!” diye haykırdı. Sanki saldırıyı hissetmiş gibi iri, kel kafasını bize doğru çevirip çığlık attı. Son derece hızlıydı, neredeyse kurt adamlar kadar hızlıydı.
Kardeşini uyarmak için dışarı çıkan John’un üzerine atlamasını dehşet içinde izledim. Bir an bile düşünmeden okumu fırlattım. Ok doğrudan kalbine saplanıp canavarı anında öldürdü.
Trevor, nefes nefese kalmış bir halde, “John!” diye haykırıp şaşkınlık içinde sırtüstü yatan kardeşinin yanına koşmaya başladı.
Çok geçmeden hepimiz koşup yanlarına gidip, “İyi misin?” diye sorduk. Amara yaralarını kontrol ediyordu.
“Lanet olası bacağım,” deyip inlediğinde bacağının kopmuş olduğunu dehşet içinde fark ettik.
Amara, “Lanet olsun!” diye haykırdı. “Daha fazlası var. Aman Tanrım!” Uzaktan başka canavarlar belirmişti, aniden kızgın çığlıklar duyuldu.
John inleyip ısrarla, “Kaçın! Beni burada bırakın,” dedi.
Onu omuzlarından tutup kaldırırken başımı salladım. Amara da kanamayı durdurmak için tişörtünü bacağına sarmaya başlarken, “Arkamızda kimseyi bırakmayız,” deyip beni onayladı.

Discover Galatea

Quincy TuzağıÇalışma Arkadaşı Bölüm 1Fısıldayan Denizler Destanı 1. Kitap: Berserker'in GeliniLycan Vârisi Kitap 2Bölgedeki Aşk 1. Kitap

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Okunan Kitaplar

by mallof65

86 kitap

The Best📚

by emlcrk

69 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

357 kitap

İyiydi

by Elf

63 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

2 books in 1 & maybe another book

by Cuddlywifey

4 kitap

Good book but 1/2 spicy 🌶️🌶️

by Chicken Momma

36 kitap

Finished books Library 2

by Donna Cravens Cooper

475 kitap

Books read and loved 2

by Lau reads n reads

226 kitap

2025 Spooky, Sexy, Scary

by Mia Mina MacDonald

6 kitap