
“Benden korkmadığını söyle,” diyor Alejandro ve Destiny… yerinden kıpırdayamıyor. Adam hala bir centilmen gibi elini öpüyor. Bu da durumu daha da kötüleştiriyor.
Destiny, kara listeye alınmış bir soyadı ve bahanelerle dolu bir buzdolabıyla baş başa kalmış taze bir yüksek lisans mezunu. Derken şehrin en göz alıcı gece kulübü kralı, genç kadının kariyerini kişisel hobisi haline getirmeye karar veriyor. Onu sanki manzaraya çoktan sahipmiş gibi dans ederken izliyor, kartını eline tutuşturuyor ve arkadaşları ona “belalı tip” dediğinde sadece gülümsüyor (çünkü tabii ki öyle diyorlar). Destiny'yi seveceksiniz çünkü o sadece temkinli olmaya çalışıyor ve kiranın zamanında ödenmesi gibi mütevazı şeyler hayal ediyor. Alejandro’dan ise nefret edeceksiniz çünkü tek bir telefonla ve izinsizce kadının hayatını düzene sokup duruyor. Gece yarısı onun kesilen elektriklerini açtırmamalı. Hele ki odadaki tek güvenli şey kendisiymiş gibi kadını yatağına yatırıp üzerini kesinlikle örtmemeli.
Sonra ona doğru eğiliyor ve fısıldıyor: “Sabah 10’da kulübüme gel. Beni sor.”
Eee… Gidiyor musun, yoksa yalan mı söylüyorsun? 😉
ALEJANDRO
Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.