Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikBaskı
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Ölüm Koşusu Kitap 3

Ölüm Koşusu Kitap 3

Yazar
Hayley Cyrus
Okur
15,8K
Bölüm
30
Yazar
Hayley Cyrus
Okur
15,8K
Bölüm
30
🐺Paranormal🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler💘Kader Eşleri🎭Dram👩‍❤️‍👨Gerçek Eş🧙‍♂️Paranormal & Fantastik

Şekil değiştirenler ve insanların kırılgan bir ateşkes altında bir arada yaşadığı bir dünyada, hükümetin sert müdahalesi bu hassas dengeyi tehdit ettiğinde kaos patlak verir. Gerilim artarken, kararlı Killian ve teknoloji meraklısı Annie'nin de aralarında bulunduğu bir grup isyancı, aldatmaca, kaybolmalar ve tehlikeli ittifaklarla dolu bir ağın içinde yol almak zorundadır. Hayatları ve özgürlükleri tehlikede olan bu isyancılar, gerçeği ortaya çıkarmak ve sevdiklerini uğursuz bir kaderden kurtarmak için zamana karşı yarışırlar.

Kısıtlama

Üçüncü Kitap

Yapımcı: Bethany Sharp Yazan: Cecilia Gigliotti & Ellis Stump Seslendiren: Meaghan Bardwell

DELANEY

Darbe zamanıydı.
Daha doğrusu zamanı gelmişti; iki aydır.
Ancak planımın bazı kısımları şimdi uygulanıyordu.
Pekâlâ, diye mırıldandım, her zaman yaptığım gibi kontrol odasında volta atarken. Geç olması, hiç olmamasından iyidir.
Bugünlerde yaptığım tek şey buydu. Volta atıyor, kendi kendime mırıldanıyordum ve bu lanet olası planın her ayrıntısını gözden geçiriyordum.
Ve normalde bir şeyleri en ince ayrıntısına kadar planlardım ama şu anda bunu yapamıyordum, aksine oldukça aceleci kararlar alıyordum.
Yapımcı arkadaşlarla, insan kadınların videolu savunmasından sonra yeni bir düzen oluşturmakla uğraşmak zorunda kalmıştık, bu da hâlâ temizlemeye çalıştığım yeni bir PR kâbusuyla sonuçlanmıştı.
Alfayı ortadan kaldırmak zorunda kalmamdan bahsetmiyorum bile…
Aslında “zorunda kalmak” yanlış bir ifadeydi. Beni bunu yapmaya Milo zorlamıştı. Sonrasında bu bir zorunluluk hâline gelmişti ve dökülen her kan bir israftı.
Ama yine de bundan zevk almıştım. O acınası köpeğin yüzündeki ifade...
Shannon’un bebek olayı ise gerçekten bir fiyasko olmuştu.
Pek çok deyişle, Shannon değişim sistemini parçalamış ve tüm izleyici kitlesini baş yapımcıya karşı ayaklandırmayı başarmıştı.
Dönen sandalyeme yerleştim ve parmaklarımla sandalyenin koluna vurmaya başladım.
Nasıl bir nankörlüktü ama…
Nasıl bir isyan.
Ne de olsa ben ve yapım ekibi her şeyi onlar için yapmıştık.
İnsanlar ve şekil değiştiren herkes hesaba katılmıştı. Tanrı aşkına! Herkes güvenli bir şekilde kendi odalarına, kendi özel binalarına yerleştirilmişti.
Artık ormanlık arenada kimse kovalanmıyordu.
Ve yavrular alındıktan sonra hiç kötü muamele görmüyordu.
Tam tersi; mümkün olan en güçlü ölüm makinelerine dönüşebilmeleri için olağanüstü bir bakım görüyorlardı.
Bu arada, yapımcılar karşılığında ne istedi dersiniz?
Sadece bir nebze gözetim ve Lazarus'un çocuklarının nasıl büyüyeceğine dair bir söz hakkı. Mantıksız bir şey değil yani.
Ve değerli Killian'ları artık Alfaydı. Seçimi ezici bir farkla kazanmıştı.
Shannon daha ne istiyordu?
Öyle bir şansım olsaydı eğer kellesi benim olurdu.
Ama mantıklı tarafım bunun mümkün olmadığını biliyordu.
Onu öldürme fırsatı bulsam bile, bu onu sadece şehit yapardı.
Görünüşe göre, Milo’nun talihsiz ölümü de o şekilde sonlanmıştı.
“Lazarus Kurtuluşu” için bir şehit… Ya da o isyancı cepheye her ne deniyorsa işte.
Eh, böyle bir isimle, kesinlikle daha fazla şehide ihtiyacım yoktu.
Kulağıma kulaklık takıp mikrofonu açtım.
“Beni duyuyor musun Derek?”
Bir saniyelik sessizlikten sonra bir çıtırtı oldu.
Ve yorgun bir ses duyuldu.
“Evet efendim.”
“Takviyeler nasıl görünüyor?”
“İyi görünüyor efendim.”
“Bu arada orada kaç kişi topladın?”
Derek sayarken sustuğunda elimi salladım.
“Biliyor musun, buna cevap verme. Elinde ne varsa iki katına çıkar.”
Bir duraklama oldu.
“İki katı mı?”
“Bu noktada çok dikkatli olmalıyız. İhtiyacımız olan son şey, o insanların ya da şekil değiştirenlerin bu konuda başka yanlış bir fikre kapılmaları. “
“Efendim, kaynaklara sahip olduğumuzu sanmıyorum...”
“Ah, unutmadan, en kapsamlı tarama ve geçmiş kontrollerini mi kullanıyorsunuz?”
“Evet efendim.”
İşte şimdi avantaj biz de gibi görünüyordu.
“Güzel. Tabii ki daha azını beklemiyordum. Ne yaptığınızı biliyorsunuz.”
Değil mi?
“Aslında bu yüzden saflarımızı ikiye katlamak çok zor olacak. Seçim süreci zaman alıyor…”
“Pekâlâ o zaman daha hızlı çalışın.”Sestonum, pasif-agresif ve hırlama arasındaki ince çizgide yalpalıyordu. “Zamanı kısaltın. Artık zamanımız kalmadı.”
Bir duraklama oldu.
“Emirlere cevap vermiyor musun, gardiyan? Artık böyle mi çalışıyorsunuz?”
“Hayır efendim.”
İki kısa parazitten sonra konuşmaya devam ettim.
“İyi o zaman. Kıçını kaldırıp işine geri dön. Şu anki asker sayınızı 48 saat içinde iki katına çıkarmanızı istiyorum.”
Ses cevap vermeye fırsat bulamadan kulaklığı kapattım.
Bir düşününce, Derek'i işe atadığımı hatırlamıyordum. Yeterince iyi bir baş gardiyan gibi görünüyordu.
Ya da en azından Rowan'ın güvende olmasının benim elimde olduğunu ve her an bundan vazgeçebileceğimi bilecek kadar akıllıydı.
Yine de gözüm o adamın üzerinde olmak zorundaydı.
Sanki bugünlerde gözümün üzerinde olması gereken insan yokmuş gibi.
Çalıştırdığınız insanlara güvenemezseniz, kime güvenebilirdiniz ki?

LEO

“Şş, şş...”
Bebek Milo, kollarımda telaşlıydı.
“Her şey yolunda, annen yakında burada olacak...”
Onu sallamaya devam ediyordum ama Milo olumlu yanıt vermiyordu.
“Uyusun da... Danalar... Ah...”
Pratikte çocukları uyutmak için çok fazla ninni vardı.
Ama bu ninnilerin çoğu artık unutulmuştu.
Şarkıcı değildim ama öyle olsam bile ninni falan uyduramazdım.
Milo ağlıyordu. Yine. Son bir saat içinde üçüncü kez.
Temkinli bir şekilde onu omzuma doğru tutmuş, zıplatarak elimden geldiğince düzenli bir şekilde hareket ettiriyordum. Shannon, Konsey işleri için dışarıdaydı.
Anneliğe çabucak başlamasının yanı sıra hızlı bir şekilde kendini toparlamıştı da.
Silah arkadaşlarına aşağılık bir damızlık olmadığını göstermek için sabırsızlanıyordu.
Lazarus Kurtuluşu geride bırakacak on katı güçle işe geri dönmeye hazırdı.
Ne yazık ki, ebeveynlik konusunda ben onun kadar yetenekli değildim.
Deniyordum, elbette deniyordum ama Shannon'un hizmetlerine ev cephesinde de aynı derecede ihtiyaç vardı.
Yeni başlayan biri olarak, bebeğin neden ağladığını asla tam olarak anlayamıyordum.
Örneğin, şimdi olduğu gibi. Altının değiştirilmesine ihtiyacı yoktu, bir saat önce karnı doymuştu ve oldukça rahat bir şekilde uyumuştu.
Anahtar kilidi döndüğünde tam da onu koridorda gezintiye mi çıkarsam diye düşünüyordum.
Oh, şükürler olsun.
Shannon içeriye adım atarken, “Merhaba,” dedim bariz bir rahatlamayla.
Kahverengi saçları biraz uzamıştı ve her zamanki gibi güzeldi. Kazağının yakasını çekiştirdi.
“Tanrım, Leo, burası çok sıcak.”
“Evet, ben... Sanırım ikimiz de biraz üşüyorduk,” dedim Milo'nun sırtını sıvazlarken. Çocuk kıvranmayı bırakıp sakinleşmeye başlamıştı.
Sadece içeriye girmesi bile işleri rahatlatıyor.
“Termostatı bu kadar açmana gerek yok,” diye mırıldandı. Bebeği ona vermemi işaret ettiğinde bunu memnuniyetle yapmıştım.
“Şşş, tamam, bebek Milo,” diye cıvıldarken onu yavaşça etrafında döndürdü.
Benim yaptığımdan tamamen farklı değildi ama çok daha etkiliydi.
“Donmasını istemedim,” diye fısıldadım.
“Donmaz merak etme.”
Sesi o kadar alçaktı ki aslında sadece ağzını açıyordu. Vurgulu el kol hareketleri termostata koşup ısıyı birkaç derece düşürmeme yetmişti.
“Tamamdır,” dedim ona bakıp onayını beklerken.
Bebeği omzunun üstüne kaldırıp başparmağını kaldırdı.
“Ee…” Yatağa otururken sesim alçaktı. “Toplantı nasıldı?”
“Resmi bir toplantı değil. Mesaj hakkında tartıştık.”
“Yine mi?”
Yatağa oturmak için Shannon yanıma geldi. Eğilirken dizi beşiğin tahta bacağına çarpmıştı.
“Ah, si…” Dudakları küfretmek için açılsa da kendisini tutma konusunda uzmandı. Yanıma oturmasına yardım ettim.
“Bu oda bir çocuğu büyütmek için çok küçük,” diye fısıldadı.
Sağ kolumu omuzlarına doladım. “En azından büyütecek bir çocuğumuz var,” diye cevap verdim hiç tereddüt etmeden.
Yüzüne tatlı, yumuşak bir gülümseme yerleşmişti. Dudaklarıma öpücük kondurmadan önce bitkin ve kısa bir süre için bıkmış görünerek bana baktı.
“Evet. Haklısın.”

BLYTHE

Yaklaşık iki haftadır kendimi hasta hissediyordum.
Yine bir izin günümde sabahın ilerleyen saatleriydi ve henüz yataktan kalkmamıştım. Ayağa kalktığımda, korkunç bir baş ağrısı tarafından ele geçiriliyordum.
Şekil değiştirenlerin grip olması duyulmamış bir şey değildi. Sonuçta ölümsüz değillerdi. Ama Killian hiç bu kadar uzun süre hasta kalan bir şekil değiştiren görmediğini söylemişti.
Bu sabahki Konsey toplantısına gitmeyip yanımda kalmak istemişti ama gitmesi için ısrar etmiştim. Alfa görevleri bekleyemezdi.
Bu yüzden, kendi düşüncelerimin arasında yatakta bir başımaydım.
Sizi duyuyoruz. Yanınızdayız. Sizi özgür bırakmaya geliyoruz.
Bu ne anlama geliyordu? Mesajı kim göndermişti? Ve tam olarak ne zamandan bahsediyorlardı?
Eh, elbette bu kişi bizim tarafımızda olan biriydi; içeriden biri ve muhtemelen bizi kurtaracak araçlara sahipti.
Mesajı ileten kişi Annie’ydi. Bu artık onun da mı işin içinde olduğu anlamına geliyordu? Yanımızda durduğu anlamına?
Buna artan inancım artsa da, bir yandan bu beni çok korkutuyordu.
Bütün yaptıklarımızın meyve vermesi için gerçek bir olasılık vardı.
Özgürlük. Ve onunla birlikte daha fazla katliam.
Özgürlük odaklı herhangi bir düşünce, Lazarus sakinlerini germek ve aşırı derece de heyecanlandırmak için yeterliydi.
Hastalığımın stresle bir ilgisi olabilir miydi acaba?
Etrafta kesinlikle normalden daha fazla stres kaynağı vardı.
Belki de bu, dönüş sürecinin bir sonucuydu.
Killian'ın beni dönüştürdüğünde burada oldukça sinir bozucu bir ortam vardı.
En iyisi buydu ve ikimizde de bunu biliyorduk.
Artık bir kaplandım. Ama özellikle olaydan haftalar sonra bu kadar çok fiziksel rahatsızlıkla karşılaşmayı beklemiyordum.
Ama yapabileceğim tek şey bu hastalığı atlatmaya çalışmaktı. Bugünlerde Lazarus'ta çok fazla ilaç yoktu.
Oturmaya çalışırken tekrar başım dönmeye başladı...
Ve bir gıcırtı sesi duydum.
“Hey uykucu.”
Killian kapıda duruyordu.
“Ah.” Başımı kaldırdım. Hayır, bu çok fena acıtmış ve başımı döndürmüştü. Kafamı yatak başlığına dayadım. “Ah... Başım.”
“Nasıl hissediyorsun? İyi misin?”
“Başım çok fena ağrıyor.”
Killian yatağa gelip yanıma oturdu.
“Toplantı nasıldı?” diye sordum.
“Toplantı değildi. Ama zaten kimse ne yapacağını bilemiyor, bu yüzden sanırım yapabileceğimizin en iyisi buydu.”
Elimi tuttu.
“Hepsi bu kadar mı? Sadece baş ağrısı mı?”
“Hayır, ben…” Boştaki elimi havaya kaldırdım. “Çok yorgunum, susadım ve dünden beri hâlâ yemek yiyemiyorum...”
Killian çok sessiz bir şekilde solumuştu ama yine de fark etmiştim.
“Killian?”
Elini geri çekti.
“Blythe, seni dönüştürmeden önce... Biz…”
“Ne?”
Başımı kaldırdım. Tamam, başımı kaldırabilirdim. Hepsi bu kadardı.
“Biz... Ondan kısa bir süre önce seks yaptık, değil mi?”
Gözlerim bir süre ondan uzaklaştıktan sonra tekrar Killian’a döndü.
“Doğru.”
“Sence...”
Birbirimize baktık. Bir kadın dönüştükten sonra %100 kısırlaşırdı ama ya... Ben dönüşmeden önce...
“...hamile olabilir misin?”

Discover Galatea

Tehlikeli PazarlıkÖlümsüz ŞafakCevherin ÖcüHaydut Serisi 1: Asi AlfaYedili Baştan Çıkarış

En Yeni Yayınlar

Öyle Bir Şey YokGeriye Kalanlar: John Baker’ın HikayesiŞeytanın Gülü 2: Prangalı AşkKararlı ve AteşliKanadı Kırık Kuşlar 3: Sonsuza Dek Kırık

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

1.

by ina

17 kitap

Efsane

by Erkenci_sincap

19 kitap

Benim kitaplığım❤️❤️❤️

by vuslat hayal

227 kitap

OKUDUKLARIM

by Pharma

301 kitap

The Best📚

by emlcrk

69 kitap

Okunan Kitaplar

by mallof65

86 kitap

Okunan kitaplar

by mavi rota

395 kitap

Türkçe

by Asliiturkiye

348 kitap

Okudum

by urbeknt

287 kitap

Okumayı Bitirdiğim Kitaplar

by Marmaletta

48 kitap

Kitaplarım

by burcudeniz

245 kitap

İyiydi

by Elf

63 kitap

En güzel kitaplar

by Nermin

207 kitap

Yeni okuyacağım kitaplar

175 kitap

🌕Moon Goddess🌙

by Moon Goddess

66 kitap