Sahiplenici Eşim - Kitap kapağı

Sahiplenici Eşim

Jade.H.V

Beşinci Bölüm

MİLLY

Uyandığımda sert eller ve büyük kollar beni sarıyordu, sıcak ve bir şekilde davetkârdı.

Birinin dudakları alnıma değdi, aniden maruz kaldığım buz gibi hava olmasaydı eriyebilirdim.

Usulca inlediğimde elim yaslandığım sert göğse değdi.

Bir şey yapamayacak kadar bitkin düşmüştüm. Aklımdan çok fazla şey geçiyordu. Çok fazla duygu. Çok fazla düşünce.

Işık üzerime vurduğunda gözlerim açıldı. Devasa, eski ama güzel bir malikânenin görüntüsü karşısında nefesim kesilmişti. Bir kaleyi andırıyordu!

“Neredeyiz biz?”

“Evde,” dedi Ryder. Soğuktan titriyordum. Ryder beni göğsüne daha sıkı ve daha yakın tutarken bunu fark etmiş gibiydi.

Natalie.

“Kız kardeşim nerede?”

“Duncan’la birlikte. O iyi, hâlâ uyuyor,” diye cevap verdi. Duncan’ın daha küçük olan adam olduğunu tahmin ettim.

Ryder taş basamakları çıktı ve iki büyük kapıdan geçti. Meleklerin ve diğer varlıkların güzel altın boyalı resimleriyle süslenmiş görkemli tavana bakakaldım.

Zemin ahşaptı ve duvarlar kısmen duvar kâğıdıyla kaplıydı, diğer kısımlar ise koyu meşeydi. Duvarları çeşitli dolaplar ve tablolar süslüyordu. Büyük, açık bir kapı salona benzeyen bir yere açılıyordu.

Salonun önünden geçerken buranın da çok zarif göründüğünü fark ettim.

Merdivenlere vardığımızda etrafa bakmaya devam edebilmek için bir kolumu Ryder’ın boynuna doladım.

“Milly,” diye homurdandığında şaşkınlıkla ona baktım. Gözleri tekrar benimkilere dikildi.

“Etrafa bakmak için daha sonra vaktin olacak,” diye sözünü bitirdi. Bir kapıdan geçip büyük bir odaya girerken gözlerimi ondan kaçırdım.

Odanın ne kadar geniş ve büyük olduğunu görünce gözlerim büyüdü. Büyük bir çift kişilik yatak. Bir çalışma masası. Köşede rafları kitaplarla dolu bir oturma alanı.

“Bizi burada tutabileceğini mi sanıyorsun? Babam polisi arayacak,” dedim Ryder beni yatağa oturturken. “Ve bizi bulup tekrar eve götürene kadar peşimize düşecekler.”

“Sizi bulamazlar ve sen artık bana aitsin,” dedi Ryder, önümde diz çökerek.

“Ben senin değilim.”

“Sen benimsin. Sadece benimsin,” diye vurgularken ayağa kalktı ve ellerini omuzlarıma koydu.

Beni geri itip üzerime çıkınca nefesim kesilmişti.

“Her zaman benim,” diye hırladı alçak sesle. Ona bakarken usulca başımı salladım ve eli saçlarımda gezinirken gözlerimi kapattım.

“Yapma,” diye inledim ve külotumu kavradığını hissettiğimde göğsünü ittim. Üzerimde sadece kapüşonlum ve altımda da külotum vardı.

Hırlayarak yavaşça saçlarımı kavradı.

“Bu yanına kalmayacak,” dedim.

“Sadece çiftleşmek istiyorum,” diye fısıldadı, dudaklarını usulca çeneme değdirerek. Midemde, bağırsaklarımda ve göğsümde aynı anda kıvılcımlar patladı.

Ama ani bir farkındalık yaşadığımda tüm bu kıvılcımlar aynı hızla kayboldular. Bu adam okuldayken bana zarar veren adamdı. Beni duvara fırlatırdı. Öğle yemeğinde beni döverdi. Yemeğimi çalardı. Kitaplarımı yere atardı. Beni taciz ederdi.

Tekrar göğsüne vurduğumda beni öpmeyi bırakıp gözlerimin içine baktı.

“Dört yıl oldu. Kocaman bir melek olmuşsun,” diye fısıldadı hayranlıkla. Dudakları dudaklarımı sertçe öperken ona direndim.

Bileklerimi kavrayıp başımın iki yanında tutarken, “Hayır,” diye bağırdım.

Ağzı benimkinin üzerinde hareket ederken başımı sallamaya çalıştım ama Ryder boynuma yöneldi.

“Ryder.” Bacaklarımı birbirine kenetlemeye çalıştım ama kendi bacaklarından birini araya soktu. “Bunu bana yapamazsın. Lütfen.”

“Ben bir kurt adamım Milly. Ve sen de benim eşimsin. Bunu yapmam gerek.”

Ne içti bu?

“Hayır.” Ryder dönüp bana bakarken çaresizce başımı salladım. “Şu anda sadece uyuman gerek. Her neyin etkisindeysen en iyisi uyumak,” diye ısrar ettim ama Ryder sadece gülmeye başladı.

Başını eğdi, yüzü göğüslerimin arasındaydı.

“Tanrıça seni bana verdiği için çok mutluyum.”

Aman Tanrım!

Şaşkınlıkla ona baktığımda hiç rahatsız olmadan bakışlarıma karşılık verdi.

“Şimdi, bunu yapsan iyi edersin yoksa daha çok acıyacak,” dedi utanmadan. Başımı şiddetle sallayıp bacaklarımı birleştirmeye çalışırken beni bir korku sardı. Ryder zorla dizlerimi ayırmaya çalışırken ellerimi tutuyordu.

“Ryder! Yemin ederim…”

“Ne yaparsın?” diye sorduğunda ne diyeceğimi şaşırmıştım. “Ellerini bırakacağım ama bana vurursan ya da benimle kavga edersen seni bağlamak zorunda kalırım, anlaşıldı mı?” diye sordu. Sesli bir şekilde yutkunarak usulca başımı salladım.

Yavaşça bileklerimi bıraktıktan sonra ellerini kapüşonlumun altına sokup karnımın üzerinde gezdirdi. Kapüşonlumu başımın üzerinden çekerken tekrar yutkundum. İçgüdüsel olarak kollarımı göğüslerimi örtmek için hareket ettirdim ama Ryder nazikçe ellerimi itti.

“Yapma,” diye fısıldadı. Başımla göğsümün yanı sıra karnımın da ağrımaya başladığını hissediyordum. Dokunuşuyla biraz ürperdim. Dokunuşu garip bir şekilde sıcak ve rahattı ama aynı zamanda pürüzlü hissettiriyordu.

“Kız kardeşimle bana ne olacak? Bizi buraya hapsedip istediğin zaman bize tecavüz mü edeceksin?”

“Tecavüz mü?” diye sordu yataktan kalkarken. “Hiç kimseye tecavüz etmedim ve asla da etmeyeceğim.”

“Şu anda ne bok yiyorsun peki?” diye bağırdım yatakta oturarak. Ryder tişörtünü çıkardığında mükemmel vücudu ortaya çıkmıştı.

Şişkin, yontulmuş karın kaslarına ve bronz tenine baktım. Hayır diyemeyeceğim türden etkileyici bir vücudu vardı ama bugün çok şey olmuştu.

“Sana tecavüz etmek istemiyorum ama…”

“Ama ne? Elinde değil mi?”

“Evet, elimde değil!” diye bağırdı. Önümde çırılçıplak durup tüm ihtişamıyla kendini sergilerken gözlerimi sımsıkı kapattım. “Kontrol kurdumda.”

“Kurdunda mı?” Büyük bir şaşkınlıkla bağırdım ve göğsüne tekrar yumruk attım ama yumruğumu yakaladı. “Senden nefret ediyorum!”

“Hayır, etmiyorsun!” diye bağırdı ve beni tekrar yatağa yatırdı. “Sana tecavüz etmek istemiyorum Milly. Bu şekilde olsun istemiyorum, bu yüzden lütfen bana izin ver.” Homurdanırken bir an için gözlerini sıkıca kapattı. “Burada kurdumla mücadele ediyorum!”

“Siktir git.”

“Kapa çeneni, yoksa canın yanacak!”

“Bunların hepsi senin suçun!” diye bağırdım ağlarken. Ryder yüzünü boynumun kıvrımına gömmüştü.

Bacaklarımı aralarken, “Ryder! Lütfen,” diye yalvardım ona. Aleti girişime temas ettiğinde korkuyla irkildim.

“Yalvar bana,” diye fısıldadı kulağıma. “Durmam için yalvar. Beni dinlemesinin tek yolu bu.”

“Kimin?” diye sordum ve omzumu sıkıca kavradığında haykırdım.

Koluma hançer saplanmış gibi hissettiğimde çığlık attım ama bu şey hançer değildi. Dişleriydi, onun dişleriydi ve dilinin tenime değdiğini hissedebiliyordum.

“Ryder! Dur! Lütfen,” diye bağırdım. “Lütfen, acıyor. Çok acıyor,” diye kontrolsüzce hıçkırdım. Kolumdan yavaşça çekildi ama kolumu yalamaya devam ediyordu.

Ona baktığımda çarşafta ve kolumda kan gördüm. Acı yavaş yavaş azalırken burnumu çektim ve elimi yavaşça dişlerinin battığı bölgede gezdirdim.

Bu sırada Ryder yanıma yuvarlanmış, gözlerini tavana dikmişti.

Yavaşça doğruldum ve kolumdaki yaraya dokundum, yara henüz hassas olduğu için irkilmiştim. Sonunda hasarı değerlendirmek için yaraya baktım ama şaşırtıcı bir şekilde artık kan yoktu, koyu bir iz dışında ortada yara falan da yoktu.

Kolumda uluyan kurt şeklinde bir iz vardı. Çok iyi yapılmış bir dövmeye benziyordu, sadece siyah yerine kahverengiydi.

“Bu da ne böyle?” diye sordum Ryder’a bakmadan. Doğrulup başparmağını usulca izin üzerinde gezdirirken yatak biraz kaydı.

“Kontrolü tekrar ele almak için yapabileceğim tek şey buydu. Özür dilerim Milly. Bunun ne kadar zor olduğunu bilemezsin.”

“Bunu nasıl yaptın?” diye sordum ona bakarak.

“Bu sadece bir işaret. Kurt adam çiftleşmesinin ilk aşaması işaretlemedir. Kurdum seninle çiftleşmeye hazırdı…”

“Dediklerinden hiçbir şey anlamıyorum,” diye sözünü kestiğimde bir an için gözlerinin aşağıya kaydığını fark ettim. Başımı eğdiğimde hızlıca kollarımı göğüslerime doladım ve ondan uzaklaştım.

“Saklanma lütfen,” diye fısıldadı omzuma dokunarak.

Geri çekildiğimde elini omzumdan çekti.

“Ben bir kurt adamım. Sen benim eşimsin. Biz birbirimize aitiz.”

“Ryder, ne bok yediğini bilmiyorum ama eve gitmeye hazırım,” diye cevap verdim. Ryder ayağa kalkarken yüksek sesle kıs kıs güldü.

Bir an ona baktım. İç çamaşırını tekrar giyip benimkini bana fırlatırken ona arkamı döndüm. Ayağa kalktım ve külotumu giydikten sonra kapüşonlumu almak için ona döndüm ama o çoktan kapüşonlumu alıp gitmişti.

“O benim.”

“Ona ihtiyacın olmayacak. Çok sıcaklarsın,” dedi ve kapüşonlumu dolaba koyduktan sonra geri döndü. Tekrar ondan uzaklaştım.

Işıklar aniden kapanınca başımı kaldırdım. Karyolaya dokundum ve yatağın etrafında dolaştım.

“Seninle yatmıyorum.”

“Evet, yatıyorsun,” diye alçak sesle kulağıma hırladı. Ne kadar yakınımda olduğunu görünce irkilerek sıçradım.

“Ryder!” diye bağırdım beni kucağına alıp yatağa yatırdığında. Üzerime tırmandı.

“Beni öp de taşaklarını tekmeleyeyim,” diye tehdit ettim onu. Dudaklarında bir sırıtmanın ana hatlarını gördüm.

“Ve bu canımı mı yakacak?” diye sordu ve sonra vücudunu benimkinin üzerine bastırdı. Dudakları çenemde gezinmeye başlamadan önce ağırlığından nefesim kesildi.

“Kapüşonlumu alabilir miyim?” diye sorduğumda usulca kıkırdadı.

Dudakları sertçe dudaklarıma çarpmadan önce, “Belki ileride,” diye cevap verdi. Sıcak elleri göğüslerimdeydi.

Öpücüğüne karşılık verdim ve dilimi onunkine uzattım. Ryder üst dudağımı yalamadan önce dilime dokundu.

Yavaş bir nefes aldım.

Az önce ne oldu öyle?

Sanki kontrol bende değilmiş, içimde bir iblis yaşıyormuş ve Ryder’ın beni istediği kadar ben de onu istiyormuşum gibi hissediyordum.

Birkaç dakika sessizce birbirimize baktık. Beni tekrar öpmek için eğildi ama başımı yana çevirdim ve onun yerine yanağımla buluştu. Homurdandı ama vazgeçip yanıma yattı ve kollarını sıkıca bana doladı.

Sonraki bölüm
App Store'da 5 üzerinden 4.4 puan aldı.
82.5K Ratings
Galatea logo

Sınırsız kitap, sürükleyici deneyimler.

Galatea FacebookGalatea InstagramGalatea TikTok