
Bulmak Kitap 2
Yazar
M. H. Nox
Okur
17,2K
Bölüm
10
Hazel'ın hayatı, kurt adam eşi Seth tarafından işaretlendikten sonra gelişmiş işitme yeteneklerini keşfetmesiyle dramatik bir dönüş alır. Yeni bağlarını sürdürürken, avcılardan gelen tehditlerle ve komşu sürülerle ittifak kurma ihtiyacıyla karşı karşıya kalırlar. Yaklaşan tehlike karşısında Hazel, sürüsünü ve sevdiklerini korumak için dönüşümünü ve yeni güçlerini kucaklamalıdır. Aşkları ve güçleri yaklaşan tehlikenin üstesinden gelmek için yeterli olacak mı?
Birinci Bölüm
İkinci Kitap
HAZEL
Yatağımda uzanmış, etrafımdaki sesleri dinliyordum. Bir evde bu kadar çok ses olduğunu daha önce hiç fark etmemiştim.
Normal bir insanın duymaması gereken şeyleri duyma yeteneğimin ilk şokunu atlattıktan sonra Seth beni yatağa geri çekmişti. Uzun bir süre boyunca bana her şeyi unutturmuştu.
O an önemli olan tek şey onu hissetmekti ama şimdi, sabahın geç saatlerinde yatakta yanında uzanırken artık yeteneklerimi görmezden gelemezdim.
Her nasılsa işitme duyum bir hayli gelişmişti. Seth beni işaretlediğinde bir şey olmuştu ama ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Bilmediğimiz ve açıklayamadığımız bir şey olduğu için korkmuştum.
Seth beni rahatlatmaya çalışmış, muhtemelen işaretin geçici etkisi olduğunu ve her şeyin yoluna gireceğini söylemişti.
Ama gözlerinde benden saklamak için çok uğraştığı endişenin izlerini görebiliyordum.
Ne kadar odaklanırsam o kadar çok şey duyduğumu fark ettim. Ahşap zemini tırmalayan minik ayak sesleri vardı, muhtemelen farelerdi.
Boruların iniltisini ve rüzgârın neden olduğu tahta gıcırtılarını duyabiliyordum.
Yanımda huzurla uyuyan Seth’in düzenli kalp atışlarını duyabiliyordum.
“Canım, iyi misin?” diye sordu Seth, uyku sersemi bir hâlde.
“İyiyim, sadece düşünüyorum. İdrak etmeye çalışıyorum,” diye cevap verdim, o beni tekrar göğsüne çekip boynuma sokulurken.
Çenemin altına bir öpücük kondurarak, “Ne düşünüyorsun?” diye sordu.
“Artık bu evdeki her şeyi duyabilmemin ne anlama geldiğini merak ediyorum,” dedim.
“Ayrıca bir ara yataktan kalkmamız gerektiğini düşünüyorum.”
Boynumdan aşağı öpücükler kondururken göğsünden gelen hafif hırıltı, sırtımdan hoş bir ürperti geçmesine sebep oldu.
“Yataktan hemen ayrılmaya hiç niyetim yok,” diye mırıldandı boğuk bir sesle. Arkamda beni dürten bir şey olduğuna emindim.
“Bu kadar kısa sürede tekrar sevişmeye nasıl hazır olabilirsin?” diye sordum kıkırdayarak.
“Ben bir kurt adamım tatlım,” dedi bu açıklama yeterliymiş gibi, ki galiba öyleydi. İnanılmaz bir kondisyonu vardı.
Diğer alanlarda da fiziksel olarak üstündü, neden bunda da olmasın ki?
Beni kollarında kendine döndürdükten sonra dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Beni yavaşça öptü, sıcak ve yumuşak dudakları benimkilerle dans ediyordu.
“Sence de yatakta kalmak iyi bir fikir değil mi?” diye sordu işaretimi öpmek için başını eğerken. Elini yukarı kaydırarak göğsümü avuçladı.
Göğsümü avucunun içinde yoğurdu, başparmağıyla hassas meme ucumu okşadığında dudaklarımdan hafif bir inilti çıktı.
“Argümanların beni ikna etti kocacığım,” dedim, nefesim dokunuşları karşısında hızlanırken.
Onu sırtüstü yatırıp bacaklarımı iki yana açarak kucağına oturdum. Ellerim saçlarında kenetlendi ve dudaklarımız tekrar buluştu.
Hareketlerimiz daha şehvetli bir hâl aldı, kalçasını kaldırarak bana sürtündü. Birbirimizin bedenini keşfederken çıkardığımız zevk dolu sesler odayı dolduruyordu, bundan daha fazla yakın olamazdık.
***
O gün pek bir şey yapmadık. Seviştik, yemek yedik, uyuduk, sarılarak yattık, konuştuk ve sonra biraz daha seviştik.
Saf bir mutluluk hâli gibiydi, hiçbir şeyin bu kadar iyi hissettirmeyeceğinden emindim. Sonsuza kadar böyle yaşasam hâlimden hiç şikâyet etmezdim.
Önümüzdeki birkaç gün boyunca çoğunlukla odamızda kaldık, sadece yiyecek alıp yukarı getirmek için aşağı indik.
Küvette şarap içip peynir tabağı yedik. Yiyecekleri şu ahşap sunum tabaklarından birine yerleştirdik ve Seth’in dizüstü bilgisayarıyla film izledik. Çok güzeldi.
Seth’in annesi çoğu zaman sürü evinde kalıyor, sadece uyumak için geri geliyordu çünkü sürü evinde uyumaya katlanamıyordu.
Annesinin yokluğunu pek hissetmemiştim ama sesini duyamadığımı fark ettikten sonra Seth’e nerede olduğunu sormuştum.
İyi ki burada çok kalmıyordu. Muhtemelen onun için tuhaf bir durumdu, düşününce benim için de öyleydi.
Sonunda gerçek dünyaya dönme zamanının geldiğine karar verdik. Yani daha çok ben karar verdim.
Seth hiç istemese de giyindik, ki bunu yapmak zordu çünkü Seth giydiğim her şeyi çıkarmaya çalışıyordu. Sonra da alt kattaki mutfağa indik.
Seth bana kahvaltı hazırlayacaktı.
Mutfağa doğru yürürken kolunu belime dolayarak beni kendisine yakın tutuyordu.
Beni öpmek ya da boynuma sarılmak için başını eğip duruyordu. Bu yüzden normalden çok daha yavaş hareket ediyorduk ama pek şikâyetçi değildim.
Mutfağa giden köşeyi döndüğümüzde dış kapının açılıp kapanma sesini ve ardından bize doğru gelen ayak seslerini duydum.
Seth’e baktım, sadece gözlerini devirip beni mutfağa doğru çekti. Beni bırakınca bir bar taburesine zıplayıp sese doğru döndüm.
Seth buzdolabını açıp kahvaltı için bir şeyler çıkarmaya başladı.
“Günaydın gençler,” diye cıvıldadı Nate, ağzı kulaklarındaydı.
“Ne istiyorsun?” diye homurdandı Seth. Belli ki misafir havasında değildi.
“Bugün birileri huysuz galiba?” dedi Nate sırıtarak.
Seth başını iki yana salladı, biraz sinir olmuş gibiydi.
Kafam karışmıştı çünkü birkaç dakika önce gayet mutlu görünüyordu.
“Annen sonunda odanı boşalttığını söyledi. Benim de seninle konuşmam gereken bazı sürü meseleleri var,” diye açıkladı Nate, karşımdaki tezgâha yaslanırken.
“Evet, ben de bundan korkuyordum,” diye iç çekti Seth.
“Kahvaltı hazırlıyorum, istersen kalıp bir şeyler yiyebilirsin. Sonra da ofisime çıkıp konuşuruz.”
“İyi olur, ne yiyoruz?”
“Çırpılmış yumurta, kızarmış ekmek ve pastırma.”
Yemeği beklerken karnım guruldadı. Açtım ve son birkaç gündür yediklerimizden daha doyurucu bir şeyler yemeye hazırdım.
“Ee,” dedi Nate bana dönerek.
“Bakıyorum da güzel mi güzel bir işaretin olmuş,” dedi şakacı bir tavırla.
Seth belli belirsiz bir hırıltı çıkarırken benim yanaklarım kızardı. Seth yanıma gelip kolunu belime doladı.
Her geçen dakika betasından daha da bıktığı belli oluyordu.
“Sonunda seviştiğinize sevindim. Bir yandan üzerindeki cinsel gerginlik, diğer yandan ‘seni işaretlememeye çalışma’ olayı derken bu adamla takılmak hiç zevkli değildi,” dedi Nate.
Mutfak masasının karşısından ona dik dik bakan fazlasıyla sinirli alfadan hiç çekinmiyordu.
“Tamam Nate, bence bu kadar yeter,” diye mırıldandım, yanaklarım yeniden ısınmıştı.
Seth beni daha sıkı tutarak, “Senin işini şuracıkta bitirmem lazım,” dedi. Eğildi ve burnunu saçlarıma gömüp derin nefesler aldı.
“Kahvaltı hazırlıyordun sanki,” dedim, giderek artan gerginliği yatıştırmaya çalışarak.
“Önce tavanın ısınmasını bekliyorum, bir yandan da betamı parçalamamaya çalışıyorum. O yüzden seni biraz burada tutmama izin ver, tamam mı?”
Nate sadece güldü. Ben neden bu kadar sinirlenip korumacı davrandığını tam olarak anlamadığım için başımı iki yana salladım.
“Dostum, karına durumu açıklasan mı acaba? Kafası karışmış gibi,” dedi Nate kıkırdayarak.
Seth iç çekti. Bir an için burnunu boynuma dayadı, sonra başımın üstünü öptü.
Bar taburesinde ona bakacak şekilde döndüm, o da bacaklarımın arasında durdu. Konuşmadan önce bir an düşündü.
“Biz erkekler eşleştiğimizde biraz daha korumacı oluruz, özellikle de başlangıçta,” diye açıkladı ve tekrar uzun bir iç çekti.
“Daha korumacı mı?” diye sordum kaşlarımı kaldırarak.
“Evet, üzgünüm canım, engel olmaya çalışıyorum ama elimde değil. Evde eşi olmayan bir erkeğin bulunması da bu duruma yardımcı olmuyor,” dedi Nate’e sert bir bakış fırlatarak.
“O da bunun farkında olduğu için çok eğleniyor. Onu gerçekten dövmem gerekebilir, sadece birazcık.”
Nate sırıtarak, “Dene de görelim,” dedi melodik bir sesle.
Sadece gülerek karşılık verdim. Davranışları ve birbirlerine sataşmalarıyla kardeş gibiydiler. Böyle bir arkadaşlıkları olması ne güzeldi.
İyi ki Seth’in hayatında Nate vardı. Anladığım kadarıyla iyi bir arkadaş ve betaydı.
Olumlu, neşeli tavrı, zaman zaman düşünceli ve biraz fazla ciddi olabilen Seth’e iyi geliyordu.
Seth burnunu tekrar saçlarıma sokup derin bir nefes aldıktan sonra kahvaltımızı hazırlamaya koyuldu.
Odayı pastırma kokusu sararken Nate havadan sudan konuşuyordu. Koku ağzımı sulandırmıştı. Gerçekten acıkmıştım.
“Bunun senin için iyi olduğunu biliyorsun Seth,” dedi Nate, hepimiz masaya oturup tabağımıza gömülürken.
Seth yanıma oturdu. Ara sıra bir tutam saçımı kulağımın arkasına sıkıştırıyor ya da beni rahatlatmaya çalışıyormuş gibi hafifçe dizimi sıkıyordu.
Gerçi bence daha çok kendini rahatlatmak için yapıyordu çünkü benim rahatlamaya ihtiyacım yoktu.
“Neyden bahsediyorsun?”
“Eşinle aynı odada bulunan erkeklerin kafasını koparmama pratiği yapabilmen için burada olmam iyi oldu diyorum,” diye cevap verdi Nate, dudaklarında küçük bir sırıtış belirdi.
“Hmm,” diye homurdandı Seth.
“Bence haklı olabilir Seth. Yani benim işe dönmem gerekiyor, senin de yapacak işlerin var. Her zaman benimle olamazsın ya da sonsuza kadar evde tıkılı kalamayız,” diye yorum yaptım.
“Haklısın aşkım,” diyerek başparmağıyla yanağımı okşadı ve eğilip bana edepli bir öpücük verdi.
Nate gözlerini devirdi.
“İyi niyetli olduğunu biliyorum Nate ama şu an sana sinirlenmemek elimde değil. Eninde sonunda geçer ama lütfen beni zorlama.”
“Dikkate alındı.” Bana göz kırpınca Seth ona tekrar alçak sesle hırladı. İkisine de gözlerimi devirdim.
Erkekler…







































