Fırtına - Kitap kapağı

Fırtına

Mandy M.

Bölüm Dört

Kendimi yenilenmiş hissediyordum ve biraz alışveriş yapmaya karar verdim, yani bebek için bir şeyler almaya. Her çekten yüz ila iki yüz dolar ayırıp ihtiyacım olan şeyleri almaya başlayabileceğimi düşünmüştüm.

Makul fiyatlara bir şeyler alabileceğimi umarak beşik, anne yanı beşiği veya park yatak için ikinci el mağazasına bakındım. Biraz kıyafet, bebek bezi, ıslak mendil ve biberon aldım.

İkinci el mağazası pazar sabahı beni arayıp bir beşiklerinin olduğunu ve ben oraya gidene kadar benim için tutabileceklerini söyledi. Yatak yoktu ama sorun değildi onu da alacaktım.

“Bana haber verdiğiniz için teşekkür ederim.” Çantamdan cüzdanımı çıkardım.

“Ah, sorun değil,” dedi Cheryl. Mağazanın sahibiydi ve çok cana yakın biriydi. “Kendi çocuğum olduğunda işlerin nasıl olduğunu hatırlıyorum. İstersen senin için başka şeyler de tutabilirim.”

Parayı ödedim. “Bu harika olur.”

“Nelere ihtiyacın var?”

“Şifonyer, salıncak ve bebek arabası şu ân ihtiyacım olan büyük eşyalar.” Kafamdaki listeyi gözden geçiriyordum.

“Tamam, bunlardan alırsak sana haber vereceğim. Peki ya alt değiştirme masasına ne dersin?”

Başımı salladım. “Evime sığacağını sanmıyorum. Ah, hiç karyolanız var mı?”

“Sanırım arkada bir tane var.”

“Harika, ne kadar?” Yerde yatarken yataktan kalkmak gittikçe zorlaşıyordu.

Bana elini salladı. “Direkt alabilirsin canım. Başlığı ve ayak ucu tahtası yok bu yüzden çoğu insan onu istemiyor.” Personellerden birini çağırarak onu dışarı çıkarmasını ve her şeyi yüklememe yardım etmesini söyledi.

“Teşekkür ederim!” Biraz uğraşmamız ve arka koltuklarımı yatırmam gerekmişti ama onları sığdırmıştık. Adam ayrıca bana onları nasıl kuracağımı da göstermişti.

Her şeyi içeri taşıdım, çerçeveyi bir araya getirip yayları ve yatağımı üzerine yerleştirmem biraz zaman aldı. Yer açmak için onları salona taşımak zorunda kalmıştım.

Beşik şimdilik duvara yaslanmış haldeydi, onu bir sonraki izin günümde bir araya getirecektim. Biraz yumurta ve tost yaptım, duş aldım ve yatağa girdim. Önümde uzun bir hafta vardı.

Gittiğimde Walter'ın yarasının iyileştiğini görmek beni çok mutlu etti. Her zamanki rutinimizi gerçekleştirdik, damar yolu pansumanını değiştirdik, onu tekerlekli sandalyesine taşıdık ve bir sonraki hastama gitmeden önce birlikte dama oynadık.

Diğer tüm duraklarım oldukça basit işlerdi, ilaç tedavisi, antibiyotik asmak, biraz karmaşık ev işlerine yardımcı olmak ve sonrasında eve geri dönüş. Yemek ye, duş al, uyu, kendi ev işlerim sonra her şeye yeniden başla.

Eylül ayının sonunda, kasabada bir sonbahar festivali düzenleniyordu, yemekler, oyunlar, çocuklar için oyuncaklar ve bu tür şeyler olacaktı.

Mary torunlarını ve torunlarının torunlarını birkaç saatliğine oraya götürebilsin diye cumartesi öğleden sonra Walter’la oturmayı kabul ettim.

Bunu yapmamın hiçbir mahzuru yoktu, hafta sonu çalışmıyordum, bu yüzden zamanında işte olma konusunda endişelenmeme gerek yoktu.

Walter’la ben erken bir akşam yemeği, çorba ve sandviç yedik, yatmadan önce bir daha dama oynadık ve akşam haberlerini izledik.

Mary eve geldiğinde yatağa girmesine yardım etmeyi yeni bitirmiştim. “Geç kaldığım için üzgünüm. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık,” dedi aceleyle eve girerken.

“Sorun değil Mary. Sana keyfine bak derken ciddiydim.” Kendini kötü hissettiğini anlamıştım.

“Al.” Bana fındıklı bir elma şekeri uzattı. “Sana bir şeyler almamı isteyebileceğini düşündüm.”

Bunlar sonbaharla ilgili en sevdiğim şeydi. “Teşekkür ederim. Eğlendiniz mi?”

Başını salladı. “Evet. Yine de çocuklar beni yordu.”

“Biraz dinlen, pazartesi günü görüşürüz.”

Beni kucaklamak için kendine çekti. “Öyle yapacağım canım, sen de eve giderken dikkatli ol.”

Eve dönüş yolu huzurluydu, gökyüzünde yıldızlar belirmişti ve oldukça güzel görünüyordu. Bebek gerçekten çok fazla hareket ediyordu ve uyumamı gittikçe zorlaştırıyordu.

Sanırım o, işte ya da hareket halinde olduğum zamanlara kıyasla ben uyumaya çalışırken daha aktifti. Doktorum bunun genellikle bu şekilde olduğunu söylemişti. Umarım bu onun bir gece kuşu olacağı anlamına gelmiyordu.

Doğum iznimden sonra geceleri çalışmamak için vardiya değiştirmem gerekiyordu. Megan bundan haberdardı ve gündüz vardiyası hemşirelerinden birinin yıl sonunda emekli olacağını söylemişti.

Onun pozisyonuyla ilgilenen tek kişi bendim. Bunun için dua ediyordum. Hastanedeki kreşi kullanabilirdim ve umarım ihtiyacım olan dinlenmeyi alabilirdim.

Bebek büyüdükçe gün içinde uyuma imkânımın azalacağının farkındaydım.

Keşke bu kendi başıma yapmam gereken bir şey olmasaydı. Bunun bu şekilde olmasını hiç planlamamıştım. Justin'e ulaşmaya çalışmıştım ama aramalarımı görmezden gelmişti ve birkaç hafta sonra denemeyi bırakmıştım.

Ailesine ulaşmayı bile düşündüm ama zaten beni hiç sevmemişlerdi. Sorun değildi, çok bencil insanlardı. En azından Justin’in bu özelliğini nereden aldığını biliyordum.

Bir torun, isteyecekleri son şey olacak gibi görünüyordu. Aslında Justin'in olmasına bile şaşırıyordum.

Onlarla ilk tanıştığımda, ikimizden biriyle konuşmaktan ziyade seyahat etmek ve etkinliklere katılmakla daha fazla ilgilenmişlerdi.

Justin bir gece sarhoşken, büyürken asla yanında olmadıklarını söylemişti. Onu dadısı büyütmüştü.

Sık sık böyle insanların neden çocuk sahibi olduklarını merak ediyordum ve bir parçam kendi ailemin de böyle olup olmadığını merak etmekten kendini alamıyordu. Beni bu yüzden kilisenin kapısına bırakmış olabilirlerdi.

Sonraki bölüm
App Store'da 5 üzerinden 4.4 puan aldı.
82.5K Ratings
Galatea logo

Sınırsız kitap, sürükleyici deneyimler.

Galatea FacebookGalatea InstagramGalatea TikTok