
Savaşçı Kitap 3
Yazar
Melanie Gomez
Okur
16,2K
Bölüm
14
Eş bağlarının yaşam veya ölüm anlamına gelebildiği bir dünyada, Riley kendini aşk, ihanet ve doğaüstü güçlerin iç içe geçtiği bir ağın içinde bulur. Jack ile ilişkisi çökerken, hepsini kurtarabilecek veya mahvedebilecek sırlar saklayan Michael'a daha da yakınlaşır. Düşmanlar pusuda beklerken ve tehlikeli bir plan ortaya çıkarken, Riley sevdiklerini korumak için duygularıyla ve önündeki tehlikeli yolla başa çıkmak zorundadır.
Birinci Bölüm
RILEY
Eğitim son dört yıldır tüm hızıyla devam ederken çocuklar doğru düzgün yürüyebilecek yaşa gelmişlerdi.
Kısa bir süre için bile olsa dikkatlerini verebileceklerini umarak eğitime iki buçuk yaşında başlamaya oybirliğiyle karar vermiştik.
Sabah dokuzdan on bire kadar antrenman yapıp öğleden sonra üçten beşe kadar uyuyorlardı. Program oldukça iyi işliyor gibi görünüyordu.
Eşlerin hepsi birlikte antrenman yapıyordu. Başta, kızlarla erkekleri ayırmayı denesek de bunun didişmelerinden başka bir şeye yol açmadığını gördük.
Biz de eşlerin birbirlerini eğitmelerinin daha iyi olacağına karar verdik. Erkeklerin kızların işini kolaylaştırdığını söyleyemezdik ama en azından karşı koymayı başarıyorlardı.
Ebeveynleri olarak çok sevimli bulduğumuz için, ki bu konuda haksız sayılmazdık, sürekli fotoğraflarını çekiyorduk.
Eğitim sırasında bir keresinde çocukların Jack'in yanında poz vermelerini istedim.
Ancak Jack’in mutlu olmadığı açıktı.
Anlamıyorum.
Nedenini bilmediğim bir şekilde son zamanlarda oldukça farklı davranıyordu.
Personel çocuklarla birlikte ayrıldıktan sonra koşup önüne geçtiğimde başka bir kapıya yöneldi.
"Ne oldu, Riley? İstediğin fotoğrafı çektik."
"Jack, neden böyle davranıyorsun? Çocuklarımızla gurur duymuyor musun?"
"Eğitimlerinin ne kadar iyi gittiğini bile takdir edemiyor musun? Ne değişti? Burada olmak istiyormuş gibi davranıyorsun ama yüzün öyle demiyor," dedim.
Jack hüsrana uğramış gibi cevap verdi: "Benden ne istiyorsun, Riley? Seni mutlu etmeye çalışıyorum!"
"Hayır! Beni tamamen görmezden geliyorsun. Kane, Ana ile neredeyse hiç konuşmuyor ve bir şey istediğimde çabucak halledip gidiyorsun."
"Dün gece yatağa bile gelmedin. Nerede uyudun?" diye sordum, yalvarır gibi.
"Başka bir odada uyudum. İyisin ve seninle ilgileniliyor, değil mi? Kane sadece biraz yorgun çünkü kafası çok karışık."
"Belki benimle konuşursan sana yardım edebilirim?" diyerek uzlaşmaya çalıştım.
"Hayır, edemezsin! Şimdi, beni rahat bırak lütfen!" deyip hışımla çıkıp gitti.
Bir süre şaşkın şaşkın arkasından baktıktan sonra yüzümü kapatıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Niye böyle davrandığını anlayamıyordum.
Önce Kyro beni istemiyordu, şimdi de Jack ve Kane. Oysa onları mutlu etmek için elimden geleni yapmıştım.
Yere çöküp ağlarken birinin ellerini omzuma koyduğunu hissedip başımı kaldırdım. Michael'dı.
Yüzüne bakarak ayağa kalktım. Onun da gözleri yaşlıydı. Yaklaşıp gözlerinin içine bakarak yanaklarını sildim.
"Michael, bu, iyi bir fikir değil. Benim bir eşim var ve sen zaten eşim olamayacağını söylemiştin," dedim.
"Ne söylediğimi biliyorum, Riley. Sadece beni dinlemeni, zamanı geldiğinde bana güvenmeni istiyorum. İsteğim ne kadar çılgınca olursa olsun beni dinlemen gerekecek."
"Söz veriyorum her şey yoluna girecek ama beni dinlemek zorundasın," dedi, yalvarırcasına.
"Neden bahsediyorsun, Michael? Ne olacak?"
"Söyleyemem çünkü henüz zamanı gelmedi. Sen sadece söz ver, tamam mı?"
"Tamam, Michael, söz veriyorum!"
***
KANE/STERN
Riley’ye daha fazla yakın olamadığım için hışımla oradan ayrıldım. Yakında başıma gelecekleri bildiğim için onu güvende tutmak istiyordum.
Muhtemelen doğru şeyi yapmıyordum ama elimden başka bir şey gelmiyordu.
Morax, "Jack!" diye bağırdı.
Durup arkamı döndüğümde hışımla yanıma geldi. Kane kontrolü ele almak için hızla ileri atıldı.
"Ne yapıyorsun? Şimdiden bağı kesmeye mi çalışıyorsun? Daha çok erken!"
"Mutluymuşum gibi davranamam. Onlarla daha fazla vakit geçireceğimi söylemiştin! Sadece beş yılım kaldı, hepsi bu! Ve şimdi dördüncü yılın içindeyiz. Her şeyi yoluna koymak için bir yıldan az zamanım var!"
"Riley bunca zaman neden böyle davrandığıma dair hiçbir ipucu bulamadı. Neden? Çünkü bilmesini istemiyorsunuz."
"Eşi yerine Michael'dan destek alıyor!"
"Öyleyse izin ver! Ona karşı bir şeyler hissettiğine göre neden destek alamasın?"
"Planın bu olmadığını biliyorsun! İşlerin böyle ilerlememesi gerekiyordu."
"Evet, Kane yorgun ve giderek zayıflıyor!"
"Vakti gelene kadar onunla ol yeter. Tek istediğim bu. Dikkatli olmazsan onu daha erken kaybedebilirsin!"
Hırlayarak uzaklaştım. Artık umurumda değildi. Çocuklarla bağlarımı koparmaya çalışacaktım ama bunu yapmak daha da zordu.
Jack de bunu gerçekten yapmak istemiyordu ama başına gelecekleri biliyor ve anlayışla karşılıyordu. Sonun, hiçbiri için zor olmamasını sağlamaya çalışıyordum.
Kafamı boşaltmak için kısa bir koşuya çıktım. Döndüğümde üzerime bir şort geçirirken Michael'ı gördüm.
"Bak, Jack, eşini teselli eden ben olmamalıyım. Kane, Kyro'nun yerine onu gönderdiğimizde anlaşmanın ne olduğunu biliyordu," dedi.
"Bu, size durduk yere ekstra zaman kazandırdı. Şimdi, bu zamanı böyle mi harcamak istiyorsun? Eşini, çocuklarını uzaklaştırarak mı? Sonra ne olacak?" diye devam etti.
"Eminim bir yolunu bulursunuz! Ne de olsa harika bir plan yaptınız!" diye cevapladım.
Sinirle yanından geçip Riley ile paylaştığımız bölmeye yöneldim.
İçeri girdiğimde yatakta uzanıyordu. Beni görünce hemen doğrulsa da başımı çevirip diğer odaya yöneldim.
Eşimi seviyordum, onun için her şeyi yapardım bu yüzden bu geçişi onun için kolaylaştırmaya çalışıyordum.
Odaya girip kapıyı kapatırken diğer kapının sertçe kapandığını duydum. Riley bağırıp çağırmaya başlayınca gözyaşlarımı tutamadım.
Başına gelecekleri bilse bunu neden yaptığımı anlayacaktı.
"Senden nefret ediyorum, Stern! Fırsat varken reddedip terk etmeliydim seni! Seni mutlu etmek için her şeyi yaptım ama asla yeterli olmadı!"
Kapıyı açıp odasına daldım.
"Beni reddetmek istiyorsan yap o zaman! Boşuna olay yaratma!" diye hırladım.
"Neden böyle davranıyorsun? Hayır, seni reddetmek istemiyorum. Sen benim eşimsin, diğer yarımsın! Seni mutlu etmek için her şeyi denedim," diye cevapladı.
"Belki de Kyro’yu bırakmamalıydın! Hangisi daha kötü bilmiyorum! Senin tarafından görmezden gelinmek mi yoksa Kyro tarafından dövülmek mi!"
Şaşkınlık içinde geri çekildim. "Bunu gerçekten söylemiş olamazsın!"
"Hangisi daha kötü bilmiyorum, Jack. En azından Kyro benden nefret ettiğinde bile senin sevgine sahiptim. Oysa şimdi ne sen ne Kane beni istediğiniz için yavrularımdan başka bir şeyim yok."
Ne söyleyeceğimi düşünürken iç çektim. "Riley, bunun bu şekilde olmasının bir nedeni var."
Ağlayarak, "Neden anlatmıyorsun?" dedi.
"Bunu anlatmak bana düşmez, Riley!"
"Defol git odamdan! Bir daha asla buraya gelme. Sorularıma cevap vermeyeceksen bir daha benimle konuşma. En azından bir cevabı hak ediyorum!"
Bu sözleri duyunca kapıyı çarpıp odama gittim.








































