Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikCayma hakkıYasal BilgilerAboneliği buradan iptal et
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Marcello Mafyası Serüvenleri Kitap 2

Marcello Mafyası Serüvenleri Kitap 2

Yazar
Belle Dowson
Okur
560K
Bölüm
57
Yazar
Belle Dowson
Okur
560K
Bölüm
57
😱Gerilim💪🏻Muhafız🎭Dram🏍️Serseriler🏙️Çağdaş💪🏻Alfa Erkekler💪Güçlü Kadınlar🕵️Suç ve Gizem🖤Karanlık🔫Mafya

""Ağzın seni baş belasına sokacak."" Sözleri tehdit doluydu.

Hayley, hiç etkilenmeden ellerini kalçalarına, gizli bıçağının yakınına koydu.

""Ben her zaman beladan uzak durdum.""

Sert mizaçlı barmen Hayley, kulübünün mafya patronu Luca ile yolları kesiştiğinde kıvılcımlar uçuşur. Dünyaları, tutku ve gücün ateşli bir dansında çarpışır. Ama Hayley, Luca'nın savunmalarının ötesine, yaralı kalbine bakmasına izin verebilecek mi? Ateşli bağlantıları ölümcül bir fırtınayı alevlendirecek mi?

Kelebek Lokali

İkinci Kitap

Luca, Hayley’nin ihanetiyle ilgili gerçeği öğrenince onu bulmak için ülkeyi karış karış dolaşır. Aşklarını yeniden alevlendirmeye çalışırlarken, Hayley’nin geçmiş aşkları, hayalleri, ailesi hakkında daha fazla şey öğrenir. Tüm bu gerçeklerin ortaya çıkması Luca ve Hayley’nin yanı sıra sevdiklerini de yok edebilecek bir savaşın fitilini ateşler.

Öndeyiş

Kanlı Ay ile ilgili dünyanın sonunun başlangıcı olduğu, bir felâketin yaklaştığını gösterdiği şeklinde bir söylenti vardır. Ay kızıla büründüğünde bir aşk yaşanacak demektir. Asla yaşanmaması gereken bir aşk…
Hayley’nin asla bulunmaması gerekiyor olsa da Luca onu buldu. Yine de bu, Hayley’nin gerçekten âşık olduğu tek kişiye ihanet ettiği, onu incittiği gerçeğini değiştirmedi.
Ama Luca âşık değildi. O, bir mafya adamıydı. Hayley’yi sevmiyordu. Onu sadece... Artık bunun bir önemi yoktu… Hayley bir köstebekti, bir haindi, Luca’nın gözünde ölüydü.
Yine de hayat devam ediyordu.
Kanlı Ay’ın sonun yaklaştığı, sonun başlangıcı anlamına geldiği söylenir.
Birbirlerini yeniden bulmak üzere olan Hayley ve Luca’nın da sonla yüzleşmek için başlangıca dönmeleri gerekiyordu.
Ay kızıla döndüğünde üzerine kan sıçramış demekti. Luca ellerini kana bulamaktan korkmuyordu. Ailesi için her şeyi yapardı. Hayley için de…
Çok erken yaşanmış bir aşk asla yaşanmamış olması gereken bir aşk demekti...
Bir kalp kırılacak, bir aşk ölecek ve bir fedakârlık yapılması gerekecekti...
ALTI AY SONRA

HAYLEY

Hayley New York’un insanlarını, kalabalığını, hızlı temposunu düşünmemeye çalıştı. Orası sadece başka bir kaçış yeriydi. Bir saklanma yeriydi…
Hayley son altı ayını New York’ta bıraktığı hayatı unutmaya çalışarak geçirmişti.
Nic ya da Frankie tarafından ilaç verildikten sonra uyandığı anları hatırladıkça ürperiyordu. Luca’nın son notunu, tüyler ürpertici tehdidini okurken boynunda hissettiği acıyı dün gibi hatırlıyordu.
Luca Hayley’ye gitmesi ve bir daha asla dönmemesi için iki gün vermişti. Dönerse onu öldürecekti.
Hayley eşyalarını alelacele toplayışını, Ben bavullarını taşımasına yardım ederken Ava’nın tavsiyelerde bulunuşunu düşününce darmadağın oldu.
Siobhan ile New York’a gitmesinin sebebi saklanmaktı. Peki, dünyanın en iyi şehrinden saklanmanız gerektiğinde nereye giderdiniz?
En iyi seçenek tabii ki Günah Şehri olarak bilinen Las Vegas’tı.
Las Vegas New York’tan çok farklıydı. Oradaki yeraltı dünyası o kadar gizli saklı değildi. Sahte kimlikle gezen çaresiz bir kaçaksanız iş bulmak da kolay değildi ama Hayley bunu da başardı.
Kelebek Lokali kulüplerle kumarhanelerin tam ortasına konuşlanmış bir burlesk salonuydu. Hayley ilk başta barmen ya da temizlikçi olarak iş bulmayı denese de başaramamıştı.
Tek seçeneği Kelebek Lokali idi ama sorun şu ki bu lokalin bir garsona ya da kadın barmene ihtiyacı yoktu. Hayır, lokalin sahibi Shaun Pierce’ın dansçıya ihtiyacı vardı.
“Dans edebilir misin?”
Hayley Shaun’un küçük ofisinde söylediği sözleri hatırladı.
“Şey, biraz balo dansı…”
Shaun bitirmesine izin vermedi.
“Maisie’yi bul. Sana işi o öğretecek. Yarın akşam başlıyorsun.”
Hayley sadece kafa salladı. İş işti.
Bu gece açılış yapan Kelebek Lokali’nin sadece sekiz burlesk dansçısı vardı ve Hayley istese de istemese de onlardan biri olacaktı. Dansçıların hepsi kendilerine has kişilikleri olan seçkin kadınlardı.
Hayley ile diğer yedi kız arasındaki tek fark, kızların gecede bir kez en yüksek teklifi verene pazarlanacak olmalarıydı.
Shaun Hayley’nin bunu yapmasına gerek kalmayacağı konusunda onunla hemfikirdi. Hayley’nin herkesin arzuladığı ama sahip olamadığı dansçı olması fikri hoşuna gitmişti.
Sekiz kız da o geceki ortak açılış için hazırlanıyorlardı. Hayley giydiği seksi, deri pantolonla deri büstiyeri düzeltti.
İlk dans Rihanna’nın “S&M” şarkısı eşliğinde yapılacağı için tüm kızlar dominatriks esintili kıyafetler giymişti. Hayley kimliğini gizleyen tek şey olan siyah peruğunu karıştırdı.
Maisie adındaki çilek sarısı saçlı kız Hayley’nin yanındaki tuvalet masasından kalkarken gülümseyerek, “Gösteri zamanı!” dedi.
Hayley son bir kez aynaya bakıp diğer kızların peşinden sahneye gitti.
Kelebek dansçısı olmak başlarda zordu. Hayley sahnede olmayı bir türlü hazmedemiyordu. Hele soyunmak başlarda korkunç geliyordu ama burada tamamen soyunmak yerine sadece seyirciyi kışkırtma vardı.
Hayley altı ay sonunda buna da alışmıştı. Artık rahattı.
Gösteri sona erdiğinde bir sonraki dans için üstünü değiştirmeye gitti. Kulise girdiğinde bu lokalde bulduğu her şey için şükretti.
Luca’dan uzaklaşmak kolay olmasa da hiç olmazsa canını bağışladığı için şanslıydı. Luca istese onu gözünü kırpmadan öldürebilirdi ve öldürmeliydi de...
Tabii ki Ben’i, Ava’yı, Siobhan’ı özlüyordu ama en büyük hasreti Luca’ya duyuyordu. Hâlâ onu hayal edip onu istiyor olsa da onun kendisini istemediğini biliyordu.

LUCA

Luca Danny’nin bacağına golf sopası ile sert bir vuruş yaparken iç çekerek, “Yanlış cevap, Danny,” dedi.
Adam acıyla inledi. Luca Danny’nin itiraf etmesini istiyordu. Böylece kafasına bir kurşun sıkıp bu işkenceyi sona erdirebilecekti.
Danny dişlerini sıkarak, “Borroni’nin nasıl öğrendiğini bilmiyorum,” diye tısladı.
Luca derin bir nefes alıp omuz silken Frankie’ye baktı.
“O zaman işimize yaramazsın. Üzgünüm, eski dostum.”
Luca Danny’nin yüzünde öleceğini anlayan adamların yüzünde beliren o dehşet ifadesini gördü. Danny’yi direkt başından vuran Frankie’ye ciddi bir ifadeyle kafa sallayıp bir sigara yaktı.
Frankie telefonunu kulağına götürüp, “Temizlemeleri için Dominic ile Ricardo’yu çağıracağım,” deyip ikiliden birini aradı. Üç aydır Danny’nin muhbir olup olmadığını anlamaya çalıştıkları için o da en az Luca kadar kızgındı.
Belki de yanılıyorlardı ve Luca yanılmaktan nefret ederdi. Frankie, patronunun koridora çıkıp Nic’in onları monitörlerden izlediği kamera sistem odasına gidişini izledi.
Nic öfkeli kuzeni Luca’ya bakarak, “Niente?” dedi.
Luca birinin başını gövdesinden ayırmak, birilerini öldürmek istiyordu. Sandalyesinde doğrulan Nic’e baktı.
Bir iç çekip yanındaki sandalyeye oturduktan sonra takım elbisesinin ceketinin cebinden bir puro çıkarıp ağzına götürdü. “Neyi kaçırıyoruz?”
Sonra Danny’nin cesedinin bulunduğu odayı gösteren monitöre baktı. Frankie temizlik için gereken şeyleri topluyordu. Kısa bir süre sonra Ric ve Dom da içeri girdiler.
Nic kendi purosunu yakarken purosundan uzun, yavaş nefesler çeken kuzenini izledi.
Hayley’nin gittiği gün eski Luca geri dönmüştü. Kendini aileye karışmaya, eski hareketli hayatına dönmeye zorlamıştı. Asla itiraf etmeyecek olsa da Hayley’yi çok özlüyordu ve ne yazık ki içinde biriktirdiği acıyla sadece Luca değil hepsi yüzleşmek zorundaydı.
Frankie duman altı olmuş odaya girerken iç çekti.
Monitörden Ric ve Dom’un Danny’yi parçalara ayırmasını izleyen patronuna bakarak, “Şimdi ne olacak?” diye sordu.
Luca, “Gidip bir içki içelim,” diye cevap verdi. Bugünlerde her durumda aynı cevabı veriyordu.
Nic ile Frankie birbirlerine bakıp omuz silktiler. Patronlarının yaptıklarını sorgulamamaları gerektiğini herkesten daha iyi biliyorlardı.

HAYLEY

Hayley gecenin son dansını yapmış, Maisie çoktan evine gitmiş ve diğer birkaç kızın da sadece bir dansları kalmıştı.
Peruğunu çıkarıp kahverengi saçlarını salan Hayley şimdi de makyajını çıkarıyordu.
Soyunma odasının kapısının açıldığını duyduğunda, aynada kendi yarattığı bu hayatı çekilmez kılan kişiyi, yani patronu Shaun Pierce’ı gördü.
Pierce ellerini Hayley’nin omuzlarına koyup kulağına sokularak, “Merhaba, güzelim,” diye mırıldandı.
Üstüne açık pembe, askılı bir kamisol gecelik altına da ona uygun bir iç çamaşırı giymiş Hayley aynadan patronuna baktı.
Shaun yavaşça boynunu öptüğünde ürperdi. Shaun Hayley’nin tedirgin ürpertisini olumlu bir şey olarak algıladı.
Patronunu bir an önce başından atmak isteyen Hayley hafif çapkın bir sesle, “Yardımcı olabilir miyim, patron?” diye sordu.
Dalga geçer gibi davranmak zorundaydı. Shaun Hayley için ne kadar itici olduğunu bilseydi muhtemelen işten atardı.
Yine de Hayley’nin omuzlarına tekrar dokunup dudaklarını kulağına dayadı. Hayley patronunun nefesindeki sigara ve bira karışımı kokuyu alabiliyordu.
“Bir arkadaşım seni özel olarak istiyor.”
Hayley’nin gözleri korkudan fal taşı gibi açılırken Shaun kıkırdadı. Bu, Hayley’yi direkt istediği noktaya götürmesini sağlayacaktı.
Hayley aynadan patronuna bakarak, “Ama bana söz vermiştiniz,” diye itiraz etti.
Shaun tekrar konuşmaya başlamadan önce başını sallayıp burnuyla Hayley’nin kulağını okşadı.
“Merak etme, meleğim. Ona müsait olmadığını söyledim,” deyip saçlarını yana attı. Hayley’nin gecesinin bittiğinin farkındaydı. Bu güzelliği tatmak için uzun zamandır bekliyordu.
Patronunun kendisine sokuldukça sertleştiğini hisseden Hayley’nin midesi bulandı.
Ama Shaun ısrarcıydı. “Gel,” deyip elinden tutarak ofisine götürdü.
Shaun çirkin bir adam değildi. Aksine oldukça yakışıklıydı. Ama Hayley hazır değildi. Aklı hâlâ New York’ta bıraktığı adamdaydı. Kalbini kırdığı, incitmeye çalıştığı adamda…
Patronu tarafından kucaklanıp ofis masasının üzerine yerleştirilirken, “Shaun,” diye fısıldadı.
Shaun dudaklarına kısa, özensiz bir öpücük kondurdu.
Hayley’nin nasıl bir tepki vereceği konusunda hiçbir fikri yoktu. Hayley kendini bir anda masanın üzerine yatırılmış bulduğunda bu sefer daha sert bir sesle, “Shaun, lütfen dur!” dedi.
Shaun, “Şş, Hayley. Bu, seni özel seanslardan uzak tutmak için,” diye cevap verdi. Hayley’nin ona borçlu olduğunu düşünüyordu bu yüzden bileklerinden kavrayıp öpmeye başladı.
Öpme şekli sert, bileklerini tutma şekli acı vericiydi.
Hayley’nin kapıdan bir kahraman gibi girip onu kurtaracak parlak zırhlı bir şövalyesi olmadığı için kendini korumak zorundaydı.
Patronunun sertleşmiş organına diziyle sert bir tekme atarken, “Shaun!” diye bağırdı. Acıdan iki büklüm olmasını fırsat bilip yere düşürürken, “Sana dur dedim!” diye haykırdı.
Hayley Shaun sürünerek masaya gidip ayağa kalkmaya çalışırken güçlü durmaya devam etti. Aslında kaçması gerekirdi ama kaçmadı. Ondan korkmuyordu. Hayatı boyunca pek çok mafya adamı görmüştü. Shaun Pierce onların yanında bir hiçti.
“Patronum olabilirsin ama seninle yatmayacağım! Bunu yapmayacağım!”
Hayley’nin hâlâ kendine saygısı vardı. Ayrıca patronuyla yatmayacağına dair yeni bir kuralı da... Bu, kalp kırıklığından başka bir şey yaratmazdı.
Artık hissizleşmiş penisinin verdiği acıdan yüzünü buruşturan Shaun gözlerini Hayley’den ayırmadan, “Biliyor musun, güzelim?” dedi. “Bir gün fikrini değiştireceksin. Bunun yaşandığını bile unutacağım. Şimdi ben fikrimi değiştirmeden defolup git!”
Hayley odadan hızla çıkarken başka bir şey söylemedi. Shaun bu mavi gözlü cadıya kafayı takmıştı. İş için yalvardığı gün, onu becerecek kişinin kendisi olacağına yemin vermişti. Hayley’nin sadece zamana ihtiyacı vardı.
ÜÇ AY SONRA
Zaman içinde pek çok şey değişebilirdi. İnsanlar, duygular, mekânlar... Hayley patronunun dokunuşlarından, bakışlarından, yakınlaşmalarından kaçınmayı başarmıştı. Patronu Shaun şu sıralar Cole Di Maggio ile yaptığı bir iş anlaşması ile meşgul olduğu için minnettardı.
Cole Di Maggio Las Vegas’ta büyük bir kumarhane sahibiydi. Adı her yerdeydi. Kumarhanelerde doğup büyüdüğü için çok ama çok iyi tanınıyordu.
Bay Di Maggio, güzel İngiliz kızı Hayley’yi Kelebek kızların son grup dansından sonra sahneden inerken yakaladı. “Merhaba, Lily!”
Hayley’nin kalbi son dans yüzünden hâlâ çok hızlı atıyordu. Evlerine ya da özel seanslarına gitmeye hazırlanan diğer kızlar ikilinin yanından geçip gittiler.
Bay Di Maggio berrak mavi gözlü, koyu renk saçlı, bronz tenli, yakışıklı bir adamdı.
İtalyan kökenli olduğu belliydi. Bu, ilk başta Hayley’yi biraz rahatsız etse de kısa bir süre sonra adamın tam bir Las Vegas erkeği olduğunu anlamıştı.
Annesi Amerikalıydı. Soyadından anlaşılacağı üzere babası da İtalyan’dı ama Cole Di Maggio’nun İtalyanca bilip anlayabileceği kadar değil...
“Merhaba, Bay Di Maggio.” Hayley yeni patronunu titrek bir ses ve zayıf bir gülümsemeyle selamladı.
“Bu gece çok güzel görünüyordun, Lily.~” Cole bu güzelliğin gerçek adının Lily değil Hayley olduğunu ve iş ortağının da bu kadına zaafı olduğunu biliyordu.
Hayley masadan bir şişe su alırken, “Teşekkür ederim, Bay Di Maggio. Size nasıl yardımcı olabilirim?” dedi. Aslında cevabı biliyordu. Adam son bir aydır yaptığı gibi birlikte akşam yemeği yemeyi teklif edecekti.
“Doğum günün olduğunu duydum.”
Hayley iç çekti. Nasıl öğrenmişti ki? Maisie! Doğru ya, hem oda arkadaşı hem de iş arkadaşı olan Maisie boşboğazın tekiydi.
“Doğum gününü kutlamak için seni yemeğe götürmek istiyorum.”
Shaun gibi Cole Di Maggio da yakışıklı bir adamdı. Üstelik Shaun’un aksine eli sıkı değildi. Son derece saygılı, beyefendi bir adamdı.
“Bay Di…”
“Hayley...” Di Maggio’nun bir anda sözünü kesip adını söylemesi Hayley’yi hazırlıksız yakaladı. “Sadece bir akşam yemeği istiyorum. Lütfen...”
Dokuz ay... Bir erkeğin ona sarılmasına, onu sevmesine izin vermeyeli dokuz ay olmuştu. Luca’yı terk edeli dokuz ay olmuştu. Hayley artık hayatına devam edip biriyle çıkmalı, kırılan parçalarını toplamalıydı.
Sonunda pes edip, “Peki, eve gidip üstümü değiştireyim,” diyerek gülümsedi.
Di Maggio da gülümseyerek başını salladı. Onun seçeceği bir restoranda buluşmaya karar verdiklerinde Hayley bunu şık, pahalı bir restoran olacağını biliyordu.
Hayley yemek için koyu zümrüt yeşili, sırt dekolteli, V yakalı, şık ama seksi bir kokteyl elbisesi seçtikten sonra ayaklı, ahşap çerçeveli boy aynasına gidip kendisine hayran hayran baktı.
Tam o sırada Luca’nın kendine has kokusunu aldı. Ondan yürüttüğü kravat aynanın üzerinden sarkıyordu. O tanıdık kokuyu, en sevdiği kayıp aşkının kokusunu anımsayınca boğazı düğümlendi.
Hayatına devam etme konusunda, yeniden başlama konusunda gergin olsa da en kötüsünü atlatmıştı. Yatağının ucuna oturup aynanın üzerinden aldığı kravatın yavaş yavaş solan kokusunu içine çekti.
İstediği asla bu değildi. Luca’yı incitmeyi asla istememiş olmasına rağmen incitmişti. Yine de hayatta olduğuna göre şanslı bir kadındı.
Ne kadar çabalasa da o geceyi asla unutamayacaktı. Luca’nın kafasına silah dayayışını, boynundaki keskin acıyı, sevdiği adamın güzel gözlerindeki acı dolu bakışı…
Hayley bir canavardı… Luca her zaman en kötüsünün kendisi olduğunu düşünürken gerçekte en kötüsü oydu.
Kendini toplamak için derin bir nefes aldı. Ağlamamalıydı. Bunların hepsi onun suçuydu. Başını sallayarak aynaya yürüyüp kravatı eski yerine koydu.
Bu, onun yeni hayatıydı, yeni şehriydi. Luca’yı unutmak zorundaydı. Bir kez sevip kaybetmişti. İstese bunu tekrar yapabilirdi ama onsuz başarmak zorundaydı. Hayatına devam edip yeniden sevmeyi öğrenmek zorundaydı.

LUCA

Luca yeni silah tüccarı Axel Hernandez’e doğru yürüyerek,”Hernandez,” dedi.
“Marcello.” Axel, Marcello’nun patronu Luca ile el sıkışırken adamları da Marcello adamları ile takası gerçekleştirdi.
“İşlerin iyi gitmesine sevindim.” Luca gülümseyerek bir sigara yakıp adamlarının silahları Hernandez’in kasalarından kendi kasalarına aktarmasını izledi.
Axel, “Ben de öyle,” diyerek gülümsedi. Luca Marcello ile iş yapmak hem aile adı hem de kasası için en iyi hamleydi.
Frankie, Luca ile Axel’e yaklaşırken, “Her şey hazır, patron,” dedi. Bütün kasalar kamyona yüklenmişti.
Derken silah sesleri duyuldu. Luca yere çöküp tabancasını çıkardı. Kendi güvenliğini hiçe sayan Frankie çoktan çatışmaya girmişti.
Luca ayağa kalkıp ateş etmeye başladı. Lorenzo’nun sağ kolu Vitali’yi fark ettiğinde keşke Frankie onu dokuz ay önce yaraladığında öldürmeyi başarabilseydi diye düşündü.
Şarjör değiştirip ateş etmeye devam ederken, “Silahları koruyun! Kamyonu hemen buradan götürün!” diye bağırdı.
Ric, “Patron, sayıca bizden üstünler!” diye karşılık verdi.
Ric haklıydı. Gerçekten de çok kalabalıklardı. Lanet olası Lorenzo!
Frankie, “Sadece biz kaldık, patron,” diye bağırdı.
Ric ve Frankie dışındaki tüm adamlarının Hernandez’in önderliğinde kamyonlarıyla kaçmayı başardığını gören Luca başını salladı. İşi bitmeden kendisinin de oradan çıkması gerekiyordu.
Luca, “Gidelim!” diye bağırdığında üçü birden motosikletlere koştular. Bir yandan da Borroni ordusuna ateş etmeye devam ediyorlardı.
Luca gecenin karanlığında hızla hareketli şehre doğru ilerlerken arkasından adamlarının sesini duydu. O, evine dönerken Frankie ve Ric de kamyonla depoya gittiler.
Luca motosikletinden inip evine girdiğinde doğruca yatak odasına gidip baksırına kadar soyunarak yarası olup olmadığına baktı. Küçük bir sıyrık dışında önemli bir şeyi yoktu.
Telefonu ile saatini şifonyerin üzerine fırlattı. İşte o da oradaydı. Neden kimseye güvenmediğinin, neden asla âşık olamayacağının küçük bir hatırlatıcısı...
1920’lere ait güzel, tüylü saç bandı... Ondan kalan tek hatıra…
Luca onun adını asla söylemiyordu. Adamlarından hiçbiri de söylemeye cesaret edemiyordu. O, Luca için ölmüştü. Adamlarının gözünde de yatak direğindeki bir çentikten başka bir şey değildi.
Luca onu özlediğini asla kabul etmese de o kadar çok özlemişti ki, canı o kadar çok yanıyordu ki onu unutmak için çok çabalaması gerekiyordu!

Galatea’yı Keşfet

Yasak Deney 2: Melez AvıOfsaytAşk İçin SavaşŞarkı Kuşunu YakalamakMahkum Ruh

En Yeni Yayınlar

Mafya ve Aşk Kitap 3Mafya ve Aşk Kitap 2Pierce Charming Akademisi 2: Yarı Tanrı Kralı Öpmek ve Diğer Kötü KararlarSorgulanmışMavi Buz Serisi 2: Mavi Buz'a Aşık Olmak

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Kütüphane

Yazar: yasemin175

19 kitap

D.- Devam ettiklerim

Yazar: Hygge

21 kitap

Pelto’s list

Yazar: Pelto

33 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

Yazar: tyrion

46 kitap

Okumayı Planladığım

Yazar: Marmaletta

52 kitap

Tekrar Okunmaya Değer Kitaplarım

Yazar: miss_kertenkele

30 kitap

Okunan Kitaplar

Yazar: mallof65

87 kitap

OKUDUKLARIM

Yazar: Pharma

304 kitap

Türkçe

Yazar: Asliiturkiye

364 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

178 kitap

En güzel kitaplar

Yazar: Nermin

207 kitap

Okunan kitaplar

Yazar: mavi rota

395 kitap

2. Kitap Bekleniyor

Yazar: Elf

14 kitap

2 books in 1 & maybe another book

Yazar: Cuddlywifey

4 kitap

Good book but 1/2 spicy 🌶️🌶️

Yazar: Chicken Momma

36 kitap