Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikCayma hakkıYasal BilgilerAboneliği buradan iptal et
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Parlak Yıldız Kitap 2

Parlak Yıldız Kitap 2

Yazar
Erin Swan
Okur
88.0K
Bölüm
31
Yazar
Erin Swan
Okur
88.0K
Bölüm
31
😱Gerilim🕯️Slow Burn🎭Dram💘İlk Aşk🔺Aşk Üçgeni💪🏻Muhafız🧙‍♂️Paranormal & Fantastik💪🏻Alfa Erkekler💪Güçlü Kadınlar⚔️Aksiyon & Macera🧙‍♀️Cadılar ve Büyücüler🐉Ejderhalar😊Temiz🐉Fantastik

Ejderhaların ve büyünün kaderleri şekillendirdiği bir dünyada, cesur bir savaşçı olan Andra, uzun zamandır kayıp olan aşkı Talias ile yeniden bir araya gelir ve kendini baskıcı Kral Adamlarına karşı bir isyanın içinde bulur. Talias'a olan duygularıyla ve isyancı arkadaşı Kael ile giderek güçlenen bağıyla boğuşurken, Andra eşsiz sihirli yeteneklerini keşfeder ve Tiri adında bir ejderhayla güçlü bir bağ kurar. Birlikte, özgürlük ve adalet için savaşmak üzere karanlık büyücülükle, hain düşmanlarla ve kendi içlerindeki şeytanlarla yüzleşmek zorundadırlar.

Kavuşma

İkinci Kitap

ANDRA

Onu uzun zamandır büyüleyen kahverengi gözlerine baktı; ona gülümseyen, onunla gülen, başkaları onu görmezken onu gören o gözler...
Tüm benliğiyle sevdiği, bir daha asla göremeyeceğini düşündüğü o hülyalı gözler...
Şimdi ise şaşkınlık dolu bir ifadeyle ona bakıyorlardı.
“Ee… A-Andra?” diye kekeledi Talias. “Andra, Bu... sen misin?”
Andra başını eğip kendisine şöyle bir baktı. İlk gözüne çarpan şey üzerindeki deri zırh oldu. Botları kurumuş kan kalıntılarıyla kaplıydı. Buna karşın deri tasmasından kurtulmuştu.
Talias’ın onu tanıyamaması gayet normaldi. Onu son gördüğündeki halinden eser kalmamıştı. Kafasını kaldırıp ona tekrar baktığında yüzünde bir gülümseme belirdi.
“Evet, Talias,” dedi Andra. “Benim.”
Bunun üzerine Talias kısık sesiyle gülerek ayağa fırladı. Fakat Egan’ın tuttuğu, ellerini birbirine bağlayan zincir daha fazla ilerlemesine izin vermedi.
Andra hemen öne atılarak Talias’ın her iki elindeki kelepçeleri kavradı. Onları çözmek için istemsizce zihninin derinliklerindeki karanlık güce başvurdu.
Paslı metal zincir tıkırdayarak çözülüp Talias’ın ayaklarına düştü. Geriye Andra’nın bileklerini saran elleri kalmıştı.
Talias, Andra’nın parmaklarına öylece bakakaldı. “Bunu... nasıl yaptın?”
Andra gülerek gözlerine baktı. “Çok şey değişti Talias,” dedi çatallanan bir sesle.
Talias başını kaldırıp artık eskisinden daha uzun, güneş ışığıyla kavrulmuş saçlarına bakarken Andra’nın yüzü istemsizce kızardı.
Bakışlarını çevirmeden ona bakmaya devam ederken Andra’nın sevdiği o yaramaz yüz ifadesini takındı. “Öyle görünüyor,” dedi Talias.
Bileklerini Andra’nın parmaklarından nazikçe kurtarıp kollarını kavrayarak şefkat dolu gözlerle ona yaklaştı.
Andra boğazında oluşan yumruyu yutmaya çalışsa da başaramadı. Bir süre ikisi de sessizce birbirlerine baktıktan sonra aklına bir şey geldi.
Ellerini çekip arayış içinde ceplerine daldırdı.
“Ah, hâlâ bende... Yemin ederim, yanımdan hiç ayırmadım,” diye kelimeler ağzından döküldü.
Sonunda cebinden çıkarıp dudaklarında gururlu bir gülümsemeyle ona uzattı.
“Sakladım,” dedi nefes nefese. “Castigo’nun evinde, vahşi doğada ve çölde. Burada, Özgürler’in yanında. Bunca zamandır yanımdan ayırmadım.”
Bunun üzerine Talias uzanıp bilekliği avucunun içine aldı. “Saklamışsın,” dedi gururlu bir ifadeyle.
Andra heyecanla başını salladı. Bu sırada Talias aniden onu kendine çekip kollarını bedenine doladı.
Andra başını Talias’ın göğsüne yaslarken içi kıpır kıpır oldu. Talias... Burada... Bunu ne kadar tekrar ederse etsin o an karşısında durduğuna inanamıyordu.
Uzun bir süre kucaklaştıktan sonra Talias geri çekildi. Bu sırada elindeki deri bilekliği almayı da ihmal etmedi. Ardından tek kelime etmeden Andra’nın bileğine doladı, tıpkı önceden yaptığı gibi.
Andra bir an eski zamanları anımsadı. Onu bir daha göremeyeceği için o kadar korkmuştu ki... Oysa işte buradaydı, ona geri dönmüştü.
Bilekliğin düğümünün sıkıca yerine oturduğunu hissetti. Talias o büyüleyici gülümsemesiyle ellerini sımsıkı kavradı.

KAEL

Kael bu kavuşmayı sessizce izledi. Gözlerine inanamıyordu. Bir an içinde büyüyen boşluğun çığlığı kulaklarını çınlattı.
Birkaç dakika önce Andra’yı kollarına almış, ona içini dökerek hiç kimseye göstermediği tarafını ona göstermişti.
Bir an için onu böyle kabul edebileceğini düşündüğünde içi umutla dolup taşmıştı.
Oysa şimdi başkasının gözlerinin içine bakıyor, başkasının elini tutuyordu. Bir de o lanet bilekliği takıyordu...
Savaştan önce bileğinden çıkardığında, bunun onu eski hayatına bağlayan her şeyi bırakmaya hazır olduğunun bir işareti olduğunu düşünmüştü. Oysa bilekliği saklamıştı; tıpkı eskiden taktığı köle tasması gibi şimdi tenini sarıyordu.
Yabancı adam, Talias elini Andra’nın yüzüne uzattı. Ona doğru eğilirken çenesini kavradı ve...
“Egan,” dedi Kael birden alçak, keskin ve donuk bir sesle. “Mahkûmu sorgulama için konsey odalarına götür.”
Andra şaşkınlıkla başını çevirip ona baktı. Sanki orada olduğunu tamamen unutmuş gibiydi.
“Ne?” diye kekeledi. “Kael, sen… Bu da ne şimdi?” dedi ona doğru bir adım atarak. Ardından eliyle Talias’ı işaret ederek sözlerine devam etti.
“Kael, bu Talias. Sana bahsettiğim çocuk. Onu tanıyorum.”
Kael dik durarak ellerini arkasında birleştirdi. Oysa onu kollarına almak, kokusunu içine çekmek için yanıp tutuşuyordu âdeta.
“O Kralın Adamları’yla birlikte Andra,” dedi Kael. “Onlardan biri. Sorgulanması gerekiyor.”
“Hayır, onlarla birlikte değilim!” diye bağırdı Talias, Kael’e bir adım yaklaşarak. Bu sırada Egan omzunu sıkıca kavrayarak onu durdurdu. “Onlardan biri değilim,” diye tekrarladı. “Ben…”
“Sessiz ol!” diye bağırdı Kael elini kaldırarak. Bu sırada bedeninden yayılan ısı dalgası Talias ve Egan’ı neredeyse yere savuruyordu. İkisi de şaşkınlıkla ona baktılar.
Kael ise kaskatı kesildi. Kesinlikle büyüsünü onlar üzerinde kullanmak istememişti.
”Sakin ol Batı Rüzgârım,” diyefısıldadı Eithne Kael’in zihninde, kendi sakinliğini ona aktarmaya çalışarak. “Kontrolü kaybediyorsun.”
Andra ise Kael ve Talias’ın arasına geçip kollarını havaya kaldırdı. “Kael!” diye bağırdı. “Bunu yapamazsın!”
Kael gözlerini kısarak ona baktı; Andra’nın sırf arkasında duran kumral saçlı askeri korumak için ona karşı çıktığını düşündükçe tepesi atıyordu.
“Yapabilirim Andra,” diye tersledi Kael. “Unuttun sanırım, ben Özgürler’in lideriyim. Bu yüzden emirleri ben veririm. Bu casusun…”Omzununüzerinden Talias’a işaret etti. “Sorgu odasına götürülmesini emrediyorum.”
Andra kollarını yavaşça indirince Kael bir an için onun teslim olacağını düşündü. Oysa çenesini kaldırıp kararlı bir ifadeyle doğrudan gözlerinin içine baktı.
Sesi kısık da olsa konuştuğunda kendinden emin görünüyordu. “Buna izin vermeyeceğim.”
Kael uzun bir süre ona baktı. Sessizlik uzadıkça gerilim daha da artıyordu. Sanki birkaç dakika önce aralarında geçen konuşmalar hiç yaşanmamış gibiydi. Gerçekten de her şeyi bu kadar çabuk unutmuş muydu?
Kael’in göğsündeki acı ve öfke çalkalanıyor, bir süredir hissettiği derin üzüntüye karışıyordu. Gözlerinin yandığını hissetti. Dişlerini öyle sıkıyordu ki çenesi ağrımaya başlamıştı.
Andra’nın yüzündeki kararlı ifade bir an düşer gibi oldu. Kaşlarını yukarıya kaldıran melek yüzlü bu kız, ondan bir şey istiyormuş gibi ellerini birleştirdi.
“Kael,” dedi kısık sesle. O yumuşacık dudaklarından ismini duymak yüreğine bir hançer gibi saplandı. “Lütfen, yapma.”
Kael başını başka yöne çevirdi. O gözlere bir saniye daha bakarsa teslim olacağını iyi biliyordu.
Bunun yerine gözlerini Egan’a ve Talias’ı ona getiren Özgürler grubuna dikti.
“Onu sorgulama için konsey odalarına götürün,” diye tekrarladı, kısık ama bir o kadar net bir sesle.
Bunun üzerine Andra ondan uzaklaşarak Egan ve diğerlerine baktı.
“Hayır!” diye bağırdı. “Sorumluluğu ben alıyorum! Onu bizzat ben koruyup ben sorguya çekeceğim. Gerçeği öğrenip Kael’e ve diğer konsey üyelerine rapor vereceğim. Söz veriyorum!”
Egan ile diğer askerler sessizlik içinde durdular. Bir Andra’ya, bir Kael’e bakıyorlardı. Talias ise sadece Andra’ya bakıyordu. Şüphesiz ki cesur tavrı karşısında ona hayran kalmıştı. Andra da ona bakıyordu.
Kael uzun bir süre öylece bakakaldı. Göğsüne keskin bir ağrı saplanmıştı. Lütfen, diye fısıldadı sessizce. Lütfen, beni gör. Bana bak Andra, ona değil. Lütfen, sadece bana bak.
Ancak Andra ona bakmadı. Gözlerini Talias’ın üzerinden bir saniye bile ayırmıyordu.
Kael sonunda daha fazla dayanamadı. “Pekâlâ,” diye mırıldandı, bozguna uğramış bir tavırla.
Kael başka bir şey demeden arkasını döndüğü gibi hışımla uzaklaştı. Andra ise Talias’ın kollarına koşarken Kael’i tamamen unutmuş gibiydi.

TALIAS

Talias kendini çimlere bıraktığında gölün yüzeyi akşam güneşinin turuncu tonlarını yansıtmaya başlamıştı bile.
Saatler önce hayatta kalmak için savaştığına inanamıyordu; sırf kendini kurtarmak için bir başkasını öldürmek zorunda kalma düşüncesi bile onu dehşete düşürmüştü.
Oysa şimdi her şey gayet huzurlu görünüyordu. Alanın karşısındaki kamplarında Özgürler’in gürültüsüne rağmen göl kenarı sessizdi. Yeşil renkli bir ejderhanın pullarındaki tozu ve kanı yıkarken çıkardığı şıpırtılardan başka ses duymuyordu.
Yine de etrafındaki bu ani sessizliğin verdiği şaşkınlık, şu anda yanında oturan genç kadına duyduğu hayranlığın yanında sönük kalıyordu.
Bir zamanlar giydiği yırtık pırtık kahverengi elbisesinin yerine, üzerindeki deri zırha, ince terliklerinin yerini alan sağlam botlarına, onu tanıdığı onca yıl boyunca tasma taktığı boynunun çıplak, soluk tenine baktı.
Bu gerçekten Andra olabilir miydi?
Bakışlarını yıkanan ejderhadan çevirip gülümseyerek ona baktı. Bu gözler yalnızca Andra’nın olabilirdi. Sadece Andra ona bu şekilde gülümsüyordu.
“Burada olduğuna hâlâ inanamıyorum,” diye mırıldandı başını hafifçe sallayarak.
“Al benden de o kadar,” dedi Talias parmaklarıyla çimenleri karıştırırken. Öne doğru eğilip kollarını dizlerine dayadı. “Bütün bunlardan haberim bile yoktu,” diye ekledi uzaklara dalarken.
“Peki buraya nasıl geldin?” diye sordu Andra, o da öne eğilerek.
Talias bir an sırıtır gibi oldu. “Sorgulama vakti geldi, değil mi?”
Andra tebessüm etti. “Sonuçta onlara söz verdim.” Bir süre duraksadıktan sonra, “Ama merak ediyorum. Sana ne oldu Talias?” diye sordu.
Talias derin bir iç çekip başını tekrar göle çevirdi.
“Eh... Castigo’nun sarayına çağrıldım,” diye söze girdi Talias. “Birçoğumuz çağrıldık aslında. Her yerden hizmetkârlar... Ne için olduğunu bilmiyorduk ama Baş Yargıç’a rapor vermemiz söylendi.”
Göz ucuyla Andra’ya bakıp gülümsedi. “Aslında başta heyecanlanmıştım,” diye itiraf etti. “Oradayken seni görmenin bir yolunu bulabileceğimi düşündüm.”
Bir an durup derin bir nefes aldıktan sonra devam etti. “Oysa saray arazisine ayak basar basmaz elimize zırhlar ve silahlar verildi.”
“Artık asker olduğumuzu, Castigo’nun oğlunu öldürmeye çalışan adamlarla savaşmamız gerektiğini söylediler.”
“Çok asil bir görevmiş gibi gösterdiler,” diye homurdandı Talias sessizce. İmparatorluğu katil isyancılardan korumakla ilgili önemli konuşmaları ne zaman hatırlasa tadı kaçıyordu.
Bir an Andra’nın elini dizine koyduğunu hissetti. Hafifçe gülümseyerek elini okşadıktan sonra sözlerine devam etti.
“Biraz eğitim aldık. Çok değil. Sonra bizi o tünellerden yürüttüler. Karanlık, dar, korkunç tüneller… Her yer zifiri karanlıktı. Tanrım, ne kadar sürdüğünü bile bilmiyorum.”
“Tüm bu süre boyunca komutanların Kralın Adamları ve Özgürler hakkında konuştuklarını duydum. BizeKralın Adamları diyorlardı. Neden bahsettiklerine dair hiçbir fikrim yoktu. Sadece bazı katilleri yakalamaya çalışacağımızı sanıyordum.”
“Sonra tekrar gün ışığına çıktık. İlerlememiz, üniforma giymeyen herkesi öldürmemiz söylendi.”
“Ben... ben panikledim Andra,” diye itiraf etti Talias sesi titreyerek. Andra’nın elini ne kadar sıkı kavradığını fark etmemiş gibiydi. Kız elini çekti.
“İnsanlar ölmeye başladı. Çığlık çığlığa.. Kanlar içinde... Ne yapacağımı bilemedim. Bu yüzden saklandım. Ormana kaçıp her şey bitene kadar saklandım.”
“Başta kaçmaktan korkuyordum. Nereye gideceğimi bilemezdim. Saklandığım yerden çıksam bile her an, tanımadığım birisi tarafından öldürülebilirdim.”
“İşte o zaman askerleriniz beni buldu. Dere kenarında korkmuş bir köpek gibi titreyerek saklanıyordum.”
Andra sessizliğini korurken Talias önündeki çimenlere bakmaya devam etti. Ona bakacak cesareti kendinde bulamıyordu. Andra’nın gözünde bir korkak veya hain gibi görünmekten korkuyordu. Andra sonunda Talias’ın parmaklarını sıkıca kavrayıp onu kendine bakmaya zorladı.
Yeşil gözlerinde şefkatli bir ifadeyle ona bakıyordu. “Doğru olanı yaptın Talias,” diye fısıldadı.
Sözleriyle içine su serpti. Talias titrek bir nefes alarak kendini toplamaya çalıştı.
Bir an aklına bir şey gelmiş gibi kaşlarını çattı.
“Bu da demek oluyor ki...” diye söze girdi Andra. “Öldürdüğümüz adamlar… Hepsi Kralın Adamları’ndan değildi. Tam olarak yani. İnanmadıkları bir şey uğruna öldüler. Var olduğunu bile bilmedikleri bir şey için.”
“Castigo kendini kral yapmak için onları savaşmaya, ölmeye zorladı!” diye öfkeyle haykırdı Andra. Talias, yeşil gözlerinin dolduğunu görebiliyordu.
“Kendini kral mı yapacak?” diye sordu Talias şaşkınlıkla. “Yapmaya çalıştığı şey bu muydu? Bu Kralın Adamları’nınuğruna canlarını verdikleri şey bu mu yani?”
Andra elinin tersiyle gözlerini silerken dudaklarından sessiz bir inilti döküldü.
“Bilmiyordun bile... Onlar da bilmiyordu. Hepsi masumdu,” diye mırıldandı Andra. “Bir hiç uğruna öldüler.”
Talias ona yaklaşarak nazikçe omzunu sıvazladı. Ne söyleyeceğini bilmiyordu. Neler olup bittiğini bile tam olarak anlamış değildi.
Tek bildiği Andra’ya kavuştuğuydu. Başka hiçbir şeyin bu güzel tesadüfü gölgede bırakmasına izin veremezdi.
“Peki sen buraya nasıl geldin?” diye sordu Talias. Onu kederinden uzaklaştırmaya, eline zorla kılıç tutuşturulmuş eğitimsiz bir hizmetkârı öldürmüş olabileceği gerçeğinden başka bir şey düşünmesini sağlamaya çalışıyordu.
“Kralın Adamları’yla birlikteyken bize malikâneye yapılan saldırıdan bahsettiler. Ben de seni sordum. O gece bir hizmetçi kızın kaybolduğunu, bir daha görülmediğini söylediler. Kaçırıldığından… Ölmüş olabileceğinden korktum Andra.”
Ellerini yüzünden çekip sulu gözlerle gülümsedi. “Şey, evet,” dedi Andra nedensizce gülerek. “Sanırım bir bakıma kaçırıldım. Ama sonra…”
Üzerlerine kocaman bir gölge düşüp etraflarındaki çimenler rüzgârın esintisiyle dümdüz olunca dikkati dağıldı.
İkisi de yukarı baktıklarında mor renkli, Andra’nın burada gördüklerinden daha küçük olsa da yine de devasa bir ejderhanın üzerlerine geldiğini gördüler.
Talias korkuyla ayağa fırladı. Ejderha ise büyük bir gümbürtüyle yanlarına indi.
Andra ise çok daha sakin bir şekilde ayağa kalkıp büyük mor yaratığa döndü.
Ejderha başını eğip boğazından boğuk bir ses çıkardı. Bunun üzerine Andra gülümseyerek yaratığın burnunu ellerinin arasına aldı.
İkisinden de çıt çıkmamasına rağmen aralarında bir bağ oluşmuş gibiydi. Talias’ın Biniciler Malikânesi’nde geçirdiği yıllar boyunca ejderha ve binici arasında pek çok kez oluştuğunu gördüğü türden bir bağ...
Talias hem korkmuş hem de şaşırmıştı. Son yirmi dört saat içinde meydana gelen tüm inanılmaz şeyler arasında bu, açık ara en uçuk kaçık olanıydı.
Andra ile ejderha arasında bir bağ vardı. Bir ejderha ve binicisinin bağı...
“Ee, Andra?” diye kekeledi. “Bu... Nasıl?”
Andra yüzündeki ifadeyi görünce gülmeden edemedi. Ejderhanın pullarını okşayarak, “Uzun hikâye,” dedi.

ANDRA

Özgürler için harekete geçme vakti gelmişti.
Kralın Adamları’nın yerlerini bildiklerine şüphe yoktu. Tekrar saldırmaları işten bile değildi. Bu sefer isyancıları daha ciddi bir tehlike olarak görüyorlardı.
Topraktaki kan kalıntıları hâlâ ıslakken, cam anıt kumsalın ucunda Tiri’nin alevinin titrek ışığıyla parıldarken, Özgürler mümkün olabildiğince toparlanmaya başladılar.
Ne nereye gideceklerini ne de bundan sonra ne yapacaklarını biliyorlardı.
Bu savaşı kazanmış olmalarına rağmen çok acı çekmişlerdi. Kampları yok edilmiş, silah arkadaşlarının büyük bir kısmı öldürülmüş, gizli üsleri basılma tehditiyle karşı karşıya kalmıştı.
Andra’ya sanki her şeye yeniden başlıyorlarmış gibi geliyordu. Özgürler’in de aynı duygular içerisinde olduğunu görebiliyordu.
Ejderhalara özel erzak sandıklarını çölün kenarında bekleyen yük arabalarına taşırken Andra, Tiri’nin sırtında iyice tünemişti.
Ejderha son yükünü dikkatle boş bir yük arabasına indirirken aşağıdaki askerler Andra’ya bakıp minnetle gülümsediler.
“Teşekkürler, Binici!” diye seslendi içlerinden biri.
Bunun üzerine Andra irkildi. Özgürler savaş bittiğinden beri ona böyle sesleniyorlardı. Ona böyle hitap etmemelerini söylemişti. Gelgelelim Tiri’yle birlikte hazırlıklara yardım ederken bu unvan ona bir leke gibi yapışmıştı.
Tiri onun için ne kadar değerli olsa da, ondan asla ayrılmak istemese de, bu kelimenin yükünü taşımak canını çok sıkıyordu. Tam anlamıyla bir Binici sayılmazdı.
Talias ise kimsenin görmediği bir şeyi fark etmişti; Andra, Tiri’ye gerçekten bağlı değildi, bir Binici işareti taşımıyordu ki bu da bir Binici olmadığını gösterirdi.
Hayatını Biniciler arasında geçirmiş biri olarak, o da tıpkı Andra gibi bu bağın önemini anlıyordu.
Oysa Özgürler’in geri kalanı... Sanki hepsi ona böyle seslenme konusunda anlaşmış gibiydi.
Tiri ile Andra kampa doğru geri uçtular. Andra ejderhanın boynunda öne doğru eğilerek aşağıda oraya buraya koşturan askerlere baktı.
Kael’i görmesi uzun sürmedi. Bir yandan emir verirken diğer yandan kılıçları sarıyor, yayları çözüyordu. Gürültüye rağmen sesi o kadar net ve gür çıkıyordu ki onu duymamak mümkün değildi.
Talias’ın önceki gün gelişinden beri onunla konuşmamıştı. Onu suçlayamazdı. Ne de olsa Özgürler’in lideriydi. Ona ihtiyaçları vardı.
Aşağıdan gelen sert sesine rağmen, zihninde o duygu yüklü, sevgi dolu sözleri yankılandı. Seni seviyorum Andra.
Talias’ın gelişi onu Kael’le yaşadığı o garip andan o kadar çabuk çekip çıkarmıştı ki sanki bir rüyadan aniden uyanmış gibi olanları kısa sürede unutmuştu.
Oysa bu sözlerin yüreğinde bıraktığı sızı gerçekti. Kael’in ona karşı bir şeyler beslediğini görmezden gelemezdi.
Tüm bu karmaşanın içinde bir de Talias vardı.
Gözlerini Kael’in siyah saçlarından ayırıp kalabalığı inceledi. Talias’ın kumral saçları hemen gözüne çarptı.
Özgürler’in arasında değil, tek başına, ateşin başında şiş çeviriyordu.
Diğerleri etrafından dolanıyor, ona geniş bir alan bırakıyor gibiydi. Sadece bir elf yakınında durmuş, onu dikkatle izliyordu.
Andra onun yanına gidip yıllardır yaptığı gibi yanında çalışma isteği duydu. Talias bir şey söylemese bile derdini anlayan, elinden geldiğince onu korumaya çalışan çocuktu.
Ona Eşleştirme’yi gözetlemesini söyleyen çocuktu. O olmasa Tiri’yle herhangi bir bağlantı kurması mümkün olmazdı. Talias hayatının bir parçasıydı, yıllardır öyleydi.
”Kardeşim.” Tiri’nin sesi zihninde yankılandı. ”Karalara bağladın yine.”
”Hayır,” diye terslediAndra hemen. ”Ben... sadece düşünüyorum.”
”Şu iki ayaklı, iki belayı mı düşünüyorsun?”
Andra kahkaha atmadan edemedi. ”Hayır. Şey, bir bakıma.”
”Bir karar ver,” dedi ejderha kıkırdayarak.
”Talias benim... istediğim her şey,” diyeyanıtladı Andra. ”Beni güvende hissettiriyor. Ne kadar mutsuz hissedersem hissedeyim beni hep mutlu etmeyi başardı.”
”Onu neredeyse kendimi bildim bileli seviyorum. Eski hayatımın tüm iyi anlarında o var.”
”Ama o hayat artık senin hayatın değil kardeşim,” dedi Tiri nazikçe.
”Evet... Biliyorum.” Andra köşeye sıkıştığını biliyordu. ”O eski hayatı bırakmaya hazır olduğumu sanıyordum. Her şeyi. Ona dair iyi şeyleri bile. Ama...”
Talias’a bakarken parmakları bir kez daha bileğini saran deri bilekliğe gitti.
”Belki de yanılmışımdır.”

Galatea’yı Keşfet

Alfa'nın Esiri Kitap 3İntikam Dolu Bir Gökyüzünün AltındaÜvey Babama MühürlendimKuzey Ormanı AlfalarıGüney Ormanı Alfaları

En Yeni Yayınlar

Mafya ve Aşk Kitap 3Mafya ve Aşk Kitap 2Pierce Charming Akademisi 2: Yarı Tanrı Kralı Öpmek ve Diğer Kötü KararlarSorgulanmışMavi Buz Serisi 2: Mavi Buz'a Aşık Olmak

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Okumayı Planladığım

Yazar: Marmaletta

52 kitap

OKUDUKLARIM

Yazar: Pharma

304 kitap

Türkçe

Yazar: Asliiturkiye

364 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

178 kitap

Okunan kitaplar

Yazar: mavi rota

395 kitap

Okudum

Yazar: urbeknt

287 kitap

Okunan Kitaplar

Yazar: mallof65

87 kitap

2. Kitap Bekleniyor

Yazar: Elf

14 kitap

2 books in 1 & maybe another book

Yazar: Cuddlywifey

4 kitap

Good book but 1/2 spicy 🌶️🌶️

Yazar: Chicken Momma

36 kitap

Finished books Library 2

Yazar: Donna Cravens Cooper

475 kitap

2025 Spooky, Sexy, Scary

Yazar: Mia Mina MacDonald

6 kitap

Books read and loved 2

Yazar: Lau reads n reads

238 kitap

Read 2025

Yazar: Desireeg87

26 kitap

2

Yazar: mary

5 kitap