Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Aşk ve Silah Kitap 2

Aşk ve Silah Kitap 2

Yazar
H. F. Perez
Okur
16,5K
Bölüm
30
Yazar
H. F. Perez
Okur
16,5K
Bölüm
30
⚔️Aksiyon & Macera💪🏻Muhafız🎭Dram🏙️Çağdaş💪🏻Alfa Erkekler💪Güçlü Kadınlar🔫Mafya

Gizemli bir geçmişe ve kayıp anılara sahip olan Angelica, Tía Juanita ve Tío Ramón'un bakımında tenha bir çiftlikte iyileşmeye çalışır. Esrarengiz ve korkulan El Patrón'dan uzak durması konusunda uyarılan Angelica'nın merakı ağır basar. Gizli yeteneklerini ve geçmişine dair parçaları ortaya çıkarırken, El Patrón'un tehlikeli dünyasına karışır ve bir dizi yoğun ve tutkulu karşılaşma yaşar. Her köşede sırlar gizlenirken, Angelica kimliği ve El Patrón ile olan bağlantısı hakkındaki gerçeği ortaya çıkarmak için duygularıyla ve tehlikeli ortamla başa çıkmak zorundadır.

Melek

Angelica

Sonora, Meksika
“Böyle bir şey olmayacak.”
Mükemmel malzemeler bir defa daha çöp oluyordu.
“Lanet olsun.”
Ne kadar eğitim almış olursa olsun, söz konusu hayatta kalmak için yemek pişirmek olduğunda, başaramıyordu. Oysa aylardır pratik yapıyordu.
“Dikkatli konuşalım, mi hija (kızım).” Yanındaki güzel kadın başını anaç bir tavırla salladı.
Angelica sırıttı. “Özür dilerim.”
“İspanyolca, Angelica.”
İspanyolca konuşmayı unuttuğunda yanındaki kadın ona hatırlatıyordu.
Evet. Doğru. “Lo siento, tía (Özür dilerim teyze).”
Başıyla onayladı. “Bueno. Hacer otro lote de tortillas, por favor. (Tamam, bir tortilla daha yap lütfen.)”
“Sí (Tamam).”
Anlayabilmek için kelimeleri kafasında birkaç kez tekrarlayıp kendi diline çevirmesi gerekiyordu.
Etrafında dolaşan esinti ürpermesine neden oldu. Sabahın erken saatleriydi. En zor anında onu yanına alan Juanita’ya yardım etmeye hazırdı.
O ve kocası Tío Ramón, büyük bir çiftliğin güvenilir bekçileriydiler. Çok sayıda hizmetçi, tarla işçisi ve verimli toprakları koruyan adamlar vardı.
Angelica, görkemli mekânı görür görmez âdeta aşık olmuştu. Düz araziyi çevreleyen yemyeşil dağlar, doğal bir su kaynağı... Tek kelimeyle mükemmeldi.
O sırada aldığı kurşun yarası hâlâ iyileşmemişti. Bu esnada burası onun sığınağı olmuştu. Onu evlerine alan çift, onun gözünde birer kurtarıcıydı.
Tía Juanita ona kızı gibi davranmış, uyum sağlaması için pek çok ipucu vermişti.
Parlak sarı saçları ve masmavi gözleriyle nasıl uyum sağlayacağını bilmiyordu. Güzel bir bronzluk kazanmıştı ama yine de göze batıyordu.
Buna rağmen kimse ona farklı davranmamıştı. Yeğenleri olduğunu, korumaları altında olduğunu açıklar açıklamaz, herkes Angelica’yı kollarını açarak karşılamıştı.
“Siempre habla en nuestro idioma, Angélica. El Patrón detesta a extrañas en su tierra.” (Her zaman bizim dilimizde konuş, Angelica. El Patrón topraklarında yabancı görmekten nefret eder.”
“Sí, tía.” Tanıdığı herkes El Patrón denen yaşlı adamdan korkuyor gibiydi. Bu daha çok saygıdan kaynaklanan bir korkuydu. Onunla hiç tanışmamıştı, her geçen gün daha fazla merak ediyordu.
Tío gibi miydi? Yani bir baba figürü… “¿Cuándo volverá a casa?” (Eve ne zaman gelecek?)
“No me corresponde decirlo. Quiero que te mantengas alejado de él. Por favor.” (Söylemek bana düşmez. Ondan uzak durmanı istiyorum. Lütfen.)
“Peki, Tía(Teyze) Juanita.”
Ama neden böyle davranıyordu? El Patrón nazik, yaşlı bir adamdı. Angelica omuzlarını silkti. Belki de teyzesinin uyarısına kulak vermek en iyisiydi.
Başını belaya sokmak istemiyordu. Tek istediği hafızasını tamamen geri kazanmaktı, böylece nereye gideceğini bilebilirdi.
Ailesi onun için çok endişelenmiş olmalıydı. Kendisi de çok endişeliydi.
Kim olduğunu bulması gerekiyordu. Her ne kadar bulunduğu yeri sevmeye başlamış olsa da, sevimli çift onu kanatlarının altına almadan önce tehlikede olduğunu biliyordu.
Onların başına iş açmak istemiyordu.
Angelica, ailesini bulmak için buradan ayrılacağı günü bekliyordu.
“Tek bildiğim El Patrón’un yakında eve döneceği. Bu yüzden hazırlıklı olmalıyız. Seni görmese daha iyi olur.”
“Peki ya ailesi var mı?”
Garipti, arazide koşuşturan küçük çocuklar yoktu.
“Ailesi yok. Öyle olmasını istiyor. Başka soru yok, tamam mı?”
Angelica başını salladı. Bunun kendisini ilgilendirmeyen bir konu olduğunu biliyordu.
Tek yapması gereken iyileşmek, biraz para kazanmak, sonra da gitmekti. Gizemli El Patrón hakkında aşırı meraklı olmak üstüne vazife değildi.
***
Öğleden sonra sıcağı bastırınca bölgedeki en serin nehre atlama isteği ağır basıyordu.
Daha iyisi, malikânedeki etkileyici havuza girmek olurdu. Özenle inşa edilmiş, ihtişamlı, İspanyol mimarisi herkesin gözünü korkutabilirdi ama onun gözünü korkutmadığı kesindi.
Benzer yerler gördüğünü biliyordu, bundan emindi.
Angelica gerçek kimliği dışında pek çok şey hatırlıyordu.
Öfkeli bir şekilde nefes alıp vermeye başladı. Mavi gözlerini güneşin sert parıltısından korumaya çalıştı.
Bu öğleden sonra tek istediği kendini yenilenmiş hissetmekti. Kristal mavisi serin bir suya dalıp endişelerini unutmak istiyordu.
-Ama bu yasak, Angelica.~
Yüzünü buruşturdu, doğruydu. Juanita evde bazı yerlere gitmesini açıkça yasaklamıştı. Özellikle de El Patrón’un konutuna gitmesi yasaktı.
Nedenini bilmiyor olmak daha fazla meraklanmasına yol açıyordu. Etrafta kimse yoktu. Belki zaman geçirmek için dışarı çıkabilirdi.
-Hayır. Bu riske değmez.-
Dudağını ısırıp başını salladı.
-Hayır, yapmıyorum. Beni baştan çıkarmayı bırak! Черт побери (Kahretsin)!-
Sersemlemiş bir hâlde etrafına bakındı. Konuşan kendisiydi, içinden başka bir dilde küfür etmişti.
Görünüşe göre, birkaç dil konuşabiliyordu.
Sayısız yeteneklerinden birini daha keşfetmek ona umut vermişti. Juanita’ya söyleyemezdi. Endişelenmesini istemiyordu.
Fransızca ile Rusça onun için kolaydı. KGB’den olabilir miydi?
Binada devriye gezen adamları, duruşlarını, gizli silahlarını bir süre gözlemledikten sonra, silahları tanıdığını da öğrendi.
Tüfeklerin hangi yılda üretildiği, her bir tasarımın ne kadar ölümcül ve isabetli olabileceği, en önemlisi, onlarla nasıl başa çıkılacağı zihninde beliriyordu. Büyük veya küçük, fark etmezdi.
İki hafta önce bir hazine bulmuştu: Karakolun yakınında bir spor salonu.
Burası daha çok bir antrenman sahası gibiydi. Şafak vakti evin arka tarafında bulunan odasından gizlice çıkıp tesisin olanaklarından yararlanmaya karar vermişti.
Birdenbire Krav Maga ile karma dövüş sanatlarını bildiğini keşfettiğinde yaşadığı şaşkınlık karşısında sersemlemişti.
Saatlerce egzersiz yapacak gücü vardı. Vücudu titreyip nefesi kesilene kadar çalışmayı sürdürmüştü.
Onu kim eğitmişti? Annesi miydi? Hatırlayamıyordu.
Eğer içgüdülerinde yanılmıyorsa annesini terk etmişti. Kadıncağız şu anda kayıp kızı için son derece endişeleniyor olmalıydı.
Angelica gözlerini kırpıştırdı, annesi her kimse onu çok özlemişti. Bir kız kardeşi var mıydı? Peki ya erkek kardeşi, arkadaşları, erkek arkadaşı?
Beyninde doldurulması gereken boş bir kısım vardı. Bilmeye ihtiyacı vardı.
Adı Angelica değildi. Tia Juanita onu bir meleğe benzediği için böyle vaftiz etmişti.
Onun sözleri, benim değil.
İçten içe buna inanmıyordu. Tehlikeli şeyler biliyordu, bunlar onu Tanrı’nın savaşçısı yapmazdı. Başka bir şey için doğmuş olmalıydı.
Kesinlikle bir melek değildi. Huzursuzluk içini kemiriyordu.
Bir çıkış yolu arıyordu, yoksa hayal kırıklığını daha fazla içine atamayacak, yerli yersiz haykıracaktı.
Ufka bakarken gözyaşlarının yanaklarından süzüldüğünü hissetti.
-Kimim ben? Benim adım ne?
***
“Ben de seni arıyordum, hija (kızım).”
Tia’nın sesinde nazik bir uyarı vardı.
Angelica saatlerdir ortalıkta olmadığını biliyordu. Birkaç kilometrelik sık ağaçlara aldırmamış, soğuk nehirde yüzmeye gitmişti. Hatta yolda kartpostallarda rastlanan cinsten güzel bir kulübe bile bulmuştu.
Kendine burayı temizleyip sahiplenmesi gerektiğini hatırlattı. Yıllardır kimsenin uğramadığı belliydi.
“Yüzmeye gittim.”
İspanyolcaya dönmek biraz zor olsa da Juanita’ya olan saygısından bunu yaptı.
Koruyucusu ağır bir iç çekişle ona baktı.
“Lütfen bir dahaki sefere söyle ki endişelenmek zorunda kalmayayım. Neredeyse Tio’dan bir arama ekibi oluşturmasını isteyecektim.”
Sözleri Angelica’nın hafifçe gülümsemesine neden oldu. Kendisine ne denli değer verdiklerini biliyordu.
“Sana tüm sırlarımı anlatacak değilim, karanlıkta kalması gereken bazı şeyler var,” diye cevap verdi arsızca. Ardından kaşlarını oynattı.
“Dios mío (Aman Tanrım)! Sen ve senin alaycılığın... Kendine gel! Bir saat içinde yemek yiyeceğiz, hadi!”
Güzel kadın onu iki eliyle kovaladı. Kıkırdayan sarışın melek, dönerek uzaklaşmadan önce koruyucusunun kızarmış yanağını okşadı.
“Birazdan görüşürüz, Tia Juanita.”
***
Omzu açık, soluk mavi bir bluz ve dökümlü beyaz bir etek giymiş bir hâlde, neşeyle yemek odasına süzüldü.
Derken Angelica birden durdu. Gözleri fal taşı gibi açılmış, masadan gelen hararetli tartışmayı şaşkınlıkla izliyordu.
Juanita ile Ramon’u ilk kez tartışırken görüyordu.
“Qué pasa (Ne oluyor)? Tía? Tío?”
Sessizlik... Farlara yakalanmış geyikler gibi görünüyorlardı.
“Hiçbir şey, kızım!”
Güzel kadın sorusunu geçiştirdi, Ramon da başını sallayıp onayladı.
Hafızasını kaybetmiş olabilirdi ama aptal değildi. Bir şeyler ters gidiyordu. Ortamda gergin bir his vardı, nefes almak gitgide zorlaşıyor gibiydi.
“Bana yalan söyleyemezsiniz. Şimdi gerçeği söyleyin ki neye hazırlıklı olmam gerektiğini bileyim.”
Doğuştan gelen bir zarafetle sakince odayı geçip masadaki her zamanki yerine oturdu.
Resmi bir yemek alanı veya büyüleyici kahvaltı köşesinin açık alanı olmasa da, şu anda kullandıkları alan yine de zarifçe dekore edilmişti.
Son teknoloji mutfak malzemeleri, ithal seramik karolar, avizeler, uzun maun masa…
Peçeteyi kucağına yerleştirdikten sonra sakin gülümsemesiyle diğerlerini süzdü. Kaşlarını kaldırmış açıklama bekliyordu.
Angelica o anda güçlü bir kadın olan annesine ne kadar benzediğinin farkında değildi. “Evet?”
Sessizlik bozulduğunda Juanita neredeyse oturduğu yerden sıçrayacaktı. Çikolata kahverengisi gözleri melek kadar güzel bu kızdan sevgilisine kaydı.
“El Patrón, eve geliyor,” dedi titrek bir sesle.
“Ah.”
Черт побери (Kahretsin)!

Discover Galatea

Kurt Savaşları Kitap 2Darius'un İnadı: Rus RuletiKalecinin SırrıWillowbrook Serisi 2. Kitap: Kanunu KelepçelemekCharlotte ve Yedi Kardeş: Paralel Hikâye

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Okunanlar

by hurtful_cow

77 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

Ceo

by Anamenya

48 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

Okumayı Planladığım

by Marmaletta

52 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

Raf

by nudamiro

78 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

Severek okuduklarım

by Hygge

17 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

İyiydi

by Elf

63 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

Okunan kitaplar

by merlin dork

47 kitap