Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Şeytana Sempati

Şeytana Sempati

Yazar
Cosmic Chaos
Okur
16,0K
Bölüm
17
Yazar
Cosmic Chaos
Okur
16,0K
Bölüm
17
🖤Karanlık💪🏻Muhafız🏙️Çağdaş💰Milyarder💪🏻Alfa Erkekler

“Benden korkmadığını söyle,” diyor Alejandro ve Destiny… yerinden kıpırdayamıyor. Adam hala bir centilmen gibi elini öpüyor. Bu da durumu daha da kötüleştiriyor.

Destiny, kara listeye alınmış bir soyadı ve bahanelerle dolu bir buzdolabıyla baş başa kalmış taze bir yüksek lisans mezunu. Derken şehrin en göz alıcı gece kulübü kralı, genç kadının kariyerini kişisel hobisi haline getirmeye karar veriyor. Onu sanki manzaraya çoktan sahipmiş gibi dans ederken izliyor, kartını eline tutuşturuyor ve arkadaşları ona “belalı tip” dediğinde sadece gülümsüyor (çünkü tabii ki öyle diyorlar). Destiny'yi seveceksiniz çünkü o sadece temkinli olmaya çalışıyor ve kiranın zamanında ödenmesi gibi mütevazı şeyler hayal ediyor. Alejandro’dan ise nefret edeceksiniz çünkü tek bir telefonla ve izinsizce kadının hayatını düzene sokup duruyor. Gece yarısı onun kesilen elektriklerini açtırmamalı. Hele ki odadaki tek güvenli şey kendisiymiş gibi kadını yatağına yatırıp üzerini kesinlikle örtmemeli.

Sonra ona doğru eğiliyor ve fısıldıyor: “Sabah 10’da kulübüme gel. Beni sor.”

Eee… Gidiyor musun, yoksa yalan mı söylüyorsun? 😉

Bölüm 1: Stres Atmak

ALEJANDRO

“Bildiğim her şeyi söyledim! Yemin ederim!” Myles, sıkıca bağlı olduğu sandalyeden bana bağırıyor.
Loş ışık, derisindeki kanı parıldatıyor ve dudaklarımın kenarlarında kötücül bir gülümseme beliriyor.
“Ama Myles… büyük hata yaptın.” Gözleri faltaşı gibi açılıyor ve korkusu derinleştikçe damarlarımda adrenalin yükseliyor.
“Ne hakkında konuştuğunu bilmiyorum lan!” diye hırlıyor Myles.
Kıkırdıyorum ve bu sesin onu daha da tedirgin ettiğini görüyorum. Bunun mümkün olacağını düşünmemiştim ama yanıldığıma memnun oldum.
“Oscar seni buraya getirdiğinde doğruyu söylemen için bir şans verdim, ama ben seni iyice dövene kadar bekledin her şeyi dökmek için. Yalancılardan hoşlanmam ve ikinci kez kibarca sormam.”
Elimi arkama uzatıp 9 mm'lik silahımı çıkardığımda bedeni kasılıyor. Tam iki gözünün arasına bir kurşun sıkıyorum. Aşağıya bakıp beyaz gömleğime sıçrayan kan lekelerini görünce yüzümü buruşturuyorum.
“Sıçtığımın herifi!” Myles'ın cansız bacağına bir tekme atıyorum.
“Patron, üstünüzü değiştirmeniz için kıyafet getirdim. Biraz stres atmak ister misiniz?” diye soruyor Oscar.
Oscar'a kötücül bir sırıtışla bakıyorum; beni çok iyi tanıyor.
Hızla üstümü değiştirip arabaya biniyorum. Oscar beni kulübüme götürürken sessizce oturuyorum. Pek çok yasadışı işimin yanı sıra, bir gece kulübüm ve zor durumdaki şirketlere “yardım eden” bir şirketim var. “Yardım” kelimesini çok geniş anlamda kullanıyorum tabii.
Özetle, dalıyoruz, onları satın almak ya da pençemize düşürmek için akıllarını başlarından alacak miktarda para teklif ediyoruz, sonra da onları gelir elde etmek ve kara para aklamak için kullanıyoruz. Halinburg'un en korkulan adamıyım ve Tanrım, bundan ne kadar zevk alıyorum! Kulübün önüne geldiğimizde, kapıdaki fedailerden biri koşarak gelip kapımı açıyor.
“İyi akşamlar, Bay Torres,” diyor fedai Tidus, gözlerini yerden kaldırmadan.
“İyi akşamlar, Tidus. Odam hazır mı?”
Hafifçe sırıtıyor ama gözlerini yerden ayırmıyor. “Evet, efendim,” diye cevaplıyor Tidus.
Ona iki yüz dolar uzatıp yanından geçerken omzuna hafifçe vuruyorum ve açılan kapılardan kulübe giriyorum.
Müzik çok yüksek ve hemen birkaç kadın yanıma geliyor. Giysileri hayal gücüne hiçbir şey bırakmıyor, ama baştan çıkarıcı olmaya çalışmaları sadece sinirimi bozuyor. Onları iterek uzaklaştırıyorum ve sola dönüp özel salonuma çıkan merdivenlere yöneliyorum.
Salon, kulübün geri kalanından çok daha sessiz, ama müzik yine de duyuluyor; sadece konuşmak için bağırmak gerekmiyor. Barmen tezgâhın üzerinden dört parmak viski dolu bir bardak kaydırıyor ve ben onu memnuniyetle alarak kulübü gören geniş pencerenin önündeki siyah deri kanepeye doğru ilerliyorum.
Merdivenlerden çıkan birkaç ayak sesi duyuyorum, ardından kapı açılıyor ve gür bir kahkaha yükseliyor.
“Hey patron, Oscar burada şu korkağın hayatı için yalvardığını söylüyordu… gerçekten öyle mi oldu?” diye soruyor Stephan.
Stephan'a sırıtarak başımı sallıyorum.
“Elbette yalvardı, ama çoğu yalvarır zaten.” Viskimden büyük bir yudum alıyorum, sonra aşağıda birisi gözüme ilişince öne eğiliyorum.
Dans pistinin kenarında, uzun siyah kıvırcık saçlı, küçük yapılı, açık tenli bir kadın var. Bir rahibi bile utandıracak kıvrımları, büyük göğüsleri var—yanılmıyorsam D beden—ve üzerindeki elbise ikinci bir deri gibi sarıyor bedenini, ama yine de altında ne gizlediğini merak etmem için yeterince alan bırakıyor. Oscar beden dilimi fark edip hemen yanıma geliyor, dikkatimi neyin çektiğini görmek için.
“Vay be, tam bir güzellik!” Oscar bir ıslık çalıp sırtıma vuruyor.
“Onu buraya getirt,” diyorum.
Oscar emrime gülerek karşılık veriyor ama her zamanki gibi söyleneni aynen yapıyor.
Kadına yaklaşmasını izliyorum ve onu merdivenlere yönlendirirken bedeninin nasıl gerildiğini görüyorum. Kanepeye yaslanıp gelmelerini bekliyorum, sadece birkaç saniye geçiyor ve kapı açılıyor.
Oscar onu kanepeye doğru getiriyor ve odaya girdiği andan itibaren bakışlarını üzerimde hissediyorum. Kanepenin yanında duruyor, sessiz ve belli ki korkmuş.
“Otur.” Ona dönüyorum ve nefesim boğazımda düğümleniyor. Kocaman zümrüt yeşili gözleri var ama bakışlarını benimkilerle buluşturmuyor. Kusursuz çizilmiş elmacık kemikleri, keskin bir çene hattı ve harika dolgun dudakları var.
“Özür dilerim, kulübün sahibi olduğunuzu söyledi… yanlış bir şey mi yaptım?” diye soruyor kadın.
Oturmasını işaret ediyorum ve bir anlık tereddütten sonra yavaşça kanepenin diğer ucuna kayıyor.
“Evet, sahibiyim ve bildiğim kadarıyla yanlış bir şey yapmadın. Seni buraya getirttim çünkü benimle bir şeyler içmek ister misin diye sormak istedim,” diyorum.
Yerinde huzursuzca kıpırdanıyor ve bu dudaklarımda her zamanki kötücül sırıtışı oluşturuyor.
“Seni tanımıyorum bile, üstelik arkadaşlarım aşağıda beni bekliyor. Kutlama yapıyoruz.” Hafifçe gülümsüyor ve bu gülümseme sikimin seğirmesine neden oluyor—lanet olsun, çok güzel.
“Ne kutluyorsunuz?” diye soruyorum.
Bakışları hızla benimkileri buluyor ve gülümsemesi genişliyor.
İnsanların benimle göz teması kurmasına alışık değilim ve bir yanım kızmak istiyor, ama çok daha büyük bir yanım onun asla bunu bırakmamasını istiyor.
“Hepimiz üniversitenin son dönemini bitirdik. Sonunda okulu bitirmiş olmamızı kutluyoruz.”
Her ayrıntısını inceliyorum, her saniye daha fazla ilgimi çekiyor. Sadece güzel değil, aynı zamanda üniversite eğitimi de mi var? Kahretsin!
“Ne okudun?” diye soruyorum.
Bana dönüyor ve eğitim hayatına ilgi göstermemi beklemediğini görebiliyorum, ama gösterdiğim için biraz heyecanlanmış gibi görünüyor.
“İş hukuku. Yüksek lisansımı aldım.”
Şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırıyorum; cevabı hiç beklemediğim bir şey.
“Peki nerede çalışmayı planlıyorsun?”
Hafifçe omuz silkiyor ve siyah saçlarının birkaç tutamının omzunun üzerinden kaymasını izliyorum. “Pazartesi özgeçmiş göndermeye başlayacağım.”
Ruh halindeki değişimi fark etmemek imkânsız.
“Çalışmak istediğin şirketler var mı?”
Gülümsüyor ama gülümseme gözlerine yansımıyor.
“Pek sayılmaz. Bir işim ayarlanmıştı ama… bazı aksilikler oldu.”
Ne kadar gerginleştiğini görüyorum ve bu bende garip bir tedirginlik yaratıyor.
“Ya sana yardım edebilirsem?”
Bakışları hemen yeniden benimkilere kilitleniyor ve kafası karışmış görünüyor. “Bunu neden yapasınız ki?”
Kıkırdıyorum ve bu onu daha da geriyor. “Yemin ederim, sadece yardım etmek için. Karşılığında sıkı çalışmandan başka bir şey beklemiyorum. İlgilenirsen arayıp haber verirsin.” Üzerinde sadece ismim ve cep telefonu numaram yazan kartvizitimi uzatıyorum.
“Şey… teşekkürler. Arkadaşlarıma dönmem lazım, beni kaçırdığınızı falan düşünmesinler.” Gergin bir kıkırdama çıkarıyor.
Onu kapıya kadar geçirmek için ayağa kalkıyorum.
“Kötü bir adam olabilirim ama bir kadına asla zarar vermem, özellikle de senin kadar güzel birine.” Elini tutup dudaklarıma götürüyorum, üzerine hafifçe bir öpücük konduruyorum, sonra bırakıp yerime dönüyorum.
Bir süre daha pencereden onu izliyorum; müziğe eşlik ederek kalçalarını sallıyor. Yanına başka bir kadın geliyor ve birlikte dans edip birbirlerine dokunarak her hareketleriyle beni büyülüyorlar.
“Patron, Danny'yi yakaladılar,” diye sesleniyor Oscar, beni transa benzer halimden çıkararak.
Yüzümde şeytani bir sırıtış beliriyor. “Onu bekletmeyelim o zaman,” diyorum.

Discover Galatea

Alfa'nın MisafiriLatin TutkusuZıt Kutuplar: Carrero EtkisiColt: FinalVibratörler ve Telefon Seksi

En Yeni Yayınlar

Geriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek KırıkYaz Ayı 1. Kitap: Alfanın Eşi

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Zıt kutuplar 3

by sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

Alfa serisi

by yasemin175

21 kitap

Iyilik A.Ş

by Kynta

10 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

64 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

299 kitap

D.- Devam ettiklerim

by Hygge

21 kitap

Ceo

by Anamenya

48 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

Beğendiklerimden

by Hygge

28 kitap

Yeni okuma önerileri

by Hygge

8 kitap

Tekrar Okunmaya Değer Kitaplarım

by miss_kertenkele

30 kitap