Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Kirli Para 1. Kitap: Milyon Dolarlık Bakire

Kirli Para 1. Kitap: Milyon Dolarlık Bakire

Yazar
Rebekah Halt
Okur
1,0M
Bölüm
35
Yazar
Rebekah Halt
Okur
1,0M
Bölüm
35
🥵Erotika🌼Bakire🎭Dram🏙️Çağdaş👯‍♂️Ters Harem🧶BDSM🔺Threesome🖤Karanlık

Sloane Heathrow'un aslında bu başvuruyu hiç yapmaması gerekiyordu. Bu sadece bir şakaydı; gece geç saatlerde, dark web'de bir bakire için bir milyon dolar teklif eden bir reklama öylesine tıklamıştı. Ancak gelen kutusuna mülakat saati ve yerini içeren siyah ve altın rengi bir e-posta düştüğünde, şaka komik olmaktan çıkar. Teklif gerçektir. Sözleşme bağlayıcıdır. Ve bunun arkasındaki adamlar gizli, inanılmaz derecede zengin ve tamamen ulaşılamazdır. Sloane aniden lüks, gizlilik ve kontrol üzerine kurulmuş; her kuralın onu hizada tutmak için özenle tasarlandığı bir dünyanın içine çekilir. Cesur bir karar olarak başlayan şey, sınırlar bulanıklaştıkça, duygular derinleştikçe ve bu anlaşmadan kaçmak sandığından çok daha zor hale geldikçe, hızla çok daha tehlikeli bir şeye dönüşür.

Otuz gün.

Üç adam.

Asla söyleyemeyeceği bir sır.

Sıfırlama Büyücüsü

Hayatımın büyük bir kısmını karanlık bir mağarada geçirdim.
Ve bunu mecaz anlamda söylemiyorum.
Tam anlamıyla öyle.
BD Systems şirketinin yeraltı bodrum katı büyük veya lüks değil. Üç kişinin zor sığabileceği bir sardalya kutusu—tabii biri bir-iki uzvunu kesmeyi kabul ederse. Ama kliması var ve sessiz. En iyi yanı ne mi?
Kimse zahmet edip burayı işgal eden ineklerle sohbet etmeye aşağı inmiyor.
Tabii ki acelesi olduğu, yazıcının sıkıştığı ve onu nasıl tamir edeceğini bilen tek kişinin sen olduğun anlar hariç. Çünkü bütün gün yaptığım şey bu. Bozuk şeyleri tamir ediyorum.
Ben Sloane Heathrow, bilgi sistemleri mimarıyım—yani IT kızı demenin çok süslü bir yolu.
Yazıcı sıkışmalarını çözen kişi.
Yeniden başlatma büyücüsü.
Günlerimi, önünde Yoda'nın yüzü olan kenarı kırık bir kupadan kahve içerek geçiriyorum. Üzerinde şöyle yazıyor: “Bilgisayarları tamir eder onlar. Bozmamalısın onları sen.”
İşin ironik kısmı ne biliyor musunuz? Bu odanın dışındaki hayatımdaki her şey bozuk. Ve ben onları tamir edemiyorum.
Saat akşam yediydi ve yöneticiler üst katta klavyelerinde takırdarken ben bu ton balığı kutusunda sıkışıp kalmıştım. Ama umurumda değildi—saatlik ücret alıyordum ve son birkaç aydır elektrik faturamı görmezden geliyordum. Birkaç gün içinde bir miktar ödeme yapmazsam elektriğim kesilecekti.
Mutfak tezgahımda üç tane açılmamış son ödeme uyarısı duruyordu. Ne dediklerini bilmek için onları okumama gerek yoktu.
SON UYARI. KESİNTİ BEKLENİYOR.
Bu gece diğer gecelerden farksızdı—ta ki onu görene kadar.
O ilanı.
Sandalyemde amaçsızca dönerken ve ılık kahvemi yudumlarken internette gezinmeyi severdim. Ama herhangi bir internette değil.
Dark web'de.
Çoğunlukla sadece taşak geçmek ve eğlenmek içindi. Yabancıların karanlık sırları arasında gezindiğini bilmenin heyecanını seviyordum. Uyuşturucu, yasadışı hayvanlar ve silahlar vardı elbette, ama onlara bakmaya zahmet etmiyordum. Asıl hoşuma giden şey çalıntı verilerdi.
Bu benim gizli bir hobimdi. Çalıntı veriler.
Kontrol. Aslında olay buydu. Kendi ışıklarımı bile zor açık tuttuğum bir dünyada, en azından başkasınınkilere sızabilirdim.
Oldukça masum bir şekilde başlamıştı. Arada sırada hacklenen bir Facebook hesabı. Yan komşum. Starbucks'ta üzerine kahve döktüğümde bana sürtük diyen yabancı.
Ama artık çok daha fazlasıydı. Sadece içinde ne olduğunu görmek için banka hesaplarını hackliyordum. Hiçbir şey almıyordum; sadece bir göz atmak istiyordum.
Bazen bir hava durumu panosunu hackleyip hava durumunu “Bulutlu ve yarrak yağma ihtimali var.” olarak değiştirerek kahkaha atardım.
Ya da şehrin güvenlik kameralarını hackliyordum. Batman'cilik oynamak için değil. Daha çok gerçek hayatta Waldo Nerede oynamak gibiydi. İzlendiklerinden haberi olmayan insanları izliyordum.
Dünyanın en büyük dark web sunucusu olan GhostPort'taki tarayıcılardan birinde gezinirken onu gördüm. Büyük harflerle yazıyordu:
BİR MİLYON DOLAR. BİR BAKİRE.
Neredeyse kahvemi püskürtecektim. Gerçek olamazdı. Linke tıkladım ve okumaya devam ettim.
BİR BAKİRE İÇİN BİR MİLYON DOLAR.
MÜLAKATLAR YARIN BAŞLIYOR.
GİZLİLİK ŞARTTIR.
BAŞVURUNUZU GÖNDERMEK İÇİN GÜVENLİ LİNKE TIKLAYIN.
KONUM: LOS ANGELES, KALİFORNİYA.
Başımı sallayarak kendi kendime, “Ne?” diye fısıldadım. Gerçek olduğundan emin olmak için ilana birkaç kez daha göz gezdirdim.
Güldüm ve aşağıdaki ŞİMDİ BAŞVUR yazan butona tıkladım. Ekranımda siyah arka planı ve zarif altın rengi harfleri olan boş bir form belirdi. Adımı ve ardından basit bir soruyu soruyordu:
BAKİRE MİSİNİZ?
Tekrar güldüm ve Evet'i işaretledim. Hayatta pek gurur duyulacak bir başarı sayılmazdı ama görünüşe göre... kârlı bir şeydi. Ve bu doğruydu...
Ekran titredi ve yeni bir mesaj belirdi:
BAŞVURU GÖNDERİLDİ. MÜLAKAT KONUMU VE SAATİ İÇİN DETAYLAR SİZE GÖNDERİLECEKTİR.
Donakalmıştım. Bana bir onay mesajı gönderecek kadar hakkımda nasıl bilgi sahibi olabilirdi? Ya bu bir şakaydı ya da... birisi bilgilerime nasıl ulaşacağını biliyordu.
Ve sonra paniğe kapıldım.
Parmaklarım klavyede uçuşuyor, daha önce hiç olmadığı kadar hızlı kod yazıyordu. Çaresizce ilanı hacklemeye çalışarak ilk duvarı aşmayı denedim.
ERİŞİM KISITLANDI.
Mesaj ekranda yanıp söndü ve inledim. Çılgınca tıklayıp yazarak birkaç görünür portu aştım. Herhangi bir baştan savma CSS kodu bulmak için tarama yaptım.
Hiçbir şey yoktu. Kodlanmış bir kaleydi.
ERİŞİM KISITLANDI.
Ellerimi klavyeye vurarak, “Siktir!” diye bağırdım. Bunu her kim yaptıysa ne yaptığını çok iyi biliyordu.
Saate baktım. Eve gitme vakti gelmişti. İç çektim. Zaten muhtemelen sadece bir şakaydı. Dizüstü bilgisayarımı kapattım ve çantama koydum.
Işıkları ve klimayı kapattım, kapıyı da arkamdan kilitledim. Sonra, kendi kendime bunu düşünmememi söyleyerek çıkışa doğru yöneldim. Zaten gerçek falan değildi.
Ama nedense hâlâ aklımı kurcalıyordu.
***
Dairemin kapısına vardığımda, o manzarayı hâlâ görebiliyordum—siyah arka plan, altın rengi harfler.
BİR BAKİRE İÇİN BİR MİLYON DOLAR.
Derin bir oh çekerek kanepeye çöktüm. Mahvolmuştum. Sonra o sesi duydum.
Ding.
Telefonumu çıkardım. Kişisel e-postamda yeni bir mesaj bildirimi vardı:
Konu: Mülakat Onayı
“Hayır, hayır, hayır,” diye fısıldadım. “Bu gerçek değildi.”
Mesajı açtım ve işte oradaydı. Tam da o gizemli şekliyle, mesaj aynı siyah arka plana ve altın rengi harflere sahipti:
Sevgili Sloane,
Başvurunuz alınmıştır. Lütfen yarın akşam tam saat 20:00'de Diamond Montgomery Oteli'nde olun. Gecikmelere izin verilmemektedir.
Saygılarımızla,
Küratör
Şaşkınlık içinde gözlerimi defalarca e-postada gezdirerek, “Olamaz,” dedim usulca.
Onlara e-posta adresimi asla vermemiştim.
***
Ertesi sabah da diğerleri gibi sıradan başladı. Yoda kupam ağzına kadar ucuz kahveyle doluydu. İş arkadaşım Steve monitörüne küfrediyor ve “Neden bütün vaktimi ona bilgisayarını nasıl yeniden başlatacağını anlatarak harcıyorum ki?” tarzında bir şeyler homurdanıyordu.
O, teneke kutu ofisimizin diğer tarafındaydı. Üzerinde bir müzik grubu tişörtü ve muhtemelen yedinci sınıfta aldığı haki bir pantolon vardı.
Sandalyeme oturup dizüstü bilgisayarımı çıkarırken, “Selam,” diye homurdandım. Vücudum uyuşuk ve ağırlaşmış hissediyordu.
Arkasına dönme zahmetine bile girmedi. İnekler sosyal olarak her zaman beceriksiz değillerdi, ama biz kesinlikle sessizliği tercih ediyorduk.
“Sesin bok gibi geliyor,” dedi. “Zor bir gece miydi?”
“Evet.” Derin bir iç çektim.
Nedenini sormadı. Zaten hiç sormazdı. Ama hiç uyumamıştım. Tabii ki de uyumayacaktım. Kafam o başvuruyla fazla meşguldü.
Biliyorsunuz işte. Bekaretimi bir milyon dolar karşılığında bir yabancıya satmak için yaptığım başvuru.
Bütün gece uyanık kalıp güvenlik duvarımı kontrol etmiş, oltalama tuzakları aramıştım. Bunun sadece beni hacklemeye çalışan biri olmasını umuyordum. Bununla başa çıkabilirdim. Bir bilgisayar korsanı. Eğlenmeye çalışan biri. Bir eşek şakası.
Dark web'de gezindiğinizde böyle şeyler her zaman olurdu.
Ama bu ilanı her kim verdiyse, lanet olsun ki o bir profesyoneldi. Ve ben onların kim olduğunu bulmaya kararlıydım. Pes etmeyi asla planlamıyordum.
Ofis telefonu çaldı ve beni düşüncelerimden sıyırarak irkiltti. Hafifçe sıçrayarak dönüp telefona baktım.
Steve duygusuz bir sesle, “Sıra sende,” dedi. Ekranına bir göz attım. Bir monitörde bir RPG oyunu oynuyor, diğerinde ise ekranda beliren köpek maması reklamının bir virüs olmadığını açıklayan bir e-posta yazıyordu.
İnleyerek telefonu açtım. “Teknik destek. Ben Sloane.”
Hattın diğer ucundan telaşlı bir ses geldi: “Beş dakika sonra toplantım var. Yazıcı sıçtı. Seni burada istiyorum.”
Artık omzunun üzerinden bana bakan Steve'e döndüm. Dudaklarımı oynatarak, Bil bakalım kim? dedim.
Gözlerini devirdi ve fısıldadı: “Barb mı?”
Parmaklarımı şakaklarıma bastırarak başımı salladım. İkimiz de ondan nefret ediyorduk ve eminim iş arkadaşları da nefret ediyordu. Birçok yöneticinin bulunduğu 28. Kat'ta çalışıyordu. Biz ondan sevgiyle 28. Katın Sürtüğü diye bahsediyorduk.
Bir süre bağırıp çağırmasına izin verdim ve ardından tatlı bir sesle sordum: “Kapatıp tekrar açmayı denediniz mi?”
Steve'in büyücüsü ekranda bir zombiyi yok ederken o kıkırdadı.
“Pardon?” diye soludu, sanki bir mucize yaratmasını önermişim gibi.
Profesyonel ve kibar bir ses tonuyla, “Hemen yukarı birini gönderiyorum,” dedim.
Bunu yapacağını biliyordum. Kapatacak ve sonra tekrar açacaktı. Bir sonraki felakete kadar ondan haber almayacaktım.
Birkaç saniyeliğine ilanı neredeyse unutmuştum.
Ding.
Bir bildirim. Yeni bir mesaj.
Parmağımı telefon ekranında kaydırdım ve nefesimi tuttum. Bilinmeyen bir numaradan gelen bir mesajdı.
Bilinmeyen
Otelde giriş yaptıktan sonra, lütfen asistanımla otel lobisinde buluşun. O sizin kim olduğunuzu bilecek.
Bu nasıl mümkün olabilirdi ki?

Discover Galatea

Sıcak Bir İtalyan Yazında Nasıl Hayatta KalınırCrushLanetli PrensesKutsanmış LunaAşk-ı Mafya

En Yeni Yayınlar

Aşkımız Karanlıkta Atış Yapmak GibiKaçamakKızışan ArzularSınırı GeçmekEvet, Bay Knight. Kitap 4: İkinci Bölüm

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Zıt kutuplar 3

by sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

352 kitap

Iyilik A.Ş

by Kynta

10 kitap

Alfa serisi

by yasemin175

23 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

65 kitap

Okudum

by urbeknt

289 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

297 kitap

D.- Devam ettiklerim

by Hygge

21 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

208 kitap

Ceo

by Anamenya

45 kitap

Beğendiklerimden

by Hygge

29 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

by tyrion

46 kitap

Pelto’s list

by Pelto

33 kitap

Tekrar Okunmaya Değer Kitaplarım

by miss_kertenkele

30 kitap