Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Omega'nın Peşinde Kitap 2

Omega'nın Peşinde Kitap 2

Yazar
Jessica Edwards
Okur
19,9K
Bölüm
19
Yazar
Jessica Edwards
Okur
19,9K
Bölüm
19
🕵️Suç ve Gizem👩🏽‍🎓Öğrenci💪🏻Muhafız🎭Dram🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler🧙‍♂️Paranormal & Fantastik💪🏻Alfa Erkekler😊Temiz🐺Paranormal

Annesinin öldürülmesiyle Alice'in dünyası altüst olur ve gizemli Bay Edmund'un bu işin arkasında olduğundan şüphelenir. Acısıyla başa çıkmaya çalışırken, Alice kendi karanlık geçmişine sahip gizemli bir figür olan Ryder'da teselli bulur. Birlikte, Alice'in yeni keşfettiği şekil değiştirme yetenekleri de dahil olmak üzere, küçük kasabalarıyla ilgili sırları ortaya çıkarırlar. Tehlike pusuda beklerken ve ittifaklar kurulurken, Alice bir sonraki dolunay daha fazla trajedi getirmeden önce gerçeği ortaya çıkarmalıdır.

Birinci Bölüm

İkinci Kitap: Beta'nın Peşinde

Bir saldırı... Üç kurban... Alice'in değer verdiği üç insan acımasızca katledilmişti. Sevdiklerinin ölümü onu kahretmiş olsa da kendisini iki erkeğin arasında kalmış hâlde bulacaktı. Yine de her şeye rağmen sevdiklerinin katilini bulmayı kafaya koymuştu.

ALICE

Ölmüştü. Emindim.
Beni bu yaşıma kadar büyütmüş olan annem kollarımın arasında can vermişti.
Kaç kez dua edip nefes alması için yalvarsam da çoktan vefat etmişti.
Sevgi, zorluk, eğlence ve hatta kayıp dolu on sekiz yıl boyunca yanımda olmuş, beni büyütmüştü ama artık yapabileceğim bir şey yoktu.
Geçmişi hatırlayıp annemle olan anılarımı düşündüğümde hayatımın büyük bölümünde yanımda olduğunu fark ettim. Artık yanımda olmayacağı gerçeği içime kor bir alev gibi düşmüştü.
Kendimi çaresiz hissediyordum.
Ne yapmam gerekiyordu?
Bu zamana kadar kimsenin kalbini kırmamıştı. Öyle biri değildi.
Tanrı aşkına, onca hayat kurtarmıştı!
Saatlerdir yerde yatıyor olmalıydım. Şu an sadece annemin yanında durmak istiyordum. Cansız bedenini göğsüme çekip sıkıca sarıldım. Ölümünü kabullenmek istemiyordum.
Bu hafta yaşadığım onca şeyden sonra daha fazla acıya katlanabileceğimi sanmıyordum.
Kalbim bunca acıya daha ne kadar dayanabilirdi ki?
Kafamın içinde dönüp duran bir soru vardı ki o da böyle bir şeyi kimin ve neden yapabileceğiydi. Yine de içten içe kimin yaptığını biliyordum. Bundan sorumlu olabilecek tek bir kişi vardı.
Bay Edmund.
Niyeti beni öldürmek olsa da onun yerine gözünü kırpmadan annemi öldürmüştü. Eğer bana ulaşmak için annemi öldürmüşse ben de aynısını ona yapacaktım.
Bundan paçayı kurtaramayacaktı.
Benden kaçamayacaktı.
Bu olaydan sonra asla.
Ahdim olsun, intikamımı alacağım.
Bir hafta, bir ay ya da bir yıl sonra...
Annemin cansız bedenine sarılmış bir şekilde yatarken bir saat daha geçmişti. Gökyüzü kararıyordu ve üşümeye başlamıştım ama soğuk bile beni kollarımda yatan kadından uzaklaştıramazdı.
Onu asla bırakmayacağım.
“Alice!”
Uzaktan gelen bir ses duydum. Birisi endişe içinde bana seslenmişti. Derin ve boğuk sesin bir erkeğe ait olduğu belliydi.
Omuz silktim. Muhtemelen gaipten sesler duyuyordum. Ama arka kapının aniden açıldığını duyduğumda birisinin gerçekten de bana seslendiğini anladım.
Bay Edmund olabilir miydi?
Beni de öldürmek için geri mi döndü?
Silüetin yaklaştığını görünce annemi sıkıca göğsüme bastırdım.
Bize doğru koşan her kimse yüzüne bakmaya tenezzül bile etmedim.
Tüm dikkatimi anneme vermiştim.
“Alice!”
Yine adımı haykırıp tam önümde durdu. Uzun zamandır koşuyormuş gibi nefes nefese kalmıştı. Bu kişi kimdi ve neden buraya gelmişti?
“Alice,” dedi.
Kelimeler boğazımda düğümlenmişti âdeta.
Bir süre öylece dikildi. Ona cevap veremeyecek durumda olduğumu anlayınca yavaşça önüme çömeldi. Yüzü o kadar yakındı ki sıcak nefesini yanağımda hissedebiliyordum.
Hâlâ dikkatimi önümde duran kişiye veremiyordum.
Annemin öldürüldüğü gerçeğini sindirmeye çalışırken nasıl dikkatimi verebilirdim ki?
“Alice, bana bak.” Sesi nazik, sanki beni ürkütmek istemiyormuş gibi çıkmıştı. Konuşurken sesi tanıdık gelmeye başladı ve bu sesi daha önce nerede duyduğumu hatırladım.
Sözlerine aldırış etmeyip anneme bakmaya devam ettim. Elini anneme uzattığında kafamı çevirip bağırdım.
“Ona dokunma!”
Eli havada kalmıştı. Kolunu indirmedi. Onun yerine diğer kolunu da havaya kaldırıp avuç içlerini teslim oluyormuş gibi bana çevirdi. “Ona dokunmayacaktım.”
Kafamı durmadan sallıyordum. Tek bir kelimesine bile inanmamıştım. “Onu benden almaya geldin! Annemi götürmene izin vermeyeceğim!”
Kollarını indirdi. “Alice, yemin ederim ki onu götürmeye gelmedim. Sana yardım etmek için buradayım.” Sesinde çaresizlik vardı. “Lütfen bana bak.”
Anneme uzun bir süre baktıktan sonra derin bir nefes aldım ve yavaşça ona baktım. Hayatımda gördüğüm en yeşil gözlere bakarken kendimi bırakıp ağlamaya başladım.
Burada ne işi var?
Birkaç saat önce birbirimize sarf ettiğimiz sözleri hatırlayınca yüzümü buruşturdum. Hâlâ neden burada olduğunu anlayamamıştım.
Ona gözü yaşlı bir şekilde bakarken ümitsizce başımı salladım. “Ryder?”
Bana samimi bir şekilde gülümseyip başıyla onayladı. “Benim. Hiçbir yere gitmiyorum.”
Tekrar anneme bakınca gözlerimden daha fazla gözyaşı dökülmeye başladı. “Neden buraya geldin?”
Birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra boğazını temizledi. “Çığlık attığını duyunca sesini takip ettim.” Başını salladı. “Hayatımda hiç bu kadar korkmamıştım. Seni bulunca neyle karşılaşacağımı tahmin edemiyordum.”
“Ne bulmayı bekliyordun?”
Anneme bakmaya başladı. “Bunu değil. Böyle bir şeyle karşılaşmayı beklemiyordum.”
Bir şey demedim. Onunla aynı fikirdeydim.
Gördüklerimi asla unutamayacaktım.
Ryder yaklaşıp tekrar kolunu uzattı. “Alice.”
Kollarımla annemi sararak onu durdurdum. “Geride dur. Daha fazla yaklaşma.”
Yine durdu. “Alice, buraya sana zarar vermeye gelmedim. Sadece yardım etmek istiyorum.” Kıyafetlerimi işaret etti. “Kanlar içindesin. Sadece temizlenmeni istiyorum, tamam mı?”
Kendime baktım ve gerçekten de kanlar içinde olduğumu fark ettim. Kana bakınca midem bulanmıştı.
Aniden bir el yavaşça yanağıma dokundu ve dikkatimi ellerimdeki kandan çekti. “Sana yardım edeyim.”
Kafamı salladım. “Neye yardım edeceksin ki? Annem öldü. Onu geri getirmenin bir yolu yok!” diye feryat ettim.
Ryder hafifçe yanağımı okşarken şefkatle bana bakıyordu. “Yapabileceğim veya söyleyebileceğim hiçbir şey olmadığını biliyorum. Şu anda tamamen çaresiz hissediyorum.”
Yere baktı. “Sizi koruyamadığım için çok üzgünüm.”
Onun sözlerini düşünürken aklıma gerçekten işe yarayabilecek bir şey geldi. Heyecanla “O zaman, onu dönüştür,” dedim.
Bana şaşırmış bir şekilde baktı. “Ne?”
“Dönüştür onu,” diye tekrarladım.
“Bu işler böyle yürümez, Alice.”
Annemi geri getiremeyeceğim gerçeğini yavaş yavaş kabullenmeye başlamıştım. “Onsuz yaşayamam, Ryder. O benim her şeyim,” diye yalvardım gözlerinin içine bakarken.
Başını salladı. “Onu dönüştüremem.”
“Lütfen!” diye yalvardım.
“Artık çok geç. Üzgünüm, sevgilim.”
İşte o zaman her şey kararmaya başladı.
***
Bunun sadece bir rüya olması mümkün müydü? Ya da uyanınca hiçbir şeyin değişmediğini fark edeceğim bir uykuda mıydım? Eğer öyleyse uyanmak istemiyordum.
Bu gece yaşananların gerçek olup olmadığını öğrenmekten çok korkuyordum. Çünkü eğer gerçeklerse gözlerimi kapalı tutmayı tercih ederdim.
Oturma odasındaki kanepede yattığımı biliyordum çünkü burnuma annemin sevdiği tarçınlı mumun tanıdık yoğun kokusu geliyordu.
Her Noel'de ona o mumdan alırdım ve bütün yıl bitmezdi. Ona verdiğim tüm hediyeler arasında en sevdiği tarçınlı mumdu.
Ambalajı açıp içinden çıkardığı mumu avuçlarında tutarken gözlerinin neşeyle doluşunu hatırlayınca kendi kendime gülümsedim. Ama bu gece olanları hatırlayınca gülümsemem kısa sürede kayboldu.
Çok geçmeden anıların ne kadar acı verici olduğunu anladım.
Gözlerimi yavaşça açtım. Duyduğum ilk şey odanın diğer tarafında sessizce konuşan iki erkeğin sesiydi.
“Onu sorgulamam gerekecek, Ryder.” Ses tanıdık gelmişti. Kime ait olduğunu anlamam uzun sürmedi.
“Tom, lütfen anla. Bu onun annesi, anladın mı? İş arkadaşı değil.”
Ryder polis memuruyla sessiz bir ses tonuyla konuşsa da sesindeki baskınlık belli oluyordu.
Tom iç çekti. “Annesi olduğunu anlıyorum ama yine de bu bir cinayet soruşturması. Onunla konuşmak zorundayım.”
“Seni buraya onu sorguya çekmen için çağırmadım. Şu anda konuşmak bir yana zar zor düşünebiliyor.” Ryder'ın sesi yükselmeye başlamıştı.
“Ryder, bırak işimi yapayım. Cevaplara ihtiyacım var ve bunun tek yolu onunla konuşmak.”
Polisin sabırsızlığını hissedebiliyordum ama emin olduğum bir şey vardı ki o da sorularına cevap veremeyecek hâlde olmamdı.
Benim de herkes gibi kafam karışmıştı.
“Tanrı aşkına, Tom! Şu sorgulama işini kes!” diye kükredi Ryder. “Soru sormanın yeri ve zamanı değil!”
“İşimi başka nasıl yapabilirim? Evet, annesi öldü ama katil hâlâ dışarıda bir yerde. Başkası öldürülmeden önce katili yakalamamız gerek.”
“Lütfen biraz daha anlayışlı olur musun? Onun bu hâli beni mahvediyor. Şu an nasıl hissettiğini hayal bile edemiyorum. Bunu atlatmak için bayağı zamana ihtiyacı var.”
“Biliyorum.”
Ryder devam etti. “Ailenden birini kaybetmenin nasıl bir şey olduğunu tahmin bile edemezsin. Bu yüzden lütfen sorgulama işini sonraya bırak.”
Tom nefes verdi. “Daha önce de böyle bir şey yaşadığını unutup duruyorum. Anna...”
Sessizlik oldu.
“Anna'yı katma,” diye çıkıştı Ryder. “Onun ölümünün bu cinayetlerle bir ilgisi yok.”
Tom'un yanıtını duyamadım. Tek duyabildiğim dışarıdan gelen sağır edici siren sesiydi. Hızlıca doğrulup oturma pozisyonuna geçtim ve tüm evin maviye büründüğünü gördüm.
Hayır! Onu götürmeye geldiler!
Kanepeden atlayıp ön kapıdan dışarı çıktım ve yolun karşısındaki ambulansa koştum. Annemin aracın arkasına kaldırıldığını görünce ağlamaya başladım. Siyah bir ceset torbasının içindeydi. “Dur!”
Bir adım daha atamadan nerden çıktığını anlayamadığım bir çift güçlü kol belime sarıldı ve beni araçtan uzağa çekmeye başladı. Var gücümle anneme ulaşmamı engelleyen kollardan kurtulmaya çalıştım.
Bırak beni!
Ambulansın arka kapılarının kapanmaya başladığını gördüğümde kusacakmış gibi hissettim.
“Hayır...” Dehşet içinde başımı sallıyordum.
Böyle bir şey olamaz!
Kollardan tekrar kurtulmaya çalıştım. Ambulansın motorunun çalıştırıldığını duyunca iyice paniklemeye başlamıştım.
Araç yavaşça hastaneye doğru yola çıkınca hüsran içinde çığlık attım ve karşı koymayı bıraktım. ''Gitme!''
Beklenmedik bir şekilde beni tutan kişi yüzünü benimkine yaklaştırdı. İlk gözüme çarpan şey yanağıma düşen gölgesiydi.
“Alice, dur.” Sesinden hemen tanıdım. Ona çok kötü kırılmıştım.
“Ryder, söz vermiştin!” diye feryat ettim. “Onu götürmeyeceğini söylemiştin! Bunu bana nasıl yaparsın!?”
Onunla yüzleşmek için beni döndürdü ve iki yanağımı da nazikçe avuçlarının içine aldı. “Ne söylediğimi biliyorum. Sana yalan söylediğim için kendimden nefret ediyorum. Sadece doğru olduğunu düşündüğüm şeyi yaptım. Lütfen yanlış anlama.”
“Bana yalan söyledin!”
Ryder ümitsizce bana bakıyordu.
“Veda bile edemedim,” diye fısıldadım yenilgiyi kabullenip başımı öne eğerken.
Gözyaşlarımın yere düşmesine izin verdim. Ryder beni göğsüne çekip kollarını etrafıma sardığında nefesim kesildi.
Ryder'ın kollarındayken ne kadar rahat ve güvende olduğumu unutmuş olduğumu fark ettim.
Şu an onun kolları arasında olmak tam da ihtiyacım olan şeydi.
“Alice?”
Ryder inledi. “Şimdi olmaz Tom, lütfen.” Tüm vücudunun kaskatı kesildiğini hissettim.
Ryder'a baktıktan sonra gözlerini bana çevirdi. “Şu an benimle konuşmak istemediğini biliyorum. Kaybın için üzgünüm. Ailenden birini kaybetmek kadar kötü bir şey yok. En içten taziyelerimi sunuyorum.”
Duygusuz bir şekilde ona baktım.
Birkaç dakikalık tuhaf bir sessizlikten sonra boğazını temizledi. “Bazı soruları yanıtlayabilir misin?”
“Sana Bu gece değil dedim,” dedi Ryder öfkeli bir şekilde.
“Ryder,” diye uyardı Tom.
Ryder'ın vücudunun gerildiğini hissettim. “Bu gece olmaz.”
Kendimi Ryder'ın elinden kurtarıp doğruca memurun önüne yürüdüm. “Sorularınızı cevaplayabileceğimi sanmıyorum. İpucu aradığınızı biliyorum ama inanın bana memur bey daha öncekilerden bir farkı yok.”
Bir süre kimse bir şey demedi.
Sonra Tom boğazını temizledi. “Belki de bu gece ifadeni almak için doğru zaman değildir.”
Eve girmek için döndüm ama Tom seslenince durdum.
“Bir şey daha, Alice. Bunu söylemek zorunda kaldığım için üzgünüm ama bu gece burada kalamazsın.”
Önce annemi götürmüşlerdi şimdi de kendi evime giremeyeceğimi söylüyorlardı.
Öylece durup ona baktım.
Tom telefonunu çıkarıp bana uzattı. “Bu gece kalmak için arayabileceğin biri var mı yoksa...”
Ryder sözünü kesti. “Benimle kalacak.”
Tom bir anlığına bana baktı. “Onun bundan haberi var mı?”
Ryder kollarını göğsünde çaprazladı. “Neden ona sormam gereksin ki?”
“Sormak zorundaydım. Ama sanırım senin evinde kalması daha iyi bir seçenek.”
Orada durmuş öylece ona bakmaya devam ediyordum.
Her birimize ayrı ayrı baktıktan sonra başıyla onayladı. “Tamam, o zaman. Sizi yalnız bırakayım.” Bana anlayışla bakıyordu.
“Bu katili yakalayacağız. Sana söz veriyorum. O iyi bir kadındı, annen, tanıdığım en güçlü kadındı.” Üzgün bir şekilde başını salladı. “Bunu hak etmedi.”
Sonra uzaklaşıp arabasına bindi ve gecenin karanlığında kayboldu.
Ryder ve ben durmuş, uzaklaşırken Tom'un arabasına bakıyorduk.
“Bazen tam bir baş belası olabiliyor.” Ryder başını sallarken ellerini beline koydu.
“Eve gidelim mi?”
Arkamı dönünce Ryder’ın bana baktığını fark ettim.
Tek kelime etmeden arkamı dönüp evime baktım. “Başka nereye gidebilirim ki?”
Ryder ellerini nazikçe boynuma doladı. “Nereye gidersen git yanındayım.”
Kiminle kalabileceğimi düşünürken gözlerinin içine bakakalmıştım.
Seçeneklerimden biri Sam'in eviydi ama saldırıya uğradıktan sonra hastaneye kaldırıldığını düşünürsek onda kalmam mümkün değildi. Ryder'a nereye gitmek istediğimi söylemekten çekinecek hâlde değildim. “Eve gitmek istiyorum.”
Kaşlarını çattı. “Alice, burada kalamazsın.”
“Eve. Senin evine. Seninle birlikte.”
Onunla olmak istiyordum, sadece onunla…
Tek kelime etmedi.
Onun yerine alnıma nazik bir öpücük kondurup elimden tuttu ve beni evin önüne park ettiği arabasına götürdü.

Discover Galatea

Ölümsüz ŞafakDokunuşÖzgürlüğe DoğruYanışı HissetCehennem Sürücüleri Motosiklet Kulübü

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Okunan Kitaplar

by mallof65

86 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

2. Kitap Bekleniyor

by Elf

14 kitap

2 books in 1 & maybe another book

by Cuddlywifey

4 kitap

Good book but 1/2 spicy 🌶️🌶️

by Chicken Momma

36 kitap

Finished books Library 2

by Donna Cravens Cooper

475 kitap

Books read and loved 2

by Lau reads n reads

226 kitap

2025 Spooky, Sexy, Scary

by Mia Mina MacDonald

6 kitap

Read 2025

by Desireeg87

26 kitap

2

by mary

5 kitap