Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikCayma hakkıYasal BilgilerAboneliği buradan iptal et
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Sahne Işıklarının Altında Kitap 6

Sahne Işıklarının Altında Kitap 6

Yazar
Andrea Wood
Okur
33.4K
Bölüm
10
Yazar
Andrea Wood
Okur
33.4K
Bölüm
10
📸Ünlüler💪🏻Muhafız🎭Dram🏙️Çağdaş💄Tek gecelik ilişki🎸Rock yıldızları😊Temiz

Kız kardeşi Rush'ın boğulma tehlikesi geçirdiği kazadan dolayı travma yaşayan rock yıldızı Zepp, kendini işine adamış bir evde bakım görevlisi olan Radisyn ile yolları kesişir. Dünyaları bir konserde kesişir ve tutkulu ama çalkantılı bir ilişkiye başlarlar. Zepp ailevi suçluluk duygusuyla boğuşurken ve Radisyn duygularıyla başa çıkmaya çalışırken, aralarındaki bağın uğruna savaşmaya değer olup olmadığına karar vermek zorundadırlar. Kaosun ortasında uyum bulacaklar mı, yoksa geçmişleri onları birbirinden ayıracak mı?

Birinci Bölüm

Altıncı Kitap

Zepp

Güneş o kadar parlaktı ki Rush’ı, kız kardeşimi görebilmek için elimi gözlerime siper ettim.
Annem ve babam altmışlı yılların başında doğmuş, gençliklerini yetmişli yıllarda yaşamışlar. İki Rock müzik tutkunu olan bu gençlerin yolu ironiktir ki gittikleri bir konserde kesişmiş.
Dediklerine göre benim doğduğum doksanlı yıllarda bile Rock müzik dinlemeye devam ediyorlarmış.
Bir keresinde bana Zepp adını koyarken Led Zeppelin’den esinlendiklerini söylemişlerdi. Büyük olasılıkla annemin bana hamile kaldığı gece arka planda, “Stairway to Heaven”, Rush’a hamile kaldığı gece ise, “Tom Sawyer” çalıyordu.
İsimlerimizi verirken bir grup üyesinden de esinlenebilirlerdi. Ne yazık ki pek de yaratıcı davranmamışlardı.
Bu olay olduğunda Rush benden dört yaş küçüktü. O sekiz, ben on iki yaşındayken Güney Carolina’daki Myrtle Plajı’na ailece tatile gitmiştik.
Biraz daha şekerleme yapmayı tercih eden ailem, Rush ile benim otelimizin arkasında bulunan plajda yürümemize izin vermişti.
Öğlen bile olmadan nem zirveye ulaşmış, plaj müdavimleri çoktan etrafı doldurmuştu.
Rush koşarak yanıma gelip, “Zepp, yüzmeye gitmek istiyorum,” diye heyecanla bağırdı.
“Annem yüzmemize izin vermedi. İzin vermelerinin tek nedeni bu. Onlar gelene kadar beklemek zorundayız.”
Suratını asarak, “Hadi ama, oyunbozanlık yapma. Sadece kısa bir dalış. Hava o kadar sıcak ki şimdiden terledim. Söylemeyeceğim, söz veriyorum. Serçe parmağı sözü,” dedikten sonra serçe parmağını benimkine doğru uzattı.
Ona kıyamadığımı biliyordu. Ne de olsa onun ağabeyiydim. Yerine göre koruyucu davransam da onu şımartmayı severdim.
“Tamam ama sadece birkaç dakikalığına. Böylece otele dönmeden önce kurulanabiliriz.”
“Tamam!” diye bağırıp sandaletlerini çıkarmaya koyuldu.
Kimsenin basmayacağı bir yer bulduktan sonra gömleğimi kumun üzerine attım. Rush da kıyafetlerini attıktan sonra soğuk denize girdik.
“Uzağa gitmek yok. Su dizlerini geçmesin, Rush.”
Sadece birkaç dakika demiş olsam da ne olduğunu anlayamadan bir saat geçmişti.
Dalgalardan en iyi kimin kaçabileceğini görmek için kumsala doğru koşup durduk.
Beni kuma gömmek isteyince karşı çıksam da bir şekilde ikna etmişti. Başka bir çocuğun küreğini ödünç alır almaz kumu kazmaya başladı.
Çıplak ellerimle bedenimin sığabileceği büyüklükte derin bir çukur açtım.
“Tamam, çıkmama yardım et.”
“Hayır. Kendin çık.”
Rush uzaklaşıp deniz kenarına yaklaştı. Su ayaklarının dibinde birikmeye başlamıştı bile. Avazım çıktığı kadar, “Rush, çıkmama yardım et,” diye bağırdım. Bana doğru dönüp güldükten sonra hızla koşmaya başladı.
Kollarımı hareket ettirmeye çalıştım. Bir yandan tüm gücümle beni hapseden kuma tekme atıyordum.
Gözlerimi kısarak Rush’ın gittiği yöne baksam da nafile. Suyun içinde oynayan insan kalabalığı onu görmemi engelliyordu.
Yanımdan geçen bir çocuktan yardım istedim. Elindeki kürekle beni çıkarırken yavaş yavaş uzuvlarımı oynatmaya başladım. Tam bu sırada bir çığlık duydum.
Bir kadından yüksek ama tiz bir sesle, “Birisi yardım etsin! Kız boğuluyor!” diye bağırdı.
Anında sesin geldiği yöne baktım. Bir yandan kendime bunun Rush olmasının mümkün olmadığını söylüyordum. Farkındaydı. O kadar uzağa gitmemesi gerektiğinin, denizin tehlikeli ve acımasız olduğunun farkındaydı.
Hâlâ çığlık atan kadının yanına gittim. Kollarını bedenine dolamış, korku içinde ağlıyordu. Boğulan birisini görmenin verdiği korkuyla.
Deniz bir can daha almadan önce üç adam zavallı kurbana zamanında ulaşmaya çalışıyordu.
Tek görebildiğim suya kuvvetle vuran ellerdi. Arada bir kayboluyorlar, sonra her dalgayla tekrar yüzeye çıkıyorlardı. Bir süre sonra artık görememeye başlamıştım.
Tek düşünebildiğim bunun Rush olamayacağıydı.
Dakikalar sonra bir adam denizden çıkıp kollarında küçük bir kızın cansız bedeniyle kıyıya yürümeye başladı.
Bu, Rush’tan başkası değildi.
***
Tanrı’ya şükür alarmım beni uyandırdı. Gözlerim doldu. Elimin tersiyle gözlerimi sildikten sonra battaniyeyi bir köşeye attım.
Doğrulup banyoya yöneldim. Işığı yakar yakmaz gözlerim yandı. Parlaklığa alışmaları biraz zaman alsa da sonunda aynada kendimi görebildim.
Her zaman başkalarının içimdeki acıyı görüp göremeyeceğini merak etmişimdir.
Bu kâbus her yıl tam da bu zamanlarda bana musallat olurdu. Gerçekten yaşanmış bu olayı takip eden haftalarda, günlerde hiç peşimi bırakmamıştı.
Rush’ın boğulduğu gün, ona yardım edemediğim gün, benden uzaklaşmasına izin verdiğim gün.
Ailemi yıkan ve hayallerini bir daha asla bulamamak üzere çalan gün. Küçük kız kardeşimden sorumlu olmama rağmen denizde yüzmesine izin verdiğim gün.
Tüm bunlar, on iki yaşındaki ben için bile çok çocukça olan asık bir surat ve pembe bir yalan yüzünden yaşanmıştı.
Kahverengi gözleri hüzünle dolmuş, pembe dudakları büzüşmüştü. Beni her zaman ikna etmek için attığı bir bakıştı bu. Bir daha göremeyeceğim bir bakış...
Rush o gün ölmedi, hayır. Daha sonra benim gözümde kahraman olarak kalacak bir yabancı tarafından kurtarıldı.
O gün dışarı çıkmamıza izin verdikleri için ailemi suçladım. Rush’ın başına gelenler hepimizin hatasıydı.
Bu kadar uzun süre oksijensiz kalan insanlara ne olduğunu biliyor musunuz? Serebral Anoksi. Doktorlar buna böyle diyor. Suyun altında beyne giden oksijenin bir hayli azalması sonucu ortaya çıkıyormuş.
Üç dakika kadar kısa bir sürede beyin hasarı bile oluşabilir. Doktorlar, Rush’ın yedi dakika boyunca oksijensiz kaldığını tahmin etmişlerdi.
Rush yaşıyordu. Sadece eskiden olduğu ya da olabileceği kişi olarak değil.
O kadar uzun süre oksijensiz kalınca beyin hücreleri ölmüştü. Öyle ki, beyninde büyük hasar meydana gelmiş, altı hafta boyunca komada kalmıştı.
Dördüncü haftada ambulans helikopterle eve dönmesi uygun görülene kadar Güney Carolina’da kaldık.
İki hafta sonra nihayet uyanana kadar bitkisel hayattaydı. Artık hayatta kalabileceğini bile düşünmüyorduk. Ebeveynimin gözlerine ne zaman baksam pişmanlık ve öfke görüyordum.
Mucizeden başka bir şey değildi. Bir hafta sonra bitkisel hayattan çıkmış olsa da eskisi gibi değildi.
Uyandığında, beynini ve iyileşme sürecini izlemek için emar çekip tomografisine baktılar.
Rush uzun süreli hafıza kaybı yaşıyordu. Yeniden konuşmayı ve yürümeyi öğrenmesi gerekiyordu. Bazı şeyleri hemen kavrayamasa da sekiz yaşındaki bir çocuğun yapması gerekenleri öğrenmek zorundaydı.
Yavaş konuşuyor, yürümekte zorlanıyordu. Asla kendi başına yaşayamayacak, kendine bakamayacak ve kendi hayatına sahip olamayacaktı.
Her şeyini kaybetmişti. Birkaç dakika içinde geleceği ellerinden kayıp gitmişti.
Bugün, on dört yıl önce Rush’ın geleceğinin benim verdiğim bir karar yüzünden elinden alındığı gündü.
Her zaman bu kâbusu görüyordum. Bana yaşananları hatırlatıyor, her şeyin daha farklı olabileceği gerçeğini yüzüme vuruyordu.
Müzik benim hayattan kaçışımdı. Başa çıkmak zorunda kaldığım her şeyden kaçış yolum... Rush’ın kendisinden, ailemden kaçışım. Boğulan ben olmadığım için duyduğum suçluluktan kaçış.
***
”Bir insanın yapabileceği tek şey ilerlemeye devam etmektir. Tereddüt etmeden, bir kez bile geriye bakmadan ileriye doğru büyük bir adım atın. Geçmişi unutun, geleceğe doğru ilerleyin.”
- Alyson Noel

Galatea’yı Keşfet

Kanatlarım VarkenAşk ve Takıntı Serisi 1. Kitap: Onun Bay Hardman'ıAlfa'nın Isırığı Kitap 2Eş Bağından Kaçış 3. Kitap: EmberAşk İçin Savaş

En Yeni Yayınlar

Mafya ve Aşk Kitap 3Mafya ve Aşk Kitap 2Pierce Charming Akademisi 2: Yarı Tanrı Kralı Öpmek ve Diğer Kötü KararlarSorgulanmışMavi Buz Serisi 2: Mavi Buz'a Aşık Olmak

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Elf

Yazar: Elf Dmr

36 kitap

2. Kitap Bekleniyor

Yazar: Elf

14 kitap

Ceo

Yazar: Anamenya

48 kitap

Okunanlar

Yazar: hurtful_cow

77 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

Yazar: tyrion

46 kitap

Okumayı Planladığım

Yazar: Marmaletta

52 kitap

Türkçe

Yazar: Asliiturkiye

364 kitap

Okudum

Yazar: urbeknt

287 kitap

Favorilerim

Yazar: Elf

38 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

178 kitap

OKUDUKLARIM

Yazar: Pharma

304 kitap

Okunan kitaplar

Yazar: mavi rota

395 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

Yazar: vuslat hayal

228 kitap

En güzel kitaplar

Yazar: Nermin

207 kitap

İyiydi

Yazar: Elf

63 kitap