Galatea Logo
ListelerDestek
Kurt Adamlar ve Şekil Değiştiriciler
Mafya
Milyarder Romantik
Zorba romantizmi
Yavaş gelişen romantizm
Düşmandan Sevgiliye
Paranormal Romantik
Yetişkin Eşler
Spor hikayeleri
Üniversitede Geçen Kitaplar
İkinci Sans Hikâyeleri
Tüm Kategorileri Gör
App Store'da 4,6 puanlı
Hizmet ŞartlarıGizlilikCayma hakkıYasal BilgilerAboneliği buradan iptal et
Galatea on FacebookGalatea on InstagramGalatea on TikTok
Cover image for Cam Kanatlar: Önsöz: Şafaktan Bir Parça

Cam Kanatlar: Önsöz: Şafaktan Bir Parça

Yazar
J. E. Romm
Okur
19.9K
Bölüm
16
Yazar
J. E. Romm
Okur
19.9K
Bölüm
16
🐺Paranormal🌼Bakire💍Görücü Usulü Evlilik👱🏽‍♀️Gençler💔Yasak Aşk🐺Kurtadamlar ve Şekil Değiştirenler💘İlk Aşk👩‍❤️‍👨Gerçek Eş💘Kader Eşleri💪🏻Muhafız🧚🏼‍♂️Periler🧙‍♂️Paranormal & Fantastik👑Kraliyet ve Aristokratlar🐉Fantastik

Hiçbir iyilik cezasız kalmaz... ya da öyle derler. Lucien, akıntıda yüzen kadın kıyafetleri bulduğunda merakına yenik düşer. Kendini bir peri çatışmasının tam ortasında bulur. Oysa kendi halkı ve Ceteran perileri yüzyıllardır birbiriyle savaşmaktadır. Müdahale etmemek en iyisidir. Ancak söz konusu bir hanımefendinin onuru olduğunda, işe karışmaktan kendini alıkoyamaz.

Bölüm 1

LUCIEN

Açık nehre doğru yürürken su Lucien’in tenine çarpıyordu. Burun delikleri genişledi. Buz gibiydi ama bir o kadar da güzel ve ferahlatıcıydı. Ayak tabanlarının altında soğuk ve kaygan, pürüzsüz kayalar yatıyordu. Bütün gün güneşin altında kavrulmuş olan kuru, ufalanan topraktan sonra bu hoş bir değişiklikti.
Yine de parıldayan sulara doğru ilerlerken dikkatli olmak zorundaydı. Hâlâ kavurucu olan güneş sırtını yakıyor, sanki akşam ziyafeti için ateşte kızartılan bir domuzmuş gibi omuzlarını sızlatıyordu.
Dudaklarından boğuk bir hırıltı döküldü ve Lucien dizlerini kırarak suya daha da gömüldü. Su göğsüne bastırıyor, tenine dağılmış siyah, küçük kılları gıdıklıyordu. Canlı ve özgürdüler. Derinlere indikçe akıntıda tembelce sürükleniyor, deredeki sazlıklar gibi iki yana sallanıyorlardı.
Gömleğini ve pantolonunu çıkardığı nehir kıyısına dönüp baktı. Dağınık yığın çimlerin üzerinde duruyordu; kıyafetin bir kolu yarı yarıya ters dönmüştü.
Annesinin sesi zihninde yankılandı. Kadın doğrudan yanına gelir, kulağını parmaklarının arasına sıkıştırır ve o bağırana kadar çevirirdi. Kıyafetler her zaman düzgünce katlanmalı ve özel bir yere konulmalıydı.
Şansına, annesi ortalarda yoktu.
Suyun altına daldı ve sıcaklık akıp giderken gülümsedi. Nehir, boğuk bir sessizlikle başının üzerini kapattı. Suyun serinliği dalgalı kahverengi saçlarının arasından geçti ve her bir tele dokunarak saç derisini okşadı. Bu, suyun altına girdikten sonra sadece ilk birkaç an süren hoş bir histi.
Lucien nehrin dibinden güç alarak yukarı fırladı ve yüzeye çıkarken saçlarını geriye attı. Yüzünden sular süzülüyordu. İki eliyle gözlerini ovuşturdu ve rahat bir nefes alıp göğsünü şişirerek sırıttı. Sonunda kendisine biraz zaman ayırabilmişti.
Son birkaç gün zor geçmişti.
Babasının emriyle, bu hafta boyunca Cael'in antrenman partneriydi. Sürülerinin gelecekteki alfası olan ağabeyi sabahtan akşama kadar eğitim yapıyordu. Ve oldukça şanssız küçük kardeş olan Lucien, bu acımasız eğitim programlarına sürekli sürükleniyordu.
Ağabeyinden tam dört yaş küçük olması önemli değildi. Ya da fiziksel olarak daha küçük olması ve hâlâ bir erkeğe dönüşme aşamasında olması da umurunda değildi. Cael'in bir rakibe ihtiyacı vardı ve Lucien her zaman elinin altındaydı.
Dünkü dövüş yüzünden kaburgaları hâlâ ağrıyordu.
Her şey sürünün iyiliği düşünülerek yapılıyordu, ancak Lucien sık sık bu çıkarların kendi istekleriyle gerçekten uyuşup uyuşmadığını merak ediyordu.
Tek istediği bu nehirde balık tutmak ve Moglayre topraklarını keşfetmekti. Ağaç sınırının ve kıvrımlı tepelerin ötesinde keşfedilmeyi bekleyen pek çok yer onu çağırıyordu. Ancak Cael'in kum torbası olarak kapana kısılmak, kesinlikle istek listesinde yoktu.
İnledi ve sırtını suyun yüzeyine vererek kendini akıntıya bıraktı. Yukarıdaki akşamüstü gökyüzü geniş ve sonsuz, tek bir bulutun bile görünmediği parlak bir mavi tonundaydı. Bütün gün bu şekilde sürüklenerek tembellik etmeyi, havanın tadını çıkarmayı ve gönlünce balık tutmayı ne kadar da isterdi.
Balık düşüncesiyle midesi guruldadı.
İsteseydi şu an kolayca birkaç tane tutabilirdi.
Bir nefeslik sürede tırnakları uzayarak keskin pençelere dönüştü. Uçları güneş ışığının altında parlıyordu ve parmak boğumlarında hafif tüyler belirmişti.
Lucien hemen ayağa kalktı ve nehrin derinliklerine baktı.
Gözleri artık on beş yaşındaki bir çocuğun berrak kahverengisi değildi. Şimdi yansıtıcı kurt enerjisiyle parlıyor, ışığı hiçbir insanın bakışının yakalayamayacağı bir şekilde yakalıyorlardı.
Bir avcı zarafetiyle nehrin daha sığ bir kısmına doğru yüzdü ve nefes alışını yavaşlattı. Beline kadar suyun içinde, sabırlı ve tetikte bekledi.
Etrafındaki su sakinleşti.
Lucien bir kaya gibi hareketsiz duruyordu; kasları gevşek ama hazırdı, akıntı yavaşça balıkları geri dönmeye ikna ederken gözleri her zamanki gibi dikkatliydi. Önce gümüş renginde hızlı parıltılar saçan birkaç küçük balık fırladı. Bir öğün için yeterince büyük değillerdi. Onların geçip gitmesine izin verdi.
Su damlaları sırtına tutundu, ardından güneşin sabit sıcaklığı altında yavaşça buharlaştı. Kısa süre sonra kavurucu ışınlar tenine bir kez daha dokundu. Saçlarını silkeleyerek omuzlarına ve göğsüne serin bir su damlası yağmuru gönderdi. Bu rahatlama sadece bir an sürdü.
Çok geçmeden, durduğu yerden çok da uzak olmayan bir yerde akıntı içinde süzülen bir alabalık fark etti.
Lucien öne doğru eğildi, pençeleri yüzeyin hemen üzerinde hazırdı. Balık yaklaştı... daha da yaklaştı...
İleri atıldı.
Pençeleri pullu ete süründü ama ıskaladı. Alabalık bir anda fırlayıp gitti; kuyruğu suda yüzgeçlerinin taşıyabildiği kadar hızlı çırpınıyor, kıl payı kurtulduğu avcıdan kaçıyordu.
Lucien az önce balığın olduğu boş akıntıyı izlerken dudaklarını yaladı.
Yenilenmiş bir odaklanmayla tekrar hazırlandı.
Dikkatsiz bir başka balığın yaklaşması uzun sürmedi. Bakışlarını onun akıcı bedenine sabitledi, yüzgeçlerinin hafif sallanışını izledi.
Onun bir çubuğa şişlenmiş halini gözünün önüne getirince ağzının suyu aktı. Yağı alevlerin içine damlıyordu. Akşam havasına karışan kızarmış balık kokusu burnuna geliyordu.
Hamle yaptı.
Alabalık avuçlarının içinde çırpındı. Kaygan bedeni pençelerinin arasında kıvrılırken balığı bir anlığına yakalamıştı.
Sonra son anda elinden kayıp kurtuldu, derin sulara daldı ve onu bir kez daha eli boş bıraktı.
Lucien sessizce küfretti.
Fakat üçüncü deneme için kendini hazırladı. Karnından gelen gurultu açık havada yankılandı, yakındaki çalılıklardan bir kuşu ürkütecek kadar yüksekti.
Yeterince yakına yüzen bir sonraki balık onun olacaktı.
Ne de olsa, üçüncüde keramet vardı.
Bir kolunu kaldırmış, yüzeyi yarmaya hazır bir şekilde, gözlerini kırpmadan aşağıdaki kayalara bakıyordu.
Garip bir şey gözüne çarptı.
Akıntının yavaş çekimiyle bir nesne ona doğru sürükleniyordu.
Lucien gözlerini kıstı ve uzandı. Pençeleri yumuşak bir kumaşa temas etti. Suyu sıçratarak onu nehirden çekip aldı ve inceledi.
Elinde bir kadın içliği vardı. Beyaz. İncecik.
Sırılsıklam olmuş kumaş, parmaklarına ikinci bir deri gibi yapışıyordu.
Nehrin geldiği yöne, akıntının yukarısına doğru baktı. Gerçekten de ona doğru başka giysiler de yüzüyordu: başka bir kumaş parçası, sonra bir tane daha.
Lucien nehrin derinliklerine doğru acele etti ve kıyafetleri tek tek topladı. Parçalar kollarında bir araya geldikçe yavaşça kaşlarını çattı.
Bunlar sadece yıkanacak çamaşır değildi.
Tam bir kadın elbisesiydi. Bir Fae kadınının elbisesi.
Lucien göğsüne bastırdığı kıyafetlerle kıyıya doğru aceleyle yürüdü.
Bu nehir Moglayre ve Ceteran topraklarının sınırıydı. İki kültür de onu kullanıyor, ancak halklarının birbirine karışmaması için yeterli mesafeyi koruyorlardı.
Herkes kendi alanını koruyordu.
Böylesi daha iyiydi.
Halkları yıllar boyunca yeterince savaş görmüştü ve Unseelie sarayıyla bir çatışmadan kaçınmak en iyisiydi.
Lucien ıslak kıyafetleri yere fırlattı ve gömleği ile pantolonunu giydi. Nemli kumaş, onu omuzlarının üzerinden çekerken rahatsız edici bir şekilde üzerine yapıştı.
Yine de içini kemiren küçük bir his vardı.
Bunlar bir Fae'ye aitti, üstelik bir kadının kıyafetleriydi.
Eğer böyle tam bir takım akıntıda sürükleniyorsa, bir şeyler ters gidiyor demekti.
Kontrol etmek en iyisiydi.

Galatea’yı Keşfet

Unplanned Serisi 4. Kitap: Beklenmedik KıvılcımYıldız Kurdu Kitap 2Aşk SkandalıDövüşçülerThe Camping Serisi 1. Kitap: Camp Starry Nights

En Yeni Yayınlar

Mafya ve Aşk Kitap 3Mafya ve Aşk Kitap 2Pierce Charming Akademisi 2: Yarı Tanrı Kralı Öpmek ve Diğer Kötü KararlarSorgulanmışMavi Buz Serisi 2: Mavi Buz'a Aşık Olmak

Okuma listeleri

Hepsini gör

Okuyucu topluluğumuzun derlediğ kitap koleksiyonları ile romantizmin dünyasına dalın.

Zıt kutuplar 3

Yazar: sunny_dragonfruit_023

19 kitap

Türkçe

Yazar: Asliiturkiye

364 kitap

Alfa serisi

Yazar: yasemin175

21 kitap

Iyilik A.Ş

Yazar: Kynta

10 kitap

2. Kitap Bekleniyor

Yazar: Elf

14 kitap

🌕Moon Goddess🌙

Yazar: Moon Goddess

67 kitap

Okudum

Yazar: urbeknt

287 kitap

OKUDUKLARIM

Yazar: Pharma

304 kitap

Ceo

Yazar: Anamenya

48 kitap

En güzel kitaplar

Yazar: Nermin

210 kitap

D.- Devam ettiklerim

Yazar: Hygge

21 kitap

En çok sevdiğim kitaplar

Yazar: tyrion

46 kitap

Beğendiklerimden

Yazar: Hygge

28 kitap

Severek okuduklarım

Yazar: Hygge

17 kitap

Tekrar Okunmaya Değer Kitaplarım

Yazar: miss_kertenkele

30 kitap