Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikCayma hakkıYasal BilgilerAboneliği buradan iptal et
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Sahne Işıklarının Altında Kitap 3

Sahne Işıklarının Altında Kitap 3

Yazar
Andrea Wood
Okur
110K
Bölüm
25
Yazar
Andrea Wood
Okur
110K
Bölüm
25
🖤Karanlık📸Ünlüler💚Karşılıksız Aşk🎭Dram👩🏽‍🎓Öğrenci🏙️Çağdaş💪🏻Muhafız💪🏻Alfa Erkekler👩🏻‍🍼Anneler🎸Rock yıldızları😊Temiz🔒Zorla yakınlık🎓Yeni Yetişkin ve Üniversite

Liam ve Layla'nın hayatları, grup arkadaşları ve dostları Ryan ve Natalie ile iç içe geçmiş durumda; aşk, arkadaşlık ve kişisel mücadelelerin karmaşıklığıyla boğuşuyorlar. Natalie doğum yaptığında ve Ryan evlenme teklif ettiğinde, Liam ona karşı hisleriyle yüzleşmek zorunda kalırken, Layla da kendi duygusal karmaşasıyla başa çıkmaya çalışıyor. Geçmişten gelen sırlar yeniden ortaya çıkarken ve ilişkiler sınanırken, Liam ve Layla içlerindeki şeytanların üstesinden gelip birlikte mutluluğu bulup bulamayacaklarına karar vermek zorundalar.

Birinci Bölüm

Üçüncü Kitap: Beni Bul

LIAM

Yanımdaki sandalyede oturan ve geldiğimizden beri bacaklarını aşağı yukarı sallayıp duran Layla’ya, “Evlenme teklif edecek,” diye açıkladım.
Şaşırarak, “Ne?” diye karşılık verdi.
“Evlenme teklif etmeyi planlıyor dedim. Nat’e evlenme teklif edecek.”
“Öyle mi? Nasıl? Ne zaman?” diye kaşlarını kaldırdı.
“Tüm detayları bilmiyorum... Sadece soracağını biliyorum. Sanırım bebek doğduktan sonra...”
Layla bir avucunu ağzına kapattı ve gözlerinde yaşlar parladı.
Ağlayacak. Kadınların ağlamasından nefret ederim.
“Bu şimdiye kadarki en tatlı şey. Umarım ‘Evet’ der. Yoksa Ryan’ı çalmak zorunda kalacağım,” diye kıkırdadı.
Layla’yla bütün gece hastanenin bekleme odasında oturmuştuk. Ryan küçük prensesi dünyaya gelir gelmez beni çağırdı. Çok gergindi.
“Bebek geliyor. Bebek... Ne yapacağım Liam?” diye sormuştu. Baba olacağının farkına varmanın şoku yüzünden okunuyordu.
Nasıl tepki vereceğimi bilemediğim için tereddüt ettim. Çocuk yetiştirmek ya da doğum hakkında ne biliyordum ki?
Natalie’nin hamile olduğunu biliyordum ve bunu aylarca Ryan’dan saklamıştım. Henüz bunu unutmama izin vermiyor ve beni bu konuda affetmiyordu. Ama affedecekti. Affetmek zorundaydı.
“Bilmiyorum Ryan. Sadece odaya gir ve Natalie’nin yanında ol. Elini tut ve ne derse desin, bunu ona karşı kullanma,” diye öneride bulundum.
“Ben gerçekten bir baba olabilir miyim? Ya her şeyi berbat edersem?” diye sorarken kendinden duyduğu şüphe ortaya çıktı.
“İnsanların bir gecede harika ebeveynlere dönüştüğünü mü sanıyorsun? Öğreneceksin. Kaç kez hata yaptığın önemli değil, önemli olan bunu düzeltmek için orada olup olmadığın. Şimdi kıçını kaldır ve onun yanına git.”
***
Ona yeni taktığım isimle, “Kraliçe” dün gece prensesine kavuştu. Ryan’ı en son bu kadar mutlu gördüğüm gün imza attığımız gündü.
Temperance, güzel bir isimdi ve bu kadar masum ve küçük biri için uygundu. Annesinin tıpatıp aynısıydı, sadece Ryan’ın mavi gözlerine sahipti.
Dün gece Layla’yla hastaneden ayrılmadan önce onu biraz kucağımıza aldık. Çok gergindim çünkü daha önce hiç bu kadar küçük bir bebeği kucağıma almamıştım.
Onu düşürmekten korkuyordum ama Natalie’nin ısrarları ve güveniyle onu kucağıma aldım, göğsüme bastırdım ve sıkıca tuttum.
Birkaç saat kaldık ve tüm bu süre boyunca Temp’e karşı düşüncesizce bencil davrandım, kendi ebeveynlerinin bile onu kucaklamasını istemedim.
Kraliçe’yle aramızda bir bağ vardı. Neden ya da nasıl olduğunu bilmiyordum ama aramızda bir bağ vardı ve bu bağ yeni doğan çocuğuna da yansımıştı. Ryan’ın onunla birlikte olmasını ve bir ailesi olmasını kıskanıyordum.
Onun sahip olduğu şeyi istiyordum. Natalie’ye bakmak istiyordum. Sonsuza kadar.
Bedenimle duygularım ona, o da bana aitti ama ayrılma vakti geldiğinde Temperance’ı alnından öptüm ve babasının kollarına bırakıp uzaklaştım.
Etrafımdaki bitkin havayı içime çekerek duygularımı bastırdım. İçimdeki kıskançlık karmaşasını iyi saklamıştım. Ama yeterince iyi değildi.
Ryan’dan Natalie’ye bakarak, “Müsaadenizle, biz gidelim de siz dinlenin. Sabah ziyarete geleceğiz,” dedim. Hastane yatağında birbirlerine sokulmuşlardı, Temperance Natalie’nin göğsünde yatıyordu.
Onlara bir adım daha yaklaştım, kalbimi ele geçiren özlem ve yalnızlık duygularını hissetmek zorunda kalmanın cezasını çekmek için neredeyse yalvarıyordum.
Ben kendimin en büyük düşmanıyım.
Natalie’nin yanına bir adım daha yaklaştım. Önce güzel kız bebeğe sonra da annesinin gözlerine baktım. “İyi iş çıkardın Kraliçe,” diye mırıldanıp yanağına basit bir öpücük kondurdum.
Sonra doğruldum ve Ryan’ın bana öfkeyle sorgulayıcı bir bakış attığını fark ettim, ama onu ve dile getirmediği sorularını görmezden geldim.
Cevaplamak istemediğim sorular…
Arkamı dönüp uzaklaştım.
Natalie henüz bilmiyordu ama onunla Ryan’ı o yatakta bir aile olarak birlikte uzanırken görmek kendim için bir karar vermeme neden olmuştu: bu bağı koparmak ve uzaklaşmak.
Onun arkadaşı olabilirdim, ama en iyi arkadaşı olamazdım. O kadar yakın olamam. Bu Ryan’a, ona, bana ve özellikle de prensese haksızlık olurdu.
Bekleme odasına geri döndüğümde çocuklar tarafından karşılandım. Gage, Jason ve Zepp beni selamlamak için ayağa kalktılar.
Ryan beni çağırdığında onları aramıştım ve bebeğin geleceğini haber vermiştim. Ziyaret için sabaha kadar beklemelerini önerdim. Belki de önerimi dikkate almamaları daha iyiydi.
Şu anda bu konuşmayı yapmak istemiyorum.
Tek yapmak istediğim arabama binip eskiden Layla’yla Natalie’nin dairesi olan ama artık Layla’yla paylaştığım eve geri dönmekti.
Natalie Ryan’ın yanına taşındığında, kolaylık olsun diye onun eski odasını almıştım.
Layla’nın faturalara yardım edecek bir ev arkadaşına ihtiyacı yoktu ama yalnız yaşamasına izin veremezdim ve kendime karşı dürüst olacaksam, Natalie’ye ait olan bir şeylere tutunmak istemiştim -buna ihtiyacım vardı-.
Turneyi gelecek yılın sonlarına erteledik ve Ryan rahatça prova yapabilmemiz için evinin bodrum katına bir stüdyo kurdu.
Diğerleri gibi orada kalmayı reddettim. Boston’da kök salmak istemiyordum.
Kalbim her ne kadar Natalie’ye yakın olmayı arzulasa da, -ona olan ilgimin arkadaşlıktan öte olduğunu göz önünde bulundurduğumda- kendimi ondan koparmam gereken bir zaman olacağını biliyordum.
Sadece bu kadar erken olacağını düşünmemiştim.
Gage düşüncelerimi bölerek, “Bize onun nasıl olduğunu söylemeyecek misin?” diye sordu.
Tereddüt ettim. Şu anda başka bir yerde olmayı tercih ederdim. Bu adamlar içimi görebilecek güce sahipti. İstediğim kadar duygularımı saklamaya çalışayım, onlar her zaman zahmetsizce içimi görürlerdi.
Ne söylemem gerekiyor?
“O çok güzel, yani bebek...” diyebildim. Beceremedim.
“Tıpkı annesine benziyor. Hâlâ çok yorgunlar ama eminim birkaç dakikalığına içeri girseniz sorun olmaz.” Başka ne diyeceğimi bilemeden garip bir şekilde oradan uzaklaştım.
Soru sormalarını istemiyordum ve onlar gerçekten çok meraklı bir gruptu.
Bekleme odasından çıkıp arabama doğru ilerlerken Layla konuşmaya başladı. Benimle birlikte olduğunu ya da onu evine götüreceğimi unutmuştum.
“Derdin ne senin?” diye sordu.
“Yok bir şey. Ben iyiyim. Belki biraz yorgunum,” diyerek arabaya binerken umursamaz görünmeye çalıştım.
Suskunluğumdan bıkmış bir halde iç geçirdi. Onunla ve Natalie’yle kalmaya başladığımdan beri, Nat’e olan hislerim konusunda beni sıkıntıya sokmaktan başka bir şey yapmamıştı.
Nat’e karşı olan hislerimi dizginlemek için çok uğraşıyordum. Onun Ryan’a ait olduğunu her zaman biliyordum ve tabii ki bunun için çok pişmandım.
Ama hislerime de engel olamıyordum. Denedim ve denedim. Onunla daha fazla zaman geçirdikçe, iyileşmesine yardım etmeye çalıştıkça, onu izledikçe, ona karşı hislerim daha da güçlenmişti.
Hamilelik, sadece onun için taşımaya başladığım meşalenin alevini körüklemişti. Bana karşı aynı duyguları beslemediğini biliyordum ama bu durum beni Ryan için boktan bir arkadaş yapsa bile elimde değildi.
Dedikleri gibi, gönül ferman dinlemez.
Arabanın kapısını kapattım ve Layla emniyet kemerini bağlarken anahtarı kontağa soktum. Kalbimdeki savaşı kaybederken dudaklarımı bastırmaya devam ediyordum.
Bu her şeyi tüketen tutkuya kendimi bu kadar kaptırdığım ve bana ait olmayanı istediğim için gerçekten de aptallık etmiştim. Aşk terimi çok abartılıyor ve klişeleştiriliyor.
Kendime asla hissettirmeyeceğime yemin ettiğim bir duyguydu. Ama uzun zaman önce koyduğum bariyerler onu gördüğüm anda yıkılmıştı.
Sanki onu dünyanın bütün şeytanlarından korumak zorundaymışım gibi hissettim. Gerçekten onu bir şekilde hayatın kötülüklerinden, sıkıntılarından ve zorluklarından koruyabileceğime inanıyordum.
Aşırı doz alıp intihara kalkışması, bana olmayı çok istediğim kurtarıcı olamayacağımı kanıtlamıştı. Ayrıca ısrarla unutmak istediğim eski anıları da yeniden canlandırdı.
Kırmızı ışıkta beklerken, Layla’yla arama bir engel koymak için radyoyu açtım. Sert ve yüksek sesle düşüneceği kesindi.
Eğer onu başka tarafa yönlendirmezsem beni sorularıyla didikleyeceğini biliyordum. Cevap vermek istemediğim sorulardı çünkü cevap verirsem duygularıma ihanet etmiş ve kendimi birine karşı savunmasız bırakmış olacaktım.
Bu kişi evrenimin merkezinde yer alan kişiyle ayrılmaz ikiliydi.
Hoparlörlerden Devour the Day grubunun, “Good Man” şarkısının melodik akorları yükselmeye başladı. Şarkı kişisel krizim hakkında çok şey anlatıyordu.
Parmak uçlarımı direksiyona vurarak ritme uydum ve şarkı söylemeye başladım. Layla aniden radyoyu kapattı.
Başımı yana eğerek, “Ne oluyor ya?” diye çıkıştım.
“Biliyor musun Liam, ruh halinin sürekli değişmesinden bıktım. Çıkar ağzındaki baklayı artık. Dokuz ay önce bir bebeği olacağını biliyordun. Dokuz ay, Liam. Dokuz ay!”
Sertçe karşılık verdim. “Ruh halim falan değişmedi. Sana iyi olduğumu söyledim.”
“Yalan söylemeyi bırak. Nat Ryan’ın yanına taşındığı günden beri iyi değilsin.”
Ardından suçlayıcı bir tonda devam etti. “Ayrıca eminim, burada kalmanın tek nedeni onun odasında yaşıyor olman ve bağlantıyı koparmak istememen. Kendini ona bağladın!”
“Kalmamın nedeni Natalie değil, Layla. Senin yalnız olmanı istemediğim için kaldım. Ayrıca grubun geri kalanı da burada. Sadece Ryan’ın evinde kalmamayı seçtim.”
Yine radyonun sesini açtım. Reklamlar çalıyordu, bu yüzden bir şarkı duyana kadar arama düğmesine bastım. Birkaç istasyonu atladıktan sonra, bizim şarkılardan birini çalan bir istasyon buldum. Orada bıraktım ve şarkıya eşlik etmeye başladım.
Çok geçmeden daireye vardık ve arabayı park ettim. Eve Layla’dan önce girip kendimi odama kilitleyebilmek için onun önünden gitmeye çalıştım.
Günün erken saatlerindeki yüksek enerjim düşmüştü, ona hiçbir şey bırakmamıştım. Sorularından kaçmaktan yorulmuştum ve artık gerçekten durmasını diliyordum.
Onu dışarıda bırakmak, -kızgınlıktan ya da dırdırı kesmesi için çaresizlikten- pişman olabileceğim bir şey söylememi engelleyecekti.
Gerçeği bilmektense duygularım hakkında spekülasyon yapmaya devam etmesini tercih ederdim. Ryan ya da Nat’in bilmesini de kesinlikle istemiyordum.
Ön kapının kilidini açtım ve kapıyı sonuna kadar açarak önce Layla’nın girmesine izin verdim. Sonra hızlı adımlarla mutfağa gittim ve buzdolabından bir soda alıp artık yatak odam olan yere yöneldim.
Kapımı kapatarak içeriden kilitledim. Cebimden cep telefonumu çıkarıp ekran kilidini açtım ve müzik uygulamasına tıkladım. Rastgele bir çalma listesi seçtim ve telefonu iPhone tutacağına yerleştirdim.
Ayakkabılarımı çıkardım ve gömleğimi yere fırlattım. Ardından ışığı kapatıp yatağa girdim. Layla yatak odamın kapısını çalarsa, müziğin sesi bastıracağını umuyordum.
Uykuya daldığımda Jean de La Fontaine’in bilge sözlerini hatırladım:, “İnsan kaderiyle çoğu zaman ondan kaçmak için çıktığı yolda karşılaşır.”

Galatea’yı Keşfet

Bizi Tanımlayan ŞeySana AitimSeroje: Gören Gözİkinci Şans 2: Theo'yu SevmekLatin Tutkusu 2: Ateş Çiçeği

En Yeni Yayınlar

Mafya ve Aşk Kitap 3Mafya ve Aşk Kitap 2Pierce Charming Akademisi 2: Yarı Tanrı Kralı Öpmek ve Diğer Kötü KararlarSorgulanmışMavi Buz Serisi 2: Mavi Buz'a Aşık Olmak

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Elf

Yazar: Elf Dmr

36 kitap

2. Kitap Bekleniyor

Yazar: Elf

14 kitap

Ceo

Yazar: Anamenya

48 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

Yazar: tyrion

46 kitap

Okunanlar

Yazar: hurtful_cow

77 kitap

Okumayı Planladığım

Yazar: Marmaletta

52 kitap

Türkçe

Yazar: Asliiturkiye

364 kitap

Okudum

Yazar: urbeknt

287 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

178 kitap

Favorilerim

Yazar: Elf

38 kitap

OKUDUKLARIM

Yazar: Pharma

304 kitap

Okunan kitaplar

Yazar: mavi rota

395 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

Yazar: vuslat hayal

228 kitap

En güzel kitaplar

Yazar: Nermin

207 kitap

İyiydi

Yazar: Elf

63 kitap