Galatea Logo
ListelerDestek
Kurtadamlar
Mafya
Milyarderler
Toksik Aşk
Slow Burn
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal ve Fantezi
Kader Eşleri
Spor
Kolej
İkinci Şans
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikCayma hakkıYasal BilgilerAboneliği buradan iptal et
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Requiem Şehri Kitap 3

Requiem Şehri Kitap 3

Yazar
C. Swallow
Okur
19.8K
Bölüm
30
Yazar
C. Swallow
Okur
19.8K
Bölüm
30
😱Gerilim🙅İsteksiz Eş🎭Dram🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler👩‍❤️‍👨Gerçek Eş💘Kader Eşleri💪🏻Muhafız💰Milyarder🧙‍♂️Paranormal & Fantastik💪🏻Alfa Erkekler💪Güçlü Kadınlar🥵Erotika⚔️Aksiyon & Macera👯‍♂️Ters Harem🔺Threesome🐉Ejderhalar🔮Medyum🐺Paranormal

Ejderhaların ve insanların kırılgan bir denge içinde bir arada yaşadığı bir dünyada Maddie, kadim bir laneti bozmanın anahtarı olabileceğini keşfeder. Ejderha lordları Loch ve Hael ile karmaşık ilişkileri ve Zayda ile gerilen dostluğu arasında yolunu bulmaya çalışırken, gizemli kökenini çözmek ve güçlü bir ejderha avcısı olan babası Xander ile yüzleşmek zorundadır. Savaş kapıdayken ve sırlar birer birer ortaya çıkarken, Maddie'nin yolculuğu tehlike, tutku ve kimlik arayışıyla doludur.

Acil Toplantılar

MADDIE

Storm'a dik dik baktım. Ara sokağa büyüyle kurduğu masanın baş köşesinden sırıtıyordu. Büyük, parlak dişleri neredeyse ejderha hâlinde olduğu gibiydi.
Bir zamanlar seksi olduğunu düşündüğüme inanamıyorum. ~
Ama artık düşünmüyordum.
Görüşmemizin son yirmi dakikasında gerçek yüzünü göstermişti.
Gölge Diyar’da olduğumuz için her şey grinin tonlarıydı. Ama Storm’un kalbi gerçek Requiem City'de bile zift kadar karaydı.
Loch'un Lochness'e dönüşmesi tamamen onun hatasıydı.
Pek çok masum insan, hatta masum olmayan birkaç kişi bile, onun küçük oyunu yüzünden canından olmuştu.
Ve hepsi de sadece benim yeteneklerimi sınamak içindi.
Ne soğukkanlı bir pislik! ~
İntikam almak istiyordum ama ağrıyan dizim Storm'a karşı gelmenin beyhude olduğunu hatırlatıyordu.
Güçlü ejderhanın sadece bir el hareketi bile beni yere sermeye yetmişti.
Üstelik acıyan tek şey dizim değildi. Yeni açıklamaları da oldukça can sıkıcıydı.
Bana Freesia'nın, yani ejderhaları Requiem City sınırları içine hapsetmek için kendi bebeğini öldüren kadının,~ ikinci dirilişi olacağımı söylemişti.
Ve eğer ondan kalan o çarpık mirası yaşatamazsam işe yaramazın tekiyim demekti.
"Seçilmiş, yani laneti bozacak kişi olup olmadığını anlamak için senden öncekiler hakkında bilgi edinmen gerekecek," dedi bakışlarını üzerimden hiç ayırmadan.
Uzun tırnaklı parmaklarını şıklatınca elinde bir kürdan belirdi ve dişlerini kurcalamaya başladı.
"Yani atalarını,~" diye devam etti.
Ellerime bakıp boğazımı temizledim. Gölge Diyar'daydık ama renkli dünyaya geçsek bile parmak boğumlarım yine bembeyaz olurdu.
"Ben yetimim,~" dedim tıslar gibi.
"Aynen öyle," diye onayladı. "Ama tamamen yalnız değilsin. Anladığım kadarıyla babanla tanışmışsın, yani Xander’la..."
Dişlerimi sıktım. Kimseyle babam hakkında konuşmaya niyetli değildim. Hele bu çıkarcı yılanla asla.
"Babam benim için öldü."
Kabul ediyorum bu biraz sert olmuştu.
Ama Xander şeytanın ta kendisiydi. Arkadaşlarıma ilaç vererek ve kanlarını alarak işkence etmişti. Üstelik Xythor'u da öldürmüştü. Bu yüzden onu düşünmek bile midemi bulandırmaya yetiyordu.
Keşke babam olduğunu hiç öğrenmeseydim. Şeytanın ta kendisinin kızı olmaktansa yetim olmayı tercih ederdim.
"Senin için ölü olabilir, küçük fare," diye devam etti Storm. "Ama biz istesek de istemesek de Xander hâlâ hayatta."
Babamdan nefret eden tek kişi ben değildim. Storm’un ve Requiem City'deki diğer tüm ejderhaların ölümcül düşmanıydı. Xander Üniversitesi hepsi için tehdit oluşturuyordu.
"Ayrıca, görevin babandan ziyade annenle ~ilgili."
Gözlerimi iyice kıstım. İçimi bir öfke kapladı.
Annem hakkında pek bir şey bilmiyordum ve bilmek de istemiyordum. Kardeşim Mason onun beni doğururken öldüğünü söylemişti. Hepsi bu.
Greensward'da büyürken resmen kendi kendimi yetiştirmiştim ve bunda da gayet başarılı olmuştum.
Bu yüzden Xander gibi bir canavarı bile isteye beceren bir kadın hakkında daha fazla şey öğrenmeme gerek yoktu.
Storm kolumda nane bileziğim olmasına rağmen aklımı okumuş gibiydi.
"Ama onun hakkında öğreneceklerin seni şaşırtabilir..."
Gülümsemesi mide bulandırıcıydı. Atalarım hakkında her şeyi biliyor olduğunu düşünmekten nefret ediyordum.
Onun o boktan testlerinden birine daha tabi tutuluyormuşum gibi hissetmekten nefret ediyordum.
Sandalyeden kalktım.
"Tamam, iyi bir görüşmeydi ama benim yapacak daha iyi..."
Ama Storm her zaman yaptığı gibi cümlemi yarıda kesti.
"Otur. Fazla uzatmayacağım."
O an karşı koyamayacak kadar yorgundum. Bu yüzden tekrar kadife sandalyeme gömüldüm.
"Freesia'nın bazı yeteneklerini sergilemiş olsan da onun ikinci dirilişi olup olmadığını söylemek için henüz erken."
"İyi!" diye bağırdım. Storm'un sinir krizi geçirdiğimi düşünüp düşünmemesi umurumda değildi. "Ben kimsenin ikinci dirilişi değilim!Ben sadece benim~!"
Sinir bozucu bir şekilde gülümsedi. Belli ki çok eğleniyordu.
"Göreceğiz,” dedi gizemli bir sesle. "Zamanı gelince göreceğiz."
Parmaklarını tekrar şıklattı ve önünde bir dilim pasta belirdi. Benim önümde de bir dilim pembe kremalı pasta vardı.
"Acıkmışsındır diye düşündüm," dedi.
Tabağı ittim.
"Senden pasta falan istemiyorum,” diye bağırdım.
Dolu ağzıyla tekrar gülümsedi.
"Peki, madem sen yemeye devam edeceksin..." deyip ayağa kalktım. Bana kalırsa bu toplantı bitmişti.
"Evet, gidebilirsin küçük fare,” dedi.
İzin veriş şekli sinirlerimi daha da bozdu.
Oradan ayrılmaya dünden hazırdım ama tam arkamı dönüp giderken tek başıma gidemeyeceğimi hatırladım.
Lanet olası ejderhalar! ~
"Silver birazdan burada olur," diye seslendi Storm. "Bir şey daha var. Arkadaşın Zayda'yı yakınında tutmanı öneririm. Bu araştırmada sana faydası dokunabilir."
Yumruklarımı sıktım. Gölge Diyar'dan derhâl çıkmam gerekiyordu.
Önce, Zayda'nın Freesia'nın lanetini bozan kişi olabileceğini söylemişti. Şimdi ise iş birliği yapmamızı mı istiyordu?
Aniden siyah dumanlar içinden Silver'ın ejderhası belirdi. Ona doğru yürüdüm ve kanadını okşadım. Kıvrık kuyruğunu uzatıp beni sırtına aldı.
"Tekrar görüşene dek hoşça kal, Madeline," diye bağırdı Storm.
Ama Silver gökyüzüne yükselip, o siyah beyaz dünyadan çıkarken arkama bile bakmadım.
Sadece, o lanet pastanın Storm’un boğazında kalmasını diledim.
***
Silver beni Req Tower’ın üstüne bıraktı.
Büyük ejderha gözüyle göz kırptı ve uçup gitti.
Sonunda yalnızdım.
Buradan şehrin en güzel manzarasını görebiliyordum ama manzarayı izlemek yerine sırtüstü uzandım ve gökyüzüne baktım.
Griydi. Bulutlarla kaplıydı. Sanki hâlâ Gölge Diyar'daydım.
Şükretmem gereken çok şey olduğunu biliyordum. Loch'un cinnetine son vermiştim ve iki eşim de altımdaki çatı katı dairesinde beni bekliyordu.
İlişkimizin tabii ki de kusurları vardı ama yeni bir sayfa açıyormuşuz gibi hissediyordum.
Yine de derin bir yorgunluk ve tarifi zor bir üzüntü hissediyordum.
Geçmişimi ya da ailemi hiç düşünmememin sebebi bu muydu?~ Çok acı verici olması mıydı?
Yoksa hakkında ne kadar çok şey bilirsem o kadar kötü olacağını fark edeceğim gerçeği miydi?
Storm'la yaptığım görüşme berbat geçmişti.
Benden çok şey istemiş ama bir an olsun bile bunların hayatımı nasıl etkileyeceğini düşünmemişti. Onun için sadece oynanmayı bekleyen bir piyondum.
Güçlü olduğumu biliyordum. Hele şarkı söylerken sahip olduğum gücü çok seviyordum.
Ama bu Freesia’nın ~ikinci dirilişi olabileceğim anlamına mı geliyordu? Eşlerimi ve sayısız ejderhayı Requiem City’ye hapseden bu laneti bozmak benim kaderim miydi?
Bu sorumluluğu kaldırabileceğimden emin değildim.
Yine de fazla endişelenmeye değmezdi.
Tek bildiğim "seçilmiş kişi" olmadığımdı.
Belki Zayda olabilirdi.
Ama belirsizlik insanı daha da çıldırtıyordu. Zayda'nın ejderhaları kurtaracağı düşüncesi içimde çirkin bir his uyandırdı.
Acaba kıskançlık ~mıydı?
Storm'un söylediklerini duymak istemiyordum. Savaşın başlamak üzere olduğunu ya da ailemi düşünmek istemiyordum. Özellikle de annemi…
Ama tabii ki de tek düşündüğüm bunlardı.
İç çekip ayağa kalktım.
Beni tüm bu çılgın düşüncelerden çekip çıkarabilecek iki şey biliyordum ve ikisi de aşağıda beni bekliyordu.

ZAYDA

Sonunda görebiliyordum!
Kafamda o boğucu çuval olmadan rahat bir nefes aldım.
Gözlerim floresan lambanın ışığına uyum sağlayınca önümdeki sandalyede oturan adama odaklandım.
Xander. ~
"Lanet olsun, buna nasıl cüret edersin?" diye bağırdım. "Beni kaçırmak, ha? Gerçekten mi? Hayatımı daha ne kadar mahvedeceksin?"
Sandalyeden kalkmaya çalıştım ama bileklerimden bağlıydım.
Akıl hocam beni bayıltmakla kalmamış, bir de arabanın bagajına atıp sırf buraya, bu lanet ofisine getirebilmek için saatlerce~ etrafta dolanmıştı.
"Bu tatsızlık için özür dilerim," dedi bacak bacak üstüne atarak.
"Zahmet olur, seni katil..."
"Zayda!" diye bağırdı Xander. "Eğer iş birliği yapmazsan kafana çuvalı tekrar geçiririm."
Tehditlerinden etkilenmedim. Aslında her şeyi yapabilecek kapasitede olduğunu biliyordum ama o an tek hissettiğim şey öfkeydi.
"Artık senin lanet olası himayende olmayacağım, tabii beni buraya getirme sebebin buysa."
Yüzüne dik dik baktım ve onu sadece bakışlarımla öldürebilmeyi diledim.
"Yeni kavuştuğumuz gücü göz önünde bulundurursak bu önlemi almamız gerekliydi," diye devam etti.
Haklıydı. Kaslarım beni büyük, tahta sandalyeye bağlayan zincirleri zorluyordu. Xander'ın işgüzarlığı yüzünden içimde hâlâ Xythor'dan yanlışlıkla aldığım ejderha gücü vardı.
"Lafı fazla uzatmayacağım. Sadece, artık ejderha ve Kan Kuzgunu güçlerine sahip olduğun için neler yapabileceğini anlatacağım," dedi Xander.
Abartılı bir şekilde iç çektim. Xander ne kadar güçlü olduğumu söylemeyi çok severdi ama altında hep bir bit yeniği olurdu.
"Türünün ilk örneği olduğuna inanıyorum," diye devam etti. "Bu yüzden kendi başına öğreneceğin çok şey olacak."
"Ama sana kesin olarak söyleyebileceğim tek şey ejderhaların er ya da geç Xythor'un gücünü aldığını öğreneceği ve bundan pek hoşnut olmayacakları. Mutlaka peşine düşeceklerdir."
"Peki bu kimin suçu?" diye sordum kinayeli bir şekilde.
"Nasıl olduğu değil, ne olduğu önemli," diye devam etti sakin bir ses tonuyla.
Bana doğru eğilince ona vurmak istedim.
"Seni Freesia efsanesine bağlayan şey önceden sadece kan büyüsüydü," dedi uğursuz gülümsemesiyle. "Ama artık içinde ejderha gücü olduğuna göre büyük ihtimalle..."
Gözlerine bir sis perdesi indi. Sanki karanlık, çarpık bir fantezide kaybolmuş gibiydi.
"Bizzat Freesia'nın ikinci dirilişi olabilirsin."
Alaycı bir şekilde güldüm.
Ne? ~
Bu lanet kurumdaki herkes kendi çocuğunu öldüren, deli kaltağa kafayı takmıştı.
Şimdi de reenkarne olmuş hâlini mi bulmak istiyorlardı? Bu biraz ürperticiydi. Hatta acınasıydı.
"Bana inanmıyorsun,” diye devam etti Xander. "Ama seni temin ederim ki Freesia tekrar döndüğünde, Requiem'in ejderhalarının ve ölümlülerinin hepimizi yok edebilecek bir savaşa gireceklerini düşünen tek kişi ben değilim. Ejderhalar önce sana ulaşırsa neler yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum..."
Son cümlesi içimi huzursuz etti.
Evet, eskiden bir ejderhaya âşıktım.
Ama bu onların ne kadar tehlikeli olabileceklerini bilmediğim anlamına gelmiyordu. Kim bir ejderhayı düşman edinmek isterdi ki?
Dobrzycka ikizlerinin Maddie'ye nasıl davrandığını görmüştüm. Lochness'in kurbanlarının medyadaki korkunç görüntülerinden bahsetmiyorum bile.
"Bir teklifim var," dedi Xander. Belli ki konuşmayı artık bir sonuca vardırmak istiyordu. "Eğer seni korumama izin verirsen sana asla reddedemeyeceğin bir teklif yapabilirim..."

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Efsane

Yazar: Erkenci_sincap

19 kitap

OKUDUKLARIM

Yazar: Pharma

303 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

Yazar: vuslat hayal

228 kitap

Okunanlar

Yazar: hurtful_cow

77 kitap

Türkçe

Yazar: Asliiturkiye

364 kitap

Okunan Kitaplar

Yazar: mallof65

87 kitap

Okunan kitaplar

Yazar: mavi rota

395 kitap

Okudum

Yazar: urbeknt

287 kitap

Kitaplarım

Yazar: burcudeniz

245 kitap

En güzel kitaplar

Yazar: Nermin

207 kitap

Zıt kutuplar 3

Yazar: sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Love after 30? It’s just getting started❤️‍🔥

Yazar: Galatea Sophie

29 kitap

Books 3

Yazar: nimble_peach_114

6 kitap

Alfa serisi

Yazar: yasemin175

21 kitap

Iyilik A.Ş

Yazar: Kynta

10 kitap